Müvekkillerin en sık dile getirdiği şikâyet, davaların uzunluğudur. Bu şikâyetin hukukî bir karşılığı vardır: Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanmasını da kapsar. Anayasa'nın 141/4. maddesi ise davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasını yargının görevi sayar.
Pilot karar: Nevriye Kuruç başvurusu
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 5 Temmuz 2022 tarihli ve 2021/58970 başvuru numaralı Nevriye Kuruç kararında konuyu pilot karar usulüyle ele almıştır.
Olayda başvurucu, 1999-2014 yılları arasında temizlik işçisi olarak çalıştığı hastaneye karşı 10 Aralık 2014'te kıdem tazminatı ve işçilik alacakları davası açmıştır. İlk derece mahkemesi 2017'de karar vermiş, bölge adliye mahkemesi 2020'de kararı kaldırmış, mahkeme 2021'de yeniden karar vermiş ve karar bireysel başvuru tarihinde hâlâ kesinleşmemiştir.
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, B. No: 2021/58970, 05.07.2022:
"...başvurucu tarafından 10/12/2014 tarihinde açılan işçi alacağı davasının devam ettiği, somut olaydaki 7 yılı aşkın yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna ulaşılmıştır."
Mahkemenin kullandığı ölçütler
Karar, makul süre değerlendirmesinde şu unsurların birlikte ele alınacağını belirtir:
- Dava malzemesinin veya uygulanacak hukuk kurallarının karmaşık olup olmadığı,
- Tarafların yargılama sürecindeki tutumu ve usule ilişkin haklarını kullanırken gerekli özeni gösterip göstermedikleri,
- Yargı makamları ile dava sürecinde kamu gücü kullanan tüm devlet organlarına atfedilebilir yapısal sorunlar ve organizasyon eksikliği bulunup bulunmadığı,
- Başvurucunun hukukî korumanın bir an önce gerçekleşmesindeki yararı.
Kararda ayrıca, iş davalarının niteliği bakımından özel bir hassasiyet vurgusu yapılmıştır: kanun koyucu, iş hukukunun çalışanı koruyucu niteliği sebebiyle özel bir iş yargılaması sistemi kurmuş ve basit yargılama usulü öngörmüştür. Bu nedenle işçi alacağı davalarında yargılama süreleri konusunda daha hassas bir değerlendirme yapılması gerekir.
Süre nasıl hesaplanır?
Medenî hak ve yükümlülüklere ilişkin yargılamalarda sürenin başlangıcı davanın açıldığı tarihtir. Bitiş tarihi, çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erdiği tarihtir; yargılaması devam eden davalarda ise Anayasa Mahkemesi'nin ihlal şikâyeti hakkında karar verdiği tarih esas alınır.
Bu, önemli bir usul kolaylığıdır: makul sürede yargılanma şikâyeti bakımından, yargılama devam ederken de bireysel başvuruda bulunulabilir. Karar, bunun başvuru yollarının tüketilmesi kuralının istisnalarından biri olduğunu Güher Ergun ve diğerleri (B. No: 2012/13) kararına atıfla yineler.
Etkili başvuru yolu sorunu
Kararın pilot karar niteliği kazanmasının sebebi ikinci şikâyettir: yargılamanın uzunluğundan şikâyet edilebilecek etkili bir iç hukuk yolunun bulunmaması.
Anayasa Mahkemesi bu noktada AİHM içtihadına dayanır. Daneshpayeh/Türkiye (B. No: 21086/04) kararında Türk hukuk sisteminde yargılama süresinin uzunluğuna ilişkin etkili bir şikâyet mekanizması bulunmadığı tespit edilmiş; Ümmühan Kaplan/Türkiye (B. No: 24240/07) kararında ise bu durum yapısal ve sistematik bir sorun sayılarak pilot karar usulü uygulanmıştır.
6384 sayılı Kanun'la kurulan İnsan Hakları Tazminat Komisyonu, AİHM tarafından Müdür Turgut ve diğerleri/Türkiye kararında etkili bir iç hukuk yolu olarak kabul edilmiştir. Ancak bu yolun kapsamı sınırlıdır ve Anayasa Mahkemesi önündeki başvuru sayısı artmaya devam etmiştir.
Pratik sonuçlar
- Uzayan dosyalarda makul süre şikâyeti, yargılama sonuçlanmadan da bireysel başvuruya konu edilebilir.
- Başvuruda gecikmenin hangi aşamada ve hangi sebeple yaşandığı (bilirkişi raporunun beklenmesi, dosyanın kaldırılıp yeniden görülmesi, tebligat gecikmeleri) somut olarak gösterilmelidir.
- Tarafın kendi kusurundan kaynaklanan gecikmeler aleyhe değerlendirildiğinden, dosyada süre uzatma ve mazeret taleplerinin gereksiz yere çoğaltılmaması önemlidir.
- İşçilik alacakları, nafaka gibi kişisel yararın yüksek olduğu dosyalarda süre değerlendirmesi daha sıkı yapılmaktadır; bu husus başvuruda ayrıca vurgulanmalıdır.
Not: Bireysel başvuruda otuz günlük süre ve usul kuralları katıdır; başvuru öncesinde dosyanın bu yönden incelenmesi gerekir.
