"Seni göreceğim", "Ailene bir şey olursa bilmem", "Dükkânını kapattırırım" ya da bir silah fotoğrafı… Tartışmalar artık çoğunlukla telefonda, WhatsApp'ta veya sosyal medyada yaşanıyor ve bu tür mesajlar sık sık ceza soruşturmasına dönüşüyor. Mesajı alan kişi "Bu suç mu, şikâyet edebilir miyim?" diye, mesajı gönderen kişi ise "Öfkeyle yazdım, ceza alır mıyım, şikâyet geri alınırsa dosya kapanır mı?" diye soruyor.
Bu yazıda Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 106. maddesinde düzenlenen tehdit suçunu; hangi sözlerin tehdit sayıldığını, hangi tehditlerin şikâyete bağlı olduğunu, uzlaştırma ve basit yargılama usulünün nasıl işlediğini Yargıtay 4. ve 6. Ceza Dairelerinin kararları üzerinden aktarıyorum.
Özetle: Bir kişiye, kendisinin veya yakınının hayatına, vücuduna ya da cinsel dokunulmazlığına saldırılacağını bildirmek tehdit suçudur ve şikâyete bağlı değildir; şikâyetten vazgeçilse de dava devam eder. "Malına zarar veririm" veya "sana bir kötülük yaparım" türünden tehditler ise şikâyete bağlıdır. Yargıtay'a göre sözün objektif olarak korkutucu olması yeterlidir; mağdurun gerçekten korkup korkmadığı araştırılmaz. Buna karşılık bağlamı içinde korkutucu olmayan sözler ve "seni şikâyet edeceğim" gibi hakkını kullanacağını bildiren ifadeler tehdit sayılmaz. Silahla veya silah fotoğrafı gibi işaretlerle yapılan tehdit çok daha ağır cezalandırılır ve uzlaştırma kapsamında değildir.
Tehdit suçu nedir? TCK 106'nın üç farklı görünümü
Tehdit, bir kişiyi gelecekte kendisine veya yakınına bir kötülük yapılacağı bildirimiyle korkutmaktır. Kanun koyucu bu suçla kişinin huzurunu ve karar verme özgürlüğünü korur. TCK m. 106, tehdidin içeriğine ve işleniş biçimine göre farklı cezalar öngörür:
| Tehdidin türü | Ceza | Şikâyete bağlı mı? |
|---|---|---|
| Hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa saldırı tehdidi (m. 106/1, 1. cümle) | 6 aydan 2 yıla kadar hapis; kadına karşı işlenirse alt sınır 9 ay | Hayır |
| Malvarlığına büyük zarar veya "sair bir kötülük" tehdidi (m. 106/1, son cümle) | 2 aydan 6 aya kadar hapis veya adli para cezası | Evet |
| Silahla, kimliği gizleyerek, imzasız mektupla, özel işaretlerle, birden fazla kişiyle birlikte ya da suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanarak tehdit (m. 106/2) | 2 yıldan 7 yıla kadar hapis | Hayır |
Kadına karşı işlenen tehditte alt sınırın dokuz aya çıkarılması, 12.05.2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanun'la maddeye eklenmiştir. Ayrıca tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya mala zarar verme suçu işlenirse, bu suçlardan da ayrıca ceza verilir (m. 106/3).
Bu ayrım uygulamada çok önemlidir. Çünkü aynı mesajın hangi kategoriye girdiği; şikâyetin geri alınmasının davayı bitirip bitirmeyeceğini, uzlaştırmaya gidilip gidilmeyeceğini ve hatta cezanın hapis mi adli para cezası mı olacağını belirler.
"Vücuduna saldırırım" ile "sana kötülük yaparım" arasındaki fark
Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 01.06.2023 tarihli, 2023/2059 E., 2023/11179 K. sayılı kararındaki olayda sanık, kendisini daha önce darp eden mağdura "adam nasıl dövülür göstereceğim, anneni … etmeye geliyorum" şeklinde mesaj göndermişti. İlk derece mahkemesi eylemi şikâyete bağlı tehdit sayıp şikâyetten vazgeçme nedeniyle davanın düşmesine karar vermişti. Bölge adliye mahkemesi bu kararı kaldırarak sanığı cezalandırdı; Yargıtay da bu kararı onadı. Daire, kişinin vücut dokunulmazlığına saldırı gerçekleştirileceğinden bahisle yapılan tehdidin şikâyete tabi olmayan tehdit suçunu oluşturduğunu açıkça belirtti. Yani bu tür bir mesajda mağdurun "şikâyetimden vazgeçiyorum" demesi, kamu davasını sona erdirmez.
Buna karşılık Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 21.02.2024 tarihli, 2021/21081 E., 2024/2129 K. sayılı kararında, sanığın kardeşine "Ben size iş yerinde ekmek yedirtmem, dükkânınızı kapatırsınız, camlarınızı indiririm" demesi, hayata veya vücuda yönelik bir saldırı bildirimi olarak değil, "sair kötülük" tehdidi olarak nitelendirilmiştir. Daire, bu sözler nedeniyle sanığın daha ağır olan birinci cümleden cezalandırılmasını fazla ceza tayini sayarak hükmü bozmuştur.
Hangi söz tehdit sayılır? Yargıtay'ın "objektif korkutuculuk" ölçütü
Her sert söz veya öfke anında söylenen her cümle tehdit değildir. Yargıtay'ın yerleşik yaklaşımına göre sözün tehdit sayılması için objektif olarak korkutucu, yani ortalama bir insanda iç huzuru bozacak ve geleceğe yönelik kaygı yaratacak nitelikte olması gerekir.
Mağdurun korkmuş olması şart değil
Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 25.12.2023 tarihli, 2023/5321 E., 2023/15556 K. sayılı kararında sanık, katılanın telefonuna "ben artık kararımı verdim ya sen ya hiç" gibi mesajlarla birlikte beş adet tabanca fotoğrafı göndermişti. Daire şu ilkeyi tekrarladı: Tehdit fiilinin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratmaya objektif olarak elverişli olması gerekir; ancak tehdidin somut olayda muhatap üzerinde etkili olması şart değildir. Bu nedenle mağdurun gerçekten korkup korkmadığının araştırılmasına gerek yoktur. Kararda ayrıca tehdit suçunda tasarlama aranmadığı, yani failin tehdidi gerçekleştirmeyi planlamış olmasının gerekmediği vurgulanmıştır.
Aynı kararda Daire, silah fotoğrafı göndererek yapılan tehdidin TCK m. 106/2-b'de düzenlenen "özel işaretlerle" tehdit kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine de işaret etmiştir. Bu, uygulama açısından dikkat çekicidir: Silahın fiziken gösterilmesi gerekmeden, mesajla gönderilen bir silah görüntüsü de nitelikli tehdit olarak sonuç doğurabilir ve ceza iki yıldan yedi yıla kadar hapse çıkar.
Söz, bütünü ve bağlamı içinde değerlendirilir
Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 24.10.2023 tarihli, 2021/14267 E., 2023/23010 K. sayılı kararında sanık, sosyal medya hesabında şikâyetçiye yönelik ağır küfürler içeren bir paylaşımın sonunda "az kaldı" ifadesini kullanmıştı. Daire, bu ifadenin paylaşımın bütünü ve söylendiği bağlam içinde değerlendirildiğinde objektif olarak korkutucu nitelikte olmadığını belirterek tehdit suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünü bozdu. Aynı kararda paylaşımın yapıldığı hesabın herkese açık olup olmadığının, hakaretin alenen işlenip işlenmediği bakımından araştırılması gerektiği de belirtilmiştir.
Bu karar, tehdit ile hakaretin sık sık aynı mesajda bir arada bulunduğunu, ancak hukuken ayrı ayrı değerlendirildiğini gösterir. Bir mesajın ağır ve kaba olması, onu kendiliğinden tehdit hâline getirmez. Hakaret suçuna ilişkin ayrıntılar için WhatsApp'tan hakaret yazımıza bakabilirsiniz.
"Seni şikâyet edeceğim" demek tehdit değildir
Kişinin kanunun tanıdığı bir hakkı kullanacağını bildirmesi, karşı tarafta rahatsızlık yaratsa bile tehdit sayılmaz. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 27.09.2023 tarihli, 2023/11737 E., 2023/21731 K. sayılı kararında sanığın görevlilere "hepinize göstereceğim, dövün beni, vurun bana, hepinizden şikâyetçi olacağım" demesi, sözlerin bütünü ve bağlamı içinde şikâyet hakkını kullanacağını bildirme niteliğinde görülmüş; bu sözlerin objektif olarak korku ve endişe yaratmaya elverişli olmadığı kabul edilmiştir. Karar, görevi yaptırmamak için direnme suçunun "tehdit" unsuruna ilişkin olmakla birlikte, tehdidin tanımı bakımından genel bir ölçüt ortaya koymaktadır.
Dolayısıyla "Borcunu ödemezsen dava açacağım", "Avukatıma vereceğim", "Polise gideceğim" gibi ifadeler kural olarak tehdit değildir. Ancak hak arama görüntüsü altında hukuka aykırı bir yarar elde etmeye çalışmak (örneğin hakkı olmayan bir menfaat için baskı kurmak) farklı suç tiplerini gündeme getirebilir; bu ayrım her olayda ayrıca değerlendirilmelidir.
Şikâyet süresi ve şikâyetten vazgeçme
Şikâyete bağlı tehditlerde (malvarlığına zarar veya sair kötülük tehdidi) TCK m. 73'e göre mağdur, fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden itibaren altı ay içinde şikâyette bulunmalıdır. Bu süre kaçırılırsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Şikâyete bağlı suçlarda, kanunda aksi yazılı olmadıkça, mağdurun şikâyetten vazgeçmesi davayı düşürür; ancak vazgeçmenin sonuç doğurması için sanığın vazgeçmeyi kabul etmesi gerekir (TCK m. 73/4 ve 73/6).
Hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik tehditlerde ve nitelikli tehditlerde ise şikâyet şartı yoktur. Savcılık suçu herhangi bir şekilde öğrendiğinde re'sen soruşturma başlatır. Mağdurun sonradan "barıştık" demesi, bu suçlarda kendiliğinden davayı sona erdirmez. Bu nedenle, yukarıda andığım 6. Ceza Dairesi kararında da görüldüğü üzere, eylemin doğru nitelendirilmesi dosyanın akıbetini doğrudan etkiler.
Uzlaştırma: Tehdit dosyası savcılıkta kapanabilir mi?
Uzlaştırma, şüpheli ile mağdurun bir uzlaştırmacı aracılığıyla anlaşmaya çalıştığı ve anlaşma sağlanırsa ceza davasının açılmadan sona erebildiği bir yoldur. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 253. maddesine göre, şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın TCK m. 106'nın birinci fıkrasındaki tehdit uzlaştırma kapsamındadır. Bu, hem hayata veya vücuda yönelik tehdidi hem de sair kötülük tehdidini kapsar. Buna karşılık silahla, özel işaretlerle veya birden fazla kişiyle birlikte işlenen nitelikli tehdit (m. 106/2) uzlaştırma kapsamında değildir.
Uzlaştırmanın işleyişine ilişkin CMK m. 253'teki başlıca kurallar şunlardır:
- Uzlaşma teklifinde bulunulan taraf yedi gün içinde kararını bildirmezse teklifi reddetmiş sayılır.
- Uzlaşma sağlanır ve şüpheli edimini (örneğin özür, belirli bir ödeme) bir defada yerine getirirse kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edim ileri bir tarihe bırakılır veya taksitlendirilirse kamu davasının açılması ertelenir.
- Uzlaşma sağlanırsa, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya sonradan ortaya çıkan zararlar dışında, aynı suç nedeniyle tazminat davası açılamaz. Edim yerine getirilmezse uzlaşma raporu ilam niteliğinde belge sayılır ve icraya konulabilir.
- Uzlaştırma sonuçsuz kalırsa aynı suç için tekrar uzlaştırma yoluna gidilemez.
- Müzakereler sırasında yapılan açıklamalar hiçbir soruşturma, kovuşturma veya davada delil olarak kullanılamaz.
Dikkat edilmesi gereken önemli bir sınır vardır: Uzlaştırma kapsamındaki bir suç, kapsam dışındaki başka bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmişse uzlaşma hükümleri uygulanmaz (CMK m. 253/3). Hakaret suçu uzlaştırma kapsamı dışında tutulduğundan, aynı mesajda aynı kişiye hem hakaret hem tehdit edilmesi hâlinde uzlaştırmanın uygulanıp uygulanmayacağı bu kurala göre değerlendirilir. 24.12.2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun'la bu fıkraya eklenen cümleye göre ise uzlaştırma kapsamındaki suç, önödeme kapsamına giren bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmişse, uzlaştırma kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır. Birlikte işlenen suçun hangi kapsamda olduğu her dosyada ayrıca incelenmelidir.
Yargıtay, uzlaştırma kapsamına giren tehdit suçlarında bu yola başvurulmadan hüküm kurulmasını bozma nedeni saymaktadır. Örneğin Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 16.10.2023 tarihli, 2023/3592 E., 2023/13415 K. sayılı kararında, tehdidin sonradan uzlaştırma kapsamına alındığı ve lehe kanunun uygulanması gerektiği gözetilerek önce uzlaştırma işlemlerinin yapılması, uzlaşma sağlanamazsa basit yargılama usulünün değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Basit yargılama ve diğer usul imkânları
Uzlaşma sağlanamazsa dava asliye ceza mahkemesinde görülür. CMK m. 251'e göre adli para cezasını veya üst sınırı iki yıl ya da daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda mahkeme basit yargılama usulünü uygulayabilir. Hayata veya vücuda yönelik basit tehdidin üst sınırı iki yıl olduğundan bu suç basit yargılamaya elverişlidir; nitelikli tehdit (üst sınırı yedi yıl) ise kapsam dışıdır.
Basit yargılamada:
- İddianame sanık, mağdur ve şikâyetçiye tebliğ edilir; taraflardan beyan ve savunmalarını iki hafta içinde yazılı olarak bildirmeleri istenir.
- Mahkeme duruşma yapmadan karar verebilir; mahkûmiyet hâlinde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.
- Koşulları varsa kısa süreli hapis cezası seçenek yaptırımlara çevrilebilir, ertelenebilir veya sanık yazılı olarak karşı çıkmadıkça hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verilebilir.
- Usul, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenen suçlarda uygulanmaz ve duruşma günü belirlendikten sonra bu usule geçilemez.
Yargıtay'ın incelediğim kararlarında, 7188 sayılı Kanun'la getirilen basit yargılama usulü bakımından Anayasa Mahkemesi'nin 14.01.2021 tarihli, 2020/81 E., 2021/4 K. sayılı iptal kararı da gözetilerek, kapsama giren tehdit dosyalarında bu usulün uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmamasının bozma nedeni yapıldığı görülmektedir (örneğin yukarıda anılan 4. Ceza Dairesi'nin 2021/14267 E. sayılı kararı).
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ise sanığın geçmişine bağlıdır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2023/2059 E. sayılı kararında, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûmiyeti bulunduğu için HAGB uygulanmasında kanuni engel olduğu belirtilmiştir. HAGB'deki güncel düzenlemeler için CMK 231'deki 2026 değişikliği yazımıza bakabilirsiniz.
Kararların değerlendirmesi
İncelediğim kararlar birlikte okunduğunda Yargıtay'ın tehdit dosyalarında üç soruyu sırayla sorduğu görülmektedir:
- Söz objektif olarak korkutucu mu? Mesajın tek bir kelimesine değil, bütününe ve söylendiği bağlama bakılır. "Az kaldı" gibi belirsiz ifadeler bağlamına göre tehdit sayılmayabilirken, silah fotoğrafıyla birlikte gönderilen "ya sen ya hiç" mesajı açıkça korkutucu bulunmuştur.
- Tehdidin konusu ne? Hayata veya vücuda yönelik saldırı bildirimi şikâyete bağlı değildir; işyerini kapattırmak, camları indirmek gibi bildirimler ise "sair kötülük" olarak şikâyete bağlı ve daha hafif cezalıdır. Yanlış nitelendirme, hem lehe hem aleyhe bozma nedenidir.
- Nitelikli hâl var mı? Silah, özel işaret veya birden fazla kişiyle birlikte hareket gibi unsurlar cezayı ağırlaştırır ve uzlaştırma ile basit yargılama imkânını ortadan kaldırır.
Uygulamada tartışmalı olan nokta, sözlerin bağlamının nasıl yorumlanacağıdır. Aynı ifade, taraflar arasındaki geçmiş husumete, gönderilme saatine, tekrar edilip edilmediğine ve eşlik eden görüntülere göre farklı değerlendirilebilmektedir. Bu nedenle benzer görünen dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılması mümkündür.
Uygulamaya dönük çıkarımlar
- Mesajı silmeyin, kayıt altına alın: Tehdit mesajı aldıysanız ekran görüntüsünün yanında mesajın tarih, saat ve gönderen numarayı gösteren hâlini saklayın. Yargıtay kararlarında mesaj tespit tutanakları ve ekran görüntüleri temel delil olarak değerlendirilmektedir.
- Tehdidin türünü belirleyin: Hayata veya vücuda yönelik tehditte şikâyet süresi yoktur ve şikâyetten vazgeçmek davayı bitirmez. Sair kötülük tehdidinde ise altı aylık şikâyet süresini kaçırmamak gerekir.
- Uzlaştırma teklifini ciddiye alın: Teklife yedi gün içinde cevap verilmezse reddedilmiş sayılır ve uzlaştırma sonuçsuz kalırsa bir daha bu yola gidilemez. Edimin içeriği (özür, ödeme, taksit) dikkatle belirlenmelidir; çünkü uzlaşma sonrasında aynı olay için tazminat davası açma imkânı büyük ölçüde ortadan kalkar.
- Silah veya silah görüntüsü kullanılmışsa: Eylem nitelikli tehdit olarak değerlendirilebilir; bu durumda uzlaştırma ve basit yargılama uygulanmaz ve öngörülen ceza belirgin şekilde artar.
- Hak arama ile tehdidi karıştırmayın: "Dava açacağım", "şikâyet edeceğim" gibi bildirimler kural olarak suç değildir; ancak bu bildirimin hukuka aykırı bir menfaat için baskı aracı yapılması farklı sonuçlar doğurabilir.
- İfade öncesi hazırlık: Şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrıldıysanız, mesajların bağlamını gösteren önceki yazışmaları da değerlendirmeye almak, sözlerin objektif olarak korkutucu olup olmadığının tartışılmasında önem taşır.
Ceza soruşturması ve kovuşturmasının aşamaları hakkında genel bilgi için Ceza Hukuku sayfamıza bakabilirsiniz.
Not: Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve somut dosyanızdaki durumu değerlendirmez. Bir sözün tehdit sayılıp sayılmayacağı, hangi fıkraya girdiği ve uzlaştırma ile basit yargılamanın uygulanıp uygulanmayacağı; mesajın bütününe, taraflar arasındaki ilişkiye ve dosyadaki delillere göre her olayda ayrıca belirlenir. Kanun ve içtihatlar değişebileceğinden, işlem yapmadan önce güncel durumu bir avukatla değerlendirmeniz hak kaybını önlemeye yardımcı olacaktır.
