Mal teslim ettiniz, hizmeti verdiniz ya da borç para verdiniz; karşı taraf ise ödeme yapmıyor. Üstelik duyduklarınız endişe verici: borçlunun aracını sattığı, taşınmazını bir yakınına devretmeye hazırlandığı, hesaplarını boşalttığı konuşuluyor. Dava açıp aylarca, belki yıllarca beklerseniz, sonunda elinize geçecek bir mahkeme kararının tahsil edilecek bir malvarlığı bulamaması ihtimali sizi düşündürüyor.

Hukuk bu riske karşı alacaklıya ihtiyati haciz imkânı tanır. İhtiyati haciz, bir para alacağının ileride tahsil edilebilmesini güvence altına almak için, mahkeme kararıyla borçlunun mallarına, hak ve alacaklarına önceden ve geçici olarak el konulmasıdır. Bu yazıda ihtiyati haczin hangi şartlarla verildiğini, mahkemenin neden teminat istediğini, kararı aldıktan sonra kaçırılmaması gereken süreleri, borçlunun hangi sebeplerle itiraz edebileceğini ve haksız ihtiyati haczin alacaklıya nasıl bir sorumluluk yüklediğini İcra ve İflas Kanunu (İİK) hükümleri ile Yargıtay ve bölge adliye mahkemelerinin kararları ışığında aktarıyorum.

Özetle: Rehinle güvence altına alınmamış ve vadesi gelmiş bir para alacağı için, borçlunun mal kaçırdığını ispat etmeye gerek olmadan ihtiyati haciz istenebilir (İİK m. 257/1). Vadesi gelmemiş alacakta ise ancak borçlunun belli bir yerleşim yeri yoksa ya da mallarını kaçırma, gizleme veya hileli işlem hazırlığı içindeyse karar verilebilir. Mahkeme alacağın "kesin" değil, yaklaşık olarak ispatıyla yetinir; fakat kural olarak alacaklıdan teminat ister. Karar alındıktan sonra 10 gün içinde infazı istenmeli, haciz uygulandıktan sonra da 7 gün içinde takip başlatılmalı veya dava açılmalıdır; aksi hâlde ihtiyati haciz hükümsüz kalır. Borçlu, kararın dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı 7 gün içinde itiraz edebilir. İhtiyati haciz haksız çıkarsa alacaklı, kusuru olmasa bile borçlunun maddi zararından sorumludur.

İhtiyati haciz nedir, normal hacizden farkı ne?

Bir alacağı zorla tahsil etmenin olağan yolu icra takibidir. Ancak icra takibinde haciz, kural olarak takip kesinleştikten sonra yapılabilir; borçlu ödeme emrine itiraz ederse takip durur ve alacaklı önce bu itirazı aşmak zorunda kalır. Bu süre içinde borçlunun malvarlığını elden çıkarması mümkündür. İhtiyati haciz bu boşluğu doldurur: alacaklı, dava ya da takip sürecinin başında, hatta henüz hiçbir dava açmadan mahkemeye başvurarak borçlunun malları üzerine geçici bir haciz koydurabilir.

İhtiyati haczin "geçici" niteliği önemlidir. İhtiyati haciz, borçlu süresinde itiraz etmezse ya da itirazı icra mahkemesince kesin olarak kaldırılır veya mahkemece iptal edilirse kendiliğinden kesin (icrai) hacze dönüşür (İİK m. 264/son). Yani ihtiyati haciz, alacaklıya tahsilat değil, tahsil imkânının korunmasını sağlar.

Hangi şartlarla ihtiyati haciz kararı verilir?

Vadesi gelmiş alacak

İİK m. 257/1'e göre "rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı", borçlunun elindeki veya üçüncü kişilerdeki taşınır ve taşınmaz mallarını, alacaklarını ve diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Bu hükümden üç şart çıkar:

  • Para alacağı olmalı: Bir malın teslimi veya bir işin yapılması gibi para dışı talepler için ihtiyati haciz değil, ihtiyati tedbir yolu söz konusudur.
  • Alacak rehinle güvence altına alınmamış olmalı: Örneğin alacak için taşınmaz üzerinde ipotek varsa, kanun alacaklının zaten güvencesi bulunduğunu kabul eder.
  • Alacağın vadesi gelmiş (muaccel) olmalı: Ödeme günü gelmiş, istenebilir hâle gelmiş bir alacak gerekir.

Vadesi gelmiş alacakta alacaklının, borçlunun mal kaçırdığını veya ödeme gücünün zayıfladığını ayrıca ispat etmesi gerekmez. Uygulamada en sık yapılan yanlışlardan biri, ihtiyati haciz talebinin borçlunun "kötü niyetini" kanıtlamaya odaklanması, buna karşılık alacağın varlığını ve vadesini gösteren belgelerin eksik bırakılmasıdır.

Vadesi gelmemiş alacak

Ödeme günü henüz gelmemişse ihtiyati haciz ancak iki hâlde istenebilir (İİK m. 257/2): borçlunun belirli bir yerleşim yeri yoksa veya borçlu, borçlarından kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya ya da kendisi kaçmaya hazırlanıyor, kaçıyor veya bu amaçla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemler yapıyorsa. Bu durumda ihtiyati haciz konulursa borç, yalnızca o borçlu bakımından muaccel hâle gelir. Vadesi gelmemiş alacakta mal kaçırma hazırlığının da mahkemeye kanaat verecek delillerle gösterilmesi gerekir.

"Yaklaşık ispat" ne demek, hangi belgeler yeterli?

İİK m. 258/1'e göre alacaklı, alacağı ve gerektiğinde haciz sebepleri hakkında "mahkemeye kanaat getirecek deliller" göstermek zorundadır. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir; uygulamada ihtiyati haciz kararları sıklıkla borçlu dinlenmeden, dosya üzerinden verilir. Bu nedenle başvurunun belgelerle güçlü kurulması belirleyicidir.

Burada aranan ispat, davanın esasındaki "tam ispat" değil, yaklaşık ispattır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin 15.10.2025 tarihli, 2025/1349 E., 2025/1127 K. sayılı kararında bu ölçü şöyle açıklanmıştır: yaklaşık ispatla yetinilmesi, ispatın hiç aranmayacağı anlamına gelmez; hâkim iddianın ağırlıklı ihtimalle doğru olduğunu kabul eder, ancak zayıf da olsa aksinin mümkün olduğunu göz ardı etmez. Aynı kararda, hukuki bir işlem söz konusu olduğunda alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanmasının tercih edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Somut olayda sözleşme, tarafların e-posta yazışmaları ve borçlunun yaptığı kısmi ödemeye ilişkin banka kaydı birlikte değerlendirilerek yaklaşık ispatın sağlandığı kabul edilmiş; sözleşmenin usulüne uygun feshedilip edilmediği gibi tartışmaların esas davada inceleneceği belirtilmiştir.

Bu karar, alacaklılar için pratik bir yol gösterir. Mahkemeye sunulabilecek tipik belgeler şunlardır:

  • İmzalı sözleşme, sipariş formu, teklif ve kabul yazışmaları,
  • Fatura, irsaliye, teslim tutanağı ve cari hesap ekstresi,
  • Borçlunun borcu kabul ettiği e-posta, mesaj, mutabakat veya ödeme taahhüdü,
  • Kısmi ödeme dekontları (borcun varlığını dolaylı olarak doğrular),
  • Senet, çek gibi kambiyo senetleri veya mahkeme ilamı.

Teminat: Mahkeme neden alacaklıdan para istiyor?

İhtiyati haciz çoğunlukla borçlu dinlenmeden verildiği için kanun, haksız bir haciz ihtimaline karşı borçluyu korur. İİK m. 259/1'e göre ihtiyati haciz isteyen alacaklı, hacizde haksız çıkarsa borçlunun ve üçüncü kişilerin uğrayacağı bütün zararlardan sorumludur ve bu nedenle teminat göstermek zorundadır. Teminatın miktarı kanunda sabit bir oran olarak belirlenmemiştir; mahkemenin takdirindedir. Yukarıda andığım İstanbul BAM 45. Hukuk Dairesi kararında da teminat oranının mahkemenin, yaklaşık ispatın derecesini gözeterek belirleyeceği bir husus olduğu kabul edilmiş ve somut olayda belirlenen yüzde 15 oranındaki teminat yeterli görülmüştür.

Kanun teminat kuralına iki istisna getirir:

  • Alacak bir ilama dayanıyorsa teminat aranmaz (İİK m. 259/2). Mahkemeden lehinize bir eda hükmü (ödemeye mahkûmiyet) almışsanız teminatsız ihtiyati haciz isteyebilirsiniz.
  • Alacak ilam niteliğinde bir belgeye dayanıyorsa teminat gerekip gerekmediğini mahkeme takdir eder (İİK m. 259/3).

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 26.10.2023 tarihli, 2023/1668 E., 2023/1647 K. sayılı kararına konu olayda ilk derece mahkemesi, ilamdaki eda hükmüne dayanan kısım için teminatsız, tespit niteliğindeki kısım için ise teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı vermişti. Bu ayrım, aynı başvuruda alacağın farklı kalemlerinin teminat bakımından farklı değerlendirilebileceğini gösterir.

Kararı aldıktan sonra kaçırılmaması gereken süreler

İhtiyati haciz kararı almak işin yarısıdır. Kanun, alacaklıya kısa ve kesin süreler öngörür; bu süreler kaçırılırsa karar kendiliğinden düşer ve borçlu malları üzerindeki haczin kaldırılmasını isteyebilir.

AşamaSüreKaçırılırsa
İhtiyati haciz kararının icra dairesinden infazının istenmesi (İİK m. 261)Kararın verildiği tarihten itibaren 10 günKarar kendiliğinden kalkar
Dava veya takipten önce alınan ihtiyati hacizde takip talebi ya da dava açılması (İİK m. 264/1)Haczin uygulanmasından, gıyapta yapıldıysa tutanağın tebliğinden itibaren 7 günİhtiyati haciz hükümsüz kalır
Borçlu ödeme emrine itiraz ederse itirazın kaldırılması veya itirazın iptali davası (İİK m. 264/2)İtirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 7 günİhtiyati haciz hükümsüz kalır
Dava sırasında konulan ihtiyati hacizde, hükümden sonra takip talebi (İİK m. 264/3)Esas hakkındaki hükmün tebliğinden itibaren 1 ayİhtiyati haciz hükümsüz kalır

Bu sürelerin ne kadar katı uygulandığını iki karar açıkça gösteriyor. İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi'nin yukarıda andığım 2023/1668 E. sayılı kararında, 10 günlük infaz süresinin kararın tebliğinden değil, verildiği tarihten başladığı vurgulanmış; alacaklı bu süre içinde infaz istediğini gösteremediği için ihtiyati haciz kararının kendiliğinden kalktığı ve artık itiraz edilecek bir karar bulunmadığı kabul edilmiştir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 11.12.2024 tarihli, 2024/5790 E., 2024/10473 K. sayılı kararında ise ihtiyati haciz 27.07.2023'te süresinde uygulanmış, fakat icra takibine ancak 06.12.2023'te geçilmiştir. Yargıtay, İİK m. 264/1 uyarınca haczin uygulanmasından sonraki 7 günlük sürede takibe geçilmediği için borçlunun şikâyetinin kabulünü ve hacizlerin kaldırılmasını sonucu itibarıyla doğru bulmuştur.

Borçlu ihtiyati hacze nasıl itiraz eder?

Kendisi dinlenmeden aleyhine ihtiyati haciz kararı verilen borçlu, İİK m. 265/1 uyarınca kararı veren mahkemeye itiraz edebilir. Süre, haciz borçlunun huzurunda yapıldıysa haczin uygulandığı, değilse haciz tutanağının kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren 7 gündür. Menfaati zarar gören üçüncü kişiler de ihtiyati haczi öğrendikleri tarihten itibaren 7 gün içinde, haczin dayandığı sebeplere veya teminata itiraz edebilir (İİK m. 265/2).

İtiraz sebepleri kanunda sınırlı olarak sayılmıştır: ihtiyati haczin dayandığı sebepler, mahkemenin yetkisi ve teminat. Mahkeme yalnızca gösterilen sebeplerle sınırlı inceleme yapar; itiraz eden, dayandığı bütün belgeleri dilekçesine eklemek zorundadır. İtiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna gidilebilir; bölge adliye mahkemesinin kararı kesindir ve istinaf başvurusu ihtiyati haczin uygulanmasını durdurmaz (İİK m. 265/son).

Bu sınırlı yapı, borçlunun her savunmasını itiraz aşamasında ileri süremeyeceği anlamına gelir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin 30.05.2024 tarihli, 2024/810 E., 2024/872 K. sayılı kararında, bonoya dayanılarak verilen ihtiyati hacze karşı borçlu senetteki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmüştür. Daire, imza inkârının menfi tespit davasına konu olabilecek bir husus olduğunu, İİK m. 265'te sayılan itiraz sebepleri arasında yer almadığını belirterek itirazın reddini yerinde bulmuştur. Dolayısıyla imzaya veya borcun esasına ilişkin itirazlar, icra takibindeki itiraz yolları veya ayrı bir dava ile ileri sürülmelidir. Senede dayalı takiplerde süreler için senet veya çekle başlatılan takibe itiraz yazımıza bakabilirsiniz.

Teminat karşılığında haczin kaldırılması

Borçlu, itirazdan bağımsız olarak, para, mahkemece kabul edilecek rehin, hisse senedi veya tahvil depo ederek ya da taşınmaz rehni veya muteber bir banka teminat mektubu göstererek ihtiyati haczin kaldırılmasını isteyebilir (İİK m. 266). Takibe başlandıktan sonra bu yetki icra mahkemesine geçer. Bu yol, özellikle ticari faaliyetini sürdürmek için hesaplarının veya araçlarının serbest kalmasına ihtiyaç duyan şirketler için önemlidir. Bu durumda borçlunun gösterdiği teminat, alacaklının güvencesi işlevini görür.

Haksız ihtiyati haciz: Alacaklının tazminat sorumluluğu

İhtiyati haciz alacaklıya güçlü bir araç sağlar, ancak bedeli de vardır. İİK m. 259/1 uyarınca ihtiyati haciz haksız çıkarsa alacaklı, borçlunun ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğradığı bütün zararlardan sorumludur. Tazminat davası, ihtiyati haczi koyan mahkemede de açılabilir (İİK m. 259/son).

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 09.03.2021 tarihli, 2019/1961 E., 2021/1088 K. sayılı kararı bu sorumluluğun niteliğini açıkça ortaya koyar. Daireye göre haksız ihtiyati hacizden dolayı maddi tazminat sorumluluğu için ihtiyati haciz kararının alınmış ve uygulanmış olması, alacaklının haksız çıkması, borçlunun veya üçüncü kişinin zarar görmesi ve zarar ile haciz arasında uygun illiyet bağı bulunması gerekir. Bu şartlar varsa alacaklı, kusurlu olmasa dahi maddi zararı ödemekle yükümlüdür. Somut olayda tasarrufun iptali davasında taşınmaz üzerine konulan ihtiyati haciz, dava reddedilince haksız çıkmış; Yargıtay, borçlu şirketin haczi kaldırtmak için bankaya bloke ettiği paranın haciz süresince işleyen faizinin ve teminat mektubu için ödenen komisyonun maddi zarar olarak kabul edilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Manevi tazminat talepleri ise kabul görmemiştir: ilk derece mahkemesi bu talebi, yasal hakkını kullanan bankanın kusuru bulunmadığı gerekçesiyle reddetmiş, Yargıtay bu yöndeki temyiz itirazlarını yerinde bulmamıştır. Kusursuz sorumluluk, maddi zarar bakımından geçerlidir.

Bu karar, ihtiyati haczin "ne olur ne olmaz" mantığıyla, dayanağı zayıf alacaklar için ya da gerçek alacaktan çok yüksek tutarlar üzerinden istenmesinin ciddi bir mali risk doğurduğunu gösterir. Alacaklı, teminat olarak yatırdığı tutarla da sınırlı olmaksızın, ispatlanan zararın tamamından sorumlu tutulabilir.

Kararların değerlendirmesi

Aktardığım kararlar birlikte okunduğunda uygulamanın çizgisi şöyle özetlenebilir:

  • Başvuru aşamasında mahkemeler, vadesi gelmiş alacakta mal kaçırma şartı aramamakta, buna karşılık alacağın varlığını ve vadesini gösteren yazılı belgelere önem vermektedir. Yazışmalar, kısmi ödemeler ve cari hesap kayıtları yaklaşık ispat için birlikte değerlendirilebilmektedir (İstanbul BAM 45. HD, 2025/1349 E.).
  • Süreler bakımından yargı mercileri kanunun lafzına sıkı biçimde bağlıdır: 10 günlük infaz süresi karar tarihinden işler (İstanbul BAM 12. HD, 2023/1668 E.), 7 günlük takip süresi haczin uygulanmasından başlar (Yargıtay 12. HD, 2024/5790 E.). Sürenin kaçırılması, alacak ne kadar haklı olursa olsun ihtiyati haczi düşürür.
  • İtiraz aşamasında inceleme, kanunda sayılan sebeplerle sınırlıdır; imza inkârı gibi esasa ilişkin savunmalar bu aşamada dinlenmez (İstanbul BAM 43. HD, 2024/810 E.).
  • Sorumluluk bakımından haksız çıkan alacaklı, maddi zarardan kusursuz olarak sorumludur (Yargıtay 4. HD, 2019/1961 E.).

Bölge adliye mahkemelerinin ihtiyati haciz itirazlarına ilişkin kararları kesin olduğundan, bu alanda uygulama büyük ölçüde bölge adliye mahkemesi daireleri tarafından şekillendirilmektedir. Daireler arasında özellikle teminat oranı ve yaklaşık ispatın yeterliliği konusunda somut olaya göre farklı değerlendirmeler görülebilir.

Uygulamaya dönük çıkarımlar

  • Alacaklıysanız: Başvurudan önce alacağın varlığını, tutarını ve vadesini gösteren bütün belgeleri bir araya getirin. Fatura ve sözleşmenin yanında borcu kabul eden yazışmalar ve kısmi ödeme kayıtları yaklaşık ispatı güçlendirir.
  • Alacak vadesi gelmemişse, borçlunun mal kaçırma, gizleme veya hileli işlem hazırlığını gösteren somut deliller (tapu devirleri, satış ilanları, ortaklık değişiklikleri gibi) olmadan karar alınması güçtür.
  • Teminat için bütçe ayırın; ilama dayanan alacakta teminat istenmeyeceğini, ilam niteliğindeki belgede ise mahkemenin takdir edeceğini hatırlayın.
  • Kararı aldığınız gün 10 günlük infaz süresi işlemeye başlar. İnfazdan sonraki 7 gün içinde takip başlatın veya dava açın; borçlu ödeme emrine itiraz ederse, itirazın tebliğinden itibaren 7 gün içinde itirazın kaldırılması veya itirazın iptali yoluna gidin. İtirazın iptali süreci için itirazın iptali davası yazımıza bakabilirsiniz.
  • Gerçek alacağınızı aşan tutarlarda ihtiyati haciz istemeyin; haksız çıkmanız hâlinde borçlunun maddi zararından kusurunuz olmasa da sorumlu olabilirsiniz.
  • Borçluysanız: Haciz tutanağının tebliğinden itibaren 7 gün içinde, kararın dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin itirazlarınızı belgeleriyle birlikte sunun. Borcun esasına ve imzaya ilişkin savunmalarınızı ise icra takibindeki itiraz süreleri içinde ayrıca ileri sürün.
  • Faaliyetinizin aksamaması için İİK m. 266 uyarınca teminat göstererek haczin kaldırılmasını isteyebileceğinizi değerlendirin.
  • Alacaklının süreleri kaçırıp kaçırmadığını kontrol edin; süre geçmişse icra dairesinden hacizlerin kaldırılmasını, reddedilirse icra mahkemesine şikâyeti gündeme getirin.

Alacak tahsili ve icra takibine ilişkin diğer konular için Ticaret ve Şirketler Hukuku sayfamızı ve şirketlerde alacak tahsili ve icra takibi rehberimizi inceleyebilirsiniz.

Not: Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve somut dosyanızdaki durumu değerlendirmez. İhtiyati haczin şartları, teminat miktarı ve sürelerin başlangıcı her dosyanın belgelerine ve usul aşamasına göre farklılık gösterdiğinden, bir başvuru veya itiraz yapmadan önce dosyanızın ayrıca incelenmesi gerekir.