İş başvurusu sırasında istenen "sabıka kaydı", yıllar önce verilmiş bir cezanın hâlâ görünüp görünmeyeceği ya da ehliyet, ruhsat veya kamu görevi gibi konularda eski bir mahkûmiyetin engel oluşturup oluşturmayacağı, büromuza en sık yöneltilen sorular arasında. Çoğu zaman sorunun kaynağı, günlük dilde "sabıka kaydı" denilen adli sicil kaydı ile çok daha az bilinen arşiv kaydı arasındaki farkın bilinmemesidir.
Bu yazıda, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'na göre bir mahkûmiyet kaydının hangi aşamalardan geçtiğini, ne zaman ve kim tarafından silindiğini, silinmeyen kayıtların sonuçlarını ve "memnu hakların iadesi" denilen yasaklanmış hakların geri verilmesi yolunu, Yargıtay'ın son yıllardaki kararlarıyla birlikte aktarıyorum.
Özetle: Adli sicildeki bir mahkûmiyet, kural olarak cezanın infazı tamamlanınca adli sicilden silinip arşiv kaydına alınır. Arşiv kaydı ise çoğu mahkûmiyet bakımından beş yıl sonra tamamen silinir; Anayasa'nın 76. maddesi veya Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda hak yoksunluğu doğuran mahkûmiyetlerde bu süre, yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınmışsa on beş, alınmamışsa otuz yıldır. Silme işlemi mahkemece değil, Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce yapılır. Yargıtay, arşiv kaydının bulunmasını da "yasaklanmış hak" saydığı için memnu hakların iadesi talebinin esastan incelenmesi gerektiğini kabul etmektedir.
1. Adli sicil kaydı ile arşiv kaydı arasındaki fark
Adli sicil, Türk mahkemelerince verilmiş ve kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerinin merkezi bir sistemde tutulduğu kayıttır. Kanun'un 4. maddesine göre hapis cezasına mahkûmiyet, koşullu salıverilme, ertelenen cezada denetim süresi, adli para cezası, belli hakları kullanmaktan yoksun bırakma kararları ve benzeri bilgiler bu sisteme işlenir. Disiplin cezaları, tazyik hapsi ve idari para cezaları ise adli sicile kaydedilmez (m. 5).
Arşiv kaydı ise adli sicilden silinen bilgilerin bir süre daha saklandığı ikinci katmandır. Bir başka deyişle, adli sicilden "silinmek" kaydın tamamen yok olması anlamına gelmez; kayıt önce arşive taşınır, kanunda öngörülen süre dolunca arşivden de tamamen silinir.
Bu ayrımın pratik önemi, kayda kimlerin ulaşabileceğindedir:
- Adli sicil bilgileri, kullanılış amacı belirtilmek suretiyle kişinin kendisine veya vekâletnamede açıkça yetki verilmiş vekiline ve kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına verilebilir (m. 7).
- Arşiv bilgileri ise daha sınırlı bir çevreye açıktır: kişinin kendisi veya özel yetkili vekili, bir soruşturma ya da kovuşturma kapsamında Cumhuriyet başsavcılıkları, hâkim veya mahkemeler, yetkili seçim kurulları ve özel kanunlarda gösterilen hâllerde ilgili kamu kurumları (m. 10/1).
Kanun ayrıca, açık bir hüküm yoksa bir kişi hakkında karar verilirken bir yakınının adli sicil ve arşiv kayıtlarının istenemeyeceğini ve bu bilgilerin kişiyi bir haktan yoksun bırakmak için kullanılamayacağını düzenler (m. 10/2). On sekiz yaşından küçüklere ait kayıtlar ise yalnızca soruşturma ve kovuşturma kapsamında yargı mercilerince istenebilir (m. 10/3). Adli sicil ve arşiv bilgileri gizlidir; veriliş amacı dışında kullanılamaz (m. 11).
Gerçek kişiler, kendilerine ait adli sicil ve arşiv kayıtlarını güvenli kimlik doğrulama araçlarıyla sorgulayabilir ve sonucu ilgili mercie verebilir (m. 13/2). Uygulamada bu sorgu e-Devlet üzerinden yapılmaktadır; bu nedenle bir başvurudan önce kendi kaydınızı görmeniz mümkündür.
Bazı kararlar hiç adli sicile girmez
Kanun'un 9. maddesinin üçüncü fıkrasına göre adli para cezasına mahkûmiyet hükümleri ile cezanın ertelenmesine ilişkin hükümler, adli sicil kaydına alınmadan doğrudan arşive kaydedilir. Bu nedenle, örneğin yalnızca adli para cezası almış ya da hapis cezası ertelenmiş bir kişinin standart adli sicil belgesinde bu mahkûmiyet çoğu zaman görünmez; ancak arşiv kaydında bulunur.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararları ise mahkûmiyet sayılmadığından adli sicile değil, bunlara mahsus ayrı bir sisteme kaydedilir. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 2026'da değiştirilen 231. maddesinin on üçüncü fıkrasına göre bu kayıtlar ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde kullanılabilir. Adli Sicil Kanunu'nun 6. maddesi de HAGB ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararları için aynı sınırlamayı öngörür. HAGB'deki son değişiklikleri ayrı bir yazıda ele almıştım.
2. Adli sicil kaydı ne zaman silinir ve arşive geçer?
Kanun'un 9. maddesine göre adli sicildeki bilgiler şu hâllerde Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinerek arşiv kaydına alınır:
- Cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması,
- Ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikâyetten vazgeçme veya etkin pişmanlık,
- Ceza zamanaşımının dolması,
- Genel af.
İlgilinin ölümü hâlinde ise adli sicil bilgileri doğrudan ve tamamen silinir (m. 9/2).
Burada en sık karşılaşılan yanılgı, "cezam bitti, kaydım da temizlendi" düşüncesidir. İnfazın tamamlanmasıyla kayıt yalnızca adli sicilden çıkar; arşiv kaydı ise aşağıda açıkladığım süreler boyunca varlığını sürdürür.
3. Arşiv kaydı kaç yılda tamamen silinir?
Arşiv kaydının tamamen silinmesi, 6290 sayılı Kanun'la 2012'de değiştirilen 12. maddede düzenlenmiştir. Süreler, kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten (örneğin infazın tamamlandığı günden) itibaren işler:
| Mahkûmiyetin türü | Arşivden tamamen silinme |
|---|---|
| Genel kural: aşağıdaki istisnalar dışındaki mahkûmiyetler | Beş yıl geçmesiyle (m. 12/1-c) |
| Anayasa'nın 76. maddesi ile Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda bir hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetler | Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınmışsa on beş yıl; bu karar aranmaksızın otuz yıl (m. 12/1-b) |
| Fiilin kanunla suç olmaktan çıkarılması | Talep aranmaksızın, derhâl (m. 12/2) |
| Kanun yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesi sonucunda beraat ya da ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleşmesi | Önceki mahkûmiyete ilişkin adli sicil ve arşiv kaydı tamamen (m. 12/3) |
| Akıl hastalığı nedeniyle hükmedilen güvenlik tedbirleri | İnfazın tamamlanmasıyla (m. 12/4) |
| İlgilinin ölümü | Tamamen (m. 12/1-a) |
Anayasa'nın 76. maddesi, milletvekili seçilmeye engel olan suçları sayan hükümdür. Bunun yanında bazı özel kanunlar da belirli suçlardan mahkûmiyeti, örneğin bir meslek veya göreve kabul için engel olarak düzenler. Bu tür mahkûmiyetlerde arşiv kaydı genel kuraldaki gibi beş yılda değil, çok daha uzun sürede silinir; on beş yıllık kısa süreden yararlanmak için ise memnu hakların iadesi kararı alınmış olması gerekir.
Suç tarihi 1 Haziran 2005'ten önce olan eski kayıtlar için Kanun'un geçici 2. maddesindeki geçiş hükümleri uygulanır; bu kayıtlarda önceki 3682 sayılı Kanun'daki sürelerin dolup dolmadığı ayrıca incelenmelidir.
4. Silme işlemini kim yapar, mahkemeye başvurmak gerekir mi?
Uygulamada pek çok kişi, eski mahkûmiyetini veren mahkemeye dilekçe vererek "sabıka kaydımın silinmesini" talep etmektedir. Ancak Yargıtay, 2012'den bu yana bu konuda mahkemelerin karar verme yetkisinin bulunmadığını istikrarlı biçimde vurgulamaktadır.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 10.04.2023 tarihli, 2022/8905 E., 2023/3205 K. sayılı kararında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen hapis cezasına ilişkin arşiv kaydının silinmesine hükmeden asliye ceza mahkemesi ek kararı kanun yararına bozulmuştur. Daire, 11.04.2012'de yürürlüğe giren 6290 sayılı Kanun'la Adli Sicil Kanunu'nun 12. maddesinin yeniden düzenlendiğini ve geçici 2. madde uyarınca bu tarihten itibaren adli sicil ve arşiv kayıtlarının silinmesi işleminin münhasıran Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce yapılması gerektiğini belirtmiştir.
Kanun'un 14. maddesi de silme kararlarını almak üzere Genel Müdürlüğün teklifi ve Bakan onayıyla üç hâkimden oluşan bir komisyon kurulacağını öngörür. Yani silme, kural olarak süre dolduğunda idari bir işlemle ve kendiliğinden yapılır. Mahkemeden alınmış bir "silme" kararı, kanun yararına bozma yoluyla ortadan kaldırılabileceği için kişiye güvence sağlamaz.
Bu nedenle sürelerin dolduğunu düşünmenize rağmen kaydınız hâlâ görünüyorsa, önce e-Devlet üzerinden adli sicil ve arşiv kaydınızı ayrı ayrı kontrol etmeniz, ardından hesaplamanın hangi tarihe dayandığını Genel Müdürlükten yazılı olarak sormanız daha doğru bir yoldur. Hesaplamada en çok hata yapılan nokta, sürenin karar tarihinden değil, arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten başlamasıdır.
5. Memnu hakların iadesi (yasaklanmış hakların geri verilmesi)
"Memnu hakların iadesi", bir mahkûmiyete bağlı olarak kaybedilen hakların, belirli bir süre iyi hâlli yaşandıktan sonra mahkeme kararıyla geri verilmesidir. Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde düzenlenen hak yoksunlukları (kamu görevi, seçme ve seçilme, şirket ve dernek yöneticiliği gibi) kural olarak cezanın infazı tamamlanıncaya kadar sürer (TCK m. 53/2). Bu nedenle memnu hakların iadesi asıl olarak, Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belirli bir suç veya cezaya bağladığı ve kendiliğinden sona ermeyen hak yoksunlukları için önem taşır.
Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesine göre bu yola gidilebilmesi için:
- Cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıl geçmiş olması,
- Kişinin bu süre içinde yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi hâlli olarak sürdürdüğü konusunda mahkemede kanaat oluşması gerekir.
Cezanın infazına genel af veya etkin pişmanlık dışında başka bir hukuki nedenle son verilmişse, hükmün kesinleşmesinden itibaren beş yıl geçmesi gerekir; bu süre, mahkûm olunan hapis cezasına üç yıl eklenerek bulunacak süreden az olamaz (m. 13/A-2). Talep, hükmü veren mahkemeye veya hükümlünün ikametgâhındaki aynı derecedeki mahkemeye yapılır; mahkeme dosya üzerinden ya da savcı ve hükümlüyü dinleyerek karar verebilir ve karara karşı kanun yoluna başvurulabilir (m. 13/A-3, 4, 5).
Önemli bir nokta: memnu hakların iadesi kararı adli sicil bilgilerini silmez; karar kesinleşince adli sicil arşivine kaydedilir (m. 13/A-6). Ancak yukarıdaki tabloda gösterildiği gibi, hak yoksunluğu doğuran mahkûmiyetlerde arşiv kaydının otuz yerine on beş yılda silinmesini sağlar.
"Yasaklanmış hakkınız yok" gerekçesiyle ret doğru mu?
Uygulamada bazı mahkemeler, hükümde hak yoksunluğu yazılı olmadığı gerekçesiyle memnu hakların iadesi taleplerini "karar verilmesine yer olmadığı" diyerek geri çevirmektedir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 17.10.2025 tarihli, 2023/5757 E., 2025/7185 K. sayılı kararı bu yaklaşımı kabul etmemiştir. Kasten öldürme suçundan verilen ve 17.01.2014'te infazı tamamlanan cezaya ilişkin talepte Daire, hükümlü hakkında adli sicil arşiv kaydının bulunmasının da yasaklanmış hak kavramına dahil olduğunu, memnu hakların iadesinin arşiv kaydının daha kısa sürede silinmesi bakımından lehe sonuç doğurduğunu belirterek kararı kanun yararına bozmuştur. Mahkemenin, üç yıllık sürenin dolduğunu tespit ettikten sonra hükümlünün yeni suç işleyip işlemediğini ve iyi hâlini araştırarak esas hakkında karar vermesi gerektiği vurgulanmıştır.
Dolayısıyla hükümde açıkça bir yasak yazılı olmasa bile, şartları oluşan kişinin memnu hakların iadesini talep etmesinde hukuki yarar bulunduğu kabul edilmektedir.
6. Arşivdeki eski mahkûmiyet yeni bir davada aleyhe kullanılır mı?
Arşiv kaydı, bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında savcılık ve mahkemelerce görülebildiğinden, yeni bir yargılamada eski mahkûmiyetin özellikle HAGB'ye engel olup olmayacağı sık tartışılır. Zira HAGB için sanığın "daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması" aranır (CMK m. 231/6-a).
Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 26.02.2024 tarihli, 2024/1110 E., 2024/2301 K. sayılı kararında, sanığın adli sicilinde kayıt bulunmadığı, arşivdeki ertelenmiş hapis cezasının 12.04.2014'te infaz edilmiş sayıldığı ve yeni suçun 2022'de işlendiği bir dosya incelenmiştir. Daire, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03.02.2009 tarihli, 2008/11-250 E., 2009/13 K. sayılı kararına atıfla, Türk Ceza Kanunu'nun 58. maddesindeki tekerrür süreleri geçtikten sonra işlenen suçta önceki mahkûmiyetin HAGB'nin objektif koşulları bakımından engel oluşturmayacağını belirtmiş ve HAGB kararını kaldıran itiraz merciinin kararını kanun yararına bozmuştur.
Bu karar, arşiv kaydının tek başına her durumda aleyhe sonuç doğurmadığını; sürelerin doğru hesaplanması hâlinde eski bir mahkûmiyetin yeni yargılamada engel olmaktan çıkabileceğini göstermektedir. Ancak her dosyada suç ve infaz tarihlerinin ayrı ayrı kontrol edilmesi gerekir.
Kararların değerlendirmesi
İncelediğim üç karar, adli sicil uygulamasının üç farklı yüzünü ortaya koyuyor:
- Yetki: 10. Ceza Dairesi kararı, arşiv kaydının silinmesinin bir mahkeme kararıyla değil, Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce yapılacak bir işlem olduğunu teyit ediyor.
- Memnu hakların iadesi: 1. Ceza Dairesi kararı, arşiv kaydının kendisini de yasaklanmış hak saydığından, hükümde açıkça yasak bulunmasa bile talebin esastan incelenmesini zorunlu kılıyor.
- Sonuçlar: 4. Ceza Dairesi kararı, arşivde kayıt bulunmasının tek başına HAGB'ye engel olmadığını, belirleyici olanın tekerrür sürelerinin dolup dolmadığı olduğunu gösteriyor.
Bu kararların büyük bölümü kanun yararına bozma yoluyla verilmiştir; yani ilk derece mahkemeleri arasında uygulama birliği tam olarak sağlanamamıştır. Bu nedenle somut dosyada karşılaşılan kararın, Yargıtay'ın bu yerleşik yaklaşımıyla uyumlu olup olmadığına bakmak önemlidir.
Uygulamaya dönük çıkarımlar
- "Sabıka kaydı temiz" belgesi, arşiv kaydının bulunmadığı anlamına gelmez. Bir başvurudan önce e-Devlet üzerinden hem adli sicil hem arşiv kaydınızı ayrı ayrı sorgulayın.
- Adli para cezaları ve ertelenen cezalar doğrudan arşive kaydedilir; HAGB kararları ise ayrı sistemde tutulur ve yalnızca yargı mercilerince görülebilir.
- Arşiv kaydı genel kuralda arşive alınma koşulunun oluştuğu tarihten itibaren beş yılda silinir. Anayasa'nın 76. maddesi veya özel kanunlarda hak yoksunluğu doğuran mahkûmiyetlerde bu süre on beş ya da otuz yıldır.
- Silme için mahkemeye başvurmak yerine, sürenin nasıl hesaplandığını Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünden yazılı olarak sormak daha doğrudur; mahkemece verilen silme kararları kanun yararına bozulmaktadır.
- Özel kanunlardaki hak yoksunlukları için infazdan itibaren üç yıl iyi hâlle geçmişse memnu hakların iadesi talep edilebilir; Yargıtay'a göre arşiv kaydının varlığı bu talep için yeterli hukuki yarardır.
- Yeni bir yargılamada eski mahkûmiyetin HAGB'ye engel olup olmadığı, tekerrür sürelerinin dolup dolmadığına göre değerlendirilir; suç ve infaz tarihlerini belgeleriyle birlikte hazır bulundurun.
Ceza yargılaması ve infaz sonrası süreçlere ilişkin genel bilgi için ceza hukuku çalışma alanı sayfasına da göz atabilirsiniz.
Not: Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve somut dosyanızdaki durumu değerlendirmez. Adli sicil ve arşiv kayıtlarına ilişkin süreler suç tarihine, cezanın türüne ve infaz biçimine göre değiştiğinden, kendi kaydınızla ilgili bir işlem yapmadan önce belgelerinizin ayrıca incelenmesi gerekir.
