Limited şirketler çoğu zaman aile üyeleri, eski iş arkadaşları ya da birbirini yakından tanıyan birkaç kişi tarafından kurulur. Ortaklık iyi gittiği sürece kimse "bir gün ayrılmak istersem ne olur?" sorusunu sormaz. Ancak ortaklar arasında güven sarsıldığında, eşler boşandığında veya bir ortak yönetimden tamamen dışlandığında bu soru birden en önemli soru hâline gelir.

Limited şirkette ortaklıktan ayrılmak, anonim şirketteki gibi payı satıp çekip gitmek kadar kolay değildir. Pay devri genel kurul onayına bağlı olabilir; diğer ortaklar devre onay vermezse ortak, istemediği bir ortaklığın içinde kalabilir. Kanun bu sıkışmışlığa karşı bir çıkış yolu öngörür: haklı sebeple çıkma davası. Bu yazıda Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili hükümlerini ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ile 11. Hukuk Dairesi'nin güncel kararlarını esas alarak bu davanın şartlarını, hangi durumların "haklı sebep" sayıldığını ve ayrılan ortağa ödenecek tutarın nasıl hesaplandığını aktarıyorum.

Özetle: Limited şirket ortağı, şirket sözleşmesinde çıkma hakkı tanınmamış olsa bile haklı sebep varsa mahkemeden şirketten çıkmasına karar verilmesini isteyebilir (TTK m. 638/2). Haklı sebep, ortaklık ilişkisinin çıkmak isteyen ortak bakımından dürüstlük kuralına göre çekilmez hâle gelmesidir. Şirketin kötü yönetilmesi veya zarar etmesi gibi kanunda başka hukuki çaresi bulunan durumlar tek başına yeterli görülmeyebilir. Çıkan ortak, payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini alır; bu değer uygulamada karar tarihine en yakın tarihteki şirket değeri üzerinden hesaplanır.

1. Limited şirketten çıkmanın yolları: sözleşme, dava ve pay devri

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) limited şirkette ortaklıktan ayrılmayı iki temele bağlar. Birincisi şirket sözleşmesidir: TTK m. 638/1'e göre şirket sözleşmesi ortaklara şirketten çıkma hakkı tanıyabilir ve bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir. Kuruluşta hazırlanan esas sözleşmenizde böyle bir madde varsa, ayrılma süreci öncelikle bu maddeye göre yürür.

İkincisi kanundan doğan çıkma hakkıdır. TTK m. 638/2 şöyle der: "Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir." Bu hak sözleşmeyle kaldırılamaz; şirket sözleşmesinde hiçbir çıkma düzenlemesi olmasa da ortak bu davayı açabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da bu noktayı vurgulayarak ortakların, esas sözleşmede çıkma düzenlenmiş olsun ya da olmasın, haklı bir sebebin varlığı hâlinde "her zaman bu hakkı kullanabileceklerini" belirtmiştir.

Bunların dışında ortak payını başkasına devretmeyi de deneyebilir; ancak limited şirkette pay devri kural olarak genel kurul onayına bağlıdır ve onay alınamaması, uygulamada ortakları çıkma davasına yönelten en yaygın sebeplerden biridir. Ayrıca TTK m. 636/3, haklı sebep varsa her ortağın şirketin feshini de isteyebileceğini, mahkemenin bu durumda fesih yerine davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve ortağın şirketten çıkarılmasına ya da duruma uygun başka bir çözüme hükmedebileceğini düzenler. Bu nedenle uygulamada çıkma talebi ile fesih talebi çoğu zaman kademeli olarak birlikte ileri sürülür.

2. "Haklı sebep" ne demektir?

Kanun haklı sebepleri saymamıştır; ne olduğuna her somut olayda mahkeme karar verir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05.07.2023 tarihli, 2022/63 E., 2023/722 K. sayılı kararı bu kavramın çerçevesini çizen temel kararlardan biridir. Kurula göre:

  • Haklı sebepler şahsi ya da maddi nitelikte olabilir; şirketin yönetimine, ticari faaliyetlerine, ekonomik durumuna veya ortağın diğer ortaklarla kişisel ilişkilerine dayanabilir.
  • Sebep, ortağın kendisinden, şirket tüzel kişiliğinden ya da diğer ortaklardan kaynaklanmış olabilir.
  • Belirleyici olan, ortaklık ilişkisinin çıkmak isteyen ortak bakımından çekilmez hâle gelmesi, yani şirket sözleşmesinin dürüstlük kuralına göre devam ettirilmesinin bu ortak için imkânsızlaşmasıdır.

Aynı kararda önemli bir sınır da çizilmiştir: Çıkma davası açan ortak, haklı sebeplerin oluşmasına bilerek ve isteyerek ya da ihmal yoluyla katkıda bulunmuşsa, bu sebeplere dayanarak dava açması Türk Medeni Kanunu m. 2'deki dürüstlük kuralına aykırılık oluşturur. Başka bir deyişle ortak, ortaklığı kendisi çekilmez hâle getirip sonra bunu çıkış gerekçesi yapamaz.

Mahkemelerin haklı sebep kabul ettiği örnekler

Hukuk Genel Kurulu'nun incelediği olayda, ortaklar arasındaki ön sözleşmede davacının şirket müdürü olacağı kararlaştırılmış, esas sözleşme de buna uygun hazırlanmıştı. Ancak tescil aşamasında verilen bir düzeltme beyanıyla davacının müdürlük yetkileri kaldırılmıştı. Kurul, davacının şirkete müdür olacağı inancıyla ortak olduğunu, rızası dışında yapılan bu değişiklikle kurucu ortak olma iradesinin temel gerekçesinin ortadan kalktığını, ayrıca tanık beyanlarından ortaklar arasında kuruluştan itibaren süren çekişmenin hakaret boyutuna vardığını tespit ederek haklı sebebin bulunduğunu kabul etmiştir.

Aile şirketleri bu davaların önemli bir bölümünü oluşturur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 01.07.2024 tarihli, 2023/1384 E., 2024/5393 K. sayılı kararıyla onanan bölge adliye mahkemesi kararında, iki ortağı eşler olan bir şirkette taraflar arasındaki boşanma kararının kesinleşmiş olması ve aradaki çekişmelerin şirketin işleyişini engelleyecek nitelikte bulunması nedeniyle haklı sebebin varlığı "tartışmasız" kabul edilmiştir. Bu dosyada davacı ortağın kâr paylarını alamadığı ve kendisine bilgi verilmediği de ileri sürülmüştü.

Haklı sebep sayılmayabilecek durumlar

Her şikâyet çıkma davası için yeterli değildir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 24.01.2023 tarihli, 2021/5774 E., 2023/472 K. sayılı kararında, limited şirketlerin sermayenin yanında şahsi ilişkilerin ağırlık taşıdığı şirketler olduğunu hatırlatmış ve haklı nedenin oluşması için ortaklar arasındaki huzursuzluğun çekilmez hâle gelmesi gerektiğini belirtmiştir. Kararın en dikkat çekici cümlesi şudur: "Hukuki çare üretilebilecek hususlar haklı sebeple şirketten çıkma sebebi teşkil etmez." Daire bu gerekçeyle, şirketin mali durumunun kötü olması ve iyi yönetilmemesi iddialarına karşı kanunda hukuki çareler öngörüldüğünü belirterek davayı kabul eden bölge adliye mahkemesi kararını bozmuştur. Kararda bu çareler tek tek sayılmamıştır; uygulamada akla ilk gelenler ortağın bilgi alma ve inceleme hakkı ile yöneticilere karşı sorumluluk davasıdır.

Bu karar uygulamada şu anlama gelir: Yalnızca "şirket zarar ediyor" ya da "müdür kötü yönetiyor" demek genellikle yeterli olmaz. Bu olguların ortaklar arasındaki güveni ve kişisel ilişkiyi ne ölçüde çökerttiği, ortağın başka yollarla hakkını arayıp arayamadığı somut delillerle gösterilmelidir. Hukuk Genel Kurulu kararında olduğu gibi, yönetimden dışlanma, kişisel saldırılar ve kuruluş amacının boşa çıkarılması gibi olguların birlikte değerlendirilmesi davayı güçlendirir.

3. Dava kime karşı açılır, ne zaman sonuç doğurur?

Çıkma davasında davalı şirkettir. 11. Hukuk Dairesi'nin yukarıda anılan 2023/1384 E. sayılı kararıyla onanan kararda, ortaklıktan çıkma ve ayrılma akçesi istemine ilişkin davanın münhasıran şirkete yöneltilmesinin gerekli ve yeterli olduğu, diğer ortağın ve şirket yetkilisinin davalı olarak gösterilemeyeceği (pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı) kabul edilmiştir. Uygulamada bu davalar asliye ticaret mahkemelerinde görülmektedir.

Hukuk Genel Kurulu, çıkma davasının "bozucu yenilik doğuran" bir dava olduğunu, yani ortaklık ilişkisini mahkeme kararının sona erdirdiğini vurgulamıştır. Karar sonuçlarını dava tarihinden değil, kesinleştiği tarihten itibaren doğurur. Bu nedenle davacının ortaklık sıfatının kararın kesinleşmesine kadar devam etmesi gerekir. Dava sürerken payını devreden bir ortak, bu davadaki talebini kaybetme riskiyle karşılaşabilir.

Dava uzun sürebileceğinden kanun, davacı ortağı korumak için geçici önlemler de öngörmüştür. TTK m. 638/2'nin ikinci cümlesine göre mahkeme istem üzerine, dava süresince davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına ya da davacının durumunu teminat altına alacak başka önlemlere karar verebilir. Bu talebin dava dilekçesinde gerekçeleriyle birlikte ileri sürülmesi önemlidir.

4. Ayrılma akçesi: Çıkan ortağa ne kadar ödenir?

TTK m. 641/1'e göre şirketten ayrılan ortak, "esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini" isteme hakkına sahiptir. Gerçek değer, payın itibari (nominal) değeri değildir. Esas sermayesi yıllar önce düşük bir tutar olarak belirlenmiş bir şirketin bugünkü değeri, sahip olduğu taşınmazlar, makineler, alacaklar ve birikmiş kârlar nedeniyle bunun çok üzerinde olabilir.

Yargıtay'ın onadığı kararlarda gerçek değerin belirlenmesine ilişkin şu ilkeler öne çıkmaktadır:

  • Değerleme tarihi: Şirket öz varlığının değeri, hüküm tarihine en yakın tarihteki rayiç değerler üzerinden hesaplanır (11. HD, 2023/1384 E., 2024/5393 K.). 11. Hukuk Dairesi'nin 14.05.2025 tarihli, 2024/4390 E., 2025/3376 K. sayılı kararıyla onanan kararda da payın gerçek değerinin dava veya ıslah tarihine göre değil, ortaklığın sona erdiği tarihe en yakın tarih olan karar tarihi itibarıyla hesaplanması gerektiği ve bu güncellemenin ikinci ıslah sayılamayacağı belirtilmiştir.
  • Hesap yöntemi: Şirketin dönen ve duran tüm varlıkları ile borçları birlikte değerlendirilir. Taşınmazların rayiç değeri keşif ve emsal karşılaştırmasıyla, makine ve demirbaşların değeri yerinde inceleme ile belirlenir. Kâğıt üzerindeki defter değeri tek başına yeterli görülmeyebilir.
  • Ayrı uyuşmazlıklar: Ortaklar arasındaki mal rejimi davası, şahsi hesaplar veya ispatlanamayan zarar iddiaları gibi konular, bu davanın konusu olmadığı gerekçesiyle ayrılma akçesi hesabında dikkate alınmamıştır (11. HD, 2023/1384 E., 2024/5393 K.).

Şirketin borçları varlıklarını aşıyorsa, yani şirket borca batıksa, gerçek değer hesabı sonucunda ödenecek bir ayrılma akçesi çıkmayabilir. Bu nedenle davadan önce şirketin mali tablolarının ve varlıklarının mümkün olduğunca incelenmesi, beklentinin gerçekçi kurulması açısından önemlidir.

Faiz ne zamandan işler?

Ayrılma akçesine hangi tarihten itibaren faiz işletileceği konusunda uygulama tek tip değildir. 2023/1384 E. sayılı dosyada bölge adliye mahkemesi, ayrılma akçesinin hükümle muaccel hâle geldiğini, bu nedenle dava tarihinden faiz istenemeyeceğini belirterek faizi ilk derece mahkemesinin karar tarihinden başlatmış, bu karar Yargıtay'ca onanmıştır. Buna karşılık 2024/4390 E. sayılı dosyada bölge adliye mahkemesi ayrılma akçesine dava tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesine hükmetmiş ve bu karar da onanmıştır. Faiz başlangıcı, somut dosyada taleplerin nasıl kurulduğuna ve hangi tarafın neye itiraz ettiğine göre farklı sonuçlanabildiğinden, dava ve ıslah dilekçelerinde faiz talebinin açıkça ve gerekçeli olarak yer alması gerekir. Mahkemenin faiz talebi hakkında hiç hüküm kurmaması ise bölge adliye mahkemesince eksiklik sayılarak düzeltilmiştir.

5. Ters durum: Şirket bir ortağı çıkarmak isterse

Bazen ayrılmak isteyen değil, diğer ortakların istemediği ortak söz konusudur. TTK m. 640/3, şirketin istemi üzerine bir ortağın haklı sebeple mahkeme kararıyla şirketten çıkarılabileceğini düzenler. Ancak bu davayı açmadan önce genel kurulun, TTK m. 621/1-h uyarınca bu yönde karar alması gerekir. Bu karar "önemli kararlar" arasındadır ve temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunmasıyla alınabilir.

Hukuk Genel Kurulu, aynı 2022/63 E. sayılı kararda bu genel kurul kararının çıkarma davası için özel dava şartı olduğunu ve yargılamanın her aşamasında resen gözetileceğini belirtmiştir. Kurul ayrıca, iki ortaklı bir limited şirkette yalnızca bir ortağın katıldığı toplantıda diğer ortak aleyhine alınan çıkarma kararının, kanunun aradığı ağırlaştırılmış nisap sağlanamadığı için yok hükmünde olduğuna oy çokluğuyla karar vermiştir. Karara katılmayan üyeler ise oyların ortak sayısına değil pay oranına göre hesaplanacağını, yüzde 85 paya sahip ortağın tek başına bu nisabı sağlayabileceğini savunmuştur. Bu görüş ayrılığı, iki ortaklı şirketlerde çıkarma sürecinin hukuken ne kadar hassas olduğunu göstermektedir. Kurul çoğunluğunun yaklaşımına göre bu durumdaki şirketin çıkarma davası usulden reddedilir.

6. Kararların değerlendirmesi

İncelediğim kararlar birlikte okunduğunda Yargıtay'ın iki dengeyi gözettiği görülüyor. Bir yandan limited şirketin kişisel ilişkilere dayalı yapısı nedeniyle, güveni tamamen sarsılmış bir ortağın şirkette kalmaya mahkûm edilmemesi gerektiği kabul ediliyor; Hukuk Genel Kurulu bunu madde gerekçesine atıfla açıkça ifade ediyor. Öte yandan çıkma davasının, kanunun başka çözümler sunduğu yönetim veya mali sorunlar için kestirme bir yol olarak kullanılmasına izin verilmiyor (11. HD, 2021/5774 E., 2023/472 K.).

Ayrılma akçesi bakımından ise eğilim, ortağın gerçek ekonomik değerini almasını sağlayacak şekilde güncel ve rayiç değerlere dayalı hesaplamadır. Bu yaklaşım, davanın yıllarca sürdüğü durumlarda ortağın enflasyon karşısında korunması açısından da önemlidir. Faiz başlangıcı ise hâlâ dosyadan dosyaya farklılık gösterebilen bir konu olarak durmaktadır.

7. Uygulamaya dönük çıkarımlar

  • Önce şirket sözleşmesini inceleyin: Sözleşmede çıkma hakkı ve ayrılma akçesine ilişkin özel bir düzenleme olabilir (TTK m. 638/1, m. 641/2).
  • Haklı sebebi somut olaylarla kurun: Yönetimden dışlanma, bilgi alma hakkının engellenmesi, kâr payı dağıtılmaması, kişisel saldırılar ve kuruluş amacının ortadan kalkması gibi olgular tarih ve belgeyle desteklenmelidir.
  • Yalnızca "şirket kötü yönetiliyor" iddiası, başka hukuki çareler mevcut olduğundan tek başına yetersiz görülebilir. Bu iddialar için sorumluluk davası veya bilgi alma hakkı gibi yolların kullanılıp kullanılmadığı da sorgulanabilir.
  • Haklı sebeplerin oluşmasına kendiniz katkıda bulunduysanız, dürüstlük kuralı gereği davanız reddedilebilir.
  • Dava şirkete karşı açılır; diğer ortağı davalı göstermek o ortak yönünden davanın reddine yol açabilir.
  • Dava süresince payınızı devretmeyin; çıkma kararı kesinleştiği tarihte sonuç doğurur ve o tarihte ortak olmanız gerekir.
  • Dava süresince hak ve borçlarınızın dondurulması veya teminat gibi geçici önlemleri talep etmeyi değerlendirin (TTK m. 638/2).
  • Ayrılma akçesi talebini ve faiz talebini dilekçede açıkça yazın; değerin karar tarihine yakın bir tarihe göre güncellenmesini isteyin.
  • Çıkma talebinin reddedilme ihtimaline karşı, TTK m. 636/3 kapsamında haklı sebeple fesih talebinin kademeli olarak ileri sürülmesi değerlendirilebilir.

Şirket ortaklıkları ve ticari uyuşmazlıklarla ilgili diğer konular için Ticaret ve Şirketler Hukuku sayfamızı ve şirketlerde alacak tahsiline ilişkin yazımızı inceleyebilirsiniz.

Not: Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve somut dosyanızdaki durumu değerlendirmez. Haklı sebebin varlığı ve ayrılma akçesinin tutarı her şirketin sözleşmesine, mali yapısına ve ortaklar arasındaki ilişkinin seyrine göre değişir; dava açmadan önce bir avukattan destek alınması önerilir.