Boşanma kararında belirlenen nafaka, birkaç yıl içinde enflasyon karşısında anlamını yitirebiliyor. Kararda aylık birkaç bin lira olarak belirlenen iştirak nafakasının bugün bir çocuğun okul servis ücretini bile karşılamadığı dosyalara sıkça rastlanıyor. Bu durumda akla ilk gelen soru şudur: Nafaka nasıl artırılır, mahkemeye tekrar başvurmak gerekir mi ve artış hangi orana göre yapılır?
Bu yazıda nafaka artırım davasının dayanağını, mahkemenin hangi ölçütlere baktığını, ÜFE ve TÜFE tartışmasını, "her yıl kendiliğinden artış" talebinin neden dilekçede açıkça yazılması gerektiğini ve sürelere ilişkin dikkat edilmesi gereken noktaları Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2023–2026 yıllarında verdiği kararlar ışığında aktarıyorum.
Özetle: Boşanma kararında belirlenen yoksulluk veya iştirak nafakası, tarafların mali durumu değiştiğinde ya da hakkaniyet gerektirdiğinde açılacak bir nafaka artırım davasıyla yükseltilebilir (TMK m. 176/4 ve 331). Mahkeme, çocuğun veya nafaka alacaklısının artan ihtiyaçlarını, nafaka yükümlüsünün gelirini ve günün ekonomik koşullarını birlikte değerlendirir. Gelecek yıllar için otomatik artış ancak talep edilirse hükme bağlanabilir; Yargıtay'ın yerleşik uygulaması ÜFE oranı yönündedir, ancak davacı TÜFE istemişse mahkeme talebi aşamaz. Nafaka davaları adli tatilde de görülür ve süreler bu dönemde işlemeye devam eder.
1. Nafaka artırım davası nedir, hangi nafakalar artırılabilir?
Boşanmayla birlikte genellikle iki tür nafaka gündeme gelir. Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşe diğer eşin ödediği nafakadır. İştirak nafakası ise velayet kendisine verilmeyen ebeveynin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılmak için ödediği tutardır. Her iki nafaka da kural olarak aylık ödenir; hukuk dilinde buna "irat biçiminde ödeme" denir.
Türk Medeni Kanunu (TMK) iki nafaka türü için de sonradan değişiklik yapılabilmesine imkân tanır:
- Yoksulluk nafakası için TMK m. 176/4: "Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir."
- İştirak nafakası için TMK m. 331: "Durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır."
Kanun bu iki maddede "istem üzerine" ve "karar verilebilir" ifadelerini kullanır. Bunun pratik anlamı şudur: Nafaka kendiliğinden yükselmez; boşanma kararında gelecek yıllar için bir artış hükmü yoksa, nafaka alacaklısının mahkemeye başvurması gerekir. Bu başvuru, uygulamada "nafakanın artırılması" ya da kısaca "nafaka artırım davası" olarak adlandırılır.
Anlaşmalı boşanmada protokolle belirlenen nafakalar da bu kapsamdadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin aşağıda ayrıntısıyla aktaracağım 11.05.2023 tarihli kararına konu dosyada, taraflar 2011 yılında anlaşmalı olarak boşanmış ve protokolde artış oranı öngörülmemişti; buna rağmen nafakanın artırılması talebi esastan incelenmiştir. Kısacası protokolün imzalanmış olması, sonradan değişen koşullara göre artırım istenmesine engel değildir.
2. Mahkeme nafakayı artırırken nelere bakar?
Nafaka artırım davasında mahkeme, nafakanın ilk belirlendiği tarihten bu yana neyin değiştiğini araştırır. İştirak nafakası bakımından TMK m. 330'a göre nafaka miktarı, "çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak" belirlenir; çocuğun kendi gelirleri de göz önünde tutulur. Yargıtay kararlarında öne çıkan ölçütler şöyle sıralanabilir:
- Geçen süre ve paranın alım gücündeki düşüş: Nafakanın belirlendiği tarihten bu yana ne kadar zaman geçtiği ve bu sürede hiç artış yapılıp yapılmadığı.
- Çocuğun yaşı ve artan ihtiyaçları: Okul çağına gelen, ergenlik dönemindeki ya da eğitim masrafları artan çocuğun giderleri.
- Nafaka yükümlüsünün gelir durumu: Maaş artışı, yeni iş, şirket ortaklığı, taşınmaz ve araç gibi malvarlığı; buna karşılık yeni evlilik, başka çocuklar veya borçlar gibi yükümlülükler.
- Nafaka alacaklısının durumu: Yoksulluk nafakasında, alacaklı eşin gelirinde iyileşme ya da kötüleşme olup olmadığı.
- Hakkaniyet: TMK m. 4 uyarınca hâkim, takdir yetkisini hukuka ve hakkaniyete göre kullanır; nafaka yükümlüsünü cezalandıracak ya da alacaklıyı zenginleştirecek bir sonuçtan kaçınılır.
Mahkeme bu ölçütleri tespit etmek için genellikle tarafların gelirlerini gösteren belgeleri ister, SGK ve tapu kayıtlarını getirtir ve tarafların ekonomik-sosyal durumları hakkında kolluk aracılığıyla araştırma yaptırır. Tanık dinlenmesi de mümkündür.
Artırılan nafaka ne zamandan itibaren geçerli olur?
İncelediğim kararlarda, artırılan nafakanın dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere hükme bağlandığı görülüyor. Bu nedenle nafakanın yetersiz kaldığını düşünen kişinin davayı geciktirmemesi önemlidir: Dava açılmadan önceki dönem için artırılmış tutar istenemeyecek, eski tutar geçerli kalacaktır.
3. "Her yıl kendiliğinden artış" ancak talep edilirse verilir
Nafaka artırım davasında en sık yapılan hatalardan biri, dilekçede yalnızca bugünkü miktarın artırılmasının istenip gelecek yıllar için artış talep edilmemesidir. Oysa kanun, gelecek yıllar için otomatik artışı açıkça istem şartına bağlamıştır. TMK m. 176/son, m. 182/son ve m. 330/son hükümlerine göre hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.
Bu kuralın önemini gösteren karar, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 26.09.2023 tarihli, 2023/5359 E., 2023/4198 K. sayılı kanun yararına bozma kararıdır. Bu dosyada davacı kadın, yoksulluk nafakası ile iki çocuk için ödenen iştirak nafakalarının artırılmasını istemiş, ancak yıllık artış talebinde bulunmamıştır. İlk derece mahkemesi nafakaları artırırken gelecek yıllarda ÜFE oranında artış yapılmasına da hükmetmiştir. Yargıtay, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 26. maddesindeki taleple bağlılık ilkesini hatırlatarak, yıllık artış talep edilmediği hâlde talebi aşacak şekilde ÜFE artışına karar verilmesini usul ve yasaya aykırı bulmuştur.
Taleple bağlılık ilkesi, hâkimin tarafların istediğinden fazlasına veya başka bir şeye karar verememesi anlamına gelir (HMK m. 26/1). Nafaka davalarında bu ilke yalnızca miktar için değil, artış oranı ve artışın başlangıç tarihi için de geçerlidir. Bu nedenle dava dilekçesinde şu üç noktanın açıkça yazılması gerekir:
- Nafakanın hangi tutara yükseltilmesinin istendiği,
- Gelecek yıllar için hangi endeks oranında (ÜFE, TÜFE veya başka bir ölçüt) artış istendiği,
- Bu artışın hangi tarihten itibaren (kararın kesinleşmesi, karar tarihi veya dava tarihini izleyen yıl gibi) uygulanmasının istendiği.
4. ÜFE mi TÜFE mi? Yargıtay'ın yaklaşımı
Gelecek yıllar için artış talep edildiğinde ikinci soru, hangi endeksin esas alınacağıdır. ÜFE (Üretici Fiyat Endeksi) ve TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi), TÜİK tarafından açıklanan iki farklı enflasyon göstergesidir ve bazı yıllarda aralarındaki fark belirgin biçimde açılabilmektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin uzun süredir izlediği çizgi, olağanüstü bir değişiklik bulunmadıkça ÜFE oranının esas alınması yönündedir. 13.12.2023 tarihli, 2023/2581 E., 2023/6169 K. sayılı kararda Daire, nafaka alacaklısının ihtiyaçları ile yükümlünün gelir durumunda nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde nafakalara TÜİK'in yayımladığı ÜFE oranında artış uygulanması gerektiğini belirtmiştir. Bölge adliye mahkemesinin TÜFE oranında artışa hükmetmesi bozma nedeni sayılmış, ancak yeniden yargılama gerekmediği için hüküm "ÜFE" olarak düzeltilerek onanmıştır. Bu dosyada davacı, dava dilekçesinde enflasyon oranında (TÜFE/ÜFE) artış istemiş, temyizde ise açıkça ÜFE uygulanmasını talep etmişti.
Ancak bu yerleşik uygulama, taleple bağlılık ilkesinin önüne geçmez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 12.02.2026 tarihli, 2025/10011 E., 2026/1614 K. sayılı kararında, iştirak nafakasının artırılmasını isteyen davacı, dava dilekçesinde nafakaya her yıl TÜFE oranında artış uygulanmasını talep etmişti. İlk derece mahkemesi ise ÜFE oranında artışa hükmetmişti. Daire, mahkemenin talebi aşarak ÜFE uyguladığını, bunun doğru olmadığını belirtmiş ve hükmü "TÜFE" olarak düzelterek onamıştır.
Bu iki karar birlikte okunduğunda ortaya şu tablo çıkıyor:
| Dilekçedeki talep | Yargıtay'ın yaklaşımı |
|---|---|
| Yıllık artış hiç istenmemiş | Mahkeme kendiliğinden artış hükmü kuramaz (2023/4198 K.). |
| Belirli bir endeks belirtilmeden enflasyon oranında artış istenmiş | Olağanüstü değişiklik yoksa ÜFE uygulanır (2023/6169 K.). |
| Açıkça TÜFE istenmiş | Mahkeme talebi aşarak ÜFE'ye hükmedemez; TÜFE uygulanır (2026/1614 K.). |
Hangi endeksin somut dosyada lehte olacağı, hem geçmiş yılların gerçekleşen oranlarına hem de tarafların konumuna (nafaka alacaklısı mı, yükümlüsü mü olduğunuza) göre değişir. Uygulamada bazı bölge adliye mahkemelerinin farklı gerekçelerle TÜFE'yi tercih ettiği, Yargıtay'ın ise bunu talebe göre denetlediği görülüyor. Bu nedenle endeks seçimi, dilekçe yazılırken bilinçli olarak yapılması gereken bir tercihtir.
5. Artışın başlangıç tarihi de taleple sınırlıdır
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 23.06.2026 tarihli, 2026/5699 E., 2026/7062 K. sayılı kararı, artış hükmünün başlangıç tarihine ilişkin güncel bir örnektir. Bu dosyada 2017 doğumlu çocuk için daha önce aylık 4.000 TL olarak belirlenen iştirak nafakası, bölge adliye mahkemesince dava tarihinden itibaren aylık 50.000 TL'ye yükseltilmiş ve nafakanın kararın kesinleşme tarihi esas alınarak gelecek yıllarda TÜFE oranında artırılmasına karar verilmişti. Nafaka yükümlüsü babanın davanın kabulüne yönelik temyiz itirazlarının tamamı reddedilmiştir.
Daire, artışın başlangıcı konusunda iki önemli tespit yapmıştır. Birincisi, önceki nafaka hükmünde artış hükmü bulunmadığı ve nafaka dava tarihinden itibaren artırıldığı için, ilke olarak artış hükmünün dava tarihini takip eden yıldan itibaren uygulanması gerekir. İkincisi, davacı anne dilekçelerinde artışın "karar tarihini" takip eden yıllarda uygulanmasını istediğinden, mahkeme bu taleple bağlıdır. Sonuçta hükümdeki "kararın kesinleşme tarihi" ifadesi çıkarılmış, yerine "karar tarihi" yazılarak karar düzeltilerek onanmıştır.
Bu kararın pratik dersi açıktır: Kesinleşme tarihi ile karar tarihi arasında, kanun yolu süreçleri nedeniyle bazen bir yılı aşan bir süre geçebilir. Artışın hangi tarihten başlayacağı, toplamda ödenecek nafaka üzerinde ciddi bir fark yaratır ve bu tercih dilekçede açıkça yapılmalıdır.
6. Artırım miktarı yetersizse kanun yoluna gidilebilir
Nafaka artırım davasında mahkemenin takdir ettiği miktar, kanun yolunda denetlenebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 11.05.2023 tarihli, 2023/3143 E., 2023/2356 K. sayılı kararı bunun belirgin bir örneğidir. Taraflar 2011'de anlaşmalı olarak boşanmış, protokolde çocuk için aylık 1.500 TL iştirak nafakası öngörülmüş, ancak artış oranı belirlenmemişti. Davacı anne, çocuğun büyüdüğünü, ihtiyaçlarının arttığını ve davalı babanın gelirinin çok yüksek olduğunu ileri sürerek nafakanın artırılmasını istemişti.
Daire, daha önce verdiği bozma kararıyla iştirak nafakasının az olduğunu belirtmiş; ilk derece mahkemesi bozmaya uyarak nafakayı aylık 6.000 TL'ye yükseltmişti. Dosya yeniden Yargıtay'a geldiğinde Daire, bu miktarın da bozma ilamındaki ilkelere ve bozmanın amacına uygun olmadığını, TMK m. 4'teki hakkaniyet ilkesi gözetilerek daha uygun bir miktara hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararı yeniden bozmuştur. Karar, yükümlünün ekonomik gücünün yüksek olduğu dosyalarda çocuğun yaşam standardının da dikkate alındığını göstermektedir.
Kesinlik sınırı ve temyiz
Her nafaka kararı Yargıtay'a taşınamaz. Kanun yoluna başvurulabilmesi için uyuşmazlık miktarının kanunda belirlenen kesinlik sınırını aşması gerekir. Yukarıda aktardığım 2026/1614 K. sayılı kararda, nafaka yükümlüsü babanın temyiz dilekçesi, temyize konu miktar kesinlik sınırının altında kaldığı için miktar yönünden reddedilmiş; yalnızca davacı annenin temyizi esastan incelenmiştir. Nafaka davalarında bu hesap, aylık tutar üzerinden değil, genellikle yıllık tutar üzerinden yapıldığından, kanun yoluna gidip gidemeyeceğinizi karar tebliğ edildiğinde hemen değerlendirmek gerekir.
7. Süreler: Nafaka davaları adli tatilde de işler
Birçok hukuk davasında yaz aylarındaki adli tatil, sürelerin hesabını etkiler. Nafaka davalarında ise durum farklıdır. HMK m. 103/1-b'ye göre "her çeşit nafaka davaları" adli tatilde de görülecek işlerdendir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 01.12.2025 tarihli, 2025/8322 E., 2025/10451 K. sayılı kararı, bu kuralın sonucunu açıkça gösteriyor. Yoksulluk nafakasının artırılması davasında bölge adliye mahkemesi, ilk derece mahkemesinin aylık 50.000 TL'ye yükselttiği nafakayı 25.000 TL'ye indirmişti. Karar davacı vekiline 16.07.2025 tarihinde tebliğ edilmiş, iki haftalık temyiz süresi 30.07.2025'te dolmuştu. Temyiz dilekçesi ise adli tatil içinde, 06.08.2025 tarihinde verildi. Daire, nafaka davalarında adli tatilde sürelerin işlemeye devam ettiğini belirterek temyiz dilekçesini süreden reddetmiştir. Böylece nafaka alacaklısı, miktarın yarıya indirilmesine karşı esastan inceleme imkânını kaybetmiştir.
8. Kararların değerlendirmesi
İncelediğim kararlar, nafaka artırım davasında sonucu çoğu zaman yalnızca tarafların ekonomik durumunun değil, dilekçenin nasıl kurulduğunun da belirlediğini gösteriyor:
- Artırımın kendisi, TMK m. 176/4 ve 331 kapsamında değişen koşulların ve hakkaniyetin değerlendirilmesine dayanır; Yargıtay, yetersiz bulduğu artırımları bozmaktan kaçınmamaktadır (2023/2356 K.).
- Gelecek yıllar için artış, kanunun açık hükmü gereği istem şartına bağlıdır; talep yoksa mahkeme kendiliğinden artış hükmü kuramaz (2023/4198 K.).
- Endeks seçiminde Yargıtay'ın yerleşik çizgisi ÜFE yönünde olmakla birlikte (2023/6169 K.), talep TÜFE ise mahkeme bununla bağlıdır (2026/1614 K.).
- Artışın başlangıç tarihi de taleple sınırlıdır; dilekçede "karar tarihi" istenmişse "kesinleşme tarihi" esas alınamaz (2026/7062 K.).
- Nafaka davalarında adli tatil süreleri durdurmaz; tebliğden itibaren iki haftalık temyiz süresinin kaçırılması, haklı bir itirazın incelenmesini dahi engeller (2025/10451 K.).
Konu, nafakanın kaldırılması veya süresi tartışmalarından ayrıdır. Yoksulluk nafakasının süresine ilişkin Anayasa Mahkemesi kararını süresiz nafaka yazımızda, çocuk reşit olduktan sonraki durumu 18 yaş ve yardım nafakası yazımızda, ödenmeyen nafakanın tahsilini ise nafaka ödenmezse ne olur yazımızda ayrıca ele aldık.
9. Uygulamaya dönük çıkarımlar
- Beklemek kayıptır: Artırılan nafaka kural olarak dava tarihinden itibaren geçerli olduğundan, nafakanın yetersiz kaldığı anlaşıldığında dava açmayı ertelemek, geçmiş dönem için telafi edilemeyen bir kayba yol açar.
- Değişikliği belgeleyin: Çocuğun okul, kurs, sağlık ve servis giderlerine ilişkin belgeler ile karşı tarafın gelirindeki artışı gösterebilecek bilgiler (iş yeri, ortaklık, malvarlığı) davanın temelidir.
- Dilekçede üç şeyi açıkça yazın: İstenen yeni tutar, gelecek yıllar için uygulanacak endeks (ÜFE veya TÜFE) ve artışın başlangıç tarihi. Yazılmayan talebe mahkeme kendiliğinden hükmedemez.
- Endeksi bilinçli seçin: Yargıtay'ın yerleşik yaklaşımı ÜFE yönündedir; TÜFE istenmişse mahkeme bununla bağlıdır. Hangisinin lehinize olacağını geçmiş yılların oranlarıyla karşılaştırarak değerlendirin.
- Nafaka yükümlüsü açısından: Kendi gelir durumunuzu, yeni aile yükümlülüklerinizi ve diğer zorunlu giderlerinizi belgelerle ortaya koymanız, hakkaniyete uygun bir miktar belirlenmesi için önemlidir.
- Süreleri adli tatilde de takip edin: Nafaka davalarında istinaf ve temyiz süreleri yaz aylarında da işler; tebliğ tarihini not edip süreyi buna göre hesaplayın.
Boşanma ve aile hukukuna ilişkin diğer konular için boşanma ve aile hukuku çalışma alanı sayfasına göz atabilirsiniz.
Not: Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve somut dosyanızdaki durumu değerlendirmez. Nafakanın belirlendiği tarih, önceki kararda artış hükmü bulunup bulunmadığı, tarafların gelir durumu ve dilekçedeki talepler her dosyada sonucu değiştirebileceğinden, dava açmadan veya bir karara karşı kanun yoluna başvurmadan önce belgelerinizin ayrıca incelenmesi gerekir.
