Elinizde ödenmemiş bir çek var; ya bankaya götürmeyi unuttunuz ya da karşılıksız çıktı ama aradan yıllar geçti. Ya da tam tersi: yıllar önce verdiğiniz bir çek için bugün icra takibi başlatıldı. İki durumda da sorulan soru aynıdır: Çek zamanaşımı kaç yıl ve bu süre ne zaman başlar?

Bu sorunun cevabı tek bir rakamdan ibaret değildir. Çekte önce kısa bir ibraz süresi, ardından üç yıllık bir zamanaşımı süresi işler; bu süreler kaçırılsa bile alacaklının başvurabileceği bir yıllık bir sebepsiz zenginleşme yolu ve temel borç ilişkisine dayanan genel alacak yolu vardır. Bu yazıda bu sürelerin nasıl hesaplandığını, borçlunun hangi sürede itiraz etmesi gerektiğini ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ile Yargıtay 11. ve 12. Hukuk Dairelerinin güncel kararlarını aktarıyorum.

Özetle: Çek, düzenlendiği yerde ödenecekse 10 gün, başka bir yerde ödenecekse 1 ay içinde bankaya ibraz edilmelidir. Süresinde ibraz edilip ödenmeyen çekte hamilin keşideci, cirantalar ve diğer çek borçlularına karşı hakları, ibraz süresinin bitiminden itibaren 3 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Süresinde bankaya ibraz edilmeyen çek, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na göre kambiyo senedi niteliğini kaybeder. Zamanaşımına uğramış çekle kambiyo senetlerine özgü takip yapılamaz; ancak hamil keşideciye karşı zamanaşımını izleyen 1 yıl içinde sebepsiz zenginleşme davası açabilir. Taraflar arasında doğrudan bir borç ilişkisi varsa, çek bu ilişkinin ispatında yazılı delil başlangıcı olarak kullanılabilir.

Önce temel kavramlar: keşideci, hamil, ciranta, ibraz

Çekle ilgili kararları okurken sık geçen birkaç terimi baştan açıklamak gerekir:

  • Keşideci (düzenleyen): Çeki yazıp imzalayan, hesabından ödeme yapılmasını bankaya emreden kişidir.
  • Lehtar: Çekin ilk olarak verildiği kişidir.
  • Ciranta: Çeki arkasını imzalayarak (ciro ederek) başkasına devreden kişidir.
  • Hamil: Çeki elinde bulunduran ve ödenmesini isteme hakkı olan kişidir.
  • Muhatap: Çekin ödenmesi emredilen bankadır.
  • İbraz: Çekin ödenmesi için bankaya (veya takas odasına) sunulmasıdır.
  • Başvurma (müracaat) hakkı: Çek ödenmediğinde hamilin keşideci, cirantalar ve avalistlere karşı çekten doğan alacağını isteme hakkıdır.

Çek bir ödeme aracıdır ve kanun, ödeme aracının hızla bankaya sunulmasını ister. Bu nedenle çekteki süreler, bonodaki (senetteki) sürelerden farklı ve daha sıkı işler. Senet zamanaşımı için senet (bono) zamanaşımı yazımıza bakabilirsiniz.

İbraz süresi: çek kaç gün içinde bankaya götürülmeli?

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 796. maddesine göre bir çek;

  • düzenlendiği yerde ödenecekse on gün,
  • düzenlendiği yerden başka bir yerde ödenecekse bir ay,
  • ödeneceği ülkeden başka bir ülkede düzenlenmişse, düzenleme yeri ile ödeme yeri aynı kıtadaysa bir ay, ayrı kıtalardaysa üç ay

içinde muhatap bankaya ibraz edilmelidir. Bu süreler, çekte yazılı düzenlenme tarihinin ertesi günü başlar (TTK m. 796/3). Uygulamada "keşide tarihi" olarak bilinen tarih, bu düzenlenme tarihidir.

İbraz tek başına yetmez. Hamilin başvurma hakkını kullanabilmesi için, süresinde ibraz edilen çekin ödenmediğinin TTK m. 808'de sayılan yollardan biriyle belgelenmesi gerekir: noter protestosu, bankanın ibraz gününü de gösteren ve çekin üzerine yazdığı tarihli beyanı ya da takas odasının tarihli beyanı. Uygulamada en sık görülen yol, bankanın çekin arkasına düştüğü "karşılıksızdır" şerhidir. Bu belirlemenin de kural olarak ibraz süresi geçmeden yapılması gerekir; ibraz sürenin son gününde yapılmışsa belirleme izleyen iş gününde de yapılabilir (TTK m. 809).

Süresinde ibraz edilmeyen çek ne olur?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.06.2026 tarihli, 2025/651 E., 2026/371 K. sayılı kararında bu konu açıkça vurgulanmıştır. Kurul'a göre süresi içinde çeki muhatap bankaya ibraz etmeyen hamil, tüm sorumlulara, hatta düzenleyene karşı da kambiyo hukukuna dayalı başvurma hakkını kaybeder ve böyle bir çek kambiyo senedi vasfını taşımayan bir belge (adi havale) niteliğini alır. Başvurma hakkına ilişkin bu şartlar emredici olduğundan, hâkim veya icra müdürü tarafından kendiliğinden (re'sen) dikkate alınır.

Aynı kararda Kurul, somut olayda çekin arkasına bankanın "karşılıksız çek için ödemekle yükümlü olduğu tutarın ödendiğine" ilişkin, ibraz tarihini de taşıyan ve hamil ile banka yetkilisince imzalanmış bir şerh düşülmesini, çekin süresinde ibraz edildiğini ve karşılığının bulunmadığını gösteren geçerli bir beyan olarak kabul etmiş; bu çekle kambiyo senetlerine özgü takip yapılabileceğine karar vermiştir. Karar oy çokluğuyla verilmiştir; görüşmeler sırasında şerhte hesap durumu ve ödememe sebebi yazılmadığı için geçerli olmadığı yönünde bir azınlık görüşü de dile getirilmiştir. Bu nedenle bankadan alınan şerhin içeriğini dikkatle kontrol etmekte yarar vardır.

Çek zamanaşımı kaç yıl? TTK m. 814'teki üç yıllık süre

TTK m. 814/1'e göre hamilin cirantalarla düzenleyene ve diğer çek borçlularına karşı sahip olduğu başvurma hakları, ibraz süresinin bitiminden itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Süre, çeki bankaya götürdüğünüz günden değil, kanundaki ibraz süresinin bittiği günden başlar.

Çek borçlularının birbirine karşı rücu hakları ise ayrı bir süreye bağlıdır. Çeki ödeyen veya çek nedeniyle kendisine dava açılan bir çek borçlusunun (örneğin bir cirantanın) diğerlerine karşı başvurma hakkı, çeki ödediği veya çekin dava yoluyla kendisine karşı ileri sürüldüğü tarihten itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TTK m. 814/2).

Basit bir örnek: 10 Mart tarihli ve düzenlendiği yerde ödenecek bir çek düşünelim. İbraz süresi 11 Mart'ta başlar ve on gün sonra, 20 Mart'ta biter. Üç yıllık zamanaşımı bu tarihten itibaren işlemeye başlar. Gerçek bir dosyada son günün tatile denk gelmesi, zamanaşımının kesilmesi veya durması gibi etkenler hesabı değiştirebileceğinden, kesin tarih her dosyada ayrıca hesaplanmalıdır.

Eski çeklerde altı aylık süre

Eski 6762 sayılı Ticaret Kanunu döneminde çek zamanaşımı altı aydı. Bu süre, 03.02.2012'de yürürlüğe giren 6273 sayılı Kanun'la üç yıla çıkarılmış, 6102 sayılı yeni TTK'da da üç yıl olarak korunmuştur. Mahkemeler, zamanaşımının başladığı tarihte hangi kanun yürürlükteyse onu uygular. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin 04.06.2026 tarihli, 2026/508 E., 2026/978 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, ibraz süresi 03.02.2012'den önce dolan çeklerde zamanaşımı altı ay, bu tarihten sonra dolan çeklerde üç yıldır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi de 27.04.2023 tarihli, 2022/9987 E., 2023/2856 K. sayılı kararıyla, 2008 tarihli bir çek için altı aylık sürenin uygulandığı ve takip dosyasının bu süreden uzun süre işlemsiz bırakılması nedeniyle icranın geri bırakılmasına karar verilen dosyayı onamıştır. Eski tarihli çeklerle başlatılmış ve hâlâ açık olan icra dosyalarında bu ayrım bugün de önem taşır.

Zamanaşımı nasıl kesilir? Takip dosyası işlemsiz kalırsa ne olur?

Çekte zamanaşımını kesen sebepler, TTK m. 818 yollamasıyla çeklere de uygulanan TTK m. 750'de sınırlı olarak sayılmıştır: dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi. Zamanaşımı kesildiğinde yeni bir süre işlemeye başlar.

Uygulamada en çok sorun çıkaran durum, icra takibi başlatıldıktan sonra dosyanın uzun süre işlemsiz bırakılmasıdır. Takip sırasında da zamanaşımı işlemeye devam eder; alacaklının takibi ilerleten işlemleri zamanaşımını keser, ancak bu işlemler arasında kanuni süre dolarsa borçlu zamanaşımını ileri sürebilir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 19.09.2023 tarihli, 2022/12736 E., 2023/5116 K. sayılı kararında bu durum somut olarak görülmektedir. 2017'de başlatılan çek takibinde ödeme emri borçluya ancak 2022'de tebliğ edilmiştir. Bölge adliye mahkemesi, alacaklının adres araştırması ve ödeme emri tebliği talebi ile borçluya yeniden tebliğ talebi arasında geçen süreyi hesaplamış, Covid-19 salgını nedeniyle sürelerin durduğu dönemi de dışarıda bırakmış ve bu borçlu yönünden üç yıllık sürenin dolduğu sonucuna varmıştır. Aynı dosyada başka borçlulara yönelik yapılan bazı taleplerin, ödeme emri henüz tebliğ edilmemiş bu borçlu bakımından zamanaşımını kesmeyeceği de kabul edilmiştir. Yargıtay bu kararı onamıştır.

Bu kararlar, alacaklı açısından takibin düzenli olarak takip edilmesinin; borçlu açısından ise eski tarihli dosyalarda işlemsiz geçen sürelerin incelenmesinin ne kadar önemli olduğunu gösterir.

Borçlu zamanaşımını nasıl ve ne zaman ileri sürer?

Çeke dayanarak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatıldığında, borçluya gönderilen ödeme emrinde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 168. maddesine göre şu uyarılar yer alır:

  • Takibe dayanak senet kambiyo senedi vasfında değilse beş gün içinde icra mahkemesine şikâyet edilmesi,
  • imza borçluya ait değilse bunun beş gün içinde açıkça bildirilmesi,
  • borçlu olunmadığı, borcun ödendiği veya alacağın zamanaşımına uğradığı itirazının sebepleriyle birlikte beş gün içinde icra mahkemesine dilekçeyle bildirilmesi.

İİK m. 169/a'ya göre icra hâkimi, borçlunun zamanaşımı itirazını alacaklının sunduğu çekteki tarihe göre yerinde görür ve alacaklı da zamanaşımının kesildiğini veya durduğunu resmî ya da imzası ikrar edilmiş bir belgeyle ispat edemezse itirazı kabul eder. İtirazın kabulüyle takip durur; ancak alacaklının genel hükümlere göre dava açma hakkı saklıdır.

Zamanaşımının takip kesinleştikten sonra, yani dosyanın işlemsiz kaldığı dönemde dolduğu iddia ediliyorsa, bu beş günlük süreye bağlı değildir; icra mahkemesine başvurularak icranın geri bırakılması istenebilir. Yukarıda değindiğim 2022/9987 E. sayılı dosyada da bu yol izlenmiştir. Ödeme emrine itirazın ayrıntıları için senet veya çekle başlatılan icra takibine itiraz yazımıza bakabilirsiniz.

Burada önemli bir hatırlatma yapmak gerekir: Zamanaşımı, borcu ortadan kaldırmaz; alacağı dava ve takip yoluyla istenemeyen bir alacağa dönüştürür. Borçlu zamanaşımını kendisi ileri sürmezse, kambiyo takibinde süresinde itiraz etmemiş olması aleyhine sonuç doğurabilir. Süresinde ibraz edilmemiş çekte ise durum farklıdır; Hukuk Genel Kurulu'nun belirttiği gibi başvurma hakkına ilişkin şartlar kendiliğinden dikkate alınır.

Zamanaşımına uğrayan çekle alacak nasıl istenir?

Çekin zamanaşımına uğraması veya süresinde ibraz edilmemesi, alacağın tamamen kaybedildiği anlamına gelmez. Ancak artık kambiyo senetlerine özgü hızlı takip yolu kapanmıştır ve hamilin önünde iki seçenek kalır.

1. Keşideciye karşı sebepsiz zenginleşme davası (TTK m. 732)

TTK m. 818/1-m yollamasıyla çeklere de uygulanan TTK m. 732'ye göre, zamanaşımı veya hakların korunması için gerekli işlemlerin ihmali nedeniyle çekten doğan yükümlülüğü düşmüş olan düzenleyen (keşideci), hamilin zararına zenginleştiği ölçüde borçlu kalır. Bu davanın üç önemli özelliği vardır:

  • Süre: Zamanaşımı süresi, çekin zamanaşımına uğradığı tarihi takip eden günden itibaren bir yıldır (TTK m. 732/4).
  • İspat yükü: Sebepsiz zenginleşmediğini ispat yükü, bunu iddia eden borçluya aittir.
  • Kime karşı: Bu istem keşideciye karşı ileri sürülür; çekten doğan borcu düşmüş olan cirantaya karşı ileri sürülemez (TTK m. 732/3).

Bir yıllık süre de kaçırılırsa bu yol kapanır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 29.04.2024 tarihli, 2022/7411 E., 2024/3358 K. sayılı kararıyla onanan dosyada, ibraz süresi geçtikten sonra bankaya sunulan iki çek için üç yıllık zamanaşımı ve ardından gelen bir yıllık sebepsiz zenginleşme süresi dolduktan sonra ilamsız takip başlatılmıştır. Alacaklı banka, çeklerin yazılı delil başlangıcı olduğunu ve on yıllık genel zamanaşımına tabi olduğunu ileri sürmüş; ancak çeklerin asıl borç ilişkisine dayanak yapıldığına dair bir iddia ve delil bulunmadığından, zamanaşımına uğramış çeklerin tek başına ilamsız takibe konu edilemeyeceği kabul edilmiştir.

Sebepsiz zenginleşme davasının kimin tarafından açılabileceği de tartışma konusudur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 30.04.2024 tarihli, 2023/1113 E., 2024/3441 K. sayılı kararıyla onanan dosyada, çekin lehtarı olan ve keşideciyle arasında doğrudan ilişki bulunan davacının TTK m. 732'ye dayanamayacağı, ancak temel ilişkiye dayanarak alacak isteyebileceği kabul edilmiş; davacı yalnızca sebepsiz zenginleşmeye dayandığı için dava reddedilmiştir. Bu nedenle davanın hangi hukuki sebebe dayandırılacağı, dava açılmadan önce dikkatle belirlenmelidir.

2. Temel ilişkiye dayalı alacak davası

Çek çoğu zaman bir satış, hizmet, kira veya borç para ilişkisinin ödemesi için verilir. Bu ilişkiye "temel ilişki" denir. Hamil ile borçlu arasında doğrudan bir temel ilişki varsa, zamanaşımına uğramış çek bu ilişkinin ispatında yazılı delil başlangıcı sayılır; bu durumda alacak tanık dahil her türlü delille ispatlanabilir. Temel ilişkiden doğan alacak, kanunda aksine hüküm yoksa 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 146 uyarınca on yıllık zamanaşımına tabidir; ancak ilişkinin niteliğine göre daha kısa özel süreler de uygulanabilir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin yukarıda andığım 2026/508 E. sayılı kararı bu ayrımı iyi gösterir. Dosyada çekler eski kanun döneminde altı aylık sürede zamanaşımına uğramıştı. Daire, keşideci yönünden sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerektiğini; ara ciranta yönünden ise sebepsiz zenginleşme istemi ileri sürülemeyeceğini, ancak hamil ile bu ciranta arasında temel ilişki bulunduğundan çekin yazılı delil başlangıcı sayılacağını ve davacıya alacağını her türlü delille ispat imkânı tanınması gerektiğini belirterek ilk derece kararını kaldırmıştır.

Kararların değerlendirmesi

Aktardığım kararlar birlikte okunduğunda şu tablo ortaya çıkmaktadır:

  • İbraz süresi kesin ve sıkıdır. Hukuk Genel Kurulu, süresinde ibraz edilmeyen çekin kambiyo vasfını kaybettiğini ve bunun kendiliğinden dikkate alınacağını yeniden vurgulamıştır. Aynı kararda ise bankanın tarihli ve imzalı şerhine geniş bir yorumla değer verilmiştir.
  • Zamanaşımının hesabında hangi kanunun uygulanacağı önemlidir. 2012 öncesi çeklerde altı aylık süre, bugün de açık dosyaları etkilemektedir.
  • Takip dosyasının işlemsiz kalması risklidir. 12. Hukuk Dairesi kararları, her borçlu için zamanaşımını kesen işlemlerin ayrı ayrı değerlendirildiğini göstermektedir.
  • Sebepsiz zenginleşme yolu dar ve süreye bağlıdır. Yalnızca keşideciye karşı ve bir yıl içinde kullanılabilir; lehtar konumundaki hamil ise temel ilişkiye dayanmalıdır.
  • Temel ilişki son güvencedir. Hamil ile borçlu arasında doğrudan ilişki varsa ve bu ileri sürülüp ispatlanırsa, zamanaşımına uğramış çek alacak için önemli bir delil olmaya devam eder.

Uygulamaya dönük çıkarımlar

  • Çeki aldığınız anda düzenlenme tarihini ve ödeme yerini kontrol edin; aynı yerde ödenecek çeklerde ibraz süresi yalnızca on gündür.
  • Karşılıksız çıkan çekte bankanın çek arkasına tarihli şerhi düştüğünden ve şerhi imzaladığınızdan emin olun; şerhin bir örneğini saklayın.
  • Üç yıllık zamanaşımını, çeki bankaya götürdüğünüz günden değil, kanuni ibraz süresinin bittiği günden itibaren hesaplayın.
  • Başlatılmış bir takibi uzun süre işlemsiz bırakmayın; her borçlu için ödeme emri tebliği ve takip işlemlerini ayrı ayrı izleyin.
  • Borçluysanız ve ödeme emri aldıysanız, zamanaşımı itirazını beş gün içinde gerekçeleriyle birlikte icra mahkemesine bildirin.
  • Zamanaşımı dolduysa keşideciye karşı bir yıllık sebepsiz zenginleşme süresini kaçırmayın; lehtarsanız davanızı temel ilişkiye dayandırmayı değerlendirin.
  • Çekin verildiği sözleşme, fatura, irsaliye ve yazışmaları saklayın; temel ilişkinin ispatında bu belgeler belirleyici olur.

Ticari alacaklar ve kambiyo senetleriyle ilgili diğer konular için Ticaret ve Şirketler Hukuku sayfamıza, çekin cezai yönü için ise karşılıksız çek yazımıza göz atabilirsiniz.

Not: Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve somut dosyanızdaki durumu değerlendirmez. Çekteki sürelerin hesabı; düzenlenme ve ödeme yerine, ibraz şerhinin içeriğine, takip dosyasındaki işlemlere ve taraflar arasındaki ilişkiye göre değişir. Bu nedenle her çekin ayrıca incelenmesi gerekir.