Ayrılık sonrası eski eşin ya da sevgilinin günde onlarca kez araması, engellenen numaradan sonra başka numaralardan mesaj atması, iş yerinin ya da evin önünde beklemesi, arkadaşlar aracılığıyla ulaşmaya çalışması... Bu davranışlar yalnızca can sıkıcı değildir; çoğu zaman kişinin günlük hayatını değiştirmesine, iş yerini veya evini değiştirmeyi düşünmesine neden olur.

Türk hukukunda bu tür davranışlar uzun yıllar yalnızca "kişilerin huzur ve sükûnunu bozma" suçu kapsamında değerlendirilebiliyordu. 2022 yılında Türk Ceza Kanunu'na eklenen 123/A maddesiyle ısrarlı takip ayrı bir suç olarak düzenlendi. Bu yazıda suçun unsurlarını, cezayı ağırlaştıran hâlleri, şikâyet ve uzlaştırma kurallarını ve Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin güncel kararlarını aktarıyorum.

Özetle: TCK m. 123/A'ya göre, ısrarlı bir şekilde fiziken takip ederek ya da telefon, mesaj, sosyal medya veya üçüncü kişiler aracılığıyla temas kurmaya çalışarak bir kimsede ciddi huzursuzluk ya da kendisinin veya yakınlarının güvenliğinden endişe oluşturan kişiye altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir. Suç çocuğa, boşanılan veya ayrılık kararı verilen eşe karşı ya da hakkında uzaklaştırma tedbiri bulunan kişi tarafından işlenirse ceza bir yıldan üç yıla kadardır. Suç şikâyete bağlıdır ancak uzlaştırma kapsamında değildir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, ısrar unsuru oluşmayan tek seferlik takiplerin TCK m. 123'teki huzur ve sükûnu bozma suçu yönünden değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmektedir.

Israrlı takip suçu nedir? TCK 123/A'nın metni

Israrlı takip suçu, 7406 sayılı Kanun'un 8. maddesiyle Türk Ceza Kanunu'na eklenmiş ve 22.05.2022 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Maddenin birinci fıkrası şöyledir:

"Israrlı bir şekilde; fiziken takip etmek ya da haberleşme ve iletişim araçlarını, bilişim sistemlerini veya üçüncü kişileri kullanarak temas kurmaya çalışmak suretiyle bir kimse üzerinde ciddi bir huzursuzluk oluşmasına ya da kendisinin veya yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duymasına neden olan faile altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir."

Bu tanımdan suçun üç temel unsuru çıkar:

  1. Hareket: Kişiyi fiziken takip etmek (peşinden gitmek, evinin, okulunun veya iş yerinin önünde beklemek gibi) ya da telefon, kısa mesaj, anlık mesajlaşma uygulamaları, e-posta, sosyal medya veya başka kişiler aracılığıyla temas kurmaya çalışmak.
  2. Israr: Hareketin tek seferlik olmaması, tekrarlanması ve süreklilik göstermesi.
  3. Netice: Mağdurda ciddi bir huzursuzluk oluşması ya da mağdurun kendisinin veya bir yakınının güvenliğinden endişe duyması.

Dikkat edilirse kanun, temasın başarılı olmasını aramaz; "temas kurmaya çalışmak" yeterlidir. Mağdurun telefonları açmaması, mesajlara cevap vermemesi ya da numarayı engellemesi suçun oluşmasına engel değildir. Ayrıca failin mağduru tehdit etmesi veya ona hakaret etmesi de şart değildir; bu tür sözler varsa ayrıca tehdit veya hakaret suçları gündeme gelir.

Cezayı ağırlaştıran hâller

Maddenin ikinci fıkrası, suçun aşağıdaki hâllerde işlenmesi durumunda cezayı bir yıldan üç yıla kadar hapis olarak belirler:

  • (a) Suçun çocuğa ya da ayrılık kararı verilen veya boşanılan eşe karşı işlenmesi,
  • (b) Suçun mağdurun okulunu, iş yerini, konutunu değiştirmesine ya da okulunu veya işini bırakmasına neden olması,
  • (c) Suçun hakkında uzaklaştırma ya da konuta, okula veya iş yerine yaklaşmama tedbirine karar verilen fail tarafından işlenmesi.

Uygulamada en sık karşılaşılan ağırlaştırıcı hâl (c) bendidir. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 5. maddesine göre hâkim; şiddet uygulayanın korunan kişinin konutuna, okuluna ve iş yerine yaklaşmamasına ve korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesine karar verebilir. Bu tedbirler varken ısrarlı takip devam ederse ceza artırılmış sınırlar içinden belirlenmelidir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 19.01.2026 tarihli, 2024/1352 E., 2026/566 K. sayılı kararı bu konuda açıktır. Olayda fiilen ayrı yaşadığı eşine mesaj atan ve onu 20 kez arayan sanık hakkında, haberleşme araçlarıyla temas kurmaya çalıştığı gerekçesiyle ısrarlı takip suçundan mahkûmiyet kararı verilmişti. Ancak sanık hakkında daha önce Aile Mahkemesince uzaklaştırma tedbiri verilmiş olmasına rağmen ceza temel hâlden (123/A-1) belirlenmişti. Yargıtay, sanık hakkında TCK m. 123/A-2-c uyarınca hüküm kurulması gerekirken eksik cezaya hükmedilmesini hukuka aykırı bularak kararı bozmuştur.

Benzer şekilde Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 19.01.2026 tarihli, 2024/393 E., 2026/565 K. sayılı kararında, birlikteliğin bitmesini kabul etmeyen ve yaklaşık üç hafta boyunca mesaj ve ses kayıtlarıyla bir dönem birlikte olduğu kişiye ulaşmaya çalışan sanığın, ağırlaştırılmış hâle ilişkin TCK m. 123/A-2-c uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin bölge adliye mahkemesi kararı onanmıştır. Aynı mesajlarda tehdit niteliğinde sözler bulunduğundan sanık ayrıca tehdit suçundan da cezalandırılmıştır. Bu karar, ısrarlı takip ile tehdit suçunun birlikte oluşabildiğini gösteren güncel bir örnektir. Tehdit suçunun unsurlarını mesajla tehdide ilişkin yazımda ayrıntılı olarak ele almıştım.

"Israr" ne zaman vardır? Tek seferlik takip suç mu?

Israrlı takip suçunun en tartışmalı unsuru "ısrar"dır. Kanun kaç kez arama veya kaç gün takip yapılması gerektiğini belirtmemiştir; her olay kendi koşulları içinde değerlendirilir. Bununla birlikte Yargıtay kararları bazı ölçütler ortaya koymaktadır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 07.01.2025 tarihli, 2023/5745 E., 2025/181 K. sayılı kararına konu olayda sanık, akşam saatlerinde yolda yürüyen ve tanımadığı bir çocuğu yaklaşık 300 metre boyunca yakından takip etmiş, cevap alamamasına rağmen sorular sormaya devam etmiş, çocuk kaçarak uzaklaşmıştı. İlk derece mahkemesi sanığı çocuğa karşı ısrarlı takip suçundan mahkûm etmiş; bölge adliye mahkemesi ise tarafların birbirini tanımadığını ve yolda tesadüfen karşılaştığını gözeterek ısrarlı takip unsurunun oluşmadığı sonucuna varmış ve beraat kararı vermişti.

Yargıtay beraat kararını bozmuştur; ancak ısrarlı takip suçunun oluştuğunu söyleyerek değil. Daire, sanığın katılanı yaklaşık 300 metrelik yol boyunca takip edip iletişim kurmaya zorladığını belirterek eylemin TCK m. 123/1'deki kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu yönünden değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Bozma üzerine sanık bu suçtan mahkûm edilmiş; Yargıtay 12. Ceza Dairesi 23.03.2026 tarihli, 2025/8800 E., 2026/2730 K. sayılı kararıyla bu kez, huzur ve sükûnu bozma suçunun uzlaştırmaya tabi olduğunu ve uzlaştırma işlemleri yapılmadan hüküm kurulamayacağını belirterek kararı yeniden bozmuştur.

Bu iki karar birlikte okunduğunda şu sonuç çıkar: Tek bir olayda, tanımadığı birini kısa süre takip etmek gibi davranışlar ısrarlı takip suçunun "ısrar" unsurunu karşılamayabilir; ancak bu, davranışın cezasız kalacağı anlamına gelmez. Eylem, koşulları varsa TCK m. 123'teki daha hafif suç kapsamında değerlendirilir. Buna karşılık ayrılık sonrası haftalarca süren mesajlar, onlarca arama veya tekrarlanan ev ziyaretleri gibi süreklilik gösteren davranışlarda ısrar unsuru genellikle tartışma konusu olmaz.

Huzur ve sükûnu bozma suçundan farkı

TCK m. 123/1, "sırf huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla bir kimseye ısrarla telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması" hâlinde, şikâyet üzerine üç aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörür. Bu suç ile ısrarlı takip arasındaki başlıca farklar şunlardır:

ÖlçütHuzur ve sükûnu bozma (m. 123)Israrlı takip (m. 123/A)
HareketIsrarla telefon etme, gürültü yapma veya hukuka aykırı başka davranışIsrarla fiziken takip veya iletişim araçları ya da üçüncü kişiler aracılığıyla temas kurmaya çalışma
Özel amaçSırf huzur ve sükûnu bozma maksadı aranırÖzel bir maksat aranmaz; mağdurda ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi oluşması yeterlidir
Ceza3 ay – 1 yıl hapis6 ay – 2 yıl hapis; nitelikli hâllerde 1 – 3 yıl
ŞikâyetŞikâyete bağlıŞikâyete bağlı
UzlaştırmaUzlaştırma kapsamındaUzlaştırma yapılamaz (CMK m. 253/3)

Suçtan önceki olaylar: 22.05.2022 öncesi davranışlar

Ceza hukukunda kanunilik ilkesi gereği, işlendiği zaman suç olarak tanımlanmayan bir fiil nedeniyle kimse cezalandırılamaz (TCK m. 7/1). Israrlı takip suçu 22.05.2022 tarihinde yürürlüğe girdiğinden, bu tarihten önce gerçekleşen davranışlar nedeniyle TCK m. 123/A uyarınca mahkûmiyet kurulamaz.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 07.04.2025 tarihli, 2023/5834 E., 2025/3410 K. sayılı kararında; ayrıldığı sevgilisinin evinin önüne gelen, camlara vuran ve aracının önünü kesmeye çalışan sanık hakkında, eylemleri Aralık 2021 ve Ocak 2022 tarihlerinde gerçekleştiği hâlde ısrarlı takip suçundan verilen mahkûmiyet kararı kanun yararına bozulmuştur. Daire, bu tarihlerde ısrarlı takip eyleminin suç tipi olarak düzenlenmediğini, eylemlerin TCK m. 123/1'deki huzur ve sükûnu bozma suçu kapsamında olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bugün itibarıyla bu kural, 2022 öncesine uzanan ve hâlâ sonuçlanmamış dosyalar bakımından önem taşımaya devam etmektedir.

Şikâyet süresi, şikâyetten vazgeçme ve uzlaştırma

Şikâyet: TCK m. 123/A'nın üçüncü fıkrasına göre ısrarlı takip suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Şikâyete bağlı suçlarda mağdur, fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden itibaren altı ay içinde şikâyette bulunmalıdır; aksi hâlde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz (TCK m. 73/1-2). Israrlı takip çoğu zaman bir süreç hâlinde devam ettiğinden, sürenin başlangıcının somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gerekir; ancak mağdurun şikâyetini geciktirmemesi her durumda daha güvenlidir.

Şikâyetten vazgeçme: Şikâyete bağlı suçlarda mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi davayı düşürür (TCK m. 73/4). Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 23.02.2026 tarihli, 2025/1439 E., 2026/1678 K. sayılı kararında; soruşturma aşamasında şikâyetinden vazgeçen mağdurun, ısrarlı takip suçu yönünden açılan kamu davasına katılma ve hükmü temyiz etme hakkının bulunmadığı, mahkemece hatalı olarak katılan sıfatı tanınmasının da temyiz yetkisi vermeyeceği belirtilerek mağdur vekilinin temyiz istemi reddedilmiştir. Bu nedenle şikâyetten vazgeçme kararı, sonuçları iyi düşünülerek verilmelidir.

Uzlaştırma: Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesine göre şikâyete bağlı suçlar kural olarak uzlaştırma kapsamındadır. Ancak aynı maddenin üçüncü fıkrası, şikâyete bağlı olsa bile ısrarlı takip suçunda (m. 123/A) uzlaştırma yoluna gidilemeyeceğini açıkça düzenler. Buna karşılık huzur ve sükûnu bozma suçu (m. 123) uzlaştırma kapsamındadır. Suç vasfının hangisi olduğu bu nedenle yalnızca ceza miktarı bakımından değil, sürecin işleyişi bakımından da belirleyicidir.

Mağdur ne yapabilir? Delil ve koruma tedbirleri

Israrlı takip davalarında sonucu çoğu zaman delillerin niteliği belirler. Bu nedenle mağdurun yaşadıklarını düzenli biçimde kayıt altına alması önemlidir:

  • Arama kayıtlarının, mesajların ve sosyal medya yazışmalarının ekran görüntülerini tarih ve saat bilgisiyle birlikte saklayın; mümkünse telefonu ve hesapları silmeden muhafaza edin.
  • Takibe tanık olan komşu, iş arkadaşı veya güvenlik görevlilerinin bilgilerini not edin; varsa güvenlik kamerası kayıtlarının silinmeden talep edilmesi için hızlı davranın.
  • Olayları tarih sırasıyla yazdığınız bir not tutun. Israr unsurunun ispatında olayların sıklığı ve süresi belirleyicidir.
  • Kendi konuşmalarınızı kaydetmeyi düşünüyorsanız hangi koşullarda bunun hukuka uygun olduğunu ses kaydına ilişkin yazımda anlattım.

Ceza soruşturmasından bağımsız olarak, 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma ve önleyici tedbir talep edilmesi de mümkündür. Bu Kanun'a göre tedbir kararı, ilgilinin talebi veya kolluk ya da Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine verilir; koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddetin uygulandığına dair delil veya belge aranmaz, önleyici tedbir kararı ise geciktirilmeksizin verilir; tedbir kararı ilk defasında en çok altı ay için verilebilir (6284 sayılı Kanun m. 8). Tedbir kararına rağmen takibin sürmesi hem tedbire aykırılık yaptırımlarını hem de TCK m. 123/A-2-c'deki ağırlaştırılmış cezayı gündeme getirir.

Şüpheli veya sanık açısından dikkat edilmesi gerekenler

Israrlı takip iddiasıyla karşılaşan kişi açısından da bazı noktalar önemlidir. Suçun oluşması için davranışın ısrarlı olması ve mağdurda ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi yaratması gerekir; tesadüfi karşılaşmalar, iş, okul veya çocukla kişisel ilişki gibi meşru sebeplere dayanan sınırlı temaslar bu suçu kendiliğinden oluşturmaz. Ancak "barışmak istedim", "sadece konuşmak istedim" gibi gerekçeler, karşı tarafın açıkça istemediği tekrarlı temas girişimlerini hukuka uygun hâle getirmez. Hakkında uzaklaştırma tedbiri bulunan kişinin tedbire konu kişiye herhangi bir yolla ulaşmaya çalışması ise hem tedbire aykırılık hem de ağırlaştırılmış ısrarlı takip suçu riskini doğurur.

Kararların değerlendirmesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin incelediğim kararları, ısrarlı takip suçunun uygulamasında üç eğilimi ortaya koymaktadır. Birincisi, Daire nitelikli hâllere özen göstermekte; özellikle hakkında 6284 sayılı Kanun kapsamında tedbir bulunan sanıklar bakımından cezanın temel hâlden belirlenmesini bozma sebebi saymaktadır. İkincisi, ısrar unsuru kesin olarak oluşmayan olaylarda Daire beraat yerine TCK m. 123'teki daha hafif suç yönünden değerlendirme yapılmasını istemektedir; bu da mağdurun korunmasını güçlendiren bir yaklaşımdır. Üçüncüsü, kanunilik ilkesi titizlikle uygulanmakta ve 22.05.2022 öncesi eylemler bakımından ısrarlı takip suçundan mahkûmiyet kurulmamaktadır.

Öte yandan "ısrar" için sayısal bir eşik bulunmaması, benzer olaylarda mahkemeler arasında farklı değerlendirmelere yol açabilmektedir. 300 metrelik takip olayında ilk derece mahkemesi, bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay'ın üç farklı sonuca ulaşması bunun açık bir örneğidir. Bu nedenle her dosyada olayların sıklığı, süresi, taraflar arasındaki ilişki ve mağdur üzerindeki etki ayrı ayrı ortaya konmalıdır.

Uygulamaya dönük çıkarımlar

  • Israrlı takip; tekrarlayan fiziki takip veya telefon, mesaj, sosyal medya ya da üçüncü kişiler aracılığıyla temas kurma girişimleriyle mağdurda ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi yaratılmasıdır. Temasın başarılı olması gerekmez.
  • Temel ceza altı aydan iki yıla kadar hapistir; çocuğa veya boşanılan eşe karşı işlenmesi, mağdurun evini, işini veya okulunu değiştirmesine yol açması ya da uzaklaştırma tedbirine rağmen işlenmesi hâlinde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
  • Suç şikâyete bağlıdır; şikâyet, fiil ve failin öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde yapılmalıdır. Şikâyetten vazgeçme davayı düşürür.
  • Israrlı takip suçunda uzlaştırma yapılamaz; daha hafif olan huzur ve sükûnu bozma suçunda ise uzlaştırma zorunludur.
  • Israr unsuru oluşmayan tek seferlik davranışlar, Yargıtay'a göre TCK m. 123 kapsamında değerlendirilebilir.
  • 22.05.2022'den önceki davranışlar nedeniyle ısrarlı takip suçundan ceza verilemez.
  • Mesaj, arama kaydı, tanık ve kamera kayıtlarını zamanında güvence altına almak ve gerektiğinde 6284 sayılı Kanun kapsamında tedbir talep etmek, mağdurun korunmasında belirleyicidir.

Ceza yargılamasının genel işleyişi için ceza hukuku sayfamıza, mesajla işlenen hakaret suçu için ise bu konudaki yazıma bakabilirsiniz.

Not: Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve somut dosyanızdaki durumu değerlendirmez. Olayların tarihi, sıklığı, taraflar arasındaki ilişki ve mevcut koruma tedbirleri sonucu doğrudan etkiler; acil bir tehlike varsa vakit kaybetmeden kolluğa veya Cumhuriyet başsavcılığına başvurulmalıdır.