Dava açmadan önce arabulucuya gitmek, bugün kira, kat mülkiyeti, ticari alacak ve işçi-işveren uyuşmazlıkları gibi pek çok alanda zorunludur. Bu zorunluluk, hak sahiplerinde haklı bir kaygı doğurur: "Zamanaşımına birkaç hafta kaldı. Arabuluculuk süreci uzarsa süreyi kaçırır mıyım? Kira davası için bir aylık sürem var; arabulucuya ne zaman başvurmalıyım?"

Kanun koyucu bu kaygıyı öngörmüş ve arabuluculukta geçen sürenin hak kaybına yol açmaması için özel hükümler getirmiştir. Ancak bu hükümlerin ne zaman başladığı, neyi kapsadığı ve hangi durumda koruma sağlamadığı iyi bilinmezse, arabuluculuk tam tersine bir tuzağa dönüşebilir. Bu yazıda 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (HUAK) 16 ve 18/A maddelerini, Yargıtay'ın 2025 ve 2026 yıllarında verdiği kararlarla birlikte aktarıyorum.

Özetle: Dava şartı olan (zorunlu) arabuluculukta, arabuluculuk bürosuna başvurulduğu tarihten son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez (HUAK m. 18/A-15). İsteğe bağlı arabuluculukta ise koruma, başvurudan değil, sürecin başladığının tutanakla belgelendiği tarihten itibaren işler (HUAK m. 16). Durma, sürenin baştan başlaması değildir: Son tutanaktan sonra süre kaldığı yerden işlemeye devam eder. Başvuru tarihinde süre zaten dolmuşsa arabuluculuk onu canlandırmaz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2026 tarihli uyuşmazlık giderme kararına göre ihtiyaç nedeniyle tahliye davalarında, başvuru erken yapılmış olsa bile arabuluculuk dava açma süresi içinde sonuçlanmışsa dava şartı yerine gelmiş sayılır.

Önce Kavramlar: Zamanaşımı, Hak Düşürücü Süre ve "Durma"

Bu konuyu anlamak için üç kavramı ayırmak gerekir:

  • Zamanaşımı: Alacağın belirli bir süre içinde istenmemesi hâlinde, borçlunun itirazı üzerine artık mahkeme veya icra yoluyla zorla tahsil edilememesidir. Örneğin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 147, kira bedelleri gibi dönemsel edimler, eser sözleşmesinden doğan alacaklar ve ortaklık ilişkisinden doğan alacaklar için beş yıllık süre öngörür. Zamanaşımını hâkim kendiliğinden dikkate almaz; karşı tarafın ileri sürmesi gerekir.
  • Hak düşürücü süre: Bir hakkın yalnızca belirli bir süre içinde kullanılabildiği, süre geçince hakkın tamamen sona erdiği durumdur. Mahkeme bu süreyi kendiliğinden gözetir. Örneğin TBK m. 350'ye göre kiraya veren, ihtiyaç nedeniyle tahliye davasını belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonundan başlayarak bir ay içinde açmalıdır.
  • Durma ve kesilme: TBK m. 153'e göre durma sebepleri ortadan kalktığında zamanaşımı, durmadan önce başlamış olan işlemesini sürdürür; yani geçmiş süre silinmez, kalan süre kaldığı yerden devam eder. Dava açılması veya icra takibi yapılması gibi kesilme sebepleri ise TBK m. 154'te ayrıca düzenlenmiştir. Arabuluculukla ilgili hükümler bir durma (ve hak düşürücü sürenin işlememesi) hâli öngörür.

Zorunlu Arabuluculukta Kural: Başvurudan Son Tutanağa Kadar

Dava açmadan önce arabulucuya gidilmesinin kanunen zorunlu olduğu uyuşmazlıklarda HUAK m. 18/A uygulanır. Maddenin 15. fıkrası şöyledir: "Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez."

Bu düzenlemenin iki önemli yönü vardır:

  1. Koruma, büroya başvuru tarihinde başlar. Arabulucunun atanmasını veya ilk toplantının yapılmasını beklemek gerekmez.
  2. Koruma, son tutanağın düzenlendiği tarihte sona erer. Son tutanak, arabuluculuğun anlaşma, anlaşamama ya da taraflara ulaşılamaması gibi bir sonuçla bittiğini gösteren belgedir.

Zorunlu arabuluculukta süreç de sınırlıdır: Arabulucu, başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır; bu süre zorunlu hâllerde en fazla bir hafta uzatılabilir (HUAK m. 18/A-9). Dolayısıyla süreç kural olarak birkaç haftada tamamlanır.

Bu kuralın hangi uyuşmazlıklarda uygulanacağı, ilgili kanunun arabuluculuğu dava şartı yapıp yapmadığına bağlıdır. Örneğin HUAK m. 18/B'ye göre kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar (ilamsız icra yoluyla tahliyeye ilişkin hükümler hariç), ortaklığın giderilmesi, Kat Mülkiyeti Kanunu'ndan kaynaklanan uyuşmazlıklar ve komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Arabulucuya hiç gidilmeden açılan davaların sonucunu Arabulucuya Gitmeden Dava Açılırsa Ne Olur? başlıklı yazıda ayrıntılı olarak ele almıştım.

İsteğe Bağlı Arabuluculukta Fark: Süreç Ne Zaman Başlar?

Taraflar, zorunlu olmadığı hâlde kendi istekleriyle de arabulucuya başvurabilir. Bu durumda HUAK m. 16 uygulanır ve önemli bir fark ortaya çıkar. Maddeye göre arabuluculuk süreci, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuşsa, tarafların ilk toplantıya davet edilmeleri ve taraflarla arabulucu arasında sürecin devam ettirilmesi konusunda anlaşmaya varılıp bunun bir tutanakla belgelendirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Dava açıldıktan sonra arabuluculuğa gidilmişse süreç, mahkemenin arabuluculuk davetinin taraflarca kabul edilmesi veya tarafların arabulucuya başvurma konusundaki anlaşmalarını mahkemeye bildirmeleri ya da bu beyanın duruşma tutanağına geçirilmesiyle başlar.

HUAK m. 16/2'ye göre arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz.

Uygulamadaki sonucu şudur: İsteğe bağlı arabuluculukta, yalnızca karşı tarafa arabuluculuk teklifinde bulunmak veya arabulucuyla görüşmek koruma sağlamaz; korumanın başlaması için sürecin devamı konusunda anlaşmaya varıldığının tutanakla belgelenmesi gerekir. Karşı taraf teklife hiç cevap vermezse, HUAK m. 13/2'ye göre aksi kararlaştırılmadıkça otuz gün içinde olumlu cevap verilmeyen teklif reddedilmiş sayılır. Süresi daralan bir alacak için isteğe bağlı arabuluculuğa güvenmek bu nedenle risklidir.

Yargıtay Kararları: Süre Nasıl Hesaplanıyor?

Arabuluculukta geçen süre, beş yıllık süreye eklenir

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 03.02.2025 tarihli, 2023/4309 E., 2025/283 K. sayılı kararında, bir raylı sistem yapım işinde yüklenici, idarenin teminat olarak kestiği tutarın iadesini istemişti. Bölge adliye mahkemesi, beş yıllık zamanaşımının dolduğu gerekçesiyle davayı reddetmişti. Yargıtay ise dava öncesinde dava şartı olarak arabulucuya başvurulduğunu, başvurunun yapıldığı 07.10.2020 tarihinden son tutanağın düzenlendiği 11.11.2020 tarihine kadar zamanaşımının HUAK m. 18/A-15 gereği durduğunu belirtmiştir. Bu süre dikkate alındığında, alacağın muaccel hâle geldiği tarihten dava tarihine kadar beş yıllık sürenin dolmadığını kabul ederek kararı bozmuştur.

Bu karar, durmanın pratikte nasıl işlediğini açıkça gösterir: Arabuluculukta geçen yaklaşık bir aylık süre, zamanaşımı hesabında sayılmamış ve davacının lehine sonuç doğurmuştur.

Büronun işlemi, başvuranın aleyhine yorumlanmaz

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14.04.2025 tarihli, 2024/3701 E., 2025/2400 K. sayılı kararı, şirket payı devrinden kaynaklanan bir alacak davasıyla ilgilidir. İlk derece mahkemesi, beş yıllık zamanaşımının dolduğu gerekçesiyle davayı reddetmişti. Dosyada arabuluculuk bürosu, 27.10.2023 tarihli başvurunun evraktaki bir eksiklik nedeniyle iade edildiğini, başvuru için açma-kapama işlemi yapılmadığını bildirmişti. Yargıtay; başvurunun o tarihte UYAP kayıtlarında yer aldığını, davacının süreci sonraki tarihlerde de devam ettirdiğini, büro uygulamasından kaynaklanan bir durum nedeniyle davacının hak kaybına uğramaması gerektiğini belirtmiştir. Başvuru tarihi 27.10.2023 olarak kabul edilmiş, 27.10.2023 ile 24.11.2023 arasında arabuluculukta geçen sürenin zamanaşımı hesabında dikkate alınmayacağı belirtilerek karar bozulmuştur.

Durma süresi, diğer durma sebepleriyle birlikte hesaplanır

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 24.11.2025 tarihli, 2024/10406 E., 2025/15641 K. sayılı kararı, hesaplamanın somut bir örneğini sunar. Olayda 26.06.2015 tarihli bir trafik kazasında yaralanan kişi için zorunlu trafik sigortasına karşı tazminat istenmişti. Uyuşmazlık hakem heyetleri talebi zamanaşımı nedeniyle reddetmişti. Yargıtay, kazaya uygulanacak sekiz yıllık ceza zamanaşımı süresinin 26.06.2023 tarihinde dolacağını, ancak bu tarihe Covid-19 salgını nedeniyle 7226 sayılı Kanunla durdurulan 95 gün ile arabuluculuk sürecinde geçen 34 gün eklendiğinde sürenin 02.11.2023 tarihinde sona ereceğini hesaplamıştır. Tahkime 25.09.2023 tarihinde başvurulduğundan sürenin dolmadığı kabul edilmiş ve karar bozulmuştur.

Bu hesap, iki önemli noktayı gösterir: Birincisi, arabuluculukta geçen gün sayısı sürenin sonuna eklenir. İkincisi, bu ekleme ancak süre henüz dolmamışken arabulucuya başvurulmuşsa işe yarar. Olayda arabuluculuğa 01.06.2023 tarihinde, yani süre (Covid-19 durması da dikkate alındığında) dolmadan başvurulmuştu.

Hak Düşürücü Sürelerde Özel Bir Sorun: İhtiyaç Nedeniyle Tahliye

Kira hukukunda en çok tartışılan konulardan biri, ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açmak isteyen ev sahibinin arabulucuya ne zaman başvuracağıdır. TBK m. 350'ye göre bu dava, belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonundan başlayarak bir ay içinde açılmalıdır. Kira uyuşmazlıkları HUAK m. 18/B ile zorunlu arabuluculuk kapsamına alındığından, ev sahibinin bu bir aylık süreyle arabuluculuk sürecini birlikte yönetmesi gerekir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 26.05.2025 tarihli, 2025/1495 E., 2025/3048 K. sayılı uyuşmazlık giderme kararında, dava şartı arabuluculuk başvurusunun tahliye davası açma hakkının doğumundan sonra, yani dava açma süresi içinde yapılması gerektiğini; süre başlamadan çok önce, sırf kiracının ileride çıkmayacağı varsayımıyla yapılan ve süre başlamadan sonuçlanan arabuluculuğun dava şartını karşılamayacağını kabul etmişti. Bu karar, 2026 tarihli kararda ayrıntısıyla aktarılmaktadır.

Ardından şu soru gündeme geldi: Başvuru süre başlamadan kısa bir süre önce yapılmış, ancak son tutanak dava açma süresi içinde düzenlenmişse ne olacak? Bursa Bölge Adliye Mahkemesinin iki hukuk dairesi bu konuda farklı kararlar vermişti. Birinci olayda kira dönemi 01.10.2023'te başlıyordu; başvuru 20.09.2023'te yapılmış, son tutanak 05.10.2023'te düzenlenmişti ve dava usulden reddedilmişti. İkinci olayda dönem 01.04.2025'te başlıyordu; başvuru 19.03.2025'te yapılmış, son tutanak 07.04.2025'te düzenlenmişti ve bu kez dava şartının yerine geldiği kabul edilmişti.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 15.06.2026 tarihli, 2026/2725 E., 2026/3805 K. sayılı kararı bu uyuşmazlığı gidermiştir. Daire; arabulucunun başvuruyu üç hafta içinde sonuçlandırma yükümlülüğünü, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 30'daki usul ekonomisi ilkesini ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasını öngören Anayasa m. 141'i birlikte değerlendirmiştir. Sonuç olarak, ihtiyaç nedeniyle tahliye davalarında zorunlu arabuluculuk başvurusu dava açma hakkının doğmasından önce yapılmış olsa da, başvurunun dava açma süresi içinde sonuçlanmış olması hâlinde dava şartının yerine getirilmiş sayılacağına karar vermiştir. Karar oy birliğiyle ve kesin olarak verilmiştir.

Bu karar ev sahipleri için önemli bir esneklik sağlar; ancak sınırı da açıktır: Arabuluculuk süreci, dava açma süresi başlamadan önce tamamen sona ermişse dava şartı yerine gelmiş sayılmaz. En güvenli yol, yeni kira dönemi başladıktan sonra arabuluculuk bürosuna başvurmak ve son tutanaktan sonra bir aylık sürenin kalan kısmı içinde davayı açmaktır. Ev sahibinin ihtiyaç nedeniyle tahliye hakkına ilişkin diğer şartları Ev Sahibi Evi Sattı: Yeni Malik Kiracıyı Çıkarabilir mi? başlıklı yazıda ele almıştım.

İhtiyati Tedbir, İhtiyati Haciz ve Menfi Tespit Süreleri

HUAK m. 18/A-16, mahkeme kararıyla geçici koruma alınmış durumlar için de özel bir kural getirir. Dava açılmadan önce ihtiyati tedbir kararı alınmışsa, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 397/1'deki; ihtiyati haciz kararı alınmışsa İcra ve İflas Kanunu m. 264/1'deki dava açma süresi, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar işlemez. İhtiyati tedbir, dava sonuçlanana kadar uyuşmazlık konusu malın veya hakkın korunması için verilen geçici karardır; ihtiyati haciz ise alacağı güvence altına almak için borçlunun mallarına geçici olarak el konulmasıdır.

Aynı fıkraya 2023 yılında eklenen cümleye göre, arabuluculuk bürosuna başvurulduktan sonra başvuran taraf aleyhine uyuşmazlık konusuyla ilgili icra takibi başlatılırsa, başvuran taraf son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde İcra ve İflas Kanunu m. 72 uyarınca menfi tespit davası açar ve talep ederse, aynı maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır. Menfi tespit davası, borçlu olunmadığının tespiti için açılan davadır.

Kararların Değerlendirmesi

İncelediğim kararlar birlikte okunduğunda Yargıtay'ın yaklaşımı şöyle özetlenebilir:

SoruYargıtay'ın cevabıKarar
Arabuluculukta geçen süre zamanaşımına sayılır mı?Hayır; başvurudan son tutanağa kadar zamanaşımı durur6. HD, 2023/4309 E., 2025/283 K.
Büro başvuruyu eksik evrak nedeniyle iade ederse?Başvuran, büro uygulaması nedeniyle hak kaybına uğratılmaz; başvuru tarihi esas alınır11. HD, 2024/3701 E., 2025/2400 K.
Durma süresi nasıl hesaplanır?Arabuluculukta geçen gün sayısı, diğer durma süreleriyle birlikte sürenin sonuna eklenir4. HD, 2024/10406 E., 2025/15641 K.
İhtiyaç nedeniyle tahliyede erken başvuru geçerli mi?Arabuluculuk dava açma süresi içinde sonuçlanmışsa dava şartı yerine gelmiş sayılır3. HD, 2026/2725 E., 2026/3805 K.

Kararlardaki ortak eğilim, arabuluculuğun hak arama özgürlüğünü kısıtlayan bir engel değil, uyuşmazlığı dava öncesinde çözmeye yönelik bir aşama olarak görülmesidir. Bu nedenle Yargıtay, salt şekli gerekçelerle hak kaybı doğuran yorumlardan kaçınmaktadır. Bununla birlikte, sürenin başvuru tarihinde zaten dolmuş olması ya da isteğe bağlı arabuluculukta sürecin tutanakla başlatılmamış olması gibi durumlarda bu koruma devreye girmez.

Uygulamaya Dönük Çıkarımlar

  • Süreyi son güne bırakmayın: Arabuluculuk, süresi dolmuş bir hakkı geri getirmez. Durma ancak süre işlerken yapılan başvurudan itibaren etkili olur.
  • Tarihleri belgeleyin: Büroya başvuru tarihi ve son tutanak tarihi, süre hesabının temelidir. Başvuru belgesini ve son tutanağı saklayın; başvuru iade edilirse bunun yazılı kaydını isteyin.
  • Kalan süreyi hesaplayın: Son tutanaktan sonra süre baştan başlamaz, kaldığı yerden devam eder. Arabuluculukta geçen günleri ekleyerek yeni son günü belirleyin.
  • Zorunlu ve isteğe bağlı arabuluculuğu karıştırmayın: Zorunlu arabuluculukta koruma başvuruyla başlar; isteğe bağlı arabuluculukta ise sürecin başladığının tutanakla belgelenmesi gerekir.
  • İhtiyaç nedeniyle tahliyede zamanlamaya dikkat edin: En güvenli yol, yeni kira dönemi başladıktan sonra büroya başvurmaktır. Erken başvuru, ancak süreç dava açma süresi içinde sonuçlanırsa yeterli sayılmaktadır.
  • Geçici koruma kararı varsa takvimi ayrıca izleyin: İhtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararından sonraki dava açma süreleri arabuluculuk boyunca işlemez; ancak son tutanaktan sonra kalan süre içinde davanın açılması gerekir.

Arabuluculuk süreçlerine ilişkin genel bilgi için Arabuluculuk sayfamıza bakabilirsiniz.

Not: Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve somut dosyanızdaki durumu değerlendirmez. Uyuşmazlığın türü, uygulanacak zamanaşımı veya hak düşürücü süre, başvuru ve son tutanak tarihleri ile araya giren diğer durma veya kesilme sebepleri sonucu doğrudan etkiler; süresi daralan bir hak için arabulucuya başvurmadan önce takviminizi kendi belgeleriniz üzerinden bir hukukçuyla değerlendirmeniz yerinde olur.