Çekmecenizde birkaç yıl önce alınmış bir senet duruyor. Borçlu "bugün yarın öderim" diyerek oyaladı, siz de ilişkiyi bozmamak için icraya gitmediniz. Şimdi senedin vadesinin üzerinden üç yıldan fazla zaman geçtiğini fark ettiniz ve aklınıza ilk gelen soru şu: "Bu senet artık hiçbir işe yaramaz mı, param yandı mı?"

Ticari hayatta "senet" diye anılan belge, hukuki adıyla bonodur: düzenleyen kişinin, belli bir tarihte belli bir parayı kayıtsız şartsız ödeyeceğini yazılı olarak vaat ettiği bir kıymetli evraktır. Bono, "kambiyo senedi" denilen özel bir belge türüne girer ve alacaklıya çok güçlü imkânlar tanır. Ancak bu imkânlar süreye bağlıdır. Bu yazıda bononun zamanaşımı sürelerini, sürenin nasıl kesildiğini, takip başladıktan sonra da zamanaşımının işleyip işlemediğini ve süre dolduktan sonra alacağın hangi yollarla istenebileceğini Yargıtay'ın güncel kararları ışığında aktarıyorum. Aynı kurallar, büyük ölçüde borçlu tarafın da bilmesi gereken savunma imkânlarını gösterir.

Özetle: Bonoyu düzenleyen kişiye (borçluya) karşı bonodan doğan haklar, vadeden itibaren üç yıl içinde zamanaşımına uğrar; cirantalara karşı süreler çok daha kısadır. Takip talebi veya dava açılması zamanaşımını keser ve aynı uzunlukta yeni bir süre başlatır. Süre dolduğunda bono "kambiyo senedi" niteliğini yitirir; artık kambiyo senetlerine özgü hızlı icra yolu kullanılamaz. Bu, alacağın tamamen kaybedildiği anlamına gelmez: alacaklı, senedin verilmesine yol açan asıl borç ilişkisine (temel ilişkiye) dayanabilir ve bu durumda zamanaşımına uğramış bono, Yargıtay'a göre "delil başlangıcı" olarak kullanılabilir. Belirli koşullarda ayrıca TTK m. 732'deki sebepsiz zenginleşme davası da mümkündür; bunun süresi, senedin zamanaşımına uğramasından itibaren bir yıldır.

Bono neden "güçlü" bir belgedir ve zamanaşımı neyi kaybettirir?

Bononun alacaklıya sağladığı en önemli avantaj, İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenen kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takiptir. Bu yolda borçlu, ödeme emrine itiraz ettiğinde takip kendiliğinden durmaz; borçlunun itirazını beş gün içinde icra mahkemesine götürmesi ve oradan olumlu bir karar alması gerekir (İİK m. 168). Böylece alacaklı, genel takip yoluna göre çok daha hızlı sonuç alabilir. Ayrıca bonoyu imzalayan herkes, senette yazılı bedelden kural olarak birlikte sorumludur ve senedin neden verildiğini ispat etmek zorunda kalınmaz.

Zamanaşımı ise bu ayrıcalıkların sona ermesi demektir. Süresi dolan bono, Yargıtay'ın yerleşik yaklaşımına göre kambiyo senedi niteliğini kaybeder. Bunun pratik sonucu şudur: alacak hukuken ortadan kalkmış olmaz, ancak artık "senet elimde, öde" demek yetmez; alacaklının alacağını başka yollarla ve başka delillerle de desteklemesi gerekir.

Senede dayalı icra takibine itiraz süreleri için senet veya çekle başlatılan icra takibinde beş günlük itiraz süresi yazımıza da bakabilirsiniz.

Senet kaç yılda zamanaşımına uğrar?

Türk Ticaret Kanunu zamanaşımı sürelerini poliçe için düzenler ve bu hükümleri bonoya da uygulanır kılar (TTK m. 778/1-h). Bonoyu düzenleyen kişi, poliçeyi kabul eden kişi gibi sorumlu olduğundan (TTK m. 779/1), süreler şu şekilde ortaya çıkar (TTK m. 749):

Kime karşı?SüreNe zaman başlar?
Bonoyu düzenleyene (borçluya)3 yılVadenin geldiği tarihten
Hamilin cirantalara karşı istemleri1 yılSüresinde çekilen protesto tarihinden; senette "gidersiz iade olunacaktır" kaydı varsa vadeden
Ödeme yapan cirantanın diğer cirantalara ve düzenleyene karşı istemleri6 ayCirantanın ödediği veya kendisine dava yoluyla başvurulduğu tarihten

"Ciranta", senedi arkasına imza atarak başkasına devreden kişidir. Uygulamada en sık karşılaşılan durum, senedi doğrudan borçludan almış olan alacaklının (lehtarın) düzenleyene karşı başvurusudur; burada süre vadeden itibaren üç yıldır. Örneğin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 13.02.2025 tarihli, 2025/310 E., 2025/238 K. sayılı kararına konu olayda vadesi 05.11.2021 olan bononun zamanaşımı süresinin 05.11.2024'te dolduğu, 07.11.2024'te başlatılan takibin süre dolduktan sonra yapıldığı kabul edilmiştir. Bu örnek, birkaç günlük gecikmenin bile sonucu değiştirebileceğini gösterir.

Vade günü pazar veya resmî tatile denk gelirse ödeme ancak izleyen ilk iş günü istenebilir; süre hesabında bu tür ayrıntıların da gözden geçirilmesi gerekir. Mahkeme kararlarında da bu husus ayrıca kontrol edilmektedir.

Zamanaşımı nasıl kesilir? Takip başladıktan sonra süre yine işler mi?

TTK m. 750'ye göre bonoda zamanaşımı yalnızca şu işlemlerle kesilir: dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi. Kesilme ile birlikte, süresi aynı olan yeni bir zamanaşımı işlemeye başlar (TTK m. 751/2). Önemli bir ayrıntı da şudur: zamanaşımını kesen işlem yalnızca kime karşı yapıldıysa ona karşı sonuç doğurur (TTK m. 751/1). Yani senette birden fazla imza sahibi varsa, yalnızca biri hakkında takip başlatmak diğerleri bakımından süreyi kesmez.

Borçlunun telefonda "ödeyeceğim" demesi, mesajla süre istemesi ya da tarafların kendi aralarında görüşmeleri, kanunda sayılan kesme sebepleri arasında yer almaz. Bu nedenle "nasılsa borcunu kabul ediyor" düşüncesiyle beklemek, kambiyo senedine özgü haklar bakımından ciddi risk taşır.

Takip başladıktan sonra da zamanaşımı işlemeye devam eder. Borçlu, takip kesinleştikten sonraki dönemde borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürerek icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasını isteyebilir (İİK m. 71/2, m. 33/a'ya yollama). Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 11.04.2023 tarihli, 2022/9942 E., 2023/2550 K. sayılı kararında, takibin kesinleşmesinden sonra alacaklının yaptığı ve takibi ilerleten işlemlerin her birinin zamanaşımını kestiği; üç yıllık süre dolmadan yeni işlem yapıldığı için borçlunun zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Aynı dairenin 25.04.2023 tarihli, 2022/10364 E., 2023/2761 K. sayılı kararında da üç yıllık süreyi aşmayan aralıklarla yapılan haciz ve malvarlığı sorgulama talepleri, zamanaşımını kesen takip işlemleri olarak değerlendirilmiş ve icranın geri bırakılması talebi reddedilmiştir.

Alacaklı açısından bunun anlamı açıktır: takip dosyasını yıllarca işlemsiz bırakmak, takip açılmış olsa bile zamanaşımı riskini yeniden doğurabilir.

Borçlu zamanaşımını nasıl ve ne zaman ileri sürer?

Zamanaşımı, mahkemenin kendiliğinden dikkate aldığı bir durum değildir; borçlunun bunu bir savunma olarak ileri sürmesi gerekir. Kambiyo senedine dayalı takipte borçlu, alacağın zamanaşımına uğradığını ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş gün içinde icra mahkemesine dilekçeyle bildirmelidir (İİK m. 168/5). Bu süre kaçırılırsa takip kesinleşir; ancak takip kesinleştikten sonraki dönemde gerçekleşen zamanaşımı, yukarıda değinilen İİK m. 71/2 yoluyla ayrıca ileri sürülebilir.

Uygulamada farklılık gösteren bir konu, zamanaşımına uğramış bonoya dayanılarak ihtiyati haciz (alacak kesinleşmeden önce borçlunun mallarına geçici olarak el konulması) istenip istenemeyeceğidir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, yukarıda anılan kararında zamanaşımına uğramış bonoya rağmen, lehtar ile düzenleyen arasındaki temel ilişki bakımından alacağın "yaklaşık olarak" ispatlandığını kabul ederek düzenleyen şirket yönünden ihtiyati haczi korumuştur. Buna karşılık senede yalnızca aval (bir başkasının borcu için senede atılan kefalet benzeri imza) veren kişi yönünden, onunla alacaklı arasında temel ilişki ve TTK m. 732'ye dayalı bir dava imkânı bulunmadığı gerekçesiyle ihtiyati haczi kaldırmıştır. Bu karar, zamanaşımının her imza sahibi bakımından ayrı sonuçlar doğurabileceğini göstermesi açısından önemlidir.

Zamanaşımına uğrayan senetle alacak nasıl istenir?

1. Temel ilişkiye dayanmak

Bono genellikle bir borcun ödenmesi için verilir: bir satış bedeli, verilen bir ödünç para, yapılan bir işin karşılığı gibi. Hukukta buna temel ilişki denir. Senet zamanaşımına uğrasa da temel ilişkiden doğan alacak, kendi zamanaşımı süresi dolmadıkça varlığını sürdürür. Alacaklı, genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatabilir ya da doğrudan alacak davası açabilir.

Burada belirleyici soru ispattır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 24.12.2025 tarihli, 2025/3121 E., 2025/7770 K. sayılı kararında, Hukuk Genel Kurulu'nun 25.03.2021 tarihli, 2017/(19)11-937 E., 2021/357 K. sayılı kararına ve İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 25.12.2019 tarihli, 2019/1 E., 2019/8 K. sayılı kararına atıf yapılarak şu ilkeler açıkça aktarılmıştır:

  • Zamanaşımına uğramış bono, kambiyo senedi niteliğini kaybettiği için alacaklı kambiyo hukukunun tanıdığı özel imkânlardan yararlanamaz.
  • Zamanaşımına uğrayan bono adi senede de dönüşmez; temel ilişkinin ispatı için tek başına yeterli değildir.
  • Ancak bono, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 202 anlamında delil başlangıcı olarak kullanılabilir. Delil başlangıcı, iddia edilen işlemi tam olarak ispatlamaya yetmeyen ama onu muhtemel gösteren ve karşı taraftan sadır olan belgedir. Delil başlangıcı bulunduğunda, normalde senetle ispatı gereken bir işlem için tanık da dinlenebilir.
  • Bononun delil başlangıcı sayılabilmesi için önce imzanın borçluya ait olduğunun ispatlanması gerekir. Söz konusu olayda borçlular imzayı inkâr etmiş, senedin aslı kaybolduğu için imza incelemesi yapılamamıştı; bu nedenle tanık beyanlarıyla temel ilişki ispatlanmış sayılmamış ve dava reddedilmiştir.

Bu karar, alacaklılar için pratik bir uyarı içerir: zamanaşımına uğrasa bile senedin aslı özenle saklanmalı, temel ilişkiyi gösteren fatura, sözleşme, banka dekontu, yazışma gibi belgeler de bir arada tutulmalıdır.

2. TTK m. 732'deki sebepsiz zenginleşme davası

Türk Ticaret Kanunu, zamanaşımı nedeniyle senetten doğan yükümlülüğü düşen düzenleyenin, hamilin zararına zenginleşmiş olabileceği ölçüde borçlu kalacağını kabul eder (TTK m. 732/1; bonoya uygulanması TTK m. 778/1-d). Bu davanın iki önemli özelliği vardır (TTK m. 732/4):

  • Süre: Senedin zamanaşımına uğradığı tarihi takip eden günden itibaren bir yıldır. Düzenleyene karşı üç yıllık süre ile birlikte düşünüldüğünde, uygulamada bu duruma "3+1 yıl" denir.
  • İspat yükü: Sebepsiz zenginleşmediğini iddia eden, yani borçlu taraftadır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06.03.2024 tarihli, 2023/123 E., 2024/1818 K. sayılı kararında, 01.12.2006 vadeli senet için üç yıllık sürenin ardından bir yıllık sürenin de 02.12.2010'da dolduğu ve 2013 yılında açılan davanın süresinde olmadığı kabul edilerek davanın reddine ilişkin karar onanmıştır.

TTK m. 732'nin kimler arasında uygulanacağı konusunda da dikkat gerekir. Cirantaya karşı bu istem ileri sürülemez (TTK m. 732/3). Ayrıca Yargıtay uygulamasında bu dava, ağırlıkla senedin hamili ile düzenleyen arasında temel ilişki bulunmayan hâller için gündeme gelir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 20.11.2025 tarihli, 2025/1534 E., 2025/6880 K. sayılı kararıyla onanan ilk derece kararında; senedi ciro yoluyla edinen hamil ile düzenleyenler arasında temel ilişki bulunmadığı, bu nedenle zamanaşımına uğramış bononun hamil bakımından delil başlangıcı da oluşturmayacağı, hamilin ancak TTK m. 732'ye dayanabileceği, bunun için öngörülen bir yıllık sürenin de takipten çok önce dolduğu gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Aynı dairenin 2025/7770 K. sayılı kararında ise lehtar ile düzenleyen arasında temel ilişki bulunduğu, dolayısıyla uyuşmazlığın temel ilişki ve delil başlangıcı kuralları çerçevesinde çözülmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Kararların değerlendirmesi

İncelediğim kararlar birlikte okunduğunda, zamanaşımına uğramış senet konusunda Yargıtay'ın yaklaşımı üç noktada netleşmektedir:

  1. Kambiyo ayrıcalığı kesin olarak sona erer. Süre dolduktan sonra kambiyo senetlerine özgü takip yoluna başvurulamaz; borçlu bunu beş günlük sürede ileri sürerse takip durur.
  2. Alacak ortadan kalkmaz, ispat yükü ağırlaşır. Temel ilişkiye dayanan alacaklı, bonoyu ancak delil başlangıcı olarak kullanabilir ve bunun ön şartı imzanın borçluya ait olduğunun ortaya konmasıdır (11. HD, 2025/7770 K.).
  3. Sebepsiz zenginleşme yolu dar ve kısa sürelidir. TTK m. 732 alacaklıya ispat kolaylığı sağlar, ancak bir yıllık süre çoğu zaman gözden kaçar ve dava bu nedenle reddedilir (11. HD, 2024/1818 K. ve 2025/6880 K.).

Takip devam ederken zamanaşımı konusunda ise 12. Hukuk Dairesi'nin kararları, takibi ilerleten işlemlerin süreyi kestiğini ve dosyanın düzenli olarak işletilmesinin önemini göstermektedir. Zamanaşımına uğramış bonoya dayalı ihtiyati haciz konusunda bölge adliye mahkemesi kararları arasında farklı değerlendirmeler bulunabileceğini de belirtmek gerekir; bu nedenle her dosyada imza sahiplerinin sıfatı ve temel ilişkinin varlığı ayrı ayrı incelenmelidir.

Uygulamaya dönük çıkarımlar

  • Alacaklıysanız: Senedin vade tarihini not edin ve düzenleyene karşı üç yıllık, cirantalara karşı bir yıllık süreyi takip edin. Borçlunun sözlü ödeme vaatleri zamanaşımını kesmez.
  • Birden fazla imza sahibi varsa takibi herkese karşı başlatın; bir kişiye karşı yapılan işlem diğerlerinin süresini kesmez.
  • Takip başladıktan sonra dosyayı uzun süre işlemsiz bırakmayın; haciz ve malvarlığı sorgulama gibi takibi ilerleten işlemler süreyi keser.
  • Senedin aslını ve temel ilişkiyi gösteren belgeleri (sözleşme, fatura, dekont, yazışma) birlikte saklayın. Zamanaşımı hâlinde ispat bu belgeler üzerinden yapılacaktır.
  • Senet zamanaşımına uğradıysa TTK m. 732'deki bir yıllık süreyi ve temel ilişkinin kendi zamanaşımı süresini ayrıca hesaplayın.
  • Borçluysanız: Kambiyo senedine dayalı ödeme emrinde zamanaşımı itirazını tebliğden itibaren beş gün içinde icra mahkemesine yapın; zamanaşımı kendiliğinden dikkate alınmaz.
  • Takip kesinleştikten sonra dosya üç yıldan uzun süre işlemsiz kaldıysa, İİK m. 71/2 kapsamında zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılması talebi değerlendirilebilir.

Alacak tahsili, icra takibi ve kambiyo senetlerine ilişkin diğer konular için Ticaret ve Şirketler Hukuku sayfamızı ve itirazın iptali davası yazımızı inceleyebilirsiniz.

Not: Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve somut dosyanızdaki durumu değerlendirmez. Zamanaşımı sürelerinin başlangıcı, kesilme sebepleri, imza sahiplerinin sıfatı ve temel ilişkinin niteliği her dosyada farklı olduğundan, bir işlem yapmadan önce dosyanızın ayrıca incelenmesi gerekir.