Arabuluculuk masasında uzlaşmak çoğu zaman rahatlatıcıdır: Taraflar bir ödeme planında, bir tahliye tarihinde veya bir tazminat miktarında anlaşır, belgeyi imzalar ve uyuşmazlık kapanmış olur. Ancak birkaç hafta sonra şu sorular gündeme gelebilir: "Daha fazlasını isteyebilir miydim, şimdi dava açabilir miyim?", "Karşı taraf anlaştığımız parayı ödemiyor, ne yapacağım?" ya da "O gün baskı altında imzaladım, bu belgeden kurtulabilir miyim?"

Bu yazıda arabuluculuk sonunda imzalanan anlaşma belgesinin hukuki gücünü, anlaşılan konularda yeniden dava açma yasağını, belgenin icraya konulmasını ve hangi durumlarda iptalinin istenebileceğini; Yargıtay 3. ve 9. Hukuk Dairelerinin 2024–2025 kararları üzerinden aktarıyorum. Konunun bir kısmında Yargıtay içinde de farklı görüşler bulunduğunu belirtmek isterim.

Özetle: Arabuluculuk sonunda anlaşmaya varılırsa, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz (6325 s. K. m. 18/5). Taraflar ve avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladığı anlaşma belgesi, kanunda zorunlu tutulan hâller dışında, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belgedir ve doğrudan icraya konulabilir (m. 18/4). Kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıklarında ise şerh almak zorunludur (m. 18/B-3). Yargıtay'a göre dava açma yasağı dar yorumlanır: Anlaşılan hususlar belgede açık ve net değilse yasak uygulanmaz. Sahtelik, yanılma, aldatma, korkutma veya arabuluculuk sürecinin usule aykırı yürütülmesi hâlinde belgenin geçersizliği ileri sürülebilir; ancak bunu ispat yükü iddia edendedir.

1. Anlaşma belgesi nedir, hukuki niteliği ne?

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18. maddesine göre arabuluculuk sonunda varılan anlaşmanın kapsamını taraflar belirler; anlaşma belgesi düzenlenirse taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır. Kanunun 17. maddesi ise arabuluculuk faaliyetinin sonunda tarafların neyde anlaşıp neyde anlaşamadıklarının bir son tutanakla belgelendirileceğini düzenler.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 29.02.2024 tarihli, 2024/2065 E., 2024/3897 K. sayılı kararında, Dairenin daha önce ortaya koyduğu ilkeler tekrar edilmiştir: Arabuluculuk anlaşma belgesi, maddi hukuka ilişkin bir borçlar hukuku sözleşmesidir. Belgede arabulucunun imzasının bulunması veya mahkemece şerh verilebilir olması bu niteliği değiştirmez. Bu nedenle tarafların ehliyeti, iradelerinin sağlıklı olması, sözleşmenin konusunun emredici kurallara, kamu düzenine ve genel ahlaka aykırı olmaması gibi her sözleşmede aranan geçerlilik şartları anlaşma belgesinde de aranır.

Aynı kararda iki esaslı unsur vurgulanmıştır: Birincisi, anlaşmanın gerçekten bir arabuluculuk faaliyeti sonucunda ortaya çıkmış olması; ikincisi, tarafların neyde ve hangi şartlarla anlaştıklarının belgeden tespit edilebilmesi. Taraflar kendi aralarında anlaşıp belgeyi sonradan arabulucuya imzalatmışsa kanuna uygun bir arabuluculuk faaliyetinden söz edilemeyeceği de kararda açıkça belirtilmiştir.

2. "Anlaşılan hususlarda dava açılamaz" kuralı

6325 sayılı Kanun'un 18. maddesinin beşinci fıkrası kısa ama etkili bir hüküm içerir: "Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz." Bu hüküm 2017 yılında 7036 sayılı Kanun'la eklenmiştir. Yargıtay kararlarında aktarılan madde gerekçesine göre, anlaşılan hususların sonradan dava edilememesi nedeniyle bu hususların anlaşma tutanağında net bir şekilde ortaya konulması zorunludur.

Bu kuralın pratik sonucu şudur: Arabuluculukta bir alacak, tazminat veya tahliye konusunda anlaştıysanız, "daha fazlasını hak ediyordum" diyerek aynı konuda dava açamazsınız. Açılan dava, esasa girilmeden reddedilir.

Yasak dar yorumlanır: Belirsiz anlaşma, anlaşma sayılmaz

Yargıtay, bu yasağın mahkemeye erişim hakkını sınırladığını ve bu nedenle dar yorumlanması gerektiğini kabul etmektedir. 2024/2065 E. sayılı kararda verilen örnek açıklayıcıdır: Belgede yalnızca "tarafların kıdem tazminatı ile ihbar tazminatı konusunda anlaştıkları" yazıyorsa bu yeterli değildir; çünkü tarafların bu tazminatların ödenmesi konusunda mı, ödenmemesi konusunda mı, yoksa bir başka alacakla takası konusunda mı anlaştıkları belirsizdir. Daireye göre anlaşılan hususlar açık ve net biçimde belirlenemiyorsa, arabuluculuk faaliyetinin anlaşmayla sona ermediği kabul edilmelidir.

Aynı mantık, anlaşamama tutanakları için de geçerlidir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 18.06.2025 tarihli, 2025/2926 E., 2025/5149 K. sayılı kararında, son tutanakta anlaşmaya varılamayan alacak kalemleri tek tek sayılmış, ancak dava dilekçesinde talep edilen yıllık ücretli izin alacağı bu listede yer almamıştır. Daire, son tutanakta yer almayan alacak için arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, müzakere edilmemiş bir alacak için dava şartının gerçekleştiğinden söz edilemeyeceğini belirterek o kalem yönünden usulden ret kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmü bozmuştur. Kısacası tutanakta ne yazdığı, hem dava açma yasağının hem de dava şartının sınırını çizer.

3. Karşı taraf anlaşmaya uymazsa: İlam niteliği ve icra

Anlaşma belgesinin en önemli gücü, mahkeme kararı gibi icraya konulabilmesidir. 6325 sayılı Kanun'un 18. maddesi bu konuda iki ayrı rejim öngörür:

  • Şerhsiz ilam niteliği (m. 18/4): Kanunlarda icra edilebilirlik şerhi alınmasının zorunlu kılındığı hâller hariç, taraflar ve avukatları ile arabulucunun, ticari uyuşmazlıklarda ise avukatlar ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır.
  • Şerhle ilam niteliği (m. 18/2): Diğer hâllerde taraflar, dava açılmadan önce başvurulan arabuluculukta arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden; dava sırasında başvurulan arabuluculukta ise davanın görüldüğü mahkemeden icra edilebilirlik şerhi isteyebilir. Şerhi içeren anlaşma ilam niteliğindedir. Şerh verilmesi çekişmesiz yargı işidir ve inceleme kural olarak dosya üzerinden, anlaşma içeriğinin arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olup olmadığıyla sınırlı yapılır (m. 18/3).

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 02.12.2024 tarihli, 2024/971 E., 2024/4021 K. sayılı kararı bu ayrımı netleştirmiştir. Bölge adliye mahkemeleri arasındaki görüş farklılığını gideren kararda Daire; 18/4 kapsamındaki belgelerin icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde olduğunu, bu belgeler için şerhin ihtiyari olduğunu ve edimler yerine getirilmediğinde belgenin icraya konulabileceğini belirtmiştir. Şerh talebi çekişmesiz yargı işi olduğundan, bu başvuruya ilişkin yargılama giderlerinin talep eden üzerinde bırakılacağına ve karşı taraf aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmeyeceğine de karar vermiştir.

Kira, ortaklığın giderilmesi ve kat mülkiyetinde şerh zorunlu

2023 yılında 7445 sayılı Kanun'la eklenen 18/B maddesi, kira ilişkisinden, taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ve ortaklığın giderilmesinden, kat mülkiyetinden ve komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklarda arabuluculuğu dava şartı hâline getirmiştir. Bu uyuşmazlıklarda düzenlenen anlaşma belgeleri için icra edilebilirlik şerhi alınması zorunludur; taşınmazla ilgili anlaşmalarda şerh taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinden alınır ve mahkeme, taşınmazla ilgili kanuni sınırlamalara uyulup uyulmadığını da denetler (m. 18/B-3). Taşınmazın devrine veya üzerinde sınırlı ayni hak kurulmasına ilişkin anlaşmalarda da şerh zorunludur; şerhten sonra taraflardan biri tapu müdürlüğünden tescil talep edebilir (m. 17/B ve 18/B-5).

Dolayısıyla örneğin kiracıyla arabuluculukta belirli bir tarihte tahliye konusunda anlaşan bir kiraya verenin, kiracı o tarihte çıkmazsa belgeyi doğrudan icraya koymadan önce sulh hukuk mahkemesinden şerh alması gerekir. Kira uyuşmazlıklarında arabuluculuğun zamanlamasıyla ilgili ayrıntılar için dava şartı arabuluculuk yazımıza bakabilirsiniz.

4. Anlaşma belgesinin iptali: Hangi durumlarda mümkün?

Anlaşma belgesi bir sözleşme olduğuna göre, sözleşmeleri sakatlayan sebepler onu da sakatlayabilir. Yargıtay kararlarında tekrar edilen ilkeye göre, anlaşma tutanağındaki imzanın sahte olduğu, taraflardan birinin iradesinin fesada uğratıldığı veya arabuluculuk görüşmesinin usulüne uygun yapılmadığı tespit edilirse belgenin iptali mümkündür; iptal kararının kesinleşmesiyle dava açma yasağı da ortadan kalkar (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2024/971 E., 2024/4021 K.).

9. Hukuk Dairesi'nin 2024/2065 E. sayılı kararında, anlaşma belgesi maddi anlamda kesin hüküm olmadığından; kesin hükümsüzlük, aşırı yararlanma, yanılma, aldatma, korkutma ve sahtelik gibi hâllerde geçersizliğin ileri sürülebileceği belirtilmiştir. Bu kararda ayrıca önemli bir süre uyarısı yer alır: İrade fesadına dayanılıyorsa, iptal iradesinin yanılma veya aldatmanın öğrenildiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı tarihten itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir. Bu süre TBK m. 39'daki genel kuraldır; bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmeyen taraf sözleşmeyi onamış sayılır.

Arabulucunun aydınlatma yükümlülüğü

Uygulamada en çok başvurulan geçersizlik sebeplerinden biri, arabuluculuk sürecinin usule aykırı yürütülmesidir. 6325 sayılı Kanun'un 11. maddesine göre arabulucu, faaliyetin başında tarafları arabuluculuğun esasları, süreci ve sonuçları hakkında gerektiği gibi aydınlatmakla; 17. maddenin üçüncü fıkrasına göre de son tutanak ve sonuçları hakkında gerekli açıklamaları yapmakla yükümlüdür.

2024/2065 E. sayılı kararda, yurt dışında çalışan bir işçinin imzaladığı ihtiyari arabuluculuk belgeleri incelenmiş; arabulucunun tarafları sürecin başında aydınlatmadığı, anlaşma belgesinin niteliği ve sonuçları hakkında açıklama yapmadığı ve belgelerde çelişkili ifadeler bulunduğu tespit edilmiştir. Daire, arabuluculuk görüşmelerinin usulüne uygun yapılmadığını kabul ederek, geçerli bir anlaşma bulunduğu gerekçesiyle davayı reddeden kararı bozmuş ve işin esasına girilmesi gerektiğine hükmetmiştir.

İspat yükü iddia edende

Geçersizlik iddiası, kendiliğinden kabul edilen bir sonuç doğurmaz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 26.09.2024 tarihli, 2023/4626 E., 2024/2576 K. sayılı kararında, taraflar arasındaki ortak taşınmazların paylaşılmasına ilişkin ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin iptali istenmiştir. Davacı, anlaşma maddelerinin çelişkili olduğunu, yanıltıldığını ve edimler arasında açık orantısızlık bulunduğunu ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesi, dinlenen tanıkların hiçbirinin hata, hile veya korkutmaya ilişkin beyanda bulunmadığını, ileri sürülen bir olayın imzadan aylar önce yaşandığını tespit etmiş; davacının iradesinin ne şekilde fesada uğratıldığını ispat edemediği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Yargıtay bu kararı onamıştır. Sonuç olarak, "baskı altında imzaladım" iddiası somut ve ispatlanabilir olgulara dayanmalıdır.

5. Geçersizlik ayrı bir davada mı, aynı davada mı ileri sürülür?

Uygulamada tartışmalı bir konu, anlaşma belgesinin geçersizliğinin nasıl ileri sürüleceğidir: Önce belgenin iptali için ayrı bir dava açılması mı gerekir, yoksa alacak veya işe iade davası açılıp geçersizlik o davada "ön sorun" olarak mı incelenir?

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 29.09.2025 tarihli, 2025/5795 E., 2025/7074 K. sayılı kararında, ilk derece mahkemesi işverenin sunduğu ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin geçerliliğini alacak davası içinde ön sorun olarak incelemiş ve davayı reddetmiştir. Dairenin çoğunluğu bu yaklaşımı esas alarak, temyiz edilebilirliği belirlerken alacak miktarına bakmış ve miktar kesinlik sınırının altında kaldığı için temyiz dilekçesini reddetmiştir. Aynı yaklaşım, işe iade davalarına ilişkin 13.03.2025 tarihli, 2025/1694 E., 2025/2668 K. ve 26.06.2025 tarihli, 2025/4908 E., 2025/5521 K. sayılı kararlarda da görülmektedir.

Bu kararlara yazılan karşı oylar ise farklı bir görüşü savunmaktadır: 18. maddenin beşinci fıkrası açık bir dava açma yasağı içerdiğinden, belge geçerliliğini korudukça anlaşılan konularda dava açılamaz; bu nedenle önce bağımsız bir iptal davası açılmalı, iptal kararı kesinleştikten sonra alacak veya işe iade davası açılabilmelidir. Karşı oylarda ayrıca, bağımsız iptal davası süresince zamanaşımının durduğu da kabul edilmelidir.

Çoğunluk görüşü bugün için uygulamaya yön verse de konu tartışmalıdır ve farklı dairelerin veya ileride Hukuk Genel Kurulu'nun farklı bir sonuca varması ihtimal dışı değildir. Bu nedenle somut dosyada izlenecek yolun, zamanaşımı ve kanun yolu riskleri birlikte gözetilerek belirlenmesi gerekir.

Kararların değerlendirmesi

İncelediğim kararlar, arabuluculuk anlaşma belgesine ilişkin dengeli bir tablo ortaya koyuyor:

  • Kanun koyucu, anlaşmanın kalıcı ve icra edilebilir olmasını istemiştir: Anlaşılan konularda dava açılamaz, belge ilam niteliğindedir (2024/971 E.).
  • Yargıtay ise bu güçlü sonucun, ancak usulüne uygun bir arabuluculuk süreci ve açık, net bir anlaşma varsa doğacağını vurgulamaktadır. Belirsiz bir anlaşma, dava açma yasağını doğurmaz; aydınlatma yükümlülüğünün ihlali belgeyi sakatlayabilir (2024/2065 E.).
  • Tutanakta yazmayan bir konu, ne anlaşılmış ne de müzakere edilmiş sayılır; bu hem dava açma yasağının hem de dava şartının kapsamını belirler (2025/2926 E.).
  • Geçersizlik iddiasında ispat yükü iddia edendedir; soyut "baskı" veya "yanıltılma" beyanları yeterli görülmemektedir (2023/4626 E.).
  • Geçersizliğin ayrı bir davada mı yoksa ön sorun olarak mı inceleneceği konusunda 9. Hukuk Dairesi içinde görüş ayrılığı vardır (2025/5795 E. ve karşı oy).

Uygulamaya dönük çıkarımlar

  • Anlaşma belgesini imzalamadan önce, hangi alacak veya talepte, hangi miktar ve hangi tarihte anlaşıldığının tek tek ve açıkça yazıldığından emin olun. "Tüm alacaklar konusunda anlaşılmıştır" gibi genel ifadeler ileride tartışma doğurur.
  • Anlaşmaya dâhil etmek istemediğiniz talepler varsa, bunların anlaşma dışında kaldığının tutanakta belirtilmesini isteyin.
  • Ödeme veya tahliye tarihini, gecikme hâlinde ne olacağını ve ödemenin yapılacağı hesabı belgeye yazdırın; icra aşamasında belirsizlik yaşamamak için edimlerin cebri icraya elverişli biçimde düzenlenmesi önemlidir.
  • Kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıklarında anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi alınması zorunludur; şerh alınmadan icra takibi başlatmayın.
  • Arabulucunun süreci ve anlaşmanın sonuçlarını size açıklamasını isteyin; anlamadığınız bir maddeyi imzalamayın.
  • Belgeyi yanılma, aldatma veya korkutma altında imzaladığınızı düşünüyorsanız, bir yıllık süreyi kaçırmadan harekete geçin ve iddianızı destekleyen delilleri (yazışmalar, tanıklar, tarih sırası) şimdiden toplayın.

Arabuluculuk sürecine ilişkin genel bilgi için Arabuluculuk sayfamıza bakabilirsiniz.

Not: Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve somut dosyanızdaki durumu değerlendirmez. Anlaşma belgesinin içeriği, imza tarafları, uyuşmazlığın türü ve geçen süreler sonucu doğrudan etkiler; bir anlaşmayı imzalamadan önce veya sonrasında haklarınızı kendi durumunuza göre bir hukukçuyla değerlendirmeniz yerinde olur.