Boşanma sürecindeki anne ve babaların en sık sorduğu sorulardan biri şudur: "Velayet mutlaka birimize mi verilmek zorunda, yoksa çocuğumuzun velayetini boşandıktan sonra da birlikte kullanabilir miyiz?" Uygulamada ortak velayet olarak bilinen bu düzenleme, son yıllarda aile mahkemelerinde giderek daha sık talep ediliyor. Ancak kanun metni ile Yargıtay uygulaması arasındaki ilişki, hukukçu olmayan okur için kafa karıştırıcı olabiliyor.
Bu yazıda Türk Medeni Kanunu'nun velayete ilişkin hükümlerini, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2023–2026 yılları arasında verdiği kararları ve bu kararlardan çıkan ölçütleri aktarıyorum. Amacım, ortak velayetin hangi durumlarda gündeme gelebileceğini, mahkemenin neye baktığını ve talepte bulunmadan önce nelerin bilinmesi gerektiğini sade bir dille açıklamak.
Özetle: Türk Medeni Kanunu, boşanmada velayetin "çocuk kendisine bırakılan tarafa" ait olacağını söyler ve ortak velayeti açıkça düzenlemez. Buna karşın Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin güncel kararlarında, ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hâli gerçekleşmişse velayetin eşlerden birine bırakılabileceği gibi ana ve babaya ortak olarak da bırakılabileceği ifade edilmektedir. Belirleyici ölçüt her durumda çocuğun üstün yararıdır. Anne ve baba farklı şehirlerde yaşıyor, çocuğun kimin yanında kalacağı konusunda uzlaşamıyor ve aralarında süregelen bir çekişme bulunuyorsa Yargıtay ortak velayeti çocuğun yararına uygun görmemektedir. Tek taraflı ortak velayet talebi de çocuğun yararı başka bir düzenlemeyi gerektiriyorsa reddedilebilmektedir.
1. Velayet nedir, boşanmada ne olur?
Velayet, ergin olmayan çocuğun bakımı, eğitimi, temsili ve mallarının yönetimi konusunda anne ve babaya tanınan hak ve yükümlülüklerin bütünüdür. Türk Medeni Kanunu'nun 339. maddesine göre ana ve baba, çocuğun bakım ve eğitimi konusunda onun menfaatini göz önünde tutarak gerekli kararları alır ve uygular; olgunluğu ölçüsünde çocuğa hayatını düzenleme olanağı tanır ve önemli konularda olabildiğince onun düşüncesini dikkate alır.
Evlilik devam ettiği sürece velayet anne ve baba tarafından birlikte kullanılır (TMK m. 336/1). Sorun, evlilik sona erdiğinde ortaya çıkar. Kanunun aynı maddesinin ikinci fıkrasına göre ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hâli gerçekleşmişse hâkim velayeti eşlerden birine verebilir; üçüncü fıkrasına göre ise boşanmada velayet "çocuk kendisine bırakılan tarafa" aittir.
Boşanma kararı veren mahkeme, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten sonra ana ve babanın haklarını ve çocukla olan kişisel ilişkilerini düzenler (TMK m. 182/1). Velayet kendisine verilmeyen eş ile çocuk arasındaki kişisel ilişki (halk arasında "görüş günleri") düzenlenirken çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas alınır; bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır (TMK m. 182/3). 2021 yılında eklenen ikinci fıkra uyarınca mahkeme, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini kararında ihtar eder.
2. Kanunda düzenlenmeyen ortak velayet nasıl gündeme geliyor?
Kanun metni ilk bakışta boşanmadan sonra velayetin tek ebeveyne ait olacağı izlenimini verir. Bununla birlikte Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, güncel kararlarında velayet düzenlemesine ilişkin genel ilkeleri açıklarken şu ifadeyi kullanmaktadır: "Ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hâli gerçekleşmişse hâkim, velâyeti eşlerden birine bırakılabileceği gibi velâyet ana ve babaya ortak olarak da bırakılabilir."
Bu ifade, örneğin Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 27.03.2025 tarihli, 2024/5611 E., 2025/3196 K. sayılı kararı ile 19.11.2025 tarihli, 2025/1901 E., 2025/9923 K. sayılı kararında yer almaktadır. Dolayısıyla güncel uygulamada ortak velayet, kural olarak mümkün görülen; ancak her somut olayda çocuğun üstün yararı süzgecinden geçirilen bir düzenlemedir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Ortak velayetin kanunda açıkça düzenlenmemiş olması, uygulamada bazı belirsizlikler doğurur. Örneğin çocuğun hangi ebeveynin yanında yaşayacağı, okul ve sağlık kararlarının nasıl alınacağı, anlaşmazlık hâlinde ne olacağı gibi konular kanunda ayrıca düzenlenmiş değildir. Bu nedenle ortak velayet talep edilirken bu soruların cevaplarının önceden düşünülmesi ve mümkünse taraflarca açık biçimde kararlaştırılması önem taşır.
3. Mahkeme neye bakar? Çocuğun üstün yararı ölçütü
Yargıtay'ın velayet konusundaki kararlarının tamamında aynı temel ilke tekrarlanır: Velayet düzenlemesinde gözetilecek ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu ilkeyi şöyle açıklamaktadır: Çocukla ana ve baba yararının çatışması hâlinde çocuğun yararına üstünlük tanınır. Çocuğun yararı, onun bedensel, fikri ve ahlaki bakımdan en iyi şekilde gelişebilmesi ve bunun için gerekli sosyal, ekonomik ve kültürel koşulların sağlanmasıdır. Daire, bu değerlendirmede "çocuk yetişkin biri olsaydı kendi yararı için nasıl bir karar verirdi" sorusunun, yani çocuğun farazi düşüncesinin esas alınması gerektiğini belirtmektedir.
Kararlardan çıkan diğer önemli ilkeler şunlardır:
- Velayet kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle hâkim, tarafların talepleriyle bağlı olmaksızın yargılamanın her aşamasında ortaya çıkan koşulları kendiliğinden değerlendirir. Anne ve babanın bir konuda anlaşmış olması, tek başına mahkemeyi bağlamaz.
- Uzman incelemesi esastır. Yargıtay, velayet konusunda karar verilmeden önce psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan bir heyetin, her iki ebeveyn ve çocukla görüşerek, tarafların ve çocuğun yaşadıkları ortamı ve sosyal çevreyi de görerek rapor hazırlamasını istemektedir.
- Çocuğun görüşü alınır. İdrak çağındaki çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşlerinin alınması ve bu görüşe gereken önemin verilmesi gerekir; ancak çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa görüşünün aksine de karar verilebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 19.11.2025 tarihli kararında, çocuğun dinlenmesinin zorunlu olduğu hâllerde bu işlemin uzman eşliğinde ve çocuk dostu yöntemlerle yürütülmesi gerektiği özellikle vurgulanmıştır.
- Velayet değiştirilebilir. Çocuğun menfaati gerektirdiğinde velayet sahibi değiştirilebileceği gibi, durum ve koşullara göre velayet kaldırılarak çocuğa vasi de atanabilir (TMK m. 349). Ana veya babanın başka bir yere gitmesi gibi yeni olgular ortaya çıktığında hâkim gerekli önlemleri alır (TMK m. 183).
4. Yargıtay kararlarının değerlendirmesi
Çekişme ve farklı şehirler: Ortak velayet bozuldu
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 27.03.2025 tarihli, 2024/5611 E., 2025/3196 K. sayılı kararına konu olayda, boşanma davasında anne ve baba 2016 doğumlu çocuklarının velayetinin ortak düzenlenmesini talep etmiş, ilk derece mahkemesi de ortak velayete karar vermiştir. Ancak Yargıtay yaptığı incelemede anne ve babanın farklı şehirlerde yaşadığını, çocuğun kimin yanında kalacağı konusunda uzlaşma sağlayamadıklarını ve aralarında süregelen bir çekişme bulunduğunu tespit etmiştir.
Daire, taraflar arasındaki çekişme dikkate alındığında ortak velayet düzenlemesinin çocuğun üstün yararına uygun olmadığını belirterek kararı velayet yönünden bozmuş; uzmanlardan oluşturulacak heyete yeniden inceleme yaptırılmasını ve delillerin birlikte değerlendirilerek velayet konusunda yeniden karar verilmesini istemiştir.
Bu karar, uygulamada çok önemli bir noktaya işaret eder: İki tarafın da ortak velayet istemesi yeterli değildir. Ortak velayetin işleyebilmesi için ebeveynlerin çocuğa ilişkin kararları birlikte alabilecek düzeyde iletişim kurabilmesi, çocuğun gündelik yaşamının nerede ve nasıl geçeceği konusunda uzlaşmış olması gerekir. Bu uzlaşma yoksa mahkeme, tarafların talebine rağmen farklı bir düzenleme yapabilir.
Tek taraflı talep: Velayet anneye bırakıldı
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 02.06.2026 tarihli, 2025/9657 E., 2026/5872 K. sayılı kararında, baba hem dava dilekçesinde hem de yargılama sürecinde ortak velayet talep etmiştir. Daire, dosya kapsamından çocuğun velayetinin anneye verilmesinin çocuğun üstün yararına uygun olduğunun anlaşıldığını belirterek babanın bu yöndeki temyiz itirazlarını yerinde görmemiştir.
Aynı kararda Daire, 2021 doğumlu çocuk ile baba arasında kurulan kişisel ilişkinin çocuğun yaşı ve gelişim dönemi özellikleri dikkate alındığında fazla olduğunu belirterek kişisel ilişkiyi düzelterek onamıştır. Yeni düzenlemeye göre baba ile çocuk arasında her ayın birinci ve üçüncü hafta sonu cumartesi günleri, dini bayramların ikinci günü, babalar günü gündüz saatlerinde ve her yıl 1–15 Temmuz arasında kişisel ilişki kurulmuştur. Bu karar, kişisel ilişkinin süresinin de çocuğun yaşına göre belirlendiğini göstermesi bakımından dikkat çekicidir.
Boşanmadan sonra ortak velayet istemi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 07.06.2023 tarihli, 2023/4360 E., 2023/3070 K. sayılı kararına konu olayda, boşanmadan sonra velayeti anneye verilen çocuğun babası, velayetin kendisine verilmesini, bu mümkün olmazsa ortak velayete karar verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesi, velayetin değiştirilmesini gerektiren bir tehlike bulunmadığı gerekçesiyle asıl talebi; ortak velayetin anne ve babanın birlikte istemiyle gerçekleştirilebileceği ve annenin bunu kabul ettiğine dair bir beyanı bulunmadığı gerekçesiyle de ortak velayet talebini reddetmiştir. Bölge adliye mahkemesi, ortak velayet verilmemesinde isabetsizlik bulunmadığını belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Yargıtay ise velayetin değiştirilmesine ilişkin davanın çekişmesiz yargı işi olduğunu (Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 382/2-b-13) ve bölge adliye mahkemelerinin çekişmesiz yargı işlerinde verdiği kararların kesin olduğunu belirterek babanın bu konudaki temyiz dilekçesini reddetmiş, kişisel ilişkiye yönelik kısmı ise onamıştır.
Bu karardan iki sonuç çıkar. Birincisi, boşanmadan sonra açılan velayet değişikliği davalarında kanun yolu imkânı sınırlıdır; bölge adliye mahkemesinin kararı kesindir. İkincisi, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi düzeyinde ortak velayetin tarafların birlikte istemine bağlı olduğu yönünde bir yaklaşım bulunmaktadır. Yargıtay bu yaklaşımı esastan incelememiştir; ancak 2025 tarihli bozma kararı da ebeveynler arasında uzlaşma bulunmadığında ortak velayetin çocuğun yararına uygun görülmediğini göstermektedir.
Uzman raporu olmadan karar verilemez
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 19.11.2025 tarihli, 2025/1901 E., 2025/9923 K. sayılı kararında, velayeti anneye bırakılan çocukla ilgili olarak babanın çocuğun dilendirildiğine ilişkin iddiası ve bu iddiaya yönelik sunduğu kayıt bulunmasına rağmen yeterli araştırma yapılmadığı tespit edilmiştir. Daire, bu tür iddiaların niteliği gereği araştırılmasının zorunlu olduğunu, çocuğun dinlenmesi gerekiyorsa bunun uzman eşliğinde ve çocuk dostu yöntemlerle yapılması gerektiğini belirterek kararı velayet yönünden bozmuştur.
Bu karar, ortak velayet de dahil her türlü velayet düzenlemesinde mahkemenin yalnızca tarafların beyanlarıyla yetinmeyip uzman raporu ve diğer delillerle çocuğun gerçek durumunu araştırması gerektiğini göstermektedir.
5. Anlaşmalı boşanmada ortak velayet
Ortak velayet en çok anlaşmalı boşanma sürecinde gündeme gelir. TMK m. 166/3 uyarınca evlilik en az bir yıl sürmüşse eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Ancak bu durumda boşanma kararı verilebilmesi için hâkimin tarafları bizzat dinlemesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir; bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur.
Bu hüküm, anlaşmalı boşanma protokolüne ortak velayet maddesi yazılmasının mahkemeyi otomatik olarak bağlamadığını gösterir. Hâkim protokolü çocuğun menfaati açısından denetler. Bu nedenle protokolde yalnızca "velayet ortak olacaktır" demek yerine çocuğun nerede yaşayacağı, diğer ebeveynle hangi günlerde görüşeceği, eğitim ve sağlık kararlarının nasıl alınacağı ve giderlere katılım gibi konuların açıkça düzenlenmesi, düzenlemenin uygulanabilirliğini artırır. Anlaşmalı boşanma sürecinin genel işleyişini anlaşmalı boşanma davasının süresine ilişkin yazımızda ayrıca ele aldık.
6. Ortak velayet ile kişisel ilişki arasındaki fark
Uygulamada ortak velayet ile kişisel ilişki sıkça karıştırılır. Kişisel ilişki, velayet kendisine verilmeyen ebeveynin çocukla düzenli olarak görüşme hakkıdır; çocuğun bakımı, eğitimi ve temsiline ilişkin kararlar velayet sahibi ebeveyne aittir. Ortak velayette ise bu kararlar konusunda iki ebeveynin de söz hakkı bulunur. Çocuk fiilen ebeveynlerden birinin yanında yaşasa bile, örneğin okul seçimi ya da önemli bir tıbbi müdahale gibi konularda iki ebeveynin birlikte karar vermesi beklenir.
Bu fark, ortak velayetin neden ebeveynler arasında asgari düzeyde bir uzlaşma ve iletişim gerektirdiğini de açıklar. İletişim kuramayan ebeveynler arasında ortak velayet, çocuğu ilgilendiren her kararda yeni bir uyuşmazlığa yol açabilir. Yargıtay'ın 2025 tarihli bozma kararında çekişmenin belirleyici görülmesinin arkasında da bu düşünce yatmaktadır.
Kişisel ilişki düzenlemesine uyulmaması da ciddi sonuçlar doğurabilir. TMK m. 182/2 uyarınca mahkeme, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini kararında ihtar eder.
7. Uygulamaya dönük çıkarımlar
- Ortak velayet mümkündür, ancak otomatik değildir. Yargıtay güncel kararlarında velayetin ana ve babaya ortak olarak bırakılabileceğini kabul etmekle birlikte, her olayda çocuğun üstün yararını esas almaktadır.
- Uzlaşma ve iletişim belirleyicidir. Anne ve babanın farklı şehirlerde yaşaması, çocuğun kimin yanında kalacağı konusunda anlaşamaması ve süregelen çekişme, ortak velayetin reddi için yeterli görülebilmektedir.
- Tek taraflı talep sonuç doğurmayabilir. Ebeveynlerden yalnızca biri ortak velayet istiyorsa ve çocuğun yararı başka bir düzenlemeyi gerektiriyorsa mahkeme velayeti tek ebeveyne verebilir.
- Protokol ayrıntılı olmalıdır. Anlaşmalı boşanmada ortak velayet kararlaştırılacaksa çocuğun yaşayacağı yer, kişisel ilişki günleri, eğitim, sağlık ve giderlere ilişkin kararların nasıl alınacağı açıkça yazılmalıdır; hâkim protokolü çocuğun menfaati yönünden denetler.
- Uzman raporu sürecin merkezindedir. Psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan heyetin raporu ve idrak çağındaki çocuğun görüşü, mahkemenin kararında belirleyici rol oynar.
- Sonradan değişiklik mümkündür, ancak kanun yolu sınırlıdır. Koşullar değiştiğinde velayetin değiştirilmesi istenebilir; ancak bu davalar çekişmesiz yargı işi olduğundan bölge adliye mahkemesinin kararı kesindir.
- Kişisel ilişki çocuğun yaşına göre belirlenir. Yargıtay, küçük yaştaki çocuklar için uzun ve yatılı kişisel ilişkiyi çocuğun gelişim dönemine uygun görmeyebilmektedir.
Boşanmanın diğer sonuçları için yoksulluk nafakasına ilişkin Anayasa Mahkemesi kararını ve ziynet eşyalarının paylaşımına ilişkin yazımızı da inceleyebilirsiniz. Büronun bu alandaki çalışmaları hakkında bilgi Boşanma ve Aile Hukuku sayfasında yer almaktadır.
Not: Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve somut dosyanızdaki durumu değerlendirmez. Velayet düzenlemesi her olayda çocuğun yaşı, ebeveynlerin yaşam koşulları ve uzman raporları gibi somut verilere göre ayrı ayrı değerlendirilir; yazıda aktarılan kararlar, benzer görünen bir olayda aynı sonuca ulaşılacağı anlamına gelmez.
