Boşanma sürecinde en sık karşılaştığım sorulardan biri şu: "Evi evlenmeden önce ben aldım, tapu da benim adıma. Ama kredisini evlilik boyunca birlikte ödedik. Boşanırken eşim bu evden pay alabilir mi?" Aynı sorunun öbür yüzü de sık sorulur: "Eşimin evlenmeden önce aldığı evin taksitlerini evlilik boyunca maaşlarımızla ödedik; tapu onun diye hiçbir hakkım yok mu?"
Bu iki soru, edinilmiş mallara katılma rejiminin en çok uyuşmazlık doğuran noktalarından birine işaret eder. Kısa cevap şudur: Evlilikten önce alınan ev kural olarak alan eşin kişisel malıdır ve diğer eş evin tapusunda pay isteyemez. Ancak kredi taksitlerinin evlilik içinde ödenen kısmı, kanundaki karine gereği eşlerin evlilik içindeki kazançlarından ödenmiş sayılır ve bu kısım için diğer eşin para olarak bir alacak hakkı doğabilir. Bu yazıda bu alacağın dayanağını, nasıl hesaplandığını ve Yargıtay'ın güncel kararlarında öne çıkan ölçütleri aktarıyorum.
Özetle: Mal rejiminin başlangıcında bir eşe ait olan mallar kişisel maldır (TMK m. 220). Bir eşin bütün malları ise aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir (TMK m. 222/3). Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, evlenmeden önce alınan bir taşınmazın kredi taksitlerinin evlilik birliği içinde ödenen kısmının, aksi ispat edilmedikçe edinilmiş maldan karşılandığının kabul edileceğini; bu taksitlerin toplam ödemelere oranı bulunarak artık değere katılma alacağının hesaplanması gerektiğini belirtmiştir. Diğer eş tapuda pay isteyemez; hakkı, evin karar tarihine en yakın rayiç değeri üzerinden hesaplanan bir para alacağıdır. Boşanma davasının açıldığı tarihten sonra ödenen taksitler ise bu hesaba girmez.
Kişisel mal ve edinilmiş mal: Temel ayrım
Eşler evlenirken başka bir mal rejimi seçmemişlerse aralarında yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK m. 202). Bu rejimde her eşin malları iki kesime ayrılır:
- Edinilmiş mallar: Her eşin mal rejimi süresince karşılığını vererek elde ettiği değerlerdir. Kanun özellikle eşin çalışmasının karşılığı olan edinimleri (maaş, ücret, kazanç), sosyal güvenlik ödemelerini, kişisel malların gelirlerini ve edinilmiş malların yerine geçen değerleri sayar (TMK m. 219).
- Kişisel mallar: Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşyalar, mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya sonradan miras ya da bağışlama gibi karşılıksız yollarla elde edilen değerler, manevi tazminat alacakları ve kişisel malların yerine geçen değerlerdir (TMK m. 220).
Evlenmeden önce satın alınan ev, mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait olduğu için kişisel mal grubundadır. Buradaki "başlangıç" kural olarak evlenme tarihidir. Ancak evin bedeli tek seferde ödenmemiş, bir kısmı krediyle karşılanmışsa ve taksitler evlilik boyunca ödenmeye devam etmişse, tablo değişir: Bu taksitler büyük ihtimalle eşlerden birinin maaşından, yani edinilmiş malından ödenmiştir.
Kanun, ispat konusunda da önemli bir kural koyar: Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden, bunu ispatla yükümlüdür; bir eşin bütün malları ise aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal sayılır (TMK m. 222). Dolayısıyla "taksitleri evlenmeden önceki birikimimle ya da annemin verdiği parayla ödedim" diyen eş, bu iddiasını belgeyle ispatlamak zorundadır.
Evlilik içinde ödenen taksitler neden alacak doğurur?
Kanun, bir mal kesiminden diğer kesimdeki malın edinilmesine katkıda bulunulmasını özel olarak düzenler. Buna göre bir eşin kişisel mallarına ilişkin borçları edinilmiş mallarından ödenmişse, tasfiye sırasında denkleştirme istenebilir; bir kesimden diğer kesimdeki malın edinilmesine katkıda bulunulmuşsa denkleştirme, katkı oranına ve malın tasfiye zamanındaki değerine göre yapılır (TMK m. 230).
Pratikte bu şu anlama gelir: Evlenmeden önce alınan evin kredi borcu, evin sahibi olan eşin kişisel malına ilişkin bir borçtur. Bu borcun evlilik içinde ödenen taksitleri, aksi ispat edilmedikçe edinilmiş maldan, yani evlilik içindeki kazançlardan ödenmiş sayılır. Evin bu taksitlere karşılık gelen oranı, hesaplama bakımından edinilmiş mal kesimine aktarılır ve bu kesimdeki değerin yarısı üzerinde diğer eşin hakkı doğar. Çünkü kanuna göre her eş, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibidir (TMK m. 236/1). Artık değer, edinilmiş malların toplam değerinden, denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dahil edilerek, bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır (TMK m. 231).
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 06.03.2025 tarihli, 2024/3358 E., 2025/2449 K. sayılı kararında vurgulandığı üzere katılma alacağı kanundan kaynaklanan bir haktır; bu hakkı talep eden eşin gelirinin olması veya malın edinilmesine katkıda bulunması gerekmez. Bu nedenle evlilik boyunca çalışmayan, ev işleri ve çocuk bakımıyla ilgilenen eş de, taksitleri yalnızca diğer eş ödemiş olsa bile, evlilik içinde ödenen taksitler oranında alacak isteyebilir.
Yargıtay'ın güncel kararlarında öne çıkan ölçütler
1. Taşınmaz kişisel mal olsa da evlilik içi taksitler hesaba katılır
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 04.07.2023 tarihli, 2022/4707 E., 2023/3546 K. sayılı kararına konu olayda ev, nikâhtan birkaç saat önce erkekten kadına satılmış; kadın satış bedelinin önemli bir kısmını konut kredisiyle ödemişti. Taksitlerin bir kısmı evlilik içinde ödenmişti. İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi, erkeğin evin bedelini zaten aldığını, ayrıca alacak istemesinin sebepsiz zenginleşmeye yol açacağını kabul ederek davayı reddetti.
Yargıtay bu yaklaşımı yerinde görmedi. Kararda, taşınmazın evlilikten önce alındığı için kadının kişisel malı olduğu, ancak evlilik birliği içinde ödenen kredi taksitlerinin aksi iddia ve ispat edilmediğinden edinilmiş maldan karşılandığının kabulü gerektiği belirtildi. Bu nedenle erkeğin evlilik içi taksitler yönünden sebepsiz zenginleşmesinden söz edilemeyeceği, evlilik birliği içinde yapılan kredi ödemelerinin yapılan ödemelere oranı bulunarak artık değere katılma alacağının hesaplanması gerektiği vurgulanarak karar bozuldu.
2. Boşanma davası tarihinden sonraki taksitler hesaba girmez
Mahkeme evliliği boşanma sebebiyle sona erdirdiğinde mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olmak üzere sona erer (TMK m. 225/2). Bu nedenle hesapta belirleyici olan, evlenme tarihi ile boşanma davasının açıldığı tarih arasında ödenen taksitlerdir. Dava açıldıktan sonra ödenen taksitler, ödeyen eşin kendi malvarlığından ödenmiş kabul edilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 09.04.2026 tarihli, 2025/3150 E., 2026/3906 K. sayılı kararı hesaplama yöntemini ayrıntılı biçimde ortaya koymaktadır. Kararda, kredi borcu ödemelerinin bir kısmının mal rejimi süresince, bir kısmının daha sonra yapılması hâlinde, sonraya sarkan ödemelerin taşınmazın borcu kabul edilerek tasfiye yapılacağı; bunun için malın satın alma bedelinin, bunun kredi ve kredi dışı kaynaklarla karşılanan kısımlarının ve tasfiye tarihindeki rayiç değerinin ayrı ayrı belirlenmesi gerektiği belirtildi. Somut olayda 83 ay vadeli kredinin 17 taksiti boşanma davasından önce ödendiği hâlde bilirkişi raporunda bu ödemeler dikkate alınmamıştı; Daire, banka kredi ödeme tablosu da getirtilerek oranlama yapılması gerektiği gerekçesiyle kararı bozdu.
3. Az sayıda taksit ödenmişse alacak da sınırlı kalır
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 15.02.2024 tarihli, 2023/340 E., 2024/948 K. sayılı kararıyla onanan bölge adliye mahkemesi kararı, bu oranlamanın sonucu nasıl değiştirdiğini açıkça gösterir. Olayda ev evlilik içinde, bedelinin tamamı 120 ay vadeli konut kredisiyle alınmış; ancak boşanma davası açılana kadar yalnızca 2 taksit ödenmişti. Bölge adliye mahkemesi, evin güncel değerini taksit sayısına bölerek evlilik içinde ödenen 2 taksite karşılık gelen değeri bulmuş ve bunun yarısını katılma alacağı olarak belirlemişti. Aynı kararda, eşin babası tarafından gönderildiği ileri sürülen paranın, gönderilme tarihi ile evin alınma tarihi arasında uzun süre bulunduğu ve evin alımında kullanıldığı ispatlanamadığı için hesaba katılmaması da yerinde görülmüştür.
4. Değer, karar tarihine en yakın rayiç değerdir
Hesaplamada evin alındığı tarihteki bedeli değil, tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değeri esas alınır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 22.04.2026 tarihli, 2025/4955 E., 2026/4585 K. sayılı kararında, tasfiye tarihinin karar tarihi olduğu, bölge adliye mahkemesi yeniden hüküm kuruyorsa onun karar tarihinin esas alınacağı belirtilmiş; karar tarihinden yaklaşık bir buçuk yıl önceki değere göre hesap yapılması bozma sebebi sayılmıştır. Konut fiyatlarının hızla değiştiği dönemlerde bu ilke, alacağın miktarını doğrudan etkiler.
5. Tapuda pay değil, para alacağı istenir
Uygulamada sık yapılan bir hata, "evin yarısı benim" düşüncesiyle tapu iptali ve tescil davası açmaktır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 07.03.2024 tarihli, 2023/2728 E., 2024/1603 K. sayılı kararıyla onanan kararda, mal rejiminin tasfiyesinde eşe tanınan hakkın ayni değil kişisel bir alacak hakkı olduğu, kural olarak diğer eşin malı üzerinde mülkiyet istenemeyeceği belirtilmiştir. Aynı dosyada, evin nişanlılık döneminde alınmasına peşinatla yapılan katkının mal rejimi kapsamında değil, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre genel mahkemelerde ileri sürülebileceği; evlilik içinde devam eden kredi ödemelerinin ise mal rejimi kapsamında değerlendirileceği kabul edilmiştir.
Örnek bir hesaplama
Aşağıdaki örnek, yöntemi anlaşılır kılmak için basitleştirilmiştir; gerçek dosyada hesap, banka kayıtları ve bilirkişi raporuyla yapılır ve faiz, erken kapama, ara ödemeler gibi unsurlar sonucu değiştirebilir.
- Ahmet, evlenmeden önce 1.000.000 TL'ye bir daire alıyor. 400.000 TL'yi kendi birikimiyle peşin ödüyor, 600.000 TL'yi 120 ay vadeli konut kredisiyle karşılıyor.
- Evlenmeden önce 20 taksit ödeniyor. Evlilik içinde, boşanma davasının açıldığı tarihe kadar 40 taksit ödeniyor. Kalan 60 taksit dava tarihinden sonraya kalıyor.
- Kredinin satın alma bedelindeki payı %60'tır. Evlilik içinde ödenen 40 taksit, kredinin 40/120'si, yani üçte biridir. Bu durumda evin satın alma bedelinin %60 × 1/3 = %20'si evlilik içi ödemelerle karşılanmış sayılır.
- Dairenin karar tarihine en yakın rayiç değeri 6.000.000 TL ise, bu değerin %20'si olan 1.200.000 TL edinilmiş mal kesimine aktarılır. Ayşe'nin katılma alacağı bunun yarısı, yani yaklaşık 600.000 TL olur.
Peşin ödenen 400.000 TL, evlilikten önce ödenen 20 taksit ve dava tarihinden sonra ödenecek 60 taksit, Ahmet'in kişisel malı ve kendi borcu olarak kalır; Ayşe bu kısımlar üzerinden pay isteyemez. Eşlerin karşılıklı başka edinilmiş malları ve borçları varsa, alacaklar ayrıca takas edilir (TMK m. 236/1).
Özel durumlar ve sık yapılan hatalar
Taksitler aile yardımıyla ödendiyse
Taksitlerin evlilik içinde bir eşin ailesinden gelen bağış parasıyla ya da evlilik öncesi birikimiyle ödendiği ileri sürülüyorsa, bu paralar kişisel mal niteliğindedir (TMK m. 220/2). Ancak bunu iddia eden eşin, paranın gerçekten o taksitlerde kullanıldığını banka kayıtlarıyla ispatlaması gerekir. Yukarıda aktardığım 2023/340 E. sayılı dosyada görüldüğü gibi, paranın gönderildiği tarih ile ödeme arasında bağlantı kurulamazsa iddia dikkate alınmayabilir.
Ev evlilik içinde iki eş adına paylı alınmışsa
Ev evlilik birliği içinde eşler adına yarı yarıya tapuya tescil edilmişse durum farklıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 16.04.2024 tarihli, 2022/8787 E., 2024/2451 K. sayılı kararıyla onanan ilk derece kararında, eşlerin serbest iradeleriyle evi paylı olarak edinmeleri hâlinde her payın o eşin kişisel mal grubuna bırakıldığının kabul edildiği; tescilden sonraki ödemelerin tamamını kendisinin yaptığını ileri süren eşin, kişisel malıyla katkısını ispatlayamadığı için alacak talebinin reddedildiği görülmektedir. Bu nedenle paylı tescilde, peşinat veya taksitlerin kişisel mallardan ödendiği iddiası ancak somut belgelerle ileri sürülebilir.
Ev boşanmadan önce satıldıysa
Ev boşanma davasından önce satılmış ve bedeli başka bir mala dönüşmüşse, alacak bu yeni değer üzerinden takip edilir. Diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirler ise mal rejiminin sona erdiği anda mevcutmuş gibi tasfiyeye eklenebilir (TMK m. 229). Bu konudaki ayrıntılar için mal kaçırma hâlinde katılma alacağı yazımıza bakabilirsiniz.
Süre
Boşanmadan doğan bazı dava hakları için TMK m. 178'deki bir yıllık zamanaşımı süresi, mal rejiminin tasfiyesinden doğan alacaklara uygulanmaz. Yargıtay uygulamasında bu alacaklar için on yıllık zamanaşımı süresi esas alınmaktadır; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 25.05.2023 tarihli, 2022/6489 E., 2023/2705 K. sayılı kararında aktarılan bozma ilamında da mal rejiminin tasfiyesi davalarında zamanaşımı süresinin on yıl olduğu belirtilmiştir. Sürenin hangi tarihten başlayacağı somut olaya göre değişebileceğinden, davayı geciktirmemek gerekir.
Uygulamaya dönük çıkarımlar
- Tapuda kimin adının yazdığı tek başına belirleyici değildir. Ev evlenmeden önce alınmış olsa bile, kredi taksitlerinin evlilik içinde ödenen kısmı için para alacağı doğabilir.
- Hesabın kilidi tarihlerdir: evlenme tarihi, boşanma davasının açıldığı tarih ve kredinin ödeme tablosu. Bu tarihler arasında ödenen taksitler hesaba girer.
- Belgeleri erkenden toplayın: tapu akit tablosu, kredi sözleşmesi, bankadan alınacak kredi ödeme planı ve hesap dökümleri, peşinatın kaynağını gösteren havale kayıtları.
- Aile yardımı veya evlilik öncesi birikim iddiası varsa, paranın taksitlerde kullanıldığını gösteren banka kayıtları hazırlanmalıdır; tanık beyanları çoğu zaman yeterli görülmez.
- Talep doğru kurulmalıdır: tapu iptali ve tescil yerine, belirsiz alacak olarak katılma alacağı istenmesi ve değerin karar tarihine en yakın rayiç değer üzerinden belirlenmesi talep edilmelidir.
- Nişanlılık döneminde yapılan ödemeler mal rejimi kapsamında değildir; bunlar için ayrı bir hukuki yol gerekebilir.
Boşanma sürecindeki diğer mal paylaşımı sorunları için boşanma sürecinde mal kaçırma ve aile konutu yazılarımıza, aile hukukuna ilişkin diğer konular için Boşanma ve Aile Hukuku sayfamıza göz atabilirsiniz.
Not: Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve somut dosyanızdaki durumu değerlendirmez. Katılma alacağının varlığı ve miktarı; evlenme ve dava tarihleri, kredi ödeme planı, ödemelerin kaynağı, eşlerin diğer malları ve borçları gibi her dosyada farklılık gösteren unsurlara bağlı olduğundan, bir adım atmadan önce dosyanızın ayrıca incelenmesi gerekir.
