Bir tartışmanın ardından gelen ağır sözler içeren bir WhatsApp mesajı, eski eşe yazılan ama aslında kayınvalideyi hedef alan bir yazışma, veli grubunda paylaşılan bir ileti ya da profil durumuna yazılan bir cümle… Günümüzde hakaret şikâyetlerinin önemli bir kısmı yüz yüze değil, mesajlaşma uygulamaları üzerinden gerçekleşmektedir. Bu yazışmaların ekran görüntüsü alınarak savcılığa sunulması da oldukça yaygındır.
Peki her ağır mesaj hakaret suçu mudur? Mesaj doğrudan kişiye değil de bir başkasına gönderilmişse ne olur? Grup mesajında ceza artırılır mı? Bu yazıda, Türk Ceza Kanunu'nun hakaret suçunu düzenleyen 125. maddesini ve Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2023–2026 yılları arasında verdiği kararları esas alarak bu soruları cevaplıyorum. Ayrıca 2024 ve 2025 yıllarında yapılan kanun değişiklikleriyle şikâyet süresi, uzlaştırma ve önödeme bakımından neyin değiştiğini aktarıyorum.
Özetle: Mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle yapılan hakaret, yüze karşı yapılmış gibi cezalandırılır (TCK m. 125/2). Yargıtay'a göre belirleyici olan, failin hakaretin mağdura ulaşmasını bilmesi ve istemesidir (iletme kastı). Mesaj üçüncü bir kişiye gönderilmiş olsa bile failin mağdura iletileceğini bildiği ve istediği durumlarda suç oluşur; buna karşılık mesajın mağdura gösterilmemesi açıkça istenmişse veya mesaj tesadüfen öğrenilmişse bu hüküm uygulanmaz. Bireysel mesajlarda aleniyet artırımı yapılamaz. Hakaret suçunda şikâyet süresi fiilden itibaren en fazla iki yıldır; suç uzlaştırma kapsamı dışında, kural olarak önödeme kapsamındadır.
1. Hakaret suçu nedir? Kanunun çizdiği çerçeve
Türk Ceza Kanunu m. 125/1'e göre bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ya da sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Aynı fıkranın ikinci cümlesine göre mağdurun yokluğunda (gıyabında) yapılan hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek, yani en az üç kişiye iletilerek işlenmesi gerekir.
Kanun, mesajla yapılan hakarete ayrıca yer vermiştir. TCK m. 125/2'ye göre fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde birinci fıkradaki cezaya hükmolunur. Bu, mesajla hakaretin yüze karşı yapılan hakaret gibi değerlendirileceği ve gıyapta hakaret için aranan "üç kişi" şartının aranmayacağı anlamına gelir.
Maddenin diğer fıkraları da mesajlaşma uygulamaları bakımından önem taşır:
- Hakaretin kamu görevlisine görevinden dolayı ya da kişinin dini, siyasi, sosyal veya felsefi inanç ve düşüncelerinden dolayı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz (m. 125/3).
- Hakaretin alenen işlenmesi hâlinde ceza altıda biri oranında artırılır (m. 125/4).
- Hakaretin haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi hâlinde ceza üçte birine kadar indirilebilir veya ceza vermekten vazgeçilebilir; karşılıklı hakarette de aynı imkân vardır (m. 129).
2. Mesajla hakarette belirleyici ölçüt: İletme kastı
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, ileti yoluyla hakarete ilişkin kararlarında yerleşik bir ölçüt uygulamaktadır. Daireye göre suçun huzurda işlenmiş sayılması için fail ile mağdurun yüz yüze olması gerekmez; fail, mağduru hedef alan hakaretin mağdur tarafından da doğrudan algılanabileceğini biliyor ve istiyorsa suç huzurda işlenmiş sayılır. İleti yoluyla hakarette failin, kullandığı vasıta ile mağduru hedef aldığını bilmesi ve mağdurun bu fiili öğrenmesini istemesi gerekir. Daire bu ölçütü kısaca "iletme kastı" olarak adlandırmaktadır.
Aynı kararlarda bunun karşı yönü de açıkça yazılıdır: ileti mağdurdan başka birine gönderilmiş ve mağdur bunu tesadüfen öğrenmişse m. 125/2 kapsamında hakaret oluşmaz; çünkü fail, mağdurun hakareti öğrenmesi kastıyla hareket etmemiştir. Bu durumda ancak failin ihtilat kastı varsa ve en az üç kişiye ulaşma şartı gerçekleşmişse gıyapta hakaretten söz edilebilir.
Mesaj başkasına gönderilse de suç oluşabilir
Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 03.05.2023 tarihli, 2021/10146 E., 2023/17800 K. sayılı kararına konu olayda sanık, eski kayınvalidesine hitaben ağır ifadeler içeren mesajları bir mesajlaşma uygulaması üzerinden eski eşine göndermişti. Yerel mahkeme, mesajın doğrudan mağdura gönderilmediğini, olayın gıyapta hakaret olduğunu ve üç kişi şartı gerçekleşmediği için suçun oluşmadığını kabul ederek beraat kararı vermişti. Yargıtay bu kararı bozmuştur: sanığın mesajlarda doğrudan katılanı muhatap aldığı ve iletme kastıyla hareket ettiği, dolayısıyla eylemin TCK m. 125/2 kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Benzer şekilde, Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 23.09.2025 tarihli, 2023/5465 E., 2025/14063 K. sayılı kararında sanık, mağdurun telefon numarasının kendisinde olmadığını beyan etmiş ve mesajı mağdurun çalıştığı fakültenin dekan yardımcısının telefonuna göndermişti. Mahkemeler ihtilat şartı oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı vermişti. Daire, suçun ileti yoluyla işlendiğini, bu durumda iletme kastı bulunup bulunmadığına bakılması gerektiğini ve iletme kastı varsa ihtilat şartının aranmayacağını belirterek, bu husus tartışılmadan verilen beraat kararını bozmuştur.
Mesajın gösterilmemesi istenmişse suç oluşmaz
Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 10.02.2026 tarihli, 2023/15508 E., 2026/2956 K. sayılı kararı, aynı ölçütün sanık lehine uygulanmasına örnektir. Olayda sanık, boşanma aşamasındaki eşinin telefonuna gönderdiği mesajlarda katılana hakaret etmekle suçlanmış, ilk derece mahkemesi mahkûmiyet kararı vermiş, bölge adliye mahkemesi de istinaf başvurusunu reddetmişti. Yargıtay ise sanık ile eşi arasındaki özel nitelikteki yazışmalarda sanığın mesajları katılana göstermemesi yönündeki iradesini açıkça belli ettiğini, bu nedenle iletme kastıyla hareket etmediğini ve hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığını belirterek, beraat yerine mahkûmiyet kararı verilmesini hukuka aykırı bulmuş ve kararı bozmuştur.
Bu iki karar birlikte okunduğunda ayrım açıktır: Mesajı alan kişinin içeriği mağdura ileteceğinin bilindiği ve bunun istendiği durumlarda suç oluşur; mesajın iki kişi arasındaki özel bir yazışma olarak kalmasının açıkça istendiği durumlarda ise m. 125/2 uygulanmaz. Hangi durumun söz konusu olduğu, yazışmanın tamamına, kullanılan hitap biçimine ve taraflar arasındaki ilişkiye bakılarak belirlenir.
3. WhatsApp grubunda yazılan mesajlar
Grup yazışmaları, hem iletme kastı hem de aleniyet bakımından ayrı bir değerlendirme gerektirir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 20.10.2025 tarihli, 2023/11053 E., 2025/16522 K. sayılı kararında bir öğretmen, sınıfın veli WhatsApp grubunda mağdura ilişkin mesajlar paylaşmıştı. Mağdur grupta değildi ve mesajları velilerden birinin haber vermesi üzerine öğrenmişti. Daire, bu eylemin doğrudan mağduru muhatap almadığını ve sanığın iletme kastıyla hareket etmediğini, bu nedenle TCK m. 125/2 kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir. Ancak bu, eylemin cezasız kalacağı anlamına gelmemektedir: Daire, mağdurun yokluğunda işlenen hakaret söz konusu olduğundan gıyapta hakaret için aranan ihtilat unsurunun, yani mesajın en az üç kişiye ulaşıp ulaşmadığının ve onlar tarafından algılanıp algılanmadığının değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak kararı bozmuştur.
Dairenin istikrarlı biçimde tekrarladığı ilkeye göre ihtilat, kişilerle birebir görüşerek gerçekleşebileceği gibi üç veya daha fazla kişiye mektup, SMS veya e-posta göndererek de gerçekleşebilir. Ancak sözlerin üç kişinin duyabileceği bir ortamda söylenmesi tek başına yeterli değildir; muhatapların sözleri bizzat anlamaları ve algılamaları gerekir. Bu nedenle kalabalık bir grupta yazılan mesajda, mesajın kimler tarafından okunduğu da ispat konusu olabilir.
4. Mesajla hakarette "aleniyet" artırımı yapılır mı?
TCK m. 125/4'e göre hakaretin alenen işlenmesi hâlinde ceza altıda biri oranında artırılır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'ne göre aleniyet için olay yerinde başkalarının bulunması yeterli değildir; hakaretin belirlenemeyen sayıda kişi ve herkes tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması, herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık yerlerde işlenmesi gerekir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 15.04.2026 tarihli, 2026/3307 E., 2026/7058 K. sayılı kararı bu konuda açıktır. Sanığın şikâyetçilere bir mesajlaşma uygulaması üzerinden mesaj göndererek hakaret ettiği kabul edilen dosyada yerel mahkeme, cezayı aleniyet nedeniyle artırmıştı. Adalet Bakanlığı'nın talebi üzerine yapılan kanun yararına bozma incelemesinde Daire, koşulları oluşmadığı hâlde aleniyet artırımı yapılarak fazla ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğuna karar vermiş ve cezayı aleniyet artırımı yapılmadan yeniden belirlemiştir.
Bu nedenle bireysel mesajla yapılan hakarette aleniyet artırımı kural olarak uygulanmaz. Herkese açık sosyal medya paylaşımlarında ise aleniyet söz konusu olabilir; ancak Daire bu durumlarda da paylaşımın belirli bir sınırlama olmaksızın herkes tarafından görülebilir nitelikte olup olmadığının araştırılmasını aramaktadır. Kapalı bir grup veya yalnızca belirli kişilerin görebildiği bir paylaşım, kendiliğinden "aleni" sayılmaz.
5. Durum mesajları, kimseye yönelmeyen paylaşımlar ve kaba sözler
Hakaret suçunun oluşması için sözün belirli bir kişiye yöneltilmiş olması gerekir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 01.11.2023 tarihli, 2021/15713 E., 2023/23503 K. sayılı kararında suça konu söz, sanığın WhatsApp profil bilgisi kısmına yazılmış ve telefonunda kayıtlı herkes tarafından görülebilen bir mesajdı. Daire, mesajın özellikle katılana yönelik olmadığını, katılanın taraflar arasındaki husumet nedeniyle mesajın kendisine yazıldığı inancıyla şikâyetçi olduğunu dikkate alarak, cezalandırmaya yeterli kesin delil bulunmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararını onamıştır.
Ayrıca her kaba veya rahatsız edici söz hakaret suçunu oluşturmaz. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 01.10.2024 tarihli, 2021/37800 E., 2024/11507 K. sayılı kararında, bir hareketin tahkir edici olup olmadığının zamana, yere ve duruma göre değişebildiği; kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözün hakaret sayılmaması, sözlerin açıkça onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte bir isnat veya sövme oluşturması gerektiği belirtilmiştir. Daire, somut olaydaki sözün rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı bir hitap tarzı niteliğinde olduğunu, bu nedenle hakaret suçunun oluşmadığını kabul ederek mahkûmiyet kararını bozmuştur. Hangi sözün bu sınırı aştığı her olayın kendi koşullarına göre değerlendirilir; bu konuda dairenin kararlarında da zaman zaman karşı oylar bulunmaktadır.
6. Şikâyet süresi, uzlaştırma ve önödeme: Güncel kanun hâli
Şikâyete bağlılık: TCK m. 131'e göre kamu görevlisine görevinden dolayı işlenen hakaret hariç olmak üzere, hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması mağdurun şikâyetine bağlıdır.
Şikâyet süresi: TCK m. 73'e göre şikâyete bağlı suçlarda şikâyet süresi, fiili ve failin kim olduğunu öğrenme tarihinden itibaren altı aydır. 7531 sayılı Kanun ile 2024 yılında m. 73/2'ye eklenen cümleye göre hakaret suçu bakımından şikâyet süresi, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez. Yani mesajı geç öğrenen kişi de, mesajın gönderildiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra şikâyette bulunamaz. Şikâyetten vazgeçme ise kural olarak davayı düşürür (m. 73/4).
Uzlaştırma: Ceza Muhakemesi Kanunu m. 253/3'ün güncel metninde hakaret suçu (TCK m. 125), şikâyete bağlı olsa bile uzlaştırma yoluna gidilemeyecek suçlar arasında açıkça sayılmaktadır. Bu nedenle hakaret suçunda uzlaştırma yapılması gerektiğinden söz eden eski tarihli kararlar, bugün için bu yönüyle geçerliliğini yitirmiştir.
Önödeme: TCK m. 75/6-a-2 uyarınca önödeme hükümleri, m. 125'in üçüncü fıkrasının (a) bendi (kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret) hariç olmak üzere hakaret suçuna da uygulanır. Önödemede şüpheliye, kanunda belirlenen miktarı soruşturma giderleriyle birlikte savcılığın tebliğinden itibaren on gün içinde ödemesi teklif edilir; ödeme yapılırsa kamu davası açılmaz. Şüpheli on gün içinde talep ederse miktar birer ay arayla üç eşit taksitte ödenebilir. Ancak aynı fıkraya göre bu kapsamdaki suçun beş yıl içinde tekrar işlenmesi hâlinde fail hakkında aynı suçtan önödeme hükümleri uygulanmaz.
Hakaret suçunda mahkûmiyet hâlinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması da gündeme gelebilir; bu kurumdaki güncel değişiklikleri HAGB yazımızda ele almıştık.
7. Kararların değerlendirmesi
| Karar (Yargıtay 4. CD) | Olay | Sonuç |
|---|---|---|
| 03.05.2023, 2021/10146 E., 2023/17800 K. | Eski kayınvalideye yönelik mesaj eski eşe gönderildi. | İletme kastı var; m. 125/2 uygulanmalı, beraat bozuldu. |
| 23.09.2025, 2023/5465 E., 2025/14063 K. | Mesaj mağdurun amirinin telefonuna gönderildi. | İletme kastı tartışılmadan verilen beraat bozuldu. |
| 10.02.2026, 2023/15508 E., 2026/2956 K. | Eşe yazılan özel mesajlar; gösterilmemesi istendi. | İletme kastı yok; mahkûmiyet bozuldu. |
| 20.10.2025, 2023/11053 E., 2025/16522 K. | Mağdurun bulunmadığı veli WhatsApp grubu. | m. 125/2 değil; ihtilat unsuru araştırılmalı. |
| 15.04.2026, 2026/3307 E., 2026/7058 K. | Mesajlaşma uygulamasıyla hakaret; aleniyet artırımı yapıldı. | Bireysel mesajda aleniyet yok; kanun yararına bozuldu. |
| 01.11.2023, 2021/15713 E., 2023/23503 K. | WhatsApp profil bilgisine yazılan söz. | Belirli kişiye yönelik değil; beraat onandı. |
| 01.10.2024, 2021/37800 E., 2024/11507 K. | Kaba ve nezaket dışı hitap. | Hakaret oluşmaz; mahkûmiyet bozuldu. |
Kararlar, Yargıtay'ın mesajla hakarette mekanik bir yaklaşım yerine failin iradesini ön plana çıkardığını göstermektedir. Aynı ağırlıktaki bir söz; kime gönderildiğine, mağdura ulaşmasının istenip istenmediğine ve kaç kişi tarafından okunduğuna göre ya yüze karşı hakaret, ya gıyapta hakaret ya da suç oluşturmayan bir yazışma olarak değerlendirilebilmektedir. Bu nedenle hem şikâyetçi hem de şüpheli açısından, yazışmanın yalnızca suça konu mesajı değil, öncesi ve sonrasıyla birlikte bütününün dosyaya sunulması büyük önem taşır.
Uygulamaya dönük çıkarımlar
- Mağdur iseniz delili koruyun. Mesajın ekran görüntüsünün yanı sıra gönderenin numarasını, tarih ve saati gösteren kayıtları saklayın; mümkünse yazışmanın tamamını muhafaza edin. Yalnızca seçilmiş bir mesaj, iletme kastı tartışmasında yetersiz kalabilir.
- Şikâyet süresini kaçırmayın. Fiili ve faili öğrendiğiniz tarihten itibaren altı ay içinde ve her hâlde mesajın gönderildiği tarihten itibaren iki yıl içinde şikâyette bulunmanız gerekir.
- Mesaj size değil başkasına gönderildiyse gönderenin mesajın size ulaşmasını bilip istediğini gösteren unsurlar (örneğin "ona söyle", "ilet" gibi ifadeler) belirleyici olabilir.
- Grup mesajlarında grupta kaç kişinin bulunduğu ve mesajı kimlerin okuduğu, gıyapta hakaret bakımından ispat konusu olur.
- Şüpheli iseniz mesajın kime ve hangi bağlamda gönderildiğini, özel bir yazışma olarak kalmasının istenip istenmediğini ve sözün kaba bir ifade mi yoksa hakaret mi olduğunu değerlendirmek gerekir. Haksız bir fiile tepki veya karşılıklı hakaret durumları cezayı etkileyebilir.
- Önödeme teklifini değerlendirin. Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret dışındaki hakaret suçlarında önödeme teklif edilebilir; ancak beş yıl içinde tekrarlanan suçta bu imkân yoktur.
- Uzlaştırma beklemeyin. Hakaret suçu güncel kanun metnine göre uzlaştırma kapsamı dışındadır.
Ceza soruşturması ve kovuşturması süreçleriyle ilgili genel bilgi için ceza hukuku sayfamıza bakabilirsiniz.
Not: Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve somut dosyanızdaki durumu değerlendirmez. Bir sözün hakaret oluşturup oluşturmadığı ve hangi hükmün uygulanacağı; yazışmanın tamamına, tarafların ilişkisine ve delillerin değerlendirilmesine göre değişir. Şikâyet ve savunma haklarınızı süresinde kullanabilmek için dosyanıza özgü hukuki değerlendirme almanız yerinde olacaktır.
