"Boşanırsam eski eşime ömür boyu nafaka mı ödeyeceğim?" sorusu, Türkiye'de boşanma sürecindeki pek çok kişinin aklındaki ilk sorulardan biridir. Yıllardır tartışılan bu konuda önemli bir gelişme yaşandı: Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinde yer alan ve yoksulluk nafakasının "süresiz olarak" istenebileceğini öngören ibareyi iptal etti. Karar 30.09.2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandı.
Ancak "süresiz nafaka kalktı" başlıkları, kararın ne zaman ve nasıl etkili olacağını tam olarak yansıtmıyor. Bu yazıda Anayasa Mahkemesi'nin kararını, iptalin yürürlüğe gireceği tarihi, mevcut nafakalara etkisini ve Yargıtay'ın yoksulluk nafakasına ilişkin bugün de geçerli olan ölçütlerini aktarıyorum.
Özetle: Anayasa Mahkemesi, 04.06.2026 tarihli, 2025/156 E., 2026/131 K. sayılı kararıyla TMK m. 175'teki "süresiz olarak" ibaresini iptal etti. İptal hükmü, kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı 30.09.2026'dan başlayarak dokuz ay sonra, yani 30.06.2027'de yürürlüğe girecek. Bu tarihe kadar mevcut hüküm uygulanmaya devam eder; iptal kararları geriye yürümediği için kesinleşmiş nafaka kararları da kendiliğinden sona ermez. Nafakanın şartları (boşanma yüzünden yoksulluğa düşme, daha ağır kusurlu olmama, karşı tarafın ödeme gücü) ise değişmedi.
1. Yoksulluk nafakası nedir, bugün nasıl düzenleniyor?
Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle geçim sıkıntısına düşecek eşe, diğer eşin mali gücü oranında ödenen düzenli paradır. TMK m. 175'in bugünkü metni şöyledir: "Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz."
Buna göre nafakaya hükmedilebilmesi için üç temel şart aranır:
- Talep: Nafaka ancak istenirse verilir; mahkeme kendiliğinden hükmetmez.
- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşme: Nafaka isteyen eşin, boşanma sonucunda geçimini sağlayamayacak duruma düşmesi gerekir.
- Daha ağır kusurlu olmama: Nafaka isteyen eş, boşanmaya yol açan olaylarda diğer eşten daha ağır kusurlu olmamalıdır. Kusursuz, az kusurlu veya eşit kusurlu eş nafaka isteyebilir. Nafaka ödeyecek eşin ise kusurlu olması aranmaz.
TMK m. 176 ise nafakanın nasıl ödeneceğini ve ne zaman sona ereceğini düzenler. Nafaka toptan (tek seferde) veya irat biçiminde (aylık gibi düzenli aralıklarla) ödenebilir. İrat biçimindeki nafaka, alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümüyle kendiliğinden kalkar; alacaklının evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde ise mahkeme kararıyla kaldırılır. Tarafların mali durumu değişirse ya da hakkaniyet gerektirirse nafaka artırılabilir veya azaltılabilir.
2. Anayasa Mahkemesi ne karar verdi?
Antalya 12. Aile Mahkemesi, görmekte olduğu bir boşanma davasında "süresiz olarak" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına vararak Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu. Mahkeme 04.06.2026 tarihinde ibarenin iptaline oy çokluğuyla karar verdi; üç üye karşı oy kullandı.
Kararın gerekçesindeki temel tespitler şunlardır:
- Kanun metni ile uygulama arasındaki fark: Mahkemeye göre kuralın lafzı süresiz nafakaya "imkân tanımakla" birlikte her durumda süresiz nafakayı zorunlu kılan açık bir düzenleme içermiyordu. Buna karşılık yerleşik yargısal uygulamada kural emredici kabul edilmiş, hâkimin nafakanın süresi konusunda takdir yetkisi bulunmadığı ve irat biçimindeki nafakanın süresiz belirlenmesi gerektiği yorumu benimsenmişti. Mahkeme, 2012'de aynı ibareyi incelediği kararında (E.2011/136, K.2012/72) kuralın her durumda süresiz nafaka zorunluluğu getirmediğini değerlendirmesine rağmen uygulamanın değişmediğini tespit etti.
- Denge bozukluğu: Kusurlu olması dahi gerekmeyen nafaka yükümlüsünün, hiçbir ölçüt belirlenmeksizin kategorik olarak ömür boyu bu yükümlülükle bağlı kalmasının, Anayasa'nın 5. ve 17. maddeleri çerçevesinde devletin çatışan haklar arasında kurması gereken makul dengeyi ortadan kaldırdığı sonucuna vardı.
- Olması gereken yaklaşım: Mahkemeye göre yoksulluk nafakası, durumun gerektirdiği ölçüde belirli bir süreyle sınırlandırılabilmeli; bazı durumlarda ise öngörülecek koşulların varlığı hâlinde yaşam boyu nafakaya hükmedilebilmelidir. Hâkime; evliliğin süresi, nafaka alacaklısının yaşı, eğitim ve sağlık durumu ile kendi ihtiyaçlarını karşılayabilme kapasitesi gibi unsurları dikkate alarak süreyi belirleme yetkisi tanınmalı, süresiz nafakayı gerektiren hâllere ilişkin kriterler de kanunda açıkça yer almalıdır.
Karşı oy yazan üyeler ise yoksulluk nafakasının merkezinde zamanın değil ihtiyacın bulunduğunu, TMK m. 176'daki kaldırma ve azaltma imkânlarının yükümlüyü korumaya yettiğini, sorunun kuraldan değil katı yorumdan kaynaklandığını ve nafakanın uygulamada büyük ölçüde boşanma sonrası ekonomik açıdan kırılgan duruma düşen kadınları koruduğunu vurguladı. Bir üye de iptal sonucuna katılmakla birlikte iptalin yalnızca belirlilik ilkesine dayandırılması gerektiğini belirten farklı gerekçe yazdı.
3. Karar ne zaman yürürlüğe giriyor, ne değişecek?
Anayasa'nın 153. maddesine göre iptal edilen hükümler kural olarak kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar; ancak Anayasa Mahkemesi iptalin yürürlüğe gireceği tarihi, yayımdan itibaren bir yılı geçmemek üzere ayrıca belirleyebilir. Mahkeme, iptal nedeniyle doğacak hukuki boşluğun kamu yararını ihlal edeceğini değerlendirerek iptal hükmünün yayımdan dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verdi. Karar 30.09.2026'da yayımlandığına göre iptal 30.06.2027'de yürürlüğe girecektir.
Bu süre, kanun koyucunun yeni bir düzenleme yapması için tanınmıştır. Anayasa m. 153'e göre iptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptalin yaratacağı boşluğu dolduracak kanun teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar. Yeni düzenlemenin içeriği, yani nafakanın hangi süreyle sınırlanacağı, hangi hâllerde süresiz verilebileceği ve geçiş hükümleri, bugün için bilinmemektedir. Bu konuda kesin bir öngörüde bulunmak doğru olmaz.
Bugün açılan davalarda durum
30.06.2027'ye kadar TMK m. 175 mevcut metniyle yürürlüktedir. Bu nedenle bu tarihten önce görülen davalarda mahkemeler kural olarak mevcut hükmü uygulamaya devam edecektir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi'nin gerekçesinde süre konusundaki katı yorumun eleştirilmiş olması, bu ara dönemde mahkemelerin TMK m. 176'daki toptan ödeme imkânını daha sık değerlendirmesine yol açabilir. Bu konuda ileride ortaya çıkacak uygulamayı izlemek gerekecektir.
Mevcut nafakalar kendiliğinden bitecek mi?
Hayır. Anayasa m. 153'e göre iptal kararları geriye yürümez. Kesinleşmiş bir boşanma kararıyla bağlanmış yoksulluk nafakası, iptal kararı nedeniyle kendiliğinden sona ermez. Mevcut nafakaların yeni düzenleme sonrasında sınırlandırılıp sınırlandırılamayacağı ise büyük ölçüde kanun koyucunun getireceği geçiş hükümlerine bağlıdır. Bugün için mevcut nafakayı sona erdirmenin ya da azaltmanın yolu, TMK m. 176'da sayılan sebeplere dayanan nafakanın kaldırılması veya azaltılması davasıdır.
4. Yargıtay'a göre kim "yoksul" sayılır?
Süre tartışması ne şekilde sonuçlanırsa sonuçlansın, nafakanın temel şartı olan "yoksulluğa düşme" kavramı aynı kalmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29.11.2023 tarihli, 2022/1268 E., 2023/1189 K. sayılı kararı bu kavramın güncel çerçevesini ortaya koyar. Kurula göre:
- Yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür ve eğitim gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayan kişi yoksul kabul edilir. Geçimini kendi mali kaynakları ve çalışma gücüyle sağlama imkânından yoksun olan taraf, diğer koşullar da varsa nafaka isteyebilir.
- Yoksulluk nafakasının amacı asgari yaşam gereksinimlerinin karşılanmasıdır; nafaka alacaklısını zenginleştirmek amacı taşımaz. Nafaka, yükümlüye yüklenen bir ceza veya tazminat da değildir.
- Nafakaya hükmedilebilmesi için nafaka istenen eşin de ödeme gücünün bulunması gerekir.
- Yoksulluğa düşüp düşmeme, boşanmanın gerçekleşeceği dönem esas alınarak değerlendirilir. Mahkeme, eşin çalışıp çalışmadığını, çalışıyorsa gelirinin onu yoksulluktan kurtaracak düzeyde düzenli ve sürekli olup olmadığını, işten ayrılmışsa kendi isteğiyle mi zorunlu olarak mı ayrıldığını araştırmalıdır.
Bu kararda sosyal ve ekonomik durum araştırmasında çalışmadığı belirtilen kadının, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında çalıştığı görülmüş; Kurul, bu çelişki giderilmeden nafaka hakkında karar verilemeyeceğini belirtmiştir. Uygulamada SGK kayıtları, tanık beyanları ve sosyal inceleme raporu arasındaki çelişkiler en sık bozma sebeplerindendir.
Asgari ücretle çalışan eş nafaka alabilir mi?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 10.09.2024 tarihli, 2023/7797 E., 2024/5506 K. sayılı kararında, bölge adliye mahkemesi kadının çalıştığı ve geliri bulunduğu gerekçesiyle nafaka talebini reddetmişti. Daire, kadının asgari ücret düzeyinde, erkeğin ise asgari ücretin üzerinde geliri bulunduğunu, asgari ücretin kadını yoksulluktan kurtaracak düzeyde olmadığını ve tarafların gelirlerinin denk olmadığını belirterek kararı bozmuştur. Daire bu sonuca ulaşırken kadının ve ortak dört çocuğun ekonomik ve sosyal durumunu da göz önünde tutmuştur.
Bu karar, "çalışan eş nafaka alamaz" şeklindeki yaygın kanının her zaman doğru olmadığını gösterir. Belirleyici olan, gelirin varlığı değil, kişiyi yoksulluktan kurtarıp kurtarmadığı ve tarafların gelirleri arasındaki dengedir.
5. Toptan ödeme: Ömür boyu nafakanın bugünkü alternatifi
Yeni düzenleme beklenirken mevcut kanunda da süresiz bir ödeme ilişkisinden kaçınmaya imkân veren bir araç bulunmaktadır: toptan ödeme. TMK m. 176/1'e göre yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 20.03.2024 tarihli, 2023/5554 E., 2024/1958 K. sayılı kararı bu açıdan önemlidir. Dosyada kadının daha ağır kusurlu olmadığı ve boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği sabit görülmüştür. Buna rağmen Daire, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, evlilikte geçen süre, ortak çocuklarının olmaması ve yaşları dikkate alındığında, hâkimin takdir yetkisi çerçevesinde nafakanın bir defaya mahsus toptan ödenmesine karar verilip verilemeyeceğinin değerlendirilmemesini bozma sebebi yapmıştır. Daireye göre bu değerlendirmede tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile ödeme güçleri ve istekleri göz önünde bulundurulmalıdır.
Dikkat çekici olan, Anayasa Mahkemesi'nin süre belirlemede dikkate alınmasını beklediği ölçütlerin (evliliğin süresi, yaş, ekonomik durum) Yargıtay'ın toptan ödeme değerlendirmesinde kullandığı ölçütlerle büyük ölçüde örtüşmesidir. Kısa süreli ve çocuksuz evliliklerde toptan ödeme talebinin değerlendirilmesi, yeni düzenleme yürürlüğe girene kadar taraflar için dengeli bir çözüm olabilir.
6. Kararların değerlendirmesi
Anayasa Mahkemesi kararı, yoksulluk nafakasının "ihtiyaç" temelli niteliğini kaldırmamakta; nafakanın ne kadar süreceğine ilişkin katı uygulamayı sona erdirmeyi amaçlamaktadır. Mahkeme, süresiz nafakayı tamamen yasaklamamış; aksine bazı hâllerde yaşam boyu nafakaya hükmedilebilmesinin de adil dengenin gereği olduğunu belirtmiştir. Dolayısıyla yeni dönemde nafaka davalarında tartışma "nafaka verilsin mi?" sorusunun yanında "ne kadar süreyle verilsin?" sorusuna da kayacaktır.
Yargıtay'ın yoksulluk ölçütleri ise değişmeden geçerliliğini korumaktadır. Hukuk Genel Kurulu'nun 2023 kararı ve 2. Hukuk Dairesi'nin asgari ücret ve toptan ödemeye ilişkin kararları, nafakanın her iki tarafın gerçek ekonomik durumunun ayrıntılı araştırılmasına dayandığını göstermektedir. Karşı oy gerekçelerinde vurgulandığı gibi, düzenlemenin özellikle ev içi emek nedeniyle çalışma hayatından uzak kalmış eşleri nasıl koruyacağı, yeni kanunun en kritik noktalarından biri olacaktır.
7. Uygulamaya dönük çıkarımlar
- İptal kararı 30.06.2027'de yürürlüğe girecek; bu tarihe kadar TMK m. 175 mevcut metniyle uygulanır.
- İptal kararları geriye yürümez; kesinleşmiş nafaka kararları kendiliğinden sona ermez. Mevcut nafakaların akıbeti yeni kanunun geçiş hükümlerine bağlıdır.
- Bugün mevcut bir nafakayı sona erdirmek veya azaltmak için TMK m. 176'daki sebeplere (fiilen evliymiş gibi yaşama, yoksulluğun ortadan kalkması, mali durumun değişmesi vb.) dayanan dava açılabilir.
- Nafaka talebinde veya savunmasında SGK kayıtları, gelir belgeleri ve sosyal inceleme raporu belirleyicidir; çelişkili beyanlar bozma sebebi olabilir.
- Asgari ücret düzeyindeki gelir, tek başına nafaka talebini ortadan kaldırmaz; tarafların gelirleri arasındaki denge değerlendirilir.
- Kısa süreli, çocuksuz evliliklerde nafakanın toptan ödenmesi talebinin değerlendirilmesi istenebilir.
- Boşanma sürecindekiler, özellikle anlaşmalı boşanma protokolü hazırlayanlar, nafakanın süresi ve ödeme biçimi konusundaki tercihlerini bu yeni gelişmeyi göz önünde tutarak açıkça düzenlemelidir.
Aile hukukundaki diğer konular için Boşanma ve Aile Hukuku sayfamızı, anlaşmalı boşanma sürecine ve ziynet eşyalarının akıbetine ilişkin yazılarımızı inceleyebilirsiniz.
Not: Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve somut dosyanızdaki durumu değerlendirmez. Nafakanın şartları, miktarı ve süresi tarafların ekonomik ve sosyal durumuna, kusur durumuna ve yeni yapılacak kanuni düzenlemeye göre değişecektir; somut durumunuz için bir avukattan destek alınması önerilir.
