Limited şirket kurmanın en önemli nedenlerinden biri, ortakların kişisel malvarlığını şirketin ticari risklerinden ayırmaktır. Buna rağmen uygulamada sık sık şu sorularla karşılaşıyorum: "Şirket borcunu ödeyemezse evime haciz gelir mi?", "Şirketten ayrıldım, eski borçlar yüzünden hâlâ sorumlu muyum?", "Alacaklı şirketin değil, benim adıma icra takibi başlattı; bu mümkün mü?"
Bu yazıda limited şirket ortağının şirket borçlarından sorumlu olup olmadığını; kuralı, kuralın istisnalarını (vergi ve SGK prim borçları, kefalet, ek ödeme yükümlülüğü, tüzel kişilik perdesinin aralanması) ve ortağın kendisine yönelen bir takibe karşı neler yapabileceğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2022 ve 2025 tarihli kararları ile Yargıtay ve bölge adliye mahkemesi kararları üzerinden aktarıyorum.
Özetle: Limited şirket, borçlarından yalnızca kendi malvarlığıyla sorumludur; ortaklar şirket borçlarından sorumlu değildir, yalnızca taahhüt ettikleri sermayeyi ödemek ve şirket sözleşmesindeki ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdür (TTK m. 573/2 ve 602). Bu nedenle şirketin özel hukuktan doğan bir borcu için alacaklı kural olarak ortağa başvuramaz. Başlıca istisnalar şunlardır: şirketten tahsil edilemeyen vergi, SGK primi gibi kamu alacakları (6183 sayılı Kanun m. 35 ve mükerrer m. 35), ortağın şahsen kefil olduğu borçlar ve tüzel kişiliğin alacaklıdan mal kaçırmak için kötüye kullanıldığı istisnai durumlar (TMK m. 2). Yargıtay, tüzel kişilik perdesinin aralanmasını dar yorumlamakta ve kötüniyetin somut verilerle ispatını aramaktadır.
1. Temel kural: Şirket borcu, ortağın borcu değildir
Türk Ticaret Kanunu (TTK) bu konuda açıktır. TTK m. 602'ye göre "Şirket, borç ve yükümlülükleri dolayısıyla sadece malvarlığıyla sorumludur." TTK m. 573/2 ise ortaklar yönünden şunu düzenler: "Ortaklar, şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdürler."
Buradaki anahtar kavram tüzel kişiliktir. Limited şirket, ortaklarından ayrı bir kişidir; kendi adına sözleşme yapar, kendi adına borçlanır ve kendi malvarlığıyla sorumlu olur. Ortağın sorumluluğu ise yalnızca şirkete karşıdır ve taahhüt ettiği sermaye payıyla sınırlıdır. Ortak ile şirketin alacaklıları arasında kanun doğrudan bir ilişki kurmaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02.11.2022 tarihli, 2021/448 E., 2022/1417 K. sayılı kararında bu ilke şöyle ifade edilmiştir: Limited şirket ortağı TTK m. 573/2 gereği şirketin borçlarından sorumlu olmayıp sadece taahhüt ettiği esas sermaye payı oranında şirkete karşı sorumludur; başka bir anlatımla ortağın, sermayeyi koyma borcuyla sınırlı olan sorumluluğu şirkete karşı olup şirket borçlarından dolayı alacaklılara karşı herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.
Ortak adına takip başlatılırsa ne olur?
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 12.10.2022 tarihli, 2022/1996 E., 2022/2014 K. sayılı kararına konu olayda, bir limited şirketin borcu için başlatılan icra takibinde alacaklı, şirketin tek ortağı ve müdürü olan kişiye İcra ve İflas Kanunu m. 89 uyarınca haciz ihbarnameleri göndermişti. Haciz ihbarnamesi, borçlu şirketin üçüncü kişilerdeki alacaklarının haczedilmesi için kullanılan bir yoldur. Alacaklı, kişinin şirketin ortağı ve yöneticisi olduğunu, bu nedenle borçtan sorumlu olduğunu ileri sürmüştü.
Ortak, menfi tespit davası açarak şirkete borcu olmadığının tespitini istemiş; ilk derece mahkemesi şirketin ticari defterlerini bilirkişiye inceletmiş, ortağın şirkete kayıtlı bir borcu ve sermaye koyma borcu bulunup bulunmadığını araştırmıştır. Defterlerde ortağın şirkete borcu görülmemiş ve dava kabul edilmiştir. Bölge adliye mahkemesi kararı onaylarken, limited şirket ortağının TTK m. 573/2 gereği şirket borçlarından sorumlu olmadığını, 6183 sayılı Kanun kapsamı dışındaki şirket borçlarından ortağın sorumluluğunun bulunmadığını açıkça belirtmiştir.
Bu karardan iki pratik sonuç çıkar. Birincisi, ortağın şirkete karşı ödenmemiş bir sermaye borcu ya da kayıtlı bir borcu varsa, bu borç şirketin bir alacağı olarak haciz yoluyla gündeme gelebilir; bu nedenle sermaye ödemelerinin belgelenmesi önemlidir. İkincisi, aynı dosyada ortağın kötüniyet tazminatı talebi, alacaklının kötüniyeti ispatlanamadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Takibin haksız olması, tek başına tazminat için yeterli olmayabilir. Menfi tespit davasına ilişkin ayrıntılar için menfi tespit ve istirdat davası yazımıza bakabilirsiniz.
2. Ortağın şirkete karşı yükümlülükleri: Sermaye, ek ödeme ve yan edim
Ortağın sorumsuzluğu, şirkete karşı hiçbir yükümlülüğü olmadığı anlamına gelmez. TTK m. 573/2'nin saydığı üç yükümlülük şunlardır:
- Sermaye borcu: Ortak, şirket sözleşmesinde taahhüt ettiği esas sermaye payını şirkete ödemekle yükümlüdür. Sermayesini tam olarak ödeyen ortak bu yükümlülükten kurtulur.
- Ek ödeme yükümlülüğü: TTK m. 603'e göre ortaklar, şirket sözleşmesiyle esas sermaye payı bedeli dışında ek ödemeyle de yükümlü tutulabilir. Bu ödeme ancak esas sermaye ile kanuni yedek akçelerin zararı karşılayamaması, şirketin bu ek araçlar olmaksızın işlerine gereği gibi devam edememesi veya sözleşmede tanımlanan özkaynak ihtiyacı doğuran başka bir hâlin gerçekleşmesi durumunda müdürler tarafından istenebilir. Ek ödeme tutarı, esas sermaye payının itibari değerinin iki katını aşamaz ve iflasın açılmasıyla muaccel olur.
- Yan edim yükümlülüğü: Şirket sözleşmesinde para dışında başka edimler (ör. belirli bir hizmetin sağlanması) öngörülebilir.
Bu yükümlülüklerin tamamı şirkete karşıdır ve kaynağı şirket sözleşmesidir. Bu nedenle bir ortağın sorumluluk kapsamını değerlendirirken ilk bakılması gereken belge, şirket sözleşmesi ve sermaye ödemelerine ilişkin kayıtlardır.
3. En önemli istisna: Vergi ve SGK prim borçları
Ortakların sorumsuzluğu kuralının en geniş istisnası kamu alacaklarıdır. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun m. 35/1 şöyledir: "Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar."
Hukuk Genel Kurulu, yukarıda andığım 2022/1417 K. sayılı kararında bu sorumluluğun niteliğini şöyle açıklamıştır:
- Kamu alacağının esas borçlusu limited şirkettir; ortağa ancak alacak şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemezse ya da tahsil edilemeyeceği anlaşılırsa gidilebilir. Bu nedenle ortağın sorumluluğu ikincil niteliktedir.
- Sorumluluk için ortağın kusuru aranmaz; bir tür kusursuz sorumluluktur.
- Sorumluluk ortağın sermaye payı oranında belirlenir, ancak sermaye miktarıyla sınırlı değildir. Örneğin yüzde 50 paylı ortak, şirketten tahsil edilemeyen kamu borcunun yarısından, koyduğu sermayeden bağımsız olarak sorumlu tutulabilir.
- Kanun koyucu bu istisnayı, limited şirket ortaklarının şirket yönetimi ve denetimi üzerindeki hak ve yetkilerini gözeterek öngörmüştür; Anayasa Mahkemesi de düzenlemeyi anayasaya aykırı bulmamıştır.
Payını devreden ortak eski borçlardan kurtulur mu?
6183 sayılı Kanun m. 35'e 4/6/2008 tarihli 5766 sayılı Kanun'la eklenen fıkralara göre, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi hâlinde payı devreden ve devralan kişiler, devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden payları oranında müteselsilen sorumludur. Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı kişiler olması hâlinde de bu kişiler müteselsilen sorumlu tutulur. Kısacası pay devri, devir öncesindeki kamu borçlarından kurtulmanın bir yolu değildir.
Ancak bu kuralın zaman bakımından bir sınırı vardır. Hukuk Genel Kurulu'nun 2022/1417 K. sayılı kararına konu dosyada bir kişi, 2006'da bir limited şirketin paylarını devralmış, 2007'de devretmişti. SGK, şirketin bu kişi ortak olmadan önceki dönemlere ait prim borçları için ona ödeme emri göndermişti. Anayasa Mahkemesi, 5766 sayılı Kanun'la getirilen ve sorumluluğu artıran hükümlerin yürürlük tarihinden önceki alacaklara uygulanmasını öngören geçici maddeyi iptal ettiğinden, Hukuk Genel Kurulu bu fıkraların yürürlükten önceki dönem kamu alacaklarına uygulanamayacağını kabul etmiş ve ödeme emrinin iptaline ilişkin direnme kararını onamıştır. Bu karar, sorumluluk değerlendirmesinde borcun ait olduğu dönem ile ortaklığın başladığı ve sona erdiği tarihlerin mutlaka karşılaştırılması gerektiğini gösteriyor.
Müdür olan ortak bakımından ayrıca bir sorumluluk vardır
Ortağın aynı zamanda şirket müdürü, yani kanuni temsilcisi olması, sorumluluğu genişletir. 6183 sayılı Kanun mükerrer m. 35'e göre tüzel kişilerin malvarlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin şahsi malvarlıklarından tahsil edilir; şirketin tasfiye hâline girmesi veya tasfiye edilmesi, temsilcinin daha önceki dönemlere ait sorumluluğunu kaldırmaz. SGK prim borçları bakımından ise 5510 sayılı Kanun m. 88, tüzel kişiliği haiz işverenlerin üst düzey yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcilerinin Kuruma karşı işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu düzenler. Hukuk Genel Kurulu da prim alacakları söz konusu olduğunda sosyal güvenlik mevzuatındaki bu özel düzenlemelerin uygulanma önceliğine sahip olduğunu belirtmiştir.
Bu ayrım önemlidir: Payı olmayan bir müdür de prim borcundan sorumlu tutulabilirken, müdür olmayan bir ortağın kamu borcundan sorumluluğu payı oranındadır.
4. Ortağın kendi imzasıyla üstlendiği borçlar: Kefalet
Uygulamada ortakları en çok şaşırtan durum, şirket adına kullanılan kredi, kira veya tedarik sözleşmelerinde kendilerinin de kefil olarak imza atmış olmalarıdır. Bu durumda ortak, şirket ortağı olduğu için değil, kendi imzasıyla kefalet sözleşmesi yaptığı için sorumludur. Benzer şekilde ortağın şahsen düzenlediği veya ciro ettiği çek ve senetlerden doğan sorumluluk da ortaklıktan bağımsızdır.
Kefaletin geçerliliği ise sıkı şekil şartlarına bağlıdır. Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 583'e göre kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz; kefilin azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil ise bu sıfatı sözleşmede kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Bu nedenle bir kefalet nedeniyle takibe maruz kalan ortağın, sözleşmenin şekil şartlarını taşıyıp taşımadığını mutlaka incelemesi gerekir.
5. Tüzel kişilik perdesinin aralanması: Ne zaman ortağa gidilebilir?
Kanunda açık bir hüküm bulunmasa da Yargıtay, tüzel kişiliğin alacaklılardan kaçmak için bir araç olarak kullanıldığı durumlarda ortakların sorumluluğuna gidilebileceğini kabul etmektedir. Buna tüzel kişilik perdesinin aralanması (veya kaldırılması) denir. Dayanağı, TMK m. 2'deki dürüstlük kuralı ve "Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz" ilkesidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14.05.2025 tarihli, 2023/1138 E., 2025/287 K. sayılı kararı, teorinin sınırlarını güncel ve ayrıntılı biçimde ortaya koymaktadır. Kurul'a göre:
- Tüzel kişilik perdesinin aralanması istisnai ve sınırlı durumlarda, titizlikle uygulanması gereken bir teoridir; mümkün olduğunca dar yorumlanmalıdır.
- Teoriye ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı ve başka bir yasal dayanağın bulunmadığı durumlarda başvurulabilir.
- Perdenin üç görünümü vardır: şirket borcu için ortağın sorumlu tutulması (düz aralama), ortağın borcu için şirketin sorumlu tutulması (ters aralama) ve borçlu şirketin yanında kardeş şirketin sorumlu tutulması (çapraz aralama).
- Şirketler arasında adres, ortaklık yapısı veya yönetim benzerliği gibi bir organik bağ bulunsa bile, perdenin aralanması için alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötüniyetli işlemler yapıldığının somut verilerle ispatlanması gerekir. Aksi hâlde her küçük bağlantıda perde aralanır ve tüzel kişilik kurumu işlev görmez hâle gelir.
Somut olayda Kurul, adresleri, ortaklık yapıları, yönetim kurulları ve temsilcileri diğer şirketlerle aynı olmayan, aralarında cari hesap ilişkisi bulunmayan ve kötüniyetli işlem yaptığı ispatlanamayan bir limited şirketin, yalnızca adi ortaklık bağlantısı nedeniyle borçtan sorumlu tutulamayacağına karar vermiştir.
Tek ortaklı şirket ve "şirket battı, ortak zengin" iddiası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07.07.2025 tarihli, 2025/240 E., 2025/4907 K. sayılı kararı, perdenin aralanması talebinin hangi durumda reddedildiğine dair öğretici bir örnektir. Davacı, alacağını tahsil edemediği tek ortaklı şirketin perdesinin kaldırılarak şirketin tek ortağı ve yetkilisinin de borçtan sorumlu tutulmasını istemişti.
İlk derece mahkemesi; ortağın malvarlığının taraflar arasındaki ticari ilişkiden önceye ait olduğunu, şirketin malvarlığının azaldığı dönemde ortağın malvarlığında artış bulunmadığını, şirketin taşınır ve taşınmazlarının ortağa devredilmediğini, olağan dışı bir para aktarımı yapılmadığını ve sermaye yetersizliğinin piyasa koşullarından kaynaklandığını tespit etmiştir. Bilirkişi raporunda bazı tutarların "muhtemelen" ortağa kullandırıldığı yönündeki görüş de, aktarım net biçimde tespit edilmediği için yeterli görülmemiş ve dava reddedilmiştir. Bölge adliye mahkemesinin bu kararı onaylamasına karşı yapılan temyiz, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından reddedilerek karar onanmıştır.
Bu kararlar birlikte değerlendirildiğinde, perdenin aralanması iddiasında mahkemelerin şu olgulara baktığı görülüyor: şirket ile ortağın malvarlıklarının birbirine karışıp karışmadığı, şirketten ortağa veya ilişkili şirkete olağan dışı para ya da mal aktarımı yapılıp yapılmadığı, şirketin baştan itibaren yetersiz sermayeyle faaliyet gösterip göstermediği ve borçtan kurtulmak amacıyla işlerin başka bir şirkete kaydırılıp kaydırılmadığı. Bu olguların "muhtemel" olması değil, belgeyle ispatlanması gerekir.
6. Kararların değerlendirmesi
- Kural sınırlı sorumluluktur: Hukuk Genel Kurulu (2022/1417 K.) ve Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi (2022/2014 K.), ortağın özel hukuktan doğan şirket borçlarından alacaklılara karşı sorumlu olmadığını açıkça vurgulamaktadır.
- Kamu alacakları ayrı bir rejime tabidir: Vergi ve SGK primi gibi alacaklarda ortak, şirketten tahsil edilemeyen kısımdan payı oranında, sermayesiyle sınırlı olmaksızın sorumludur; ancak borcun ait olduğu dönem ve ortaklık tarihleri belirleyicidir (2022/1417 K.).
- Perdenin aralanması son çaredir: Hukuk Genel Kurulu (2025/287 K.) ve 11. Hukuk Dairesi (2025/4907 K.), kötüniyetin ve mal kaçırma amacının somut verilerle ispatını aramakta; organik bağ veya şirketin borç ödeyememesi tek başına yeterli görülmemektedir.
Şirketten ayrılma yolları için limited şirketten çıkma davası yazımıza, alacaklı açısından borçlunun mal kaçırmasını önlemeye yönelik geçici koruma için ihtiyati haciz yazımıza göz atabilirsiniz.
7. Uygulamaya dönük çıkarımlar
- Ortaklar açısından: Sermaye ödemelerinizi banka kaydıyla belgeleyin; şirkete karşı ödenmemiş bir sermaye borcu, şirket alacaklıları tarafından haciz yoluyla gündeme getirilebilir.
- İmzaladığınız her belgeyi kontrol edin: Kredi, kira veya leasing sözleşmelerinde "kefil" sıfatıyla attığınız imza, sizi şirket borcundan şahsen sorumlu kılar. Kefaletin TBK m. 583'teki el yazısı ve azami miktar şartlarını taşıyıp taşımadığı ayrıca incelenmelidir.
- Kamu borçlarını yakından izleyin: Vergi ve SGK prim borçları, şirketten tahsil edilemezse ortağa payı oranında, müdüre ise kendi malvarlığından yönelebilir. Pay devri, devir öncesi borçlardan kurtulmanın yolu değildir.
- Payı devralacaklar açısından: Şirketin vergi ve SGK borç durumunu devirden önce araştırın; devraldığınız payla birlikte devir öncesi kamu borçlarından müteselsil sorumluluk da gündeme gelebilir.
- Size yönelen bir takipte: Takibin hangi borca dayandığını, borcun şirkete mi size mi ait olduğunu ve ait olduğu dönemi belirleyin; ödeme emrine itiraz, menfi tespit veya kamu alacakları için ilgili mercide ödeme emrine karşı dava gibi yollar ve bunların süreleri farklıdır.
- Alacaklılar açısından: Perdenin aralanması iddiası ancak para ve mal aktarımı, malvarlıklarının karışması veya işin başka şirkete kaydırılması gibi olguların belgeyle ispatıyla sonuç verir; ticari defter incelemesi ve bilirkişi raporu bu davalarda belirleyicidir.
Şirketler hukukuna ilişkin diğer konular için ticaret ve şirketler hukuku çalışma alanı sayfasına göz atabilirsiniz.
Not: Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve somut dosyanızdaki durumu değerlendirmez. Borcun türü (özel hukuk alacağı veya kamu alacağı), ait olduğu dönem, ortaklık ve müdürlük tarihleri, şirket sözleşmesi ve imzalanan belgeler her dosyada sonucu değiştirebileceğinden, bir takibe karşı tutum belirlemeden veya pay devri yapmadan önce belgelerinizin ayrıca incelenmesi gerekir.
