Boşanma davası açmayı düşünen ya da kendisine dava açılan kişilerin en çok merak ettiği konulardan biri tazminattır: "Eşim beni aldattı, şiddet uyguladı; ondan tazminat alabilir miyim?", "Evlenince işimi bıraktım, bu kaybım karşılanır mı?", "Ben de kusursuz değilim, yine de tazminat isteyebilir miyim?" Bu soruların cevabı, büyük ölçüde mahkemenin tarafların kusur durumunu nasıl belirleyeceğine bağlıdır.

Bu yazıda Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesinde düzenlenen maddi ve manevi tazminatın şartlarını, kusur belirlemesinin neden belirleyici olduğunu, tazminat miktarının hangi ölçütlerle saptandığını ve bu hakkın hangi sürede kullanılması gerektiğini; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ile Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin güncel kararları üzerinden aktarıyorum.

Özetle: Boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu eş, kusurlu eşten uygun bir maddi tazminat; boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan eş ise kusurlu eşten manevi tazminat isteyebilir (TMK m. 174). Yargıtay'a göre eşit kusurlu eş yararına tazminata hükmedilemez. Tazminat miktarı, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, kusurun ağırlığı ve hakkaniyet ölçüsüne göre belirlenir; manevi tazminat zenginleşme aracına dönüşmemelidir. Boşanma kararı kesinleştikten sonra ayrı dava açılacaksa, kesinleşmeden itibaren bir yıllık zamanaşımı süresi uygulanır (TMK m. 178).

Boşanmada iki ayrı tazminat: Maddi ve manevi

TMK m. 174 iki farklı tazminat türünü düzenler. Birinci fıkraya göre mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. İkinci fıkraya göre ise boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.

Maddi tazminat neyi karşılar?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.06.2025 tarihli, 2023/947 E., 2025/378 K. sayılı kararında açıklandığı üzere maddi tazminatın ön koşulu, talep edenin boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatlerinin zedelenmesi ve boşanma ile maddi zarar arasında nedensellik bağının (yani zararın gerçekten boşanmadan kaynaklanmasının) bulunmasıdır. Başka bir sebepten kaynaklanan kayıplar bu kapsamda değerlendirilmez.

  • Mevcut menfaat, evliliğin eşlere sağladığı yararlardır. Örneğin diğer eşin sağladığı maddi destek, birlikte yaşanan konut ve geçim düzeni bu kapsamdadır.
  • Beklenen menfaat, evlilik sona ermeseydi elde edilmesi muhtemel olan çıkarlardır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 20.11.2024 tarihli, 2024/1000 E., 2024/8894 K. sayılı kararında, eşlerden birinin diğerine emek veya malvarlığıyla sağladığı katkı ve desteği yitirmesinin, yoksun kalınan bu desteğin maddi değeri kadar mevcut menfaatin ihlali olduğu belirtilmiştir. Aynı kararda, evlenmekle eşinin isteği üzerine işini bırakan kadının bu nedenle uğradığı kaybı karşılamak için istediği tazminatın TMK m. 174/1 kapsamında boşanmanın eki niteliğinde bir talep olduğu, bu nedenle boşanma davasıyla birlikte görülüp esası hakkında karar verilmesi gerektiği kabul edilmiş; talebi ayrı bir mahkemeye gönderilmesi gereken bağımsız bir alacak gibi değerlendiren bölge adliye mahkemesi kararı bozulmuştur.

Manevi tazminat neyi karşılar?

Manevi tazminat, boşanmaya sebep olan olayların eşin kişilik haklarına saldırı oluşturması hâlinde gündeme gelir. Hukuk Genel Kurulu aynı kararında manevi zararı, kişinin iradesi dışında yaşadığı acı, ızdırap ve elem olarak tanımlamış; TMK m. 174/2'nin genel tazminat esaslarından ayrılan, aile hukukuna özgü bir haksız fiil düzenlemesi olduğunu vurgulamıştır. Uygulamada fiziksel şiddet, ağır hakaret, aşağılama ve sadakatsizlik gibi davranışlar çoğunlukla bu kapsamda değerlendirilir.

Tazminatın kalbi: Kusur belirlemesi

Boşanma tazminatında her şey, mahkemenin tarafların boşanmaya sebep olan olaylardaki kusur derecesini nasıl belirleyeceğine bağlıdır. Hukuk Genel Kurulu, mahkemelerin tarafların kusurlu davranışlarını tek tek belirttikten sonra eşlerin durumunu "kusursuz, az kusurlu, eşit kusurlu, ağır kusurlu veya tam kusurlu" şeklinde açıkça belirlemesi gerektiğini hatırlatmıştır. Kimin daha kusurlu olduğu konusunda önceden genel bir ölçü konulamaz; her evliliğin kusur tablosu kendine özgüdür.

Bu belirleme şu sonuçları doğurur:

  • Kusursuz veya az kusurlu eş, koşulları varsa maddi ve manevi tazminat isteyebilir.
  • Eşit kusurlu eş tazminat isteyemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 15.12.2025 tarihli, 2025/4502 E., 2025/11151 K. sayılı kararında açıkça "Eşit kusurlu eş yararına tazminata hükmedilemez." denilmiş; kusur belirlemesi hatalı yapılarak kadın yararına hükmedilen maddi ve manevi tazminatlar bozulmuştur.
  • Ağır kusurlu eş tazminat isteyemez; tazminat ödemekle yükümlü tutulabilir.

Bu nedenle davada en çok emek isteyen bölüm, karşı tarafın kusurlu davranışlarının somut olarak ileri sürülmesi ve ispatlanmasıdır. 2025 tarihli Daire kararında da görüldüğü gibi, bir eşe yüklenen tek bir kusurun (örneğin sosyal ortamda sürekli telefonla vakit geçirme ya da üçüncü kişilerin yanında eşe hakaret) tabloya eklenmesi ya da çıkarılması, "ağır-az kusurlu" sonucunu "eşit kusurlu" sonucuna çevirebilir ve tazminat talebini tümüyle ortadan kaldırabilir.

Hukuk Genel Kurulu'nun aile içi şiddete bakışı

Hukuk Genel Kurulu'nun 2025 tarihli kararına konu olayda kadın, dava dilekçesinde eşinin "ilk yıllarda" kendisine birçok kez şiddet uyguladığını, "son senelerde" ise dövmediğini belirtmişti. Bölge adliye mahkemesi bu ifadeye dayanarak şiddet vakıasını erkeğe kusur olarak yüklememiş, evliliğin sürmesi nedeniyle şiddetin affedildiğini ya da hoşgörüyle karşılandığını kabul ederek kadını ağır kusurlu saymış ve erkek yararına manevi tazminata hükmetmişti.

Hukuk Genel Kurulu bu yaklaşımı benimsememiştir. Kararda kadına yönelik şiddetin ve özellikle aile içi şiddetin göz ardı edilmemesi gereken bir insan hakkı ihlali olduğu; on yılı aşkın süre uygulandığı iddia edilen ve tanıklarla ispatlanan fiziksel şiddetin, son iki yıl yaşanmamış olması nedeniyle kusur olarak kabul edilmemesinin aile içi şiddeti kabullenici bir tutumun göstergesi olacağı vurgulanmıştır. Kadının cevaba cevap dilekçesinde şiddetin süreklilik gösterdiğini açıkça ileri sürdüğü de dikkate alınmıştır. Sonuçta erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğu kabul edilerek kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Kararda ayrıca iki önemli tespit yer alır. Birincisi, yakın akrabalık tek başına tanık beyanını değerden düşürmez; çünkü bir evliliğin mahrem yönleri büyük ölçüde aile içinden kişilerin bilgisi dâhilindedir. İkincisi, bir tanık beyanının bir bölümü hükme esas alınıyorsa, aynı olaya ilişkin devam eden bölümleri de birlikte değerlendirilmelidir. Somut olayda kadına yüklenen davranışların kayınvalidenin hakaret içeren sözleri üzerine gerçekleştiği bu şekilde ortaya çıkmıştır.

Tazminat miktarı nasıl belirlenir?

Kanun, tazminatın "uygun" miktarda olmasını öngörür; kesin bir hesap yöntemi koymaz. Hâkim burada TMK m. 4 uyarınca hukuka ve hakkaniyete göre karar verir. Yargıtay kararlarında sürekli tekrarlanan ölçütler şunlardır:

  • Tarafların sosyal ve ekonomik durumları,
  • Tazminata esas olan fiilin ağırlığı ve tarafların kusur derecesi,
  • Paranın alım gücü,
  • Kişilik haklarına yapılan saldırının niteliği ile ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaat.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 25.04.2024 tarihli, 2024/2496 E., 2024/2881 K. sayılı kararında, boşanmada manevi tazminatın amacının kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın bozulan ruhsal dengesini telafi etmek olduğu; bu nedenle kişilik haklarını ihlal eden fiil ile tazminat miktarı arasında makul bir oran bulunması gerektiği belirtilmiştir. Kararda, bir tarafın zenginleşmesine yol açacak miktarda manevi tazminat takdirinin kurumu amacından saptıracağı vurgulanmış ve ölçülülük ilkesine uygun olmayan yüksek miktar bozma sebebi yapılmıştır. Uygulamada Yargıtay'ın, tazminat miktarını hem fazla hem de az bulduğu durumlarda müdahale ettiği görülmektedir.

Talep edilen miktar sonradan artırılabilir mi?

Manevi tazminat bakımından usule ilişkin önemli bir ayrıntı vardır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 05.05.2025 tarihli, 2024/8903 E., 2025/4582 K. sayılı kararında, manevi tazminat isteğinin niteliği gereği tek ve bölünemez olduğu, başlangıçta talep edilen manevi tazminat miktarının ıslahla da olsa artırılamayacağı ve hâkimin başlangıçtaki taleple bağlı olduğu belirtilmiştir. Somut olayda dava dilekçesinde 10.000 TL manevi tazminat isteyen kadın lehine bu miktarı aşan tazminata hükmedilmesi bozma sebebi yapılmıştır. Davanın birkaç yıl sürebileceği ve paranın alım gücünün değişebileceği düşünüldüğünde, manevi tazminat miktarının dava açılırken dikkatle belirlenmesi büyük önem taşır. Usul kurallarına ilişkin değişiklikler bu alandaki uygulamayı etkileyebileceğinden, dava açılırken güncel durumun ayrıca kontrol edilmesi gerekir.

Tazminat ne zaman istenmeli? Bir yıllık süre

Tazminat talepleri kural olarak boşanma davası içinde ileri sürülür. Ancak bu talepler boşanma davasında hiç ileri sürülmemişse, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra ayrı bir dava ile de istenebilir. Bu durumda TMK m. 178 devreye girer: Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 11.10.2023 tarihli, 2023/3161 E., 2023/10577 K. sayılı kararında, boşanma kararı kesinleştikten sonra boşanma sebebiyle açılacak maddi-manevi tazminat ve yoksulluk nafakası davalarının bu bir yıllık süreye tabi olduğu belirtilmiştir. Somut olayda boşanma davasına da konu edilmiş olan ve eşin uyguladığı şiddete dayanan manevi tazminat talebi, boşanma 2012'de kesinleştiği hâlde ancak 2015'te dava edildiğinden zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi gereken bir talep olarak değerlendirilmiş ve aksi yöndeki karar bozulmuştur.

Bu süre, boşanmanın ekonomik sonuçlarını sonraya bırakmayı düşünenler için kritik bir sınırdır. Boşanma davası sürerken tazminat talebinden vazgeçmek ya da talebi ileri sürmemek de ayrıca sonuç doğurabilir.

Anlaşmalı boşanmada tazminat

Anlaşmalı boşanmada (TMK m. 166/3) kusur tartışması yapılmaz; evlilik en az bir yıl sürmüşse, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde hâkimin boşanmaya karar verebilmesi için, boşanmanın malî sonuçları ve çocukların durumu hakkında tarafların kabul edeceği düzenlemeyi uygun bulması gerekir. Dolayısıyla tazminat konusunun, varsa ödenecek miktarla birlikte protokolde açıkça düzenlenmesi önem taşır. Protokol hazırlanırken tazminat ve nafaka gibi kalemlerin açık ve infaz edilebilir biçimde yazılması, sonradan doğabilecek uyuşmazlıkları azaltır. Anlaşmalı boşanma süreci hakkında anlaşmalı boşanma davası ne kadar sürer yazısına da göz atabilirsiniz.

Kararların değerlendirmesi

İncelediğim kararlar, boşanma tazminatında belirleyici olanın büyük ölçüde kusur tablosu olduğunu göstermektedir. Yargıtay, kusur belirlemesini sıkı biçimde denetlemekte; tek bir kusurlu davranışın eklenmesi ya da çıkarılmasıyla değişen kusur derecesine göre tazminat hükümlerini bozabilmektedir. Hukuk Genel Kurulu'nun 2025 tarihli kararı, özellikle aile içi şiddet konusunda, şiddetin zaman içinde "affedildiği" yönündeki değerlendirmelere karşı açık bir tutum ortaya koymaktadır.

Miktar konusunda ise Yargıtay'ın ölçülülük ve hakkaniyet ilkelerini öne çıkardığı görülmektedir. Manevi tazminat ne sembolik kalacak kadar düşük ne de bir tarafı zenginleştirecek kadar yüksek olmalıdır. Usul bakımından ise iki nokta öne çıkar: Manevi tazminat miktarının sonradan artırılamaması ve boşanmanın kesinleşmesinden sonra açılacak tazminat davalarında bir yıllık zamanaşımı süresi. Evlilik nedeniyle işini bırakan eşin kaybı gibi taleplerin de boşanmanın eki olarak aynı davada değerlendirilmesi gerektiği, 2024 tarihli Daire kararıyla netlik kazanmıştır.

Aldatma nedeniyle üçüncü kişiden tazminat istenip istenemeyeceği ayrı bir sorundur; bunu eşi aldatan kişiden tazminat yazısında ele almıştım. Kusurun ispatında delil sorunları için eşin telefonundaki mesajların delil değeri, yoksulluk nafakası için ise süresiz nafaka yazıları da ilginizi çekebilir.

Uygulamaya dönük çıkarımlar

  • Tazminat isteyebilmek için kusursuz ya da karşı taraftan daha az kusurlu olmanız gerekir; eşit kusur hâlinde tazminat talebi reddedilir.
  • Karşı tarafın kusurlu davranışlarını dilekçeler aşamasında somut olarak (ne zaman, nerede, ne oldu) ileri sürün; dilekçelerde dayanılmayan vakıalar sonradan kusur olarak yüklenmeyebilir.
  • Tanık seçiminde yakın akrabaların beyanlarının tek başına değersiz sayılmayacağını, ancak beyanın bir bütün olarak değerlendirileceğini göz önünde bulundurun.
  • Evlilik nedeniyle işinizi bıraktıysanız ya da eşinizin sağladığı desteği yitirecekseniz, bunu TMK m. 174/1 kapsamında maddi tazminat olarak boşanma davasında açıkça talep edin.
  • Manevi tazminat miktarını dava açarken dikkatle belirleyin; Yargıtay'ın 2025 tarihli kararına göre bu miktar ıslahla artırılamamaktadır.
  • Tazminatı boşanma davasında istemediyseniz, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde ayrı dava açmanız gerekir.
  • Anlaşmalı boşanmada tazminat ve nafaka gibi malî sonuçları protokolde açıkça düzenleyin.

Aile hukukundaki diğer konular ve büronun bu alandaki çalışma kapsamı için Boşanma ve Aile Hukuku sayfasını inceleyebilirsiniz.

Not: Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve somut dosyanızdaki durumu değerlendirmez. Tazminatın şartları ve miktarı, her evliliğe özgü kusur tablosuna, delillere ve tarafların ekonomik durumuna göre değişir; aktarılan kararlar kendi somut olaylarına ilişkindir ve aynı sonucun her dosyada doğacağı anlamına gelmez.