Bugün pek çok hukuk uyuşmazlığında doğrudan mahkemeye gidilemiyor: işçi-işveren alacakları, ticari para alacakları, kira uyuşmazlıkları, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıklarında dava açmadan önce arabulucuya başvurmak kanunen zorunlu. Uygulamada bu kuralın en ağır sonucu, arabuluculuk atlanarak açılan davanın esasına hiç girilmeden reddedilmesidir. Üstelik bu ret, haklı olan tarafın da başına gelebilir; aylar süren yargılama, tek bir usul eksikliği nedeniyle sonuçsuz kalabilir.

Bu yazıda "dava şartı arabuluculuk" kavramını, arabulucuya hiç gitmeden dava açmanın sonuçlarını, dava açıldıktan sonra yapılan başvurunun eksikliği giderip gidermediğini ve görevsiz mahkemede açılan davalardaki özel durumu; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun Ocak 2026 tarihli kararı başta olmak üzere güncel kararlar üzerinden aktarıyorum. Konunun bir kısmında daireler ve bölge adliye mahkemeleri arasında görüş ayrılığı bulunduğunu da belirtmek isterim.

Özetle: Arabuluculuğun dava şartı olduğu uyuşmazlıklarda arabulucuya hiç başvurulmadan dava açılırsa, mahkeme davacıya süre vermeden ve başka bir işlem yapmadan davayı usulden reddeder (6325 s. K. m. 18/A-2). Yerleşik uygulamaya göre bu eksiklik, dava açıldıktan sonra arabulucuya gidilerek giderilemez. Arabulucuya başvurulmuş ama son tutanak dilekçeye eklenmemişse ise bir haftalık kesin süre verilir. Hukuk Genel Kurulu, görevsiz mahkemede açılan davalarda dosya görevli mahkemenin esasına kaydedilmeden önce arabuluculuk tamamlanmışsa dava şartının yerine geldiğini kabul etmiştir. Kira davalarında ise başvurunun, dava açma hakkı doğduktan sonra yapılması gerekir.

1. Dava şartı arabuluculuk nedir, hangi uyuşmazlıkları kapsar?

Dava şartı, mahkemenin bir davanın esasını inceleyebilmesi için bulunması gereken koşuldur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesine göre mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır; taraflar da bu eksikliği her zaman ileri sürebilir. Arabuluculuk normalde tarafların iradesine dayalı, gönüllü bir yoldur; ancak kanun koyucu bazı uyuşmazlıklarda arabulucuya başvurmayı dava şartı hâline getirmiştir. Bu durumda zorunluluk yalnızca başvuruyla sınırlıdır: taraflar görüşmelere katılıp katılmamakta ve anlaşıp anlaşmamakta serbesttir.

Bugün itibarıyla başlıca dava şartı arabuluculuk alanları şunlardır:

  • İş uyuşmazlıkları: Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade davaları; 1 Eylül 2023'ten itibaren bu alacaklarla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları (7036 s. İş Mahkemeleri Kanunu m. 3/1). İş kazası ve meslek hastalığından doğan tazminat davaları bu kapsamın dışındadır (m. 3/3).
  • Ticari davalar: Konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları (6102 s. Türk Ticaret Kanunu m. 5/A).
  • Kira, paylaştırma, kat mülkiyeti ve komşuluk uyuşmazlıkları: Kiralanan taşınmazların ilamsız icra yoluyla tahliyesi hariç kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar; taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ve ortaklığın giderilmesi; Kat Mülkiyeti Kanunu'ndan ve komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklar (6325 s. K. m. 18/B, 1 Eylül 2023'ten itibaren).

Arabulucu, başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır; bu süre zorunlu hâllerde en fazla bir hafta uzatılabilir (6325 s. K. m. 18/A-9). Arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez (m. 18/A-15). Dolayısıyla doğru zamanda yapılan başvuru, süre kaybına da yol açmaz.

2. Arabulucuya hiç gitmeden dava açılırsa: süre verilmeden usulden ret

6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin 2. fıkrası iki farklı durumu birbirinden ayırır:

  • Arabulucuya başvurulmuş, ancak son tutanak dilekçeye eklenmemişse: Mahkeme davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde sunulması gerektiğini, aksi hâlde davanın usulden reddedileceğini bildiren bir davetiye gönderir. Süre içinde sunulmazsa dava, dilekçe karşı tarafa tebliğ edilmeden usulden reddedilir.
  • Arabulucuya hiç başvurulmamışsa: "Herhangi bir işlem yapılmaksızın" davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilir.

Hukuk Genel Kurulu'nun 21.01.2026 tarihli, 2025/255 E., 2026/11 K. sayılı kararında bu ayrım açıkça vurgulanmıştır: Arabulucuya başvurulmuş ama tutanak eklenmemişse eksiklik tamamlanabilir niteliktedir; buna karşılık dava arabulucuya başvurulmadan açılmışsa, mahkemece davacıya eksikliği gidermesi için herhangi bir süre verilmeksizin dava usulden reddedilir. Genel Kurul ayrıca, ilk derece mahkemesi bu eksikliği gözden kaçırsa bile bölge adliye mahkemesinin bunu kamu düzeninden sayarak kendiliğinden dikkate alması ve temyiz incelemesinde bunun mutlak bir bozma sebebi sayılması gerektiğini belirtmiştir.

Sonradan yapılan başvuru eksikliği gidermez

Uygulamada en sık karşılaşılan hata, dava açıldıktan sonra eksikliğin fark edilmesi ve aceleyle arabulucuya başvurulmasıdır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13.03.2024 tarihli, 2022/5658 E., 2024/2064 K. sayılı kararına konu ticari itirazın iptali davasında davacı, istinaf aşamasında, karar tarihinden sonra yapılmış bir arabuluculuk başvurusunun son tutanağını sunmuştu. Bölge adliye mahkemesi, "herhangi bir işlem yapılmaksızın" ifadesinin taraflara arabulucuya başvurmak için süre verilemeyeceği anlamına geldiğini ve arabuluculuğun HMK m. 115/2 kapsamında tamamlanabilir bir dava şartı olmadığını belirtmiş; Yargıtay bu kararı onamıştır.

Davacı vekili bu dosyada, dava şartını tamamlatmak için süre verilmemesinin hak arama özgürlüğüne aykırı olduğunu da ileri sürmüş, ancak bu itiraz sonuca etki etmemiştir. Kısacası, dava açılmadan önce arabulucuya gidilmemişse, çoğu durumda yapılacak şey yeni bir arabuluculuk süreci ve ardından yeni bir davadır; bu da zaman kaybı ve yargılama giderleri anlamına gelir.

Dava açılmadan dakikalar önce yapılan başvuru da yeterli görülmeyebilir

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2025 tarihli, 2025/240 E., 2025/297 K. sayılı kararına konu olayda, ticari tazminat davası açılmadan 17 dakika önce arabulucuya başvurulmuş, son tutanak ise dava açıldıktan sonra düzenlenmişti. İlk derece mahkemesi, son tutanağın dava dilekçesine eklenmesinin yasal zorunluluk olduğunu, başvurudan 17 dakika sonra dava açılmasının arabuluculuğun mahiyetine uymadığını ve dava şartını dolanma niteliği taşıdığını belirterek davayı usulden reddetmiş; Bölge Adliye Mahkemesi bu kararı yerinde bulmuştur. Bu karar, arabuluculuğun yalnızca bir "başvuru numarası" alınarak geçiştirilemeyeceğini; dava açılmadan önce sürecin sonuçlanmış ve son tutanağın düzenlenmiş olması gerektiğini göstermektedir.

3. Görevsiz mahkemede açılan davalar: Hukuk Genel Kurulu'nun 2026 kararı

Ayrı bir sorun, davanın önce arabuluculuğun dava şartı olmadığı bir mahkemede (ör. asliye hukuk) açılması, sonra görevsizlik kararıyla arabuluculuğun zorunlu olduğu bir mahkemeye (iş, asliye ticaret, tüketici mahkemesi) gönderilmesidir. HMK'nın 20. maddesine göre görevsizlik kararından sonra taraflardan biri, kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde başvurarak dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini ister; dosya görevli mahkemede kaldığı yerden devam eder. Peki bu arada arabulucuya gidilirse dava şartı yerine gelmiş olur mu?

Hukuk Genel Kurulu'nun 21.01.2026 tarihli, 2025/255 E., 2026/11 K. sayılı kararı bu soruyu iş davası özelinde cevaplamıştır. Olayda işveren, işçisinden tazminat istemiyle 2019'da asliye hukuk mahkemesinde dava açmış; mahkeme 13.12.2022'de iş mahkemesinin görevli olduğuna karar vermişti. İşveren 26.12.2022'de arabulucuya başvurmuş, süreç 04.01.2023'te sonuçlanmış; dosya ise 24.02.2023'te iş mahkemesine tevzi edilmişti. İş mahkemesi, dava açıldıktan sonra dava şartının tamamlanamayacağı gerekçesiyle davayı reddetmiş ve Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin bozma kararına direnmişti.

Genel Kurul direnme kararını bozmuştur. Gerekçeye göre görevsiz mahkemede dava açıldıktan sonra, ancak dosya görevli mahkemeye gönderilmeden önce arabuluculuk eksikliği tamamlanmışsa, görevli mahkemede dava şartı tamdır ve tekrar arabulucuya başvurmadan esasa geçilmelidir. Aksi yöndeki kabulün hak arama özgürlüğünün bir unsuru olan mahkemeye erişim hakkıyla bağdaşmayacağı, davanın reddedilerek arabuluculuk ve dava sürecinin yeniden başlatılmasının ise usul ekonomisi ilkesine aykırı olacağı belirtilmiştir.

Bu konuda görüş ayrılığı vardı

Genel Kurul kararından önce daireler arasında farklı yaklaşımlar bulunduğunu belirtmek gerekir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 26.11.2024 tarihli, 2024/3201 E., 2024/4336 K. sayılı kararında; asliye hukuk mahkemesinde 18.07.2022'de açılan ve 22.07.2022'de asliye ticaret mahkemesine görevsizlik kararıyla gönderilen davada, 31.07.2022'de arabulucuya başvurulmuş olmasına rağmen, görevli mahkemede bakılan davanın yeni bir dava değil önceki davanın devamı olduğu ve görevsiz mahkemede dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmadığı gerekçesiyle usulden ret kararı oy çokluğuyla onanmıştı. Karşı oy yazısında ise başvurunun, dosya görevli mahkemeye gelmeden tamamlandığı, aksi yorumun "çok katı ve şekilci" olacağı ve usul ekonomisiyle bağdaşmayacağı ifade edilmişti.

Hukuk Genel Kurulu kararı iş mahkemesi dosyasına ilişkin olmakla birlikte, gerekçesini 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesine, HMK m. 20'ye ve Anayasa'daki hak arama özgürlüğüne dayandırmaktadır. Bu nedenle kararın ticari ve diğer dava şartı arabuluculuk alanlarında da dikkate alınması beklenebilir; ancak dairelerin bundan sonraki uygulamasının izlenmesi gerekir. Önemli bir sınır da şudur: Genel Kurul'un kabul ettiği esneklik, başvurunun dosya görevli mahkemenin esasına kaydedilmeden önce yapılıp sonuçlanmış olmasına dayanmaktadır. Dosya görevli mahkemeye ulaştıktan sonra yapılacak bir başvurunun aynı şekilde değerlendirileceğini varsaymak risklidir; bu nedenle görevsizlik kararının ardından vakit kaybetmeden arabulucuya başvurmak gerekir.

4. Kira davalarında zamanlama: Başvuru çok erken de yapılmamalı

Kira uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuk, bu kez ters yönde bir sorun doğurmuştur: Kiraya veren, tahliye davası açma hakkı doğmadan önce arabulucuya başvurursa ne olur?

Türk Borçlar Kanunu'nun 350. maddesine göre kiraya veren, konut veya işyeri ihtiyacı sebebiyle tahliye davasını belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonundan itibaren bir ay içinde açabilir. Bölge adliye mahkemeleri, bu süre başlamadan önce yapılan arabuluculuk başvurusunun dava şartını karşılayıp karşılamadığı konusunda farklı kararlar vermişti.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 26.05.2025 tarihli, 2025/1495 E., 2025/3048 K. sayılı kararı bu uyuşmazlığı gidermiştir. Daire, TBK m. 350 uyarınca açılacak ihtiyaç nedeniyle tahliye davalarında zorunlu arabuluculuk başvurusunun, tahliye davası açma hakkının doğumundan sonra, diğer bir anlatımla dava açma süresi içinde yapılması gerektiğine karar vermiştir. Gerekçede, uyuşmazlık henüz doğmadan yapılan başvurunun bir formaliteye dönüşeceği, kiracının durumunun süre sonuna kadar değişebileceği ve başvurudan son tutanağa kadar geçen sürenin hak düşürücü süreye zaten etki etmediği belirtilmiştir.

Somut olayda kira dönemi 01.01.2024'te sona ermiş, kiraya veren ise 10.12.2023'te arabulucuya başvurmuştu. Dava, süre içinde 08.01.2024'te açılmış olmasına rağmen, başvuru dava açma süresi başlamadan yapıldığı için dava şartı yerine gelmemiş kabul edilmiş ve bu yöndeki bölge adliye mahkemesi kararı isabetli bulunmuştur.

Kararların değerlendirmesi

İncelediğim kararlar, dava şartı arabuluculuğun iki yönden sıkı biçimde denetlendiğini göstermektedir: Başvuru dava açılmadan önce yapılmış ve sonuçlanmış olmalı, ancak kira davalarında olduğu gibi uyuşmazlık doğmadan da yapılmamalıdır. Bu iki sınır arasındaki zaman aralığını doğru belirlemek, özellikle kısa hak düşürücü sürelerin bulunduğu tahliye ve işe iade gibi davalarda büyük önem taşır.

Hukuk Genel Kurulu'nun 2026 kararı ise kuralın katı uygulanmasına önemli bir esneklik getirmiştir. Genel Kurul, hak arama özgürlüğü ve usul ekonomisini öne çıkararak, görevsizlik kararı sonrasında, dosya görevli mahkemeye ulaşmadan tamamlanan arabuluculuğu yeterli saymıştır. Buna karşılık "dava açtıktan sonra arabulucuya giderim" yaklaşımı, görevli mahkemede doğrudan açılan davalarda hâlâ usulden ret riskini taşımaktadır. Bu alanda içtihadın gelişmeye devam ettiğini ve mahkemeler arasında farklı uygulamalar görülebileceğini göz önünde bulundurmak gerekir.

Uygulamaya dönük çıkarımlar

  • Dava açmadan önce uyuşmazlığın türünü belirleyin. İş, ticari para alacağı, kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşuluk uyuşmazlıklarında arabuluculuk dava şartıdır.
  • Son tutanak dava dilekçesine eklenmeli. Tutanak eklenmemişse mahkeme bir haftalık kesin süre verir; bu süre kaçırılırsa dava usulden reddedilir.
  • Sonradan başvuru kural olarak işe yaramaz. Arabulucuya hiç gidilmeden açılan dava, süre verilmeden reddedilir.
  • Başvurunun sonuçlanmasını bekleyin. Başvurudan dakikalar sonra dava açmak, dava şartının dolanılması olarak değerlendirilebilir.
  • Görevsizlik kararı verilirse hızlı davranın. Arabuluculuğun zorunlu olduğu bir mahkemeye gönderilecek dosyada, dosya görevli mahkemenin esasına kaydedilmeden önce arabuluculuk sürecini tamamlamak önemlidir.
  • Kira davalarında zamanlamaya dikkat edin. İhtiyaç nedeniyle tahliyede arabuluculuk başvurusu, dava açma hakkı doğduktan sonra ve dava açma süresi içinde yapılmalıdır.
  • İlk toplantıya katılın. Geçerli mazereti olmadan ilk toplantıya katılmayan taraf, davada haklı çıksa bile yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulabilir (6325 s. K. m. 18/A-11).

Arabuluculuk süreci hakkında genel bilgi için arabuluculuk sayfamıza, ortaklığın giderilmesi davalarındaki arabuluculuk aşaması için ortaklığın giderilmesi yazımıza, kira uyuşmazlıkları için de tahliye davası yazımıza bakabilirsiniz.

Not: Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve somut dosyanızdaki durumu değerlendirmez. Dava şartı arabuluculuğun kapsamı, uyuşmazlığın niteliğine, tarafların sıfatına, dava ve başvuru tarihlerine göre farklılık gösterebilir; bu alandaki içtihat da gelişmeye devam etmektedir. Hak kaybına uğramamak için başvuru ve dava tarihlerini planlamadan önce dosyanıza özgü hukuki değerlendirme almanız yerinde olacaktır.