Boşanmadan sonra en çok yıpratan sorunlardan biri, mahkemenin belirlediği görüş günlerinde çocuğun gösterilmemesidir. Bana sık sorulan sorular şunlardır: "Kararda her ayın birinci ve üçüncü hafta sonu çocuğu alacağım yazıyor ama eski eşim kapıyı açmıyor, ne yapabilirim?", "Polisle gidip çocuğu alabilir miyim?", "Sürekli engelliyorsa velayeti bana verirler mi?"

Bu sorulara verilecek cevap 2021 yılında yapılan değişikliklerle önemli ölçüde değişti. Görüş günlerine uyulmaması artık yalnızca bir aile içi anlaşmazlık değil; ayrı bir icra usulü, kısa süreli disiplin hapsi ve en sonunda velayetin değiştirilmesi ihtimali olan bir durumdur. Bu yazıda kanunun öngördüğü yolları, Yargıtay'ın güncel kararlarında öne çıkan ölçütleri ve uygulamada dikkat edilmesi gereken noktaları aktarıyorum.

Özetle: Ana ve babadan her biri, diğerinin çocukla kişisel ilişkisini zedelemekten kaçınmakla yükümlüdür (TMK m. 324/1). Görüş günlerine uyulmazsa hak sahibi, adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğüne başvurabilir; müdürlüğün teslim emrine aykırı davranan kişi, bir ay içinde yapılacak şikâyet üzerine üç günden on güne kadar disiplin hapsiyle cezalandırılabilir (5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m. 41/C ve 41/F). Velayet kendisine bırakılan ebeveyn kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değiştirilebilir (TMK m. 324/3). Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bu yaptırımların kanunda açıkça düzenlendiğini vurgulamakta; velayet sahibi ebeveynin temel yükümlülüğünü de çocuğu görüş günlerinde hazır etmek olarak tanımlamaktadır.

Kişisel ilişki kimin hakkıdır?

Kanun dilinde "kişisel ilişki", halk arasında "görüş günleri" ya da "çocuğu görme hakkı" denilen düzenlemedir. Türk Medeni Kanunu'nun 323. maddesine göre ana ve babadan her biri, velayeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir. Boşanma kararında velayet bir ebeveyne verilirken diğer ebeveynle çocuk arasındaki görüşme düzeni de belirlenir; anlaşmalı boşanmalarda bu düzen çoğu zaman protokolde yer alır ve mahkemece onaylanır.

Yargıtay, bu hakkın yalnızca anne veya babaya ait olmadığını, aynı zamanda çocuğun da hakkı olduğunu vurgulamaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 08.04.2026 tarihli, 2026/1120 E., 2026/3824 K. sayılı kararında kişisel ilişki; anne veya baba ile çocuğa belirli gün ve saatlerde görüşme, birbirinden haberdar olma, birbirinin yaşamında olma ve karşılıklı etkilenme yetkisi veren bir hak olarak tanımlanmış, ebeveynin yararı ile çocuğun yararı çatıştığında çocuğun yararına üstünlük tanınacağı belirtilmiştir.

Kanun bu hakkın karşısına açık bir yükümlülük koyar. TMK m. 324/1'e göre ana ve babadan her biri, diğerinin çocukla kişisel ilişkisini zedelemekten, çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmakla yükümlüdür. Yani görüş günlerinde çocuğu hazır etmemek, çocuğu sürekli "hasta" ya da "misafirlikte" göstermek veya çocuğu diğer ebeveyne karşı doldurmak, kanundaki bu yükümlülüğün ihlali niteliği taşıyabilir.

Görüş gününde çocuk verilmezse ilk adım: Müdürlüğe başvuru

Eskiden kişisel ilişki kararları icra dairesi aracılığıyla yerine getirilirdi. 24.11.2021 tarihli ve 7343 sayılı Kanun'la Çocuk Koruma Kanunu'na "Çocuk Teslimi ve Çocukla Kişisel İlişki Kurulması" başlıklı yeni bir kısım eklendi. Buna göre aile mahkemelerinin çocukla kişisel ilişkiye dair ilam veya tedbir kararları, çocuğun üstün yararı esas alınarak Adalet Bakanlığınca kurulan adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerince yerine getirilir; müdürlük bulunmayan yerlerde bu görev Bakanlıkça belirlenen hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne aittir (Çocuk Koruma Kanunu m. 41/A). Yetkili müdürlük, çocuğun yerleşim yerindeki müdürlüktür.

Kanun bu sistemin kademeli olarak uygulanmasını öngörmüş; henüz uygulanmadığı yerlerde İcra ve İflas Kanunu'nun eski hükümlerinin uygulanmasına devam edileceğini belirtmiştir (Çocuk Koruma Kanunu geçici m. 2). Bu nedenle başvuru yapılacak birimin, çocuğun bulunduğu yer bakımından ayrıca kontrol edilmesi gerekir.

Süreç kanunda adım adım düzenlenmiştir (Çocuk Koruma Kanunu m. 41/C):

  1. Velayet sahibi ebeveyn çocuğu rızasıyla vermezse, hak sahibi müdürlüğe başvurur.
  2. Müdürlük her türlü iletişim vasıtasıyla yükümlüye ulaşır ve kararda yazan gün ve saatte çocuğu belirlenen yere getirmesini bildirir; bu bildirimi tutanağa bağlar.
  3. Yükümlüye ulaşılamaz, yükümlü çocuğu getirmeyeceğini söyler veya getirmezse müdürlük derhâl bir teslim emri gönderir. Emirde, çocuğun belirtilen gün ve saatte getirilmesi gerektiği, haklı bir mazeret varsa önceden bildirilmesi gerektiği, emrin gereği yerine getirilmezse disiplin hapsiyle cezalandırılacağı açıkça yazılır.
  4. Teslim emri bir kez tebliğ edildikten sonra, kararın kapsadığı sonraki görüş günleri için de yükümlülük devam eder; her görüş günü için yeniden emir çıkarılmaz.

Burada hak sahibine de bir yükümlülük yüklenmiştir: Teslim emrinin tebliğinden sonraki dönemde hak sahibi, teslim saatinden en az kırk sekiz saat önce çocuğu almaya geleceğini müdürlüğe bildirmek zorundadır. Bildirimde bulunduğu hâlde haklı bir mazeret olmaksızın art arda iki kez veya bir yılda üç kez gelmezse, dosya işlemden kaldırılır ve teslim emri hükümsüz hâle gelir (m. 41/C/7 ve 12). Bu nedenle görüş gününe gidemeyecek ebeveynin bunu zamanında bildirmesi, dosyanın korunması bakımından önemlidir.

Teslim işlemleri müdürlükçe belirlenen teslim mekânlarında ve psikolog, pedagog, sosyal çalışmacı gibi uzmanlar, uzman bulunmayan yerlerde öğretmen eşliğinde yapılır (m. 41/A ve 41/D). Bu işlemler harçtan istisnadır ve masraflar, avukatlık ücreti hariç, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır (m. 41/H). Müdürlüğün işlemlerine karşı öğrenme veya tebliğden itibaren bir hafta içinde aile mahkemesine şikâyet yoluna gidilebilir (m. 41/E).

Teslim emrine uyulmazsa: Disiplin hapsi

Çocuk Koruma Kanunu'nun 41/F maddesi, kararın yerine getirilmesine muhalefetin yaptırımını düzenler. Çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair kararlar bakımından teslim emrine aykırı hareket eden veya emrin gereğinin yerine getirilmesini engelleyen kişi, bir ay içinde yapılacak şikâyet üzerine, üç günden on güne kadar disiplin hapsiyle cezalandırılır. Disiplin hapsi bir suç cezası değil, mahkeme kararına uyulmasını sağlamaya yönelik bir zorlama aracıdır.

Uygulamada gözden kaçırılan birkaç nokta vardır:

  • Şikâyet süresi kısadır: Teslim emrine aykırılıktan itibaren bir ay içinde şikâyet edilmelidir.
  • Teslim emri önşarttır: Disiplin hapsi, müdürlükçe çıkarılan ve tebliğ edilen teslim emrine aykırılık hâlinde gündeme gelir. Bu nedenle önce müdürlük sürecinin başlatılması gerekir.
  • Görevli mahkeme: Şikâyete, işlemi yapan müdürlüğün bulunduğu yer aile mahkemesi bakar (m. 41/F/4). Şikâyet olunan duruşmaya çağrılır, savunması alınır ve deliller değerlendirilir.
  • Kural iki yönlüdür: Kişisel ilişki için çocuğu teslim alan ebeveyn, süre bitiminde çocuğu belirlenen yere getirmezse, o da şikâyet üzerine üç aya kadar disiplin hapsiyle cezalandırılabilir (m. 41/F/3).
  • Şikâyetten vazgeçilmesi hâlinde dava ve bütün sonuçlarıyla ceza düşer (m. 41/F/7).

Ayrıca kanun, yükümlünün teslim emrine aykırı ilk hareketinde müdürlüğün, yükümlü hakkında danışmanlık tedbiri uygulanmasını aile mahkemesinden talep edeceğini öngörmektedir (m. 41/C/8). Bu tedbir, çatışmayı yaptırımdan önce çözmeye yönelik bir araçtır.

Sürekli engelleme ve velayetin değiştirilmesi

2021 değişikliğinin belki de en önemli sonucu, TMK m. 324'e eklenen üçüncü fıkradır: "Velayet kendisine bırakılan ana veya baba, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değiştirilebilir. Bu husus kişisel ilişki kurulmasına dair kararda taraflara ihtar edilir."

Bu hüküm iki şeyi birlikte söyler. Birincisi, görüş günlerine uymamak velayet değişikliğine gerekçe olabilir. İkincisi, bu sonuç otomatik değildir: Belirleyici ölçüt her zaman çocuğun menfaatidir. Mahkeme, engelleme sabit olsa bile velayetin değiştirilmesinin çocuğun yaşı, alıştığı çevre, okul düzeni ve ebeveynlerin koşulları bakımından çocuğa zarar verip vermeyeceğini ayrıca değerlendirir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 20.11.2025 tarihli, 2025/5404 E., 2025/9980 K. sayılı kararı bu sistemi özetlemektedir. Davada baba, velayeti annede olan çocukların kendi görüş günlerine denk gelen dönemlerde yurt dışına çıkarılmasının kendi rızasına bağlanmasını istemiş, ilk derece mahkemesi bu talebi kabul etmiştir. Yargıtay; TMK m. 324/3 ile velayetin değiştirilmesi imkânının ve Çocuk Koruma Kanunu m. 41/F ile disiplin hapsi yaptırımının açıkça düzenlendiğini, velayet sahibi tarafın kişisel ilişkiye engel olacak davranışlardan kaçınması gerektiğini, aksi hâlde velayetin değiştirilmesi davasıyla karşı karşıya kalabileceğini ve babanın şikâyet hakkı bulunduğunu belirtmiştir. Kanunda bu yollar varken, çocukların yurt dışına çıkışını babanın rızasına bağlamanın annenin ve çocukların seyahat özgürlüğünü kısıtlayacağı, babanın bu talepte hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.

Bu karardan çıkan pratik sonuç şudur: Görüş günlerine uyulmaması endişesi, kanunda öngörülmeyen önleyici kısıtlamalarla değil; müdürlük süreci, disiplin hapsi şikâyeti ve gerekirse velayetin değiştirilmesi davası gibi kanuni yollarla karşılanmalıdır.

İspat sorunu: Engelleme nasıl ortaya konur?

Velayetin değiştirilmesi davalarında en sık karşılaşılan güçlük ispattır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 12.09.2023 tarihli, 2023/5661 E., 2023/3830 K. sayılı kararına konu davada baba, annenin çocukları göstermekte zorluk çıkardığını, görüş günlerini engellediğini ve bu yüzden icra yoluna başvurmak zorunda kaldığını ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesi; tanık beyanlarının somut bilgi ve görgüye değil duyuma dayandığını, babanın icra takibinden önce de çocukları gördüğünün anlaşıldığını ve iddiaların ispatlanamadığını belirterek velayetin değiştirilmesi talebini reddetmiş, kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi talebini de mevcut düzenin yeterli olduğu gerekçesiyle reddetmiştir. Bölge adliye mahkemesi bu kararı onaylamış; Yargıtay da velayetin değiştirilmesi davasının çekişmesiz yargı işi olduğunu ve bu konudaki bölge adliye mahkemesi kararlarının kesin olduğunu belirterek temyiz dilekçesini bu yönden reddetmiş, kişisel ilişkiye ilişkin kısmı ise onamıştır.

Bu karar iki açıdan önemlidir. Birincisi, velayetin değiştirilmesi davası bölge adliye mahkemesinde kesinleşir; dolayısıyla ilk derece ve istinaf aşamasında delillerin eksiksiz sunulması belirleyicidir. İkincisi, "duydum", "anlattılar" türünden tanık beyanları çoğu zaman yeterli görülmez. Bu nedenle engellemeyi kanıtlayan belgeler önem taşır:

  • Müdürlük tarafından tutulan tutanaklar ve teslim emrine aykırılığı gösteren kayıtlar,
  • Disiplin hapsine ilişkin şikâyet dosyaları ve verilen kararlar,
  • Görüş günlerine ilişkin yazışmalar (bu noktada yazışmaların hukuka uygun yolla elde edilmiş olmasına dikkat edilmelidir),
  • Olaylara bizzat tanık olan kişilerin beyanları,
  • Mahkemenin aldıracağı sosyal inceleme ve uzman raporları.

Kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi: Görüş günleri değiştirilebilir mi?

Her sorun velayet değişikliğini gerektirmez. Bazen sorun, boşanma kararındaki görüş düzeninin çocuğun yaşına, okul durumuna veya ebeveynin çalışma saatlerine artık uymamasıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 21.09.2023 tarihli, 2023/6407 E., 2023/4158 K. sayılı kararında, kişisel ilişkiye dair kararların kesin hüküm teşkil etmediği ve koşulların değişmesi hâlinde her zaman yeniden dava konusu yapılabileceği vurgulanmıştır. Bu davada boşanma sırasında bebek olan çocuk okul çağına gelmiş; uzman raporları, tanık beyanları ve çocuğun yaşı birlikte değerlendirildiğinde yatılı görüşmenin çocuğun gelişimini olumsuz etkileyeceği kanıtlanamamıştır. Yargıtay, kişisel ilişkinin yatılı olacak şekilde yeniden düzenlenmesi gerekirken yatısız düzenleme yapılmasını bozma sebebi saymıştır.

Öte yandan Yargıtay, velayet sahibi ebeveyne kanunun öngördüğünden fazla yük yüklenmesine de karşıdır. Yukarıda değinilen 08.04.2026 tarihli, 2026/1120 E., 2026/3824 K. sayılı kararda bölge adliye mahkemesi, mevcut yatılı görüşmeye ek olarak ayda iki kez belirli saatlerde telefonla görüşme düzenlemesi yapmıştır. Yargıtay; annenin telefon görüşmesine engel olduğuna dair bir delil bulunmadığını, velayet sahibi annenin temel yükümlülüğünün görüş günlerinde çocuğu hazır etmek olduğunu, bu yönde bir düzenlemenin takip ve infazının da mümkün görünmediğini belirterek kararı bozmuştur. Yani yeniden düzenleme talebinin, somut bir ihtiyaca ve delile dayanması gerekir.

Kararların değerlendirmesi

Aktardığım kararlar birlikte okunduğunda Yargıtay'ın yaklaşımı şöyle özetlenebilir:

  • Kişisel ilişki hem ebeveynin hem çocuğun hakkıdır; çatışma hâlinde çocuğun yararı üstün tutulur (Yargıtay 2. HD, 2026/1120 E., 2026/3824 K.).
  • Görüş günlerine uyulmamasının yaptırımları kanunda açıkça düzenlenmiştir: müdürlük aracılığıyla icra, disiplin hapsi ve velayetin değiştirilmesi. Kanunda öngörülmeyen önleyici kısıtlamalar talep etmekte hukuki yarar bulunmayabilir (Yargıtay 2. HD, 2025/5404 E., 2025/9980 K.).
  • Velayetin değiştirilmesi için engellemenin somut ve görgüye dayalı delillerle ispatı gerekir; bu davalarda bölge adliye mahkemesi kararları kesindir (Yargıtay 2. HD, 2023/5661 E., 2023/3830 K.).
  • Kişisel ilişki kararları kesin hüküm oluşturmaz; çocuğun yaşı ve koşullar değiştikçe yeniden düzenlenebilir (Yargıtay 2. HD, 2023/6407 E., 2023/4158 K.).

Bir noktayı ayrıca belirtmek gerekir: Velayetin değiştirilmesi davalarında bölge adliye mahkemesi kararları kesin olduğundan, TMK m. 324/3'ün uygulanmasına ilişkin içtihat ağırlıklı olarak bölge adliye mahkemelerinde oluşmaktadır. Bu nedenle somut bir dosyada, ilgili bölge adliye mahkemesinin yaklaşımının da ayrıca araştırılması yararlı olur.

Uygulamaya dönük çıkarımlar

  • Kendi başınıza zor kullanmayın: Çocuğu kapıdan zorla almaya çalışmak hem çocuğa zarar verir hem de sizin aleyhinize delil oluşturabilir. Kanunun öngördüğü yol müdürlüğe başvurudur.
  • Kararı ve kesinleşme durumunu hazır tutun: Müdürlüğe başvuruda görüş düzenini gösteren ilam veya tedbir kararı esas alınır.
  • Kırk sekiz saat kuralına uyun: Teslim emri tebliğ edildikten sonra her görüş gününden en az kırk sekiz saat önce müdürlüğe bildirimde bulunun; art arda gelmemek dosyanın kapanmasına yol açabilir.
  • Bir aylık şikâyet süresini kaçırmayın: Teslim emrine aykırılık hâlinde disiplin hapsi için şikâyet bir ay içinde yapılmalıdır.
  • Engellemeyi belgeleyin: Müdürlük tutanakları ve şikâyet kararları, ileride açılabilecek bir velayet davasında en güçlü delillerdir.
  • Talebinizi çocuğun yararı üzerine kurun: Velayet değişikliğinde belirleyici olan ebeveynin kırgınlığı değil, çocuğun menfaatidir.
  • Velayet sahibi ebeveynseniz: Çocuğu görüş günlerinde hazır etmek kanuni bir yükümlülüktür. Gerçek bir sağlık sorunu veya güvenlik endişesi varsa bunu belgeleyerek müdürlüğe önceden bildirmek ve gerekiyorsa kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesini mahkemeden istemek gerekir.

Velayet konusunda daha geniş bilgi için boşanmada ortak velayet ve anlaşmalı boşanma süreci yazılarımıza, aile hukukuna ilişkin diğer konular için Boşanma ve Aile Hukuku sayfamıza göz atabilirsiniz.

Not: Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve somut dosyanızdaki durumu değerlendirmez. Görüş günlerinin icrası, disiplin hapsi ve velayetin değiştirilmesi; kararın içeriği, çocuğun yaşı ve durumu, ebeveynlerin koşulları ve mevcut deliller gibi her dosyada farklılık gösteren unsurlara bağlı olduğundan, bir adım atmadan önce dosyanızın ayrıca incelenmesi gerekir.