Eşini kaybeden kişinin, yasın hemen ardından karşılaştığı ilk sorulardan biri şudur: "Eşimden bana ne kadar miras kalır?" Bu soruyu genellikle başka sorular izler: Çocuklar varken pay değişir mi? Oturduğumuz ev bana kalabilir mi? Boşanma davası açılmıştı, eşim dava bitmeden öldü; yine mirasçı olur muyum?

Sağ kalan eşin miras payı, Türk Medeni Kanunu'nda (TMK) açıkça düzenlenmiştir; ancak payın ne kadar olacağı, eşin hangi mirasçılarla birlikte mirasçı olduğuna göre değişir. Ayrıca eşin, miras payından önce mal rejiminden doğan alacağı ve aile konutu üzerindeki özel hakları da vardır. Bu yazıda bu konuları, Yargıtay 2. ve 7. Hukuk Dairelerinin güncel kararlarıyla birlikte aktarıyorum.

Özetle: Sağ kalan eş, mirasbırakanın çocukları veya torunlarıyla birlikte mirasçı olursa mirasın dörtte birini, anne ve babası (ya da onların altsoyu olan kardeşler) ile birlikte mirasçı olursa yarısını, büyükanne-büyükbaba zümresiyle birlikte mirasçı olursa dörtte üçünü alır; bunlar yoksa mirasın tamamı eşe kalır (TMK m. 499). Miras payı hesaplanmadan önce, eşin evlilik süresince edinilen mallardan doğan katılma alacağı ayrıca belirlenir. Eş, birlikte yaşadıkları konutun miras payına mahsuben kendisine verilmesini isteyebilir. Boşanma davası sürerken eşlerden biri ölürse, mirasçılardan biri davaya devam eder ve sağ kalan eşin kusuru ispatlanırsa sağ kalan eş mirasçı olamaz (TMK m. 181/2).

Sağ kalan eşin yasal miras payı ne kadar?

Türk miras hukukunda kan hısımları "zümre" denilen gruplara ayrılır. Birinci zümre mirasbırakanın altsoyu (çocukları, torunları), ikinci zümre anne-babası ve onların altsoyu (kardeşler, yeğenler), üçüncü zümre ise büyükanne-büyükbabalar ve onların altsoyudur (amca, hala, dayı, teyze ve çocukları). Sağ kalan eş bu zümrelerin hiçbirine dahil değildir; hangi zümreyle birlikte mirasçı olduğuna göre pay alır.

TMK m. 499'a göre sağ kalan eşin payı şöyledir:

Eşle birlikte mirasçı olanlarEşin payıDiğer mirasçıların payı
Çocuklar, torunlar (altsoy)1/43/4
Anne-baba veya kardeşler, yeğenler1/21/2
Büyükanne-büyükbabalar ve onların çocukları3/41/4
Bu zümrelerden kimse yoksaTamamı—

Örneklerle hesaplama

  • Eş ve iki çocuk: Eş mirasın 1/4'ünü alır. Kalan 3/4, çocuklar arasında eşit bölünür; her çocuk 3/8 pay alır. Çocuklar eşit olarak mirasçıdır ve mirasbırakandan önce ölmüş bir çocuğun yerini kendi çocukları alır.
  • Eş ve anne-baba (çocuk yok): Eş mirasın 1/2'sini alır. Kalan 1/2, anne ve baba arasında eşit bölünür; her biri 1/4 alır. Anne veya babadan biri mirasbırakandan önce ölmüşse onun payı kendi altsoyuna, yani mirasbırakanın kardeşlerine geçer.
  • Eş ve büyükanne-büyükbabalar ya da onların çocukları (amca, hala, dayı, teyze): Çocuk, anne-baba ve kardeş yoksa eş mirasın 3/4'ünü alır; kalan 1/4 bu zümredeki mirasçılara kalır.

Bu oranlar, mirasbırakan bir vasiyetname bırakmamışsa uygulanan yasal paylardır. Vasiyetname veya miras sözleşmesi varsa paylar değişebilir; ancak aşağıda açıklayacağım saklı pay sınırı aşılamaz.

Ölüm tarihi önemlidir: eski veraset ilamlarına dikkat

Mirasçılık ve mirasın geçişi, mirasbırakanın öldüğü tarihte yürürlükte olan kanuna göre belirlenir. Eşin payları 1926'dan bu yana birkaç kez değiştiği için, eski bir ölümde bugünkü oranları uygulamak hatalı olur. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 06.07.2023 tarihli, 2022/1613 E., 2023/3685 K. sayılı kararında, 1964'te çocuksuz ölen bir kişinin eşine, 1990 değişikliğinden sonraki kurala göre mirasın yarısının verildiği bir mirasçılık belgesi iptal edilmiştir. Daire, ölüm tarihinde yürürlükte olan eski kurala göre eşin terekenin dörtte birinin mülkiyeti ile yarısının intifa hakkına sahip olacağını; intifa hakkının kişiye bağlı olduğu için eşin ölümüyle sona erdiğini kabul eden kararı onamıştır.

Mirasçılık belgesi (veraset ilamı) sulh hukuk mahkemesinden veya noterden alınabilir ve geçersizliği her zaman ileri sürülebilir (TMK m. 598). Bu nedenle eski bir ölüm nedeniyle verilmiş belgede payların hatalı olduğu düşünülüyorsa iptal davası açılabilir. Yine aynı kararda belirtildiği üzere, mirasçılık belgesinin iptali davasında mirasçıların her birinin oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir.

Eşin saklı payı: vasiyetle eşin payı azaltılabilir mi?

Mirasbırakan, vasiyetname veya bağışlarla mirasının bir kısmını dilediği kişiye bırakabilir; ancak kanun bazı yakınlar için saklı pay denilen ve dokunulamayan bir bölüm ayırır. TMK m. 506'ya göre sağ kalan eşin saklı payı, altsoy veya anne-baba zümresiyle birlikte mirasçı olması hâlinde yasal miras payının tamamı, diğer hâllerde yasal miras payının dörtte üçüdür.

Örneğin çocuklarla birlikte mirasçı olan eşin yasal payı 1/4'tür ve bu payın tamamı saklıdır. Mirasbırakan eşini bu payın altında bırakacak bir vasiyet yapmışsa, eş tenkis davası açarak saklı payını isteyebilir. Tenkis davasının şartları ve süreleri için saklı pay ve tenkis davası yazımıza bakabilirsiniz.

Miras payından önce: mal rejiminin tasfiyesi ve katılma alacağı

Uygulamada en sık gözden kaçan nokta, eşin yalnızca mirasçı olmadığıdır. Eşlerden birinin ölümüyle evlilik sona erdiğinde mal rejimi de sona erer. eşler aksini bir mal rejimi sözleşmesiyle kararlaştırmamışsa uygulanan edinilmiş mallara katılma rejiminde (TMK m. 202), sağ kalan eşin evlilik süresince edinilen mallar üzerinde bir katılma alacağı vardır. Bu alacak terekenin bir borcudur ve önce bu belirlenir; miras ise ancak bu borç düştükten sonra kalan malvarlığı üzerinden paylaşılır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 30.04.2024 tarihli, 2023/3691 E., 2024/3006 K. sayılı kararı bu iki hakkın birbirinden nasıl ayrıldığını gösterir. Davada sağ kalan eş, hem katılma alacağını hem de evlilik birliği içinde alınan ve aile konutu olarak kullanılan dairenin kendisine verilmesini istemiştir. Daire şu tespitleri yapmıştır:

  • Katılma alacağı terekeye ait bir borçtur ve sağ kalan eş de mirasçı olduğu için bu borçtan kendi miras payı oranında sorumludur. Dolayısıyla eşin diğer mirasçılardan isteyebileceği tutar hesaplanırken kendi payına düşen kısım düşülmelidir.
  • Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin talepler aile mahkemesinde görülür; buna karşılık aile konutunun TMK m. 652'ye göre miras payına mahsuben eşe özgülenmesi miras hukukundan doğan bir taleptir ve görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir.

Katılma alacağının hesabı hakkında ayrıntılı bilgi için katılma alacağı yazımıza göz atabilirsiniz. Orada boşanma açısından anlatılan hesap yöntemi, ölümle sona eren evliliklerde de büyük ölçüde aynı mantıkla işler.

Aile konutu sağ kalan eşe kalır mı?

Kanun, sağ kalan eşin alıştığı yaşamı sürdürebilmesi için aile konutu ve ev eşyası bakımından iki ayrı yol tanır:

  • Mal rejimi yönünden (TMK m. 240): Sağ kalan eş, ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde, katılma alacağına mahsup edilmek, yetmezse bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir. Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, eşin veya mirasçıların istemiyle konut üzerinde mülkiyet hakkı da tanınabilir.
  • Miras yönünden (TMK m. 652): Tereke malları arasında eşlerin birlikte yaşadıkları konut veya ev eşyası varsa, sağ kalan eş bunlar üzerinde miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir. Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, eşin veya diğer yasal mirasçılardan birinin istemiyle mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasına da karar verilebilir.

Bu hak bedelsiz değildir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 22.12.2022 tarihli, 2021/7596 E., 2022/7953 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, eşin miras payı konutun değerini karşılamıyorsa eş aradaki farkı ödeyerek mülkiyeti isteyebilir; farkı ödeyecek gücü yoksa intifa veya oturma hakkı talep edebilir. Aynı kararda, davayı mirasçılara husumet yöneltmeden açan eşin lehine verilen özgüleme kararı, diğer mirasçıların savunma hakkı ihlal edildiği için bozulmuştur. Bu dava, mutlaka diğer yasal mirasçılara karşı açılmalıdır.

Konutun özgülenmesi istenmezse ve mirasçılar arasında anlaşma da sağlanamazsa, ev diğer tereke mallarıyla birlikte paylaşılır. Paylaşımdan önce evde oturmaya devam eden mirasçının diğerlerine karşı sorumluluğu için ecrimisil yazımıza bakabilirsiniz.

Çocuklar mirası reddederse eşin payı artar mı?

Borca batık bir terekede çocukların mirası reddetmesi sık görülür. TMK m. 613'e göre altsoyun tamamı mirası reddederse, onların payı sağ kalan eşe geçer. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 21.10.2024 tarihli, 2024/3220 E., 2024/4708 K. sayılı kararında da bu kural uygulanmış; mirasçılardan birinin altsoyunun mirası reddetmesi hâlinde bu mirasın sağ kalan eşe geçeceği kabul edilmiştir. Aynı kararda, mirası reddeden mirasçının tereke ile ilişkisinin tümden kesilmiş sayılmadığı ve mirasçılık belgesi istemenin yalnızca soybağı ilişkisinin tespitinden ibaret olduğu da hatırlatılmıştır.

Bu kuralın pratik sonucu önemlidir: Çocuklar borçlu bir terekeyi reddettiğinde, eş de reddetmezse borçlarla birlikte payları ona geçebilir. Bu nedenle mirasın reddi kararı aile içinde birlikte değerlendirilmelidir. Ret süresi ve hükmen ret için mirasın reddi yazımıza bakabilirsiniz.

Boşanma davası sürerken eş ölürse sağ kalan eş mirasçı olur mu?

Boşanan eşler birbirinin yasal mirasçısı olamaz ve boşanmadan önce yapılmış vasiyet gibi ölüme bağlı tasarruflarla sağlanan haklarını, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça kaybeder (TMK m. 181/1). Ancak boşanma kararı kesinleşmeden eşlerden biri ölürse, evlilik boşanmayla değil ölümle sona erer. Bu durumda kural olarak sağ kalan eş mirasçıdır. Kanun bunun bir istisnasını öngörmüştür: Boşanma davası devam ederken ölen eşin mirasçılarından birisi davaya devam eder ve diğer eşin kusuru ispatlanırsa, sağ kalan eş de boşanmış gibi mirasçılık hakkını kaybeder (TMK m. 181/2).

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 12.06.2024 tarihli, 2023/5531 E., 2024/4583 K. sayılı kararıyla onanan dosyada, boşanma davası açan koca yargılama sırasında ölmüş, mirasçıları davaya kusur tespiti için devam etmiştir. Bölge adliye mahkemesi, kanunun bu hükmün uygulanmasında boşanma sebebinin kusura dayalı olup olmadığını aramadığını, dava hangi sebebe dayanırsa dayansın boşanma davasının açılmış olmasının yeterli olduğunu ve mirasçılardan birinin bu yöndeki iradesini ortaya koymasının davaya devam için yeterli olduğunu belirtmiştir. Somut olayda kadının ortak evdeki eşyalara zarar verdiği ve evlilik birliğinin sarsılmasında tam kusurlu olduğu tespit edilmiş; boşanma davası konusuz kaldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, kadının kusurlu olduğunun tespitine karar verilmiştir. Bu tespit, kadının mirasçılığını sona erdiren sonuç doğurur.

Anlaşmalı boşanma davalarında ise durum farklılaşabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 16.06.2025 tarihli, 2024/2414 E., 2025/5862 K. sayılı kararında, anlaşmalı boşanma davası sırasında koca ölmüş, oğlu kusur tespiti için davaya devam etmek istemiştir. Daire, boşanma davası hangi sebeple açılmış olursa olsun mirasçıların kusur tespiti talep edebileceğini, kadının ölümden sonra yaptığı feragat beyanının bu hakkı ortadan kaldırmayacağını kabul etmiştir. Ancak tarafların birbirine kusur isnat etmediği ve bu aşamada yeni vakıa ve delil sunulamayacağı gözetilerek, mirasçının kusur tespiti talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiş ve kararı bu şekilde düzelterek onamıştır. Bu nedenle anlaşmalı boşanma sürecinde ölen eşin mirasçılarının sağ kalan eşin kusurunu ispatlaması pratikte oldukça güçtür.

Bu kararlar birlikte okunduğunda şu sonuç çıkar: Boşanma davası sürerken ölüm hâlinde sağ kalan eşin mirasçılığı otomatik olarak sona ermez; mirasçıların davaya devam etmesi ve sağ kalan eşin kusurunun dosyadaki delillerle ispatlanması gerekir. Sadece ayrı yaşamak veya boşanma davası açılmış olması, tek başına eşin miras hakkını ortadan kaldırmaz.

Kararların değerlendirmesi

  • Pay oranları kanunda nettir; ancak ölüm tarihine göre uygulanır. 7. Hukuk Dairesi, eski tarihli ölümlerde güncel oranların uygulanmasını mirasçılık belgesinin iptali sebebi saymıştır.
  • Eşin iki ayrı sıfatı vardır. 2. Hukuk Dairesi, sağ kalan eşin hem mal rejiminden alacaklı hem de mirasçı olduğunu, bu nedenle katılma alacağı hesabında kendi miras payı oranındaki sorumluluğun düşülmesi gerektiğini ve iki talebin farklı mahkemelerde görüleceğini vurgulamıştır.
  • Aile konutu hakkı güçlüdür ama bedelsiz değildir. Eşin payı yetmezse fark ödenir veya intifa ya da oturma hakkıyla yetinilir; dava tüm mirasçılara karşı açılmalıdır.
  • Boşanma davası sürerken ölüm hâlinde kusur belirleyicidir. Mirasçılar davaya devam edebilir; ancak sağ kalan eşin mirasçılığını kaybetmesi için kusurunun ispatı şarttır.

Uygulamaya dönük çıkarımlar

  • Eşin payını hesaplarken önce mirasbırakanın hangi zümreden mirasçıları olduğunu belirleyin: çocuk varsa 1/4, yoksa ve anne-baba veya kardeş varsa 1/2.
  • Mirasçılık belgesini aldıktan sonra paylaşıma geçmeden önce evlilik süresince edinilen mallar için katılma alacağınızı ayrıca değerlendirin; bu alacak miras payından bağımsızdır.
  • Birlikte yaşadığınız evin size kalmasını istiyorsanız, mirasın paylaşılması sırasında TMK m. 652'ye göre özgüleme talebinde bulunmayı ve gerekirse aradaki farkı ödeme imkânınızı değerlendirin.
  • Vasiyetname sizi saklı payınızın altında bırakıyorsa tenkis davası sürelerini kaçırmayın.
  • Çocuklar mirası reddetmeyi düşünüyorsa, payların size geçebileceğini hesaba katarak sizin de reddetmeniz gerekip gerekmediğini aynı süre içinde değerlendirin.
  • Eşinizle aranızda boşanma davası sürerken eşiniz öldüyse, diğer mirasçıların davaya devam edip etmeyeceğini ve dosyadaki kusur delillerini dikkatle izleyin.
  • Eski tarihli bir ölüm nedeniyle verilmiş mirasçılık belgesinde payların o tarihteki kanuna uygun olup olmadığını kontrol edin.

Mirasçılık belgesi, miras paylaşımı ve saklı pay gibi diğer konular için Miras Hukuku sayfamıza göz atabilirsiniz.

Not: Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve somut dosyanızdaki durumu değerlendirmez. Sağ kalan eşin hakları; mirasçıların kimler olduğuna, ölüm tarihine, eşler arasındaki mal rejimine, vasiyetname bulunup bulunmadığına ve varsa boşanma davasındaki delillere göre değişir. Bu nedenle her dosyanın ayrıca incelenmesi gerekir.