Bir gün telefonunuz çalar ve karşıdaki kişi karakoldan ya da savcılıktan aradığını, "bir dosya hakkında ifadenizin alınacağını" söyler. Ya da kapınıza bir davetiye gelir. Çoğu kişinin ilk tepkisi endişedir: Neden çağrıldım? Gitmezsem ne olur? Avukatsız gitsem sorun olur mu? Söylediklerim aleyhime kullanılır mı? Susma hakkını kullanırsam suçlu gibi mi görünürüm?
Bu yazıda ifadeye çağrılan kişinin bilmesi gereken temel kuralları, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 145 ila 150. maddeleri ve 213. maddesi ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Yargıtay ceza daireleri ve Danıştay'ın güncel kararları üzerinden aktarıyorum. Ceza yargılamasına ilişkin genel bilgi için ceza hukuku sayfasına bakabilirsiniz.
Özetle: İfadeye çağrılan kişiye çağrılma nedeni bildirilir ve gelmezse zorla getirilebileceği yazılır (CMK m. 145, 146). İfade sırasında kimlik sorularına doğru cevap vermek zorunludur; ancak suç hakkında açıklama yapmamak, yani susmak kanuni bir haktır ve müdafi (avukat) yardımı istenebilir (CMK m. 147). Müdafi bulunmadan kollukta alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz (CMK m. 148/4); Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27.01.2022 tarihli, 2019/605 E., 2022/63 K. sayılı kararına göre bu kural yalnızca zorunlu müdafilik gerektiren suçlarla sınırlı değildir. Buna karşılık savcılıkta alınan ifade, müdafi bulunmasa da delil niteliğini korur.
İfadeye nasıl çağrılırsınız, gitmezseniz ne olur?
CMK m. 145'e göre ifadesi alınacak veya sorgusu yapılacak kişi davetiye ile çağrılır; çağrılma nedeni açıkça belirtilir ve gelmezse zorla getirileceği yazılır. Uygulamada kolluk birimleri telefonla da arayabilmektedir. Böyle bir aramada, arayan birimin adını, dosya numarasını ve hangi sıfatla (şüpheli mi, tanık mı, müşteki mi) çağrıldığınızı sormanız ve resmî kanallardan teyit etmeniz yerinde olur. Telefonla ya da mesajla para, banka bilgisi veya şifre isteyen bir "ifade çağrısı" ise resmî bir işlem değildir.
Çağrıya uyulmamasının sonucu CMK m. 146'da düzenlenmiştir. Buna göre, çağrıldığı hâlde gelmeyen şüpheli veya sanığın zorla getirilmesine karar verilebilir. Zorla getirme kararıyla getirilen kişi derhâl, olanak bulunmadığında yol süresi hariç en geç yirmi dört saat içinde çağıran hâkimin, mahkemenin veya Cumhuriyet savcısının önüne götürülür ve ifadesi alınır. Kanun, çağrıya rağmen gelmeyen tanık, bilirkişi, mağdur ve şikâyetçi için de zorla getirme kararı verilebileceğini öngörür (CMK m. 146/7).
Bu nedenle çağrıyı görmezden gelmek, sorunu ortadan kaldırmaz; aksine ifadenin sizin belirlemediğiniz bir zamanda alınmasına yol açabilir. Mazeretiniz varsa, ilgili birime bunu bildirip yeni bir tarih istemek daha sağlıklı bir yoldur.
İfade sırasında hangi haklarınız var?
CMK m. 147, şüphelinin veya sanığın ifadesi alınırken uyulacak kuralları sayar. Bunların en önemlileri şunlardır:
- Kimlik: Kimliğiniz saptanır ve kimliğinize ilişkin sorulara doğru cevap vermekle yükümlüsünüz (m. 147/1-a). Susma hakkı bu sorular için geçerli değildir.
- Suçlamanın bildirilmesi: Size yüklenen suç anlatılır (m. 147/1-b). Neyle suçlandığınızı öğrenmeden konuşmak zorunda değilsiniz.
- Müdafi hakkı: Müdafi seçme hakkınızın bulunduğu, onun hukuki yardımından yararlanabileceğiniz ve müdafiin ifadenizde hazır bulunabileceği size bildirilir. Müdafi seçecek durumda değilseniz ve müdafi yardımı istiyorsanız, baro tarafından bir müdafi görevlendirilir (m. 147/1-c).
- Susma hakkı: Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamanın kanuni hakkınız olduğu söylenir (m. 147/1-e).
- Delil toplanmasını isteme: Şüpheden kurtulmanız için somut delillerin toplanmasını isteyebileceğiniz hatırlatılır; lehinize olan hususları ileri sürme imkânı tanınır (m. 147/1-f).
- Yakınlara haber verme: Yakalanmışsanız, yakınlarınızdan istediğinize yakalandığınız derhâl bildirilir (m. 147/1-d).
- Tutanak: İfade bir tutanağa bağlanır; tutanakta bu işlemlerin yerine getirilip getirilmediği, getirilmediyse nedeni ve tutanağın ifade veren ile hazır olan müdafi tarafından okunup imzalandığı yer alır. İmzadan çekinilirse nedeni yazılır (m. 147/1-i).
Susma hakkı, kişinin kendisini suçlamaya zorlanmamasının bir güvencesidir. Bu hakkın kullanılması tek başına bir ikrar ya da suçluluk karinesi oluşturmaz. Ancak susmanın her dosyada en doğru tercih olup olmadığı, dosyadaki delillere ve kişinin anlatacağı lehe hususlara göre değişir; bu tercih mümkünse bir avukatla birlikte yapılmalıdır.
Avukatla gitmek zorunlu mu? Zorunlu müdafilik ve avukatın rolü
Kural olarak ifadeye avukatla gitmek zorunlu değildir; ancak şüpheli, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafiin yardımından yararlanabilir. Soruşturma evresinde ifade almada en çok üç avukat hazır bulunabilir ve avukatın şüpheliyle görüşme, ifade alma süresince yanında olma ve hukuki yardımda bulunma hakkı engellenemez, kısıtlanamaz (CMK m. 149).
CMK m. 150'ye göre şüpheli müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi hâlinde bir müdafi görevlendirilir. Şu durumlarda ise istem aranmaksızın müdafi görevlendirilir:
- Şüpheli çocuksa, kendisini savunamayacak derecede malulse veya sağır ve dilsizse (m. 150/2),
- Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada (m. 150/3).
Avukatın ifade sırasındaki rolü yalnızca "yanınızda oturmak" değildir. Danıştay 10. Dairesi'nin 13.11.2025 tarihli, 2022/4724 E., 2025/5219 K. sayılı kararında, kolluk birimlerine ifade tutanaklarında müdafi beyanlarına yer verilmemesi talimatı veren genel yazı iptal edilmiştir. Daire; CMK m. 149/3'te "yanında olma ve hukuki yardımda bulunma" ifadelerinin birlikte kullanıldığını, müdafi yardımından yararlanma hakkının avukatın yalnızca hazır bulunmasını değil, şüpheliye aktif olarak yardım etmesini ve haklara saygı gösterilmesini sağlamak amacıyla müdahalede bulunmasını da kapsadığını belirtmiştir. Kararda ayrıca, Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği'nin 23. maddesine 2022'de eklenen "Müdafiin beyanı ve her türlü müdahalesi tutanağa geçirilir" cümlesine de değinilmiştir. Kararda, idari yargı kararlarına karşı kanun yolu olarak Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolunun açık olduğu belirtilmiştir.
Avukatsız verilen kolluk ifadesi ne işe yarar?
Uygulamada en çok merak edilen konu budur: "Karakolda avukatsız ifade verdim, söylediklerim aleyhime delil olur mu?" CMK m. 148/4'e göre müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. CMK m. 213 de sanığın önceki ifadesinin duruşmada okunabilmesini, iki ifade arasında çelişki bulunmasına ve önceki ifadenin hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı tarafından alınmış ya da müdafiin hazır bulunduğu kolluk ifadesi olmasına bağlar.
Kural yalnızca ağır suçlar için mi geçerli?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27.01.2022 tarihli, 2019/605 E., 2022/63 K. sayılı kararı bu soruya açık bir cevap verir. Uyuşturucu madde ticareti iddiasına ilişkin dosyada, sanıktan uyuşturucu satın aldığını söyleyen kişinin kendisi de şüpheli sıfatıyla kollukta, müdafi olmadan ifade vermişti. Ceza Genel Kurulu, CMK m. 148/4'teki düzenlemenin "sadece ifade sırasında zorunlu müdafi bulunması gereken suçlar bakımından değil şüpheli sıfatıyla kollukta alınan ve hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmayan tüm beyanlara ilişkin" olduğunu belirtmiştir. Bu kişinin beyanlarına hukuki değer atfedilebilmesinin hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmasına bağlı olduğunu vurgulayan Kurul, kişinin hâkim önünde ifadesinin olup olmadığının ve adresinin araştırılması gerektiği gerekçesiyle mahkûmiyet hükmünü bozmuştur.
Avukatsız ikrar dışlandıktan sonra ne kalır?
Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 20.11.2025 tarihli, 2023/15773 E., 2025/18946 K. sayılı kararına konu hakaret dosyasında sanık, kollukta müdafisi olmadan verdiği ifadede suça konu paylaşımın yapıldığı hesabın kendisine ait olduğunu kabul etmiş, ancak bu ifadeyi duruşmada doğrulamamıştı. Daire, CMK m. 148/4 ve 213'ü birlikte değerlendirerek bu ifadenin duruşmada okunamayacağını ve hükme esas alınamayacağını belirtmiştir. Kolluk ifadesi dışlandıktan sonra suçu ispatlayan delillerin nelerden ibaret olduğu açıklanmadan ve suça konu paylaşım hakkında açık kaynak araştırması yapılmadan hüküm kurulmasını hukuka aykırı bularak bölge adliye mahkemesinin kararını bozmuştur.
Dikkat: Savcılıktaki ifade için bu koruma yoktur
CMK m. 148/4'teki koruma yalnızca kollukça alınan ifadeye ilişkindir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 19.11.2025 tarihli, 2024/33 E., 2025/490 K. sayılı kararında bu ayrım açıkça ifade edilmiştir: Kollukça müdafii hazır bulunmaksızın alınan ifade bile hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmışsa hükme esas alınabilir; soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısınca alınan ifade ile sulh ceza hâkimi tarafından yapılan sorgudaki beyanlar ise müdafi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın delil niteliğini korur. Aynı kararda Kurul, sanığın beyanına değer atfedilemeyecek temel hâlin, CMK m. 148'de düzenlenen ve özgür iradeyi engelleyen yasak yöntemlere başvurulması olduğunu belirtmiştir.
Bunun pratik anlamı şudur: Savcılığa ifadeye giderken "nasılsa avukatım yoktu, sonra kabul etmem" düşüncesiyle hareket etmek risklidir. Savcılıkta söyledikleriniz, avukatınız olmasa da yargılamada delil olarak değerlendirilebilir.
Baskı, vaat ve yorma: Yasak ifade alma yöntemleri
CMK m. 148'e göre şüphelinin beyanı özgür iradesine dayanmalıdır. Kötü davranma, işkence, ilaç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehdit gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz; kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez. Bu yasak usullerle elde edilen ifadeler, rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez. Ayrıca şüphelinin aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması gerektiğinde bu işlem ancak Cumhuriyet savcısı tarafından yapılabilir (m. 148/5).
"İfade verirsen hemen bırakırız" ya da "kabul edersen ceza almazsın" gibi sözler, somut olayın koşullarına göre kanuna aykırı vaat niteliği taşıyabilir. Böyle bir durumla karşılaşırsanız bunu ifadenin tutanağa geçirilmesini isteyerek ya da daha sonra savcılık veya mahkeme önünde dile getirerek kayda geçirmeniz önemlidir.
Kararların değerlendirmesi
İncelediğim kararlar birlikte okunduğunda ifade alma sürecine ilişkin şu ilkeler öne çıkıyor:
- Müdafisiz kolluk ifadesi, hâkim önünde doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. Bu kural, zorunlu müdafilik gerektiren ağır suçlarla sınırlı değildir; şüpheli sıfatıyla kollukta alınan tüm beyanları kapsar ve başka bir kişinin aleyhine verilen şüpheli beyanları için de geçerlidir (Ceza Genel Kurulu, 2022/63 K.).
- Dışlanan ikrarın yerine başka deliller gösterilmelidir. Mahkeme, müdafisiz kolluk ifadesini dışladıktan sonra mahkûmiyeti hangi delillere dayandırdığını açıklamak ve gerekli araştırmayı yapmak zorundadır (4. Ceza Dairesi, 2025/18946 K.).
- Savcılık ve hâkim önündeki beyanlar farklı değerlendirilir. Bu beyanlar müdafi bulunmasa da delil niteliğini korur; tek istisna yasak usullerle alınmış ifadelerdir (Ceza Genel Kurulu, 2025/490 K.).
- Avukatın rolü aktiftir. Müdafi yardımı, avukatın ifade sırasında hazır bulunmasının yanında hukuki müdahalede bulunmasını ve bu müdahalelerin tutanağa geçirilmesini de kapsar (Danıştay 10. Dairesi, 2025/5219 K.).
2025/490 K. sayılı Ceza Genel Kurulu kararının oy çokluğuyla verildiğini ve esasen görevsiz mahkemede alınan savunmanın değerine ilişkin olduğunu belirtmek gerekir; savcılık ifadesine ilişkin tespit, Kurulun gerekçesinde yer alan genel bir açıklamadır.
Uygulamaya dönük çıkarımlar
- Telefonla ya da davetiyeyle çağrıldığınızda hangi birim tarafından, hangi dosyada ve hangi sıfatla çağrıldığınızı öğrenin; çağrıyı resmî kanallardan teyit edin.
- Çağrıya uymamak zorla getirme kararına yol açabilir (CMK m. 146). Mazeretiniz varsa bildirip yeni tarih isteyin.
- Kimlik sorularına doğru cevap vermek zorunludur; suç hakkında ise açıklama yapmama hakkınız vardır (CMK m. 147/1-a, e).
- Müdafi yardımı isteyebilirsiniz; avukat tutacak durumda değilseniz baro tarafından görevlendirme talep edebilirsiniz. Çocuklar ve alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlar bakımından müdafi talep aranmaksızın görevlendirilir (CMK m. 150).
- Kollukta müdafisiz verdiğiniz ifade, hâkim veya mahkeme önünde doğrulamadığınız sürece hükme esas alınamaz; ancak savcılıkta verdiğiniz ifade için bu koruma yoktur.
- Tutanağı okumadan imzalamayın; söylediklerinizin eksik veya farklı yazıldığını düşünüyorsanız düzeltilmesini isteyin, kabul edilmezse imzadan çekinme nedeninizin tutanağa yazılmasını talep edin (CMK m. 147/1-i).
- Lehinize olan delilleri (kamera kaydı, mesajlar, tanıklar gibi) ifadede belirterek toplanmasını isteyebilirsiniz (CMK m. 147/1-f).
- Soruşturma sonunda verilen kararın sicile etkisi merak ediliyorsa adli sicil kaydı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması yazılarına bakabilirsiniz.
Not: Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve somut dosyanızdaki durumu değerlendirmez. İfade vermek, susma hakkını kullanmak veya belirli delilleri sunmak gibi tercihler, dosyanın içeriğine göre farklı sonuçlar doğurabileceğinden somut olayınız ayrıca incelenmelidir.
