İşçi-işveren alacakları, ticari alacaklar, tüketici uyuşmazlıkları, kira, kat mülkiyeti ve ortaklığın giderilmesi gibi pek çok konuda dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunludur. Bu süreçlerin önemli bir kısmı anlaşmayla bitse de, bir kısmında taraflar ortak bir noktada buluşamaz. İşte o an akla gelen sorular hep aynıdır: "Anlaşamadık, şimdi ne olacak? Hemen dava açmam gerekiyor mu? Arabulucuda yaptığım teklif mahkemede aleyhime kullanılır mı?"

Bu yazıda, dava şartı arabuluculukta anlaşma sağlanamadığında düzenlenen son tutanağın ne işe yaradığını, dava açma sürelerinin hangi tarihten başladığını, tutanağa yazılmayan taleplerin akıbetini ve arabuluculuk görüşmelerinde söylenenlerin davada kullanılıp kullanılamayacağını Yargıtay'ın güncel kararları üzerinden aktarıyorum. Arabulucuya hiç başvurulmadan açılan davaların akıbetini dava şartı arabuluculuğa ilişkin yazımızda, anlaşma hâlinde ne olacağını ise anlaşma belgesinin bağlayıcılığına ilişkin yazımızda ele almıştık.

Özetle: Anlaşma sağlanamazsa arabulucu bir son tutanak düzenler ve bu tutanağın aslı veya onaylı örneği dava dilekçesine eklenir. Dava şartı, yalnızca son tutanakta görüşüldüğü anlaşılan talepler için yerine gelmiş sayılır; tutanakta yer almayan bir alacak kalemi için açılan dava o kalem yönünden usulden reddedilir. İşe iade davası son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde açılmalıdır; Yargıtay'a göre bu tarih, tutanaktaki tüm imzaların tamamlandığı tarihtir. Görüşmelerde yapılan teklifler ve kabuller davada delil olarak kullanılamaz. Son tutanak ise bu yasağın dışındadır ve iş uyuşmazlıklarında karşı tarafı temerrüde düşürebilir.

1. Anlaşamama nasıl belgelenir? Son tutanak

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (HUAK) 17. maddesine göre arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaştıkları, anlaşamadıkları veya faaliyetin nasıl sonuçlandığı bir tutanakla belgelendirilir. Bu belge arabulucu, taraflar, kanuni temsilcileri veya avukatlarınca imzalanır; taraflar imzalamazsa, sebebi belirtilerek yalnızca arabulucu tarafından imzalanır. Tutanağa faaliyetin sonucu dışında hangi hususların yazılacağına taraflar karar verir.

Dava şartı arabuluculukta HUAK m. 18/A-10 ayrıca şunu düzenler: Arabulucu; taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması, tarafların anlaşması ya da anlaşamaması hâllerinde faaliyeti sona erdirir, son tutanağı düzenler ve durumu derhâl arabuluculuk bürosuna bildirir. Arabulucu başvuruyu kural olarak görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır; bu süre zorunlu hâllerde en fazla bir hafta uzatılabilir (HUAK m. 18/A-9). Bazı özel kanunlarda farklı süreler öngörüldüğünü de belirtmek gerekir.

Kısacası "anlaşamadık" demek, sürecin sözlü olarak bitmesi değil, bu sonucun imzalı bir son tutanakla kayda geçmesi anlamına gelir. Sonraki bütün haklar bu belgeye bağlanır.

2. Son tutanak dava dilekçesine eklenmeli

HUAK m. 18/A-2'ye göre davacı, anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Eklenmezse mahkeme, tutanağın bir haftalık kesin süre içinde sunulmasını, aksi hâlde davanın usulden reddedileceğini ihtar eden bir davetiye gönderir. İhtarın gereği yerine getirilmezse dava dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilmeden davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya hiç başvurulmadan dava açıldığı anlaşılırsa, bu ihtara da gerek kalmadan dava usulden reddedilir.

Bu nedenle son tutanağın onaylı bir örneğini arabulucudan almak ve dava açılırken dilekçeye eklemek, ilk ve en basit ama en sık atlanan adımdır.

3. Tutanakta yazmayan talep için dava şartı yerine gelmez

Uygulamada en çok hak kaybına yol açan konulardan biri, son tutanağın kapsamıdır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, iş uyuşmazlıklarında son tutanakta hangi alacak kalemlerinin görüşüldüğünün tek tek belirtilmesi gerektiğini istikrarlı biçimde vurgulamaktadır.

Daire'nin 18.06.2025 tarihli, 2025/2926 E., 2025/5149 K. sayılı kararında ilke şöyle açıklanmıştır: Başvuru formu uygulamasının başladığı 02.06.2018 tarihinden sonraki başvurularda, hangi alacak veya tazminat kalemleri konusunda anlaşma sağlandığını ya da sağlanamadığını açıkça belirtmeyen son tutanağa göre dava şartının gerçekleştiği kabul edilemez. HUAK m. 5 ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3/21 birlikte değerlendirildiğinde, arabuluculuk faaliyeti kapsamında düzenlenen belgelerden yalnızca son tutanağın kullanılmasına izin verildiğinden, bir alacağın müzakere edilip edilmediği ancak son tutanaktan anlaşılabilir. Müzakere edilmemiş bir alacak için dava şartının gerçekleştiğinden söz edilemez. Somut olayda son tutanakta yıllık ücretli izin alacağı yer almadığından, bu alacak yönünden davanın esastan değil usulden reddedilmesi gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur.

Aynı ilke Daire'nin daha yakın tarihli kararlarında da tekrarlanmaktadır. Örneğin 13.01.2026 tarihli, 2025/9214 E., 2026/77 K. sayılı kararda, son tutanakta yalnızca kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin alacağının yazıldığı bir dosyada, davada ayrıca istenen fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil alacakları için dava şartının yerine gelmediği kabul edilmiştir.

Pratik sonucu açıktır: Başvuru formuna yazılan her talep, görüşme sonunda son tutanakta da açıkça yer almalıdır. Tutanağı imzalamadan önce, dava konusu yapılabilecek bütün kalemlerin tutanakta sayıldığını kontrol etmek gerekir. Bir kalem unutulmuşsa, o kalem için yeniden arabulucuya başvurmak gerekebilir; bu da zamanaşımı ve hak düşürücü süreler bakımından risk yaratır.

4. Dava açma süresi ne zaman başlar?

İşe iade: Son tutanaktan itibaren iki hafta

Anlaşamamanın en kısa ve en sert süreye bağlandığı alan işe iadedir. 4857 sayılı İş Kanunu m. 20/1'e göre iş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Bu süre hak düşürücü niteliktedir ve kaçırılırsa işe iade talebi incelenmeden reddedilir.

Peki "son tutanağın düzenlendiği tarih" hangisidir? Özellikle görüşmenin telekonferansla yapıldığı ve tarafların imzalarının farklı günlerde tamamlandığı dosyalarda bu soru bölge adliye mahkemeleri arasında farklı kararlara yol açmıştı. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 16.06.2025 tarihli, 2025/1242 E., 2025/5080 K. sayılı kararıyla bu uyuşmazlığı gidermiştir.

Daireye göre davacının dava açarken elinde son tutanağın aslının ya da onaylı örneğinin bulunması zorunludur. Anlaşamamaya ilişkin son görüşmenin yapılıp tutanağın arabulucu tarafından hazırlandığı günü esas almak, elinde henüz imzası tamamlanmış bir tutanak bulunmayan davacı bakımından hak arama hürriyetinin ihlaline ve hak kaybına yol açar. Bu nedenle son tutanağın düzenlendiği tarih, tutanaktaki tüm imzaların tamamlandığı veya tamamlanmış sayıldığı tarihtir. Somut olayda tutanak üzerinde 19.07.2019 tarihi yazmasına rağmen karşı taraf vekili tutanağı 26.08.2019 tarihinde imzalamış; 09.09.2019 tarihinde açılan dava süresinde kabul edilmiştir.

Bu karar telekonferansla yürütülen görüşmelerdeki belirsizliği çalışanlar lehine gidermiştir. Yine de en güvenli yol, iki haftalık süreyi tutanak üzerinde yazan ilk tarihten hesaplamak ve imzaların tamamlandığı günü gösteren belgeleri (kargo kaydı, e-posta, e-imza zaman damgası) saklamaktır.

Diğer alacaklarda: Süre durur, sonra kaldığı yerden işler

İşe iade dışındaki uyuşmazlıklarda genellikle iki haftalık özel bir dava süresi yoktur; alacak, zamanaşımı süresi içinde dava konusu yapılabilir. Burada önemli olan, arabuluculuğun sürelere etkisidir. HUAK m. 18/A-15'e göre arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Son tutanakla birlikte süre, kaldığı yerden işlemeye devam eder.

Ayrıca dava açılmadan önce ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı alınmışsa, bu kararlar için öngörülen dava açma süreleri de başvurudan son tutanağa kadar işlemez. Arabulucuya başvuran taraf aleyhine bu sırada uyuşmazlıkla ilgili icra takibi başlatılırsa, başvuran taraf son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde menfi tespit davası açabilir (HUAK m. 18/A-16). Bu sürelerin hesabını ayrıntılı olarak arabuluculuğun zamanaşımına etkisine ilişkin yazımızda aktarmıştık.

5. Görüşmelerde söylenenler davada kullanılabilir mi?

Arabuluculuğun işleyebilmesi için tarafların rahatça konuşabilmesi, uzlaşma için teklif yapabilmesi gerekir. Kanun bunu iki hükümle güvenceye alır.

HUAK m. 4'e göre arabulucu, aksi kararlaştırılmadıkça arabuluculuk faaliyeti çerçevesinde kendisine sunulan veya elde ettiği bilgi ve belgeleri gizli tutmakla yükümlüdür; taraflar ve görüşmelere katılan diğer kişiler de bu gizliliğe uymak zorundadır. HUAK m. 5 ise daha da önemli bir kural koyar: Uyuşmazlıkla ilgili dava açıldığında taraflar, arabulucu ve görüşmelere katılan üçüncü kişiler şu beyan ve belgeleri delil olarak ileri süremez ve bunlar hakkında tanıklık yapamaz:

  • Arabuluculuk daveti veya bir tarafın arabuluculuğa katılma isteği,
  • Uyuşmazlığın çözümü için ileri sürülen görüşler ve teklifler,
  • Görüşmeler sırasında yapılan öneriler veya herhangi bir vakıa ya da iddianın kabulü,
  • Sadece arabuluculuk faaliyeti dolayısıyla hazırlanan belgeler.

Aynı maddeye göre bu beyan veya belgeler delil olarak sunulmuş olsa bile hükme esas alınamaz. Örneğin işverenin arabuluculukta belirli bir tutar ödemeyi teklif etmesi, mahkemede borcun kabulü olarak yorumlanamaz; işçinin daha düşük bir tutara razı olabileceğini söylemesi de alacağının o tutarla sınırlı olduğu anlamına gelmez. Bununla birlikte, davada zaten ileri sürülebilecek deliller yalnızca arabuluculukta da sunuldukları için kullanılamaz hâle gelmez (HUAK m. 5/5). Bir bordro veya sözleşme, arabulucuya gösterilmiş olsa da davada delil olarak sunulabilir.

Gizliliğin ihlali bir suçtur

HUAK m. 33'e göre m. 4'teki gizlilik yükümlülüğüne aykırı hareket ederek bir kişinin hukuken korunan menfaatinin zarar görmesine neden olan kişi altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır; soruşturma şikâyete bağlıdır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 25.01.2024 tarihli, 2023/12472 E., 2024/814 K. sayılı kararı bu konuda dikkat çekicidir. Olayda bir avukatın, işçilik alacağı davasının dilekçesine karşı taraf vekilinin uyuşmazlık konusu alacakla ilgili yaptığı teklifi yazdığı iddia edilmiştir. Yerel mahkemeler, son tutanağın dava dilekçesine eklenmesinin zorunlu olduğunu da gözeterek son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına karar vermiş; ancak Yargıtay, kovuşturma izni verilen bu isnat yönünden delillerin son soruşturmanın açılması için yeterli olduğunu belirterek itirazın reddine ilişkin kararı kanun yararına bozmuştur. Karar bir mahkûmiyet kararı değildir; ancak son tutanağı dilekçeye eklemenin zorunlu olmasının, görüşmelerdeki teklifleri dilekçeye yazmaya izin vermediğini açıkça göstermektedir.

6. Son tutanağın başka sonuçları

Son tutanak gizlilik yasağının kapsamında değildir

Gizlilik kuralı son tutanağın kendisini kapsamaz. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 04.07.2023 tarihli, 2023/8064 E., 2023/10324 K. sayılı kararında, son tutanağın sunulmasının dava şartı olduğu, bu nedenle tutanağın gizlilik veya beyan ve belge sunma yasağı kapsamında değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir. Daire'ye göre dava şartının yerine gelip gelmediği, hangi alacak için yerine geldiği, zamanaşımının hangi tarihlerde durduğu ve arabuluculuk giderinden kimin sorumlu olacağı gibi konular son tutanak ve sürece esas belgelerle belirlenir; mahkemenin bu belgeleri incelemesi sistemin işleyişi için zorunludur.

İş uyuşmazlıklarında temerrüt

Aynı kararda Daire, iş uyuşmazlıklarında son tutanağın işçinin alacaklarının ödenmesi ihtarını içeren bir ihtarnameyle aynı etkiyi doğurduğunu kabul etmiştir. Buna göre arabuluculuk sırasında işverenden talep edilen alacaklar bakımından işveren, son tutanak tarihi itibarıyla temerrüde düşer ve (kıdem tazminatı dışındaki) alacaklara bu tarihten itibaren faiz işletilebilir. Daire, işverenin usulüne uygun davet edilmesine rağmen görüşmelere katılmadığı hâllerde de sonucun aynı olduğunu belirtmiştir. Bu ilke iş hukukuna ilişkin olup, diğer uyuşmazlık türlerinde temerrüt için ayrıca değerlendirme yapılması gerekir.

Arabuluculuk ücreti yargılama giderine eklenir

HUAK m. 18/A-13'e göre taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda anlaşılamaması hâlinde iki saatlik arabuluculuk ücreti Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saati aşan görüşmelerde anlaşılamazsa, aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit olarak karşılanır. Bakanlık bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden sayılır; dolayısıyla dava sonunda haklılık oranına göre taraflar arasında paylaştırılır.

İlk toplantıya katılmayan taraf

Son tutanakta ayrıca, ilk toplantıya geçerli mazeret göstermeden katılmayan taraf belirtilir. Bu taraf davada haklı çıksa bile yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur ve lehine vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir (HUAK m. 18/A-11). Bu yaptırımın ayrıntılarını arabuluculuk toplantısına katılmamanın sonuçlarına ilişkin yazımızda ele almıştık.

Kararların değerlendirmesi

İncelediğim kararlar, son tutanağın arabuluculuk sürecinin basit bir kapanış evrakı olmadığını, sonraki davanın kapsamını, süresini ve hatta faiz başlangıcını belirleyen temel belge olduğunu gösteriyor:

  • Kapsam: Dava şartı yalnızca son tutanakta görüşüldüğü anlaşılan talepler için gerçekleşir; tutanakta yer almayan kalem usulden reddedilir (9. HD 2025/5149 K.).
  • Süre: İşe iade için iki haftalık süre, son tutanaktaki tüm imzaların tamamlandığı tarihten başlar (9. HD 2025/5080 K.).
  • Gizlilik: Görüşmelerdeki teklif ve kabuller delil olamaz; bunları dava dilekçesine yazmak gizlilik ihlali suçu yönünden soruşturma konusu olabilir (5. CD 2024/814 K.).
  • Son tutanağın etkisi: Tutanak gizlilik yasağının dışındadır ve iş uyuşmazlıklarında karşı tarafı temerrüde düşürür (9. HD 2023/10324 K.).

Aktardığım kararların önemli bir kısmı iş uyuşmazlıklarına bakan 9. Hukuk Dairesi'ne aittir. Ticari, tüketici veya kira uyuşmazlıklarında da HUAK m. 18/A'daki genel kurallar uygulanmakla birlikte, ilgili özel kanunlardaki farklı düzenlemeler ve diğer dairelerin uygulaması ayrıca kontrol edilmelidir.

Uygulamaya dönük çıkarımlar

  • Son tutanağı imzalamadan önce, dava konusu yapmayı düşündüğünüz her talebin (örneğin kıdem, ihbar, fazla çalışma, yıllık izin, hafta tatili, genel tatil, işe iade) tutanakta ayrı ayrı yazılı olduğunu kontrol edin.
  • Son tutanağın aslını veya arabulucu onaylı örneğini mutlaka alın ve dava dilekçesine ekleyin.
  • İşe iade talebiniz varsa iki haftalık süreyi tutanak üzerinde yazan en erken tarihten hesaplayın; imzaların sonradan tamamlandığını gösteren belgeleri ayrıca saklayın.
  • Diğer alacaklarda arabuluculuk süresince duran zamanaşımının son tutanakla yeniden işlemeye başladığını unutmayın; özellikle zamanaşımının sonuna yakın başvurularda dava hazırlığını erken başlatın.
  • Arabuluculuk görüşmelerinde yapılan teklifleri ve kabulleri dava dilekçesinde, tanık listesinde veya yazışmalarda kullanmayın.
  • Bordro, sözleşme veya yazışma gibi davada zaten kullanabileceğiniz belgeleri arabulucuya göstermiş olmanız, onları davada sunmanıza engel değildir.
  • Arabuluculuk davetine katılın; katılmamanın, davayı kazansanız bile parasal sonuçları vardır.

Dava şartı arabuluculuk ve arabuluculuk süreçlerine ilişkin diğer yazılarımıza ve bu alandaki çalışmalarımıza arabuluculuk sayfamızdan, işçi alacakları ve işe iade konularına ise iş ve sosyal güvenlik hukuku sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

Not: Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve somut dosyanızdaki durumu değerlendirmez. Arabuluculuk sonrasında dava açma süresi, dava şartının kapsamı ve giderlerin paylaşımı; uyuşmazlığın türüne, son tutanağın içeriğine ve imza tarihlerine göre değişir. Son tutanağı imzalamadan veya dava açmadan önce kendi belgeleriniz üzerinden bir hukukçuyla değerlendirme yapmanız yerinde olur.