Kira, kat mülkiyeti, ortaklığın giderilmesi, ticari alacak veya işçi alacağı gibi pek çok uyuşmazlıkta dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunludur. Başvuru yapıldığında arabulucu karşı tarafı telefon, e-posta, mesaj veya posta yoluyla ilk toplantıya davet eder. Bu daveti alan kişilerin önemli bir kısmı, "Nasılsa anlaşmayacağız, gitmesem de olur" diye düşünür.

Kanun bu düşünceye karşı açık bir parasal yaptırım öngörür: Geçerli bir mazereti olmadan ilk toplantıya katılmayan taraf, davayı kazansa bile yargılama giderlerinin bir kısmını üstlenir ve kendisi lehine hükmedilecek vekâlet ücreti azalır. Bu yaptırım Kasım 2024'te değiştirildi. Bu yazıda kuralın bugünkü hâlini, eski hâlinden farkını ve Yargıtay'ın uygulamasını aktarıyorum.

Özetle: Dava şartı arabuluculukta geçerli mazereti olmadan ilk toplantıya katılmayan taraf son tutanakta belirtilir. Bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur ve lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yalnızca yarısına hükmedilir. İki taraf da katılmamışsa herkes kendi giderini üstlenir. Kural yalnızca arabuluculuğun dava şartı olduğu uyuşmazlıklarda uygulanır.

Kural nerede düzenleniyor ve kimleri kapsıyor?

Yaptırım, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (HUAK) 18/A maddesinin on birinci fıkrasında yer alır. 18/A maddesi, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmasının dava şartı olarak öngörüldüğü, yani arabulucuya gitmeden dava açılamayan uyuşmazlıklara uygulanır. Bunlar arasında:

  • Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları,
  • HUAK m. 18/B uyarınca kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar (ilamsız icra yoluyla tahliye hariç), taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ve ortaklığın giderilmesi, Kat Mülkiyeti Kanunu'ndan ve komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklar,
  • 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 73/A uyarınca, tüketici hakem heyetinin görevine girenler gibi kanunda sayılan istisnalar dışında tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklar

sayılabilir. İş uyuşmazlıkları için aynı kural, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin on ikinci fıkrasında aynı ifadelerle düzenlenmiştir.

Arabulucuya başvurmanın dava şartı olmadığı, yani tarafların kendi istekleriyle arabulucuya gittiği (ihtiyari) durumlarda bu yaptırım uygulanmaz. Bu ayrım, aşağıda aktaracağım Yargıtay 5. Hukuk Dairesi kararında belirleyici olmuştur.

Yaptırımın bugünkü hâli: "yarısı" kuralı

HUAK m. 18/A-11'in güncel metni şöyledir: Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.

Kavramları sade bir dille açıklayayım:

  • Yargılama giderleri: Harçlar, tebligat ve bilirkişi ücretleri, tanık giderleri, arabuluculuk ücreti gibi davanın yürütülmesi için yapılan masraflardır. Kural olarak davayı kaybeden taraf bunları öder.
  • Vekâlet ücreti: Davayı avukatla takip eden ve kazanan tarafa, kaybeden taraftan alınarak ödenmesine hükmedilen ücrettir. Miktarı, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenir.

Bir örnekle açıklarsak: Kiracı, ev sahibinin açacağı alacak davası öncesinde yapılan arabuluculuk davetine mazeretsiz katılmamış olsun. Dava sonunda kiracı tamamen haklı çıkarsa normalde bütün yargılama giderlerini ev sahibi öder ve kiracı lehine tarifedeki vekâlet ücretinin tamamına hükmedilir. 18/A-11 nedeniyle ise ev sahibinin ödemesi gereken giderlerin yarısı kiracıda kalır; kiracı lehine de tarifedeki vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir.

Kasım 2024 öncesi: daha ağır yaptırım

Bu düzenleme, 7531 sayılı Kanunla 18/A maddesinde yapılan ve 14.11.2024 tarihinde yürürlüğe giren değişikliklerle bugünkü hâlini almıştır. Değişiklikten önceki metin daha ağırdı: İlk toplantıya katılmayan taraf, davada haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutuluyor ve bu taraf lehine hiç vekâlet ücretine hükmedilmiyordu. 2024 yılına kadar verilen Yargıtay kararlarında hükmün bu eski metni aktarılmaktadır.

Eski kuralın sonucunu Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.05.2024 tarihli, 2023/1454 E., 2024/4328 K. sayılı kararı iyi gösteriyor. Dosyada davacı, bir araç için yaptığı ödemelere dayanarak alacak ve tescil talep etmiş; dava, davacının aktif husumet ehliyeti (dava açma sıfatı) bulunmadığı gerekçesiyle usulden reddedilmişti. İlk derece mahkemesi, davayı kazanan davalı şirket lehine vekâlet ücretine ve davacı aleyhine yargılama giderine hükmetmişti. Bölge adliye mahkemesi ise davalı şirketin arabuluculuk toplantısına mazeretsiz katılmadığını tespit ederek, davada haklı çıkmasına rağmen davalının yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulması ve lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğine karar vermiştir. Davalı, temyizde arabuluculuk toplantısına usulüne uygun davet edilmediğini ileri sürmüş; Yargıtay temyiz sebeplerini yerinde görmeyerek kararı onamıştır.

Bu karar, eski kural döneminde davayı tamamen kazanan bir tarafın bile, sırf ilk toplantıya katılmadığı için kendi lehine vekâlet ücretinden tümüyle mahrum kalabildiğini gösteriyor.

Yargıtay'ın yeni kuralı uygulaması

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 19.11.2025 tarihli, 2025/1951 E., 2025/5472 K. sayılı kararı, değişiklikten sonraki uygulamayı gösteren bir örnektir. Davacılar, bir restoranın çocuk oyun alanında yaşanan kaza nedeniyle iki şirkete karşı maddi ve manevi tazminat davası açmış; dava reddedilmişti. Davalılardan biri, 17.08.2021 tarihli arabuluculuk son tutanağına göre ilk ve son oturuma katılmamıştı. Davacılar, toplantıya katılmayan davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürdü. Yargıtay, 18/A-11'in değişik metnini aktararak, toplantıya katılmayan davalı lehine tarifeye göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilmesi gerekirken tamamına hükmedilmesini hatalı bulmuş ve hükmü bu yönden düzelterek onamıştır.

Kararda dikkat çeken nokta, son tutanağın 2021 tarihli olmasına rağmen Daire'nin 2025'teki temyiz incelemesinde hükmün değişiklik sonrası metnini esas almasıdır.

Aynı Daire'nin 15.04.2026 tarihli, 2025/5307 E., 2026/2209 K. sayılı kararında ise konu, kısmen kabul edilen bir tüketici davasında karşımıza çıkıyor. Davacı, telefon hattının izni olmadan kopyalanması sonucu kripto hesabından para çekildiğini ileri sürerek GSM şirketine karşı maddi ve manevi tazminat davası açmıştı. Son tutanağa göre davalı şirket arabuluculuk görüşmelerine katılmamıştı. Yargıtay;

  • maddi tazminatın reddedilen kısmı yönünden davalı lehine tarifeye göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilmesi gerektiğini,
  • manevi tazminatın reddedilen kısmı yönünden ise, Anayasa Mahkemesi'nin 25.12.2024 tarihli, 2024/29 E., 2024/226 K. sayılı kararı 14.12.2025'te yürürlüğe girdiğinden davalı lehine vekâlet ücretine hiç hükmedilmemesi gerektiğini

belirterek hükmü düzeltmiştir. Bu karar, arabuluculuk yaptırımının başka kurallarla birlikte uygulandığını; manevi tazminatın reddedilen kısmı gibi, bugün zaten karşı vekâlet ücreti doğmayan kalemlerde ayrıca bir "yarı" hesabının yapılmadığını gösteriyor.

Arabuluculuk zorunlu değilse yaptırım uygulanmaz

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 05.12.2024 tarihli, 2024/3046 E., 2024/9669 K. sayılı kararı kuralın sınırını çiziyor. Bir banka, ipoteğinin tapu sicilinden terkin edilmesi nedeniyle Türk Medeni Kanunu m. 1007 uyarınca Hazine'ye karşı tazminat davası açmıştı. İlk derece mahkemesi, Hazine'nin arabuluculuk görüşmesine mazeretsiz katılmadığı gerekçesiyle, dava reddedilmesine rağmen Hazine lehine vekâlet ücretine hükmetmemiş ve yargılama giderini Hazine'ye yüklemişti.

Yargıtay, tapu sicilinin tutulmasından doğan bu tazminat davasının ticari dava sayılamayacağını, dolayısıyla arabuluculuğun bu dava için dava şartı olmadığını belirtmiştir. Bu nedenle 18/A-11 uygulanamaz; Hazine lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi ve yargılama giderlerinin davacıda bırakılması gerekir. Hüküm bu doğrultuda düzeltilerek onanmıştır.

Bu karardan çıkan sonuç şudur: Bir uyuşmazlıkta arabulucuya başvurulmuş olması, o uyuşmazlığın kanunen zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu anlamına gelmez. Yaptırımın uygulanabilmesi için önce davanın gerçekten dava şartı arabuluculuk kapsamında olup olmadığı belirlenmelidir.

İki taraf da katılmazsa ne olur?

Kanun, iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması hâlini ayrıca düzenlemiştir. Bu durumda arabuluculuk faaliyeti sona erer ve ardından açılan davada tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır. Başka bir deyişle davayı kazanan taraf, harç, bilirkişi ve tebligat gibi kendi yaptığı masrafları karşı taraftan geri isteyemez. Bu kural, arabulucuya başvuran tarafın da toplantıya katılmasını teşvik eder: Başvuruyu yapıp ilk toplantıya gitmeyen davacı, karşı taraf da gelmemişse masraflarını davayı kazansa bile kendisi üstlenir.

Arabuluculuk ücretinin kendisi ise ayrı bir kurala tabidir. HUAK m. 18/A-13 uyarınca taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda anlaşılamaması hâlinde iki saatlik ücret Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir; Bakanlık bütçesinden ödenen bu ücret de yargılama giderlerinden sayılır. Dolayısıyla yukarıdaki yarı kuralı ve iki tarafın da katılmaması hâlindeki kural, dava sonunda bu ücretin kimden alınacağını da etkiler.

Davet, mazeret ve "ilk toplantı" kavramı

Yaptırım, yalnızca ilk toplantıya mazeretsiz katılmamaya bağlanmıştır. İlk toplantıya katılıp görüşmelerde anlaşmaya varılamaması herhangi bir yaptırım doğurmaz; kanun kimseyi anlaşmaya zorlamaz. Yaptırımın şartları şöyle özetlenebilir:

  1. Usulüne uygun davet: HUAK m. 18/A-7'ye göre arabulucu, elindeki bilgilere göre her türlü iletişim vasıtasını kullanarak tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya davet eder; avukatı bulunsa bile asıl tarafı da bilgilendirir ve bilgilendirme ile davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlar.
  2. Katılmama: Taraf, ne bizzat ne de temsilcisi veya avukatı aracılığıyla ilk toplantıya katılmamış olmalıdır.
  3. Geçerli mazeretin bulunmaması: Kanun "geçerli mazereti" tanımlamamıştır; somut olayda mahkemece değerlendirilir. Bu nedenle bir engel varsa, toplantıdan önce arabulucuya bildirilmesi ve belgelenmesi önemlidir.
  4. Arabuluculuğun bu nedenle sona ermesi ve durumun son tutanakta belirtilmesi: Toplantıya katılmayan taraf son tutanakta gösterilir. Mahkemeler, yukarıdaki kararlarda görüldüğü gibi, katılmama olgusunu son tutanaktan tespit etmektedir.

Daveti hiç almadığını veya usulüne uygun davet edilmediğini düşünen tarafın bu iddiasını belgeleriyle ileri sürmesi gerekir. 11. Hukuk Dairesi'nin yukarıda aktardığım 2024 tarihli kararında bu yöndeki temyiz itirazı sonuca etkili görülmemiştir; Daire bu konuda ayrıntılı bir gerekçe yazmamış, temyiz sebeplerini genel olarak yerinde görmemiştir.

Uygulamaya dönük çıkarımlar

  • Daveti ciddiye alın: Arabulucudan gelen telefon, SMS veya e-posta, dava sürecinin resmî bir aşamasıdır. Anlaşmayı düşünmeseniz bile ilk toplantıya katılmanız, ileride kazandığınız bir davada parasal kayba uğramanızı önler.
  • Katılım için anlaşmak gerekmez: İlk toplantıya katılıp görüşmelerin sonuçsuz kaldığını tutanağa geçirmek yeterlidir; yaptırım yalnızca ilk toplantıya mazeretsiz katılmamaya bağlanmıştır.
  • Mazeretinizi önceden bildirin: Hastalık, yurt dışında bulunma gibi bir engel varsa arabulucuya toplantıdan önce yazılı olarak bildirin, belgesini saklayın ve mümkünse yeni bir tarih isteyin ya da avukatınız aracılığıyla katılın.
  • Son tutanağı okuyun: Tutanakta katılmayan taraf olarak gösterilip gösterilmediğinizi kontrol edin; bu kayıt yargılama giderlerini doğrudan etkiler.
  • Davanın türüne bakın: Arabuluculuğun dava şartı olmadığı bir davada, ilk toplantıya katılmama gerekçesiyle aleyhinize gider veya vekâlet ücreti kesintisi yapılmışsa bu, kanun yoluna konu edilebilir.
  • Karşı taraf katılmadıysa bunu hükümde arayın: Davayı kaybetseniz bile, ilk toplantıya mazeretsiz katılmayan karşı taraf lehine vekâlet ücretinin yarıya indirilmesi ve giderlerin yarısının onda bırakılması gerekir. Mahkeme bunu gözden kaçırırsa istinaf ve temyizde ileri sürülebilir; yukarıdaki 3. Hukuk Dairesi kararları bu yönde düzeltme yapılan dosyalardır.

Dava şartı arabuluculuğun genel kuralları için arabulucuya gitmeden dava açılırsa ne olur, anlaşma hâlinde sürecin nasıl ilerlediği için arabuluculukta anlaşma belgesi yazılarımıza; genel bilgi için Arabuluculuk sayfamıza bakabilirsiniz.

Not: Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve somut dosyanızdaki durumu değerlendirmez. Yaptırımın uygulanıp uygulanmayacağını uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuğa tabi olup olmadığı, davetin nasıl yapıldığı, mazeretin niteliği ve son tutanağın içeriği birlikte belirler; arabuluculuk davetine yanıt vermeden veya yargılama giderlerine ilişkin bir hükme itiraz etmeden önce kendi belgeleriniz üzerinden bir hukukçuyla değerlendirme yapmanız yerinde olur.