Düğünde takılan bilezikler, çeyrek altınlar ve takı setleri, boşanma sürecinde en sık tartışılan konuların başında gelir. "Takılar kime kalır?", "Eşim bozdurup harcadıysa ne olur?", "Ev alırken kullandık, yine de geri isteyebilir miyim?" soruları, aile mahkemelerinde her gün yeniden sorulur. Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımı son yıllarda önemli ölçüde netleşti; bir noktada ise köklü biçimde değişti.
Bu yazıda Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2025 ve 2026 yıllarında verdiği kararlar ışığında ziynet eşyalarının kime ait olduğunu, ispat yükünün nasıl dağıldığını ve davanın hangi noktalarda kazanılıp kaybedildiğini aktarıyorum.
Özetle: Düğünde takılan takılar kural olarak takıldıkları eşin kişisel malıdır; kadına özgü takılar kadına, erkeğe özgü takılar erkeğe aittir. Takıların kadının elinde olması olağan kabul edildiğinden, kadın bunların erkek tarafından alındığını ispatlamak zorundadır. Erkek ziynetleri aldığını veya bozdurduğunu kabul ederse bu kez geri verilmemek üzere kendisine verildiğini ispatlaması gerekir. Paranın nereye harcandığı, iade borcunu ortadan kaldırmaz.
1. Ziynet eşyası nedir, neden "kişisel mal" sayılır?
Ziynet; altın, gümüş gibi kıymetli madenlerden yapılmış, takılan süs eşyasıdır. Bilezik, kelepçe, kolye, gerdanlık, takı seti, küpe, yüzük ve saat gibi eşyalar uygulamada ziynet olarak kabul edilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 11.12.2025 tarihli, 2025/4787 E., 2025/11126 K. sayılı kararında ziynet eşyasını "evlilik münasebetiyle gelin ve damada verilen hediyeler" olarak tanımlamıştır.
Türk Medeni Kanunu'nun 220. maddesi, eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşyayı ve karşılıksız kazanma yoluyla (örneğin bağışla) elde edilen malvarlığı değerlerini kanun gereği kişisel mal olarak sayar. Düğünde takılan takılar hem hediye niteliğinde olduğu hem de kişisel kullanıma yaradığı için takıldığı eşin kişisel malıdır. Bunun pratik sonucu şudur: ziynet eşyaları, boşanmada edinilmiş mallar gibi yarı yarıya paylaşılmaz; sahibi kimse ona iade edilir.
Mal rejiminin tasfiyesi ve katılma alacağı hakkında ayrıntılı bilgi için Boşanma Sürecinde Mal Kaçırma ve Hukuki Çareler yazımıza bakabilirsiniz.
2. Takılar kime aittir? Yargıtay'ın içtihat değişikliği
Uzun yıllar boyunca uygulanan kural, düğünde kim tarafından, kime takılırsa takılsın bütün takıların kadına bağışlanmış sayılmasıydı. Bu yaklaşım, örneğin Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 11.05.2022 tarihli, 2022/2972 E., 2022/4456 K. sayılı kararında da "Dairemizin yerleşik uygulaması" olarak ifade edilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ise toplumun gelenek ve göreneklerindeki değişimi ve düğünlerde yalnızca kadına özgü takıların değil, yeni kurulan aileye maddî katkı amacıyla başka değerlerin de verildiğini gözeterek içtihadını değiştirmiştir. Daire, yukarıda anılan 11.12.2025 tarihli kararında "ilkesel nitelikteki yeni görüşünü" şu sıralamayla açıklamıştır:
- Anlaşma: Eşler arasında takıların paylaşımı konusunda bir anlaşma varsa, paylaşım bu anlaşmaya göre yapılır.
- Yerel örf ve âdet: Anlaşma yoksa ve yerel bir örf ve âdetin varlığı iddia ve ispat edilirse, bu kurala göre paylaşılır.
- Genel kural: Bunlar da yoksa erkeğe ve kadına takılan, ekonomik değer taşıyan her şey kural olarak kendilerine aittir.
- Cinse özgü takılar: Takılar arasında karşı cinse özgü bir şey varsa (örneğin damada takılmış bir bilezik), o cinse verilmiş sayılır. Özgü olup olmadığı tartışmalıysa bilirkişi incelemesi yapılır; her iki cinse özgü olduğu anlaşılırsa takıldığı eşe ait olur.
- Takı sandığı veya torbası: Sandığa ya da torbaya konulan değerler, bir cinse özgüyse o cinse; her iki cinse özgüyse ortak kabul edilir.
Aynı kararda Daire, erkeğin "takıların ortak olacağı yönünde anlaşmıştık" ve "örf ve âdetimize göre erkek tarafının taktıkları erkekte kalır" iddialarını ispatlayamadığını tespit etmiş; buna rağmen ilk derece mahkemesinin bütün ziynetleri kadına vermesini hatalı bularak, erkeğe takılanlar dışında kalan ve kadına ait olan ziynetlerin bilirkişi yardımıyla belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur.
Bu değişiklik uygulamada önemlidir: Artık her dava için düğün fotoğraf ve görüntülerinden hangi takının kime takıldığının tek tek tespit edilmesi gerekmektedir. Eski içtihada dayanılarak hazırlanan dilekçeler, bu yeni ölçütler karşısında eksik kalabilir.
3. İspat yükü: Takıların kadının elinde olması "olağan" kabul edilir
Ziynet davalarında en belirleyici konu ispattır. Türk Medeni Kanunu m. 6 ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 190 uyarınca kural olarak herkes iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. Ancak bir istisna vardır: hayatın olağan akışına aykırı bir durumu ileri süren taraf, bu iddiasını ispatlamak zorundadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 23.12.2025 tarihli, 2024/10485 E., 2025/11756 K. sayılı kararında bu ilkeyi şöyle açıklamıştır: Hayat deneylerine göre olağan olan, bu tür eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanmasıdır; bunların erkeğin zilyetliğine ve korumasına bırakılması olağana ters düşer. Üstelik ziynetler kolayca saklanabilen ve taşınabilen eşyalardır; evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi her zaman mümkündür. Bu nedenle kadın, ziynetlerin varlığını ve erkek tarafından elinden alındığını ispatlamak zorundadır.
Aynı kararda kadının tanıklarının beyanlarının yalnızca kadından duyduklarına dayandığı, kadının başka bir delil sunamadığı ve yemin deliline de dayanmadığı belirtilerek davanın reddedilmesi gerektiğine hükmedilmiştir. Bu karar, iki önemli dersi bir arada verir: Tanıkların olayı bizzat görmüş olması gerekir ve dava dilekçesinde yemin deliline de mutlaka dayanılmalıdır.
4. Erkek takıları aldığını kabul ederse ispat yükü yer değiştirir
Davaların önemli bir kısmında erkek, ziynetlerin bozdurulduğunu kabul eder; ancak bunların ortak giderlere harcandığını veya kadının rızasıyla verildiğini savunur. Bu durumda tablo değişir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 01.04.2026 tarihli, 2026/790 E., 2026/3460 K. sayılı kararına göre kadın, kişisel malı olan ziynetlerin kendi himayesinden çıkıp erkeğin himayesine girdiğini ispatlamışsa, artık erkek, bunları iade etmekle yükümlü olmadığını ispatlamak zorundadır. Daire bunu borçlar hukukunun genel ilkesine dayandırır: Asıl olan, borçlunun aldığı şeyi geri vermesidir. Ziynetleri harcadığını ikrar eden erkek, bunların geri verilmemek üzere kendisine verildiğini ispatlamalıdır.
Aynı kararda somut olay şöyleydi: Kadın, ziynetlerin varlığını fotoğraflarla ispatlamış; erkek ise ziynetlerin ortak giderler, kadın adına açılan işyeri ve tüp bebek tedavisi için kullanıldığını beyan etmişti. Kadın, iki bileziğin kendi adına açılan işyeri için kullanıldığını kendisi kabul etmişti. Yargıtay, yalnızca bu iki bilezik yönünden davanın reddi gerektiğine, diğer ziynetlerin ise erkek tarafından iade edilmesi gerektiğine karar vermiştir.
5. "Ortak ihtiyaçlara harcadık" savunması yeterli mi?
Kısa cevap: Hayır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 15.05.2025 tarihli, 2025/2400 E., 2025/5136 K. sayılı kararında, ziynetlerin bozdurularak erkek adına taşınmaz alındığı bir olayda açıkça şunu belirtmiştir: Varlığı ve erkeğe verildiği ispatlanan ziynetlerin erkek tarafından ne için harcandığı veya bozdurulduğu, kadının kişisel malının iadesini etkilemez.
Dolayısıyla ziynetlerin düğün borçlarına, kiraya, araç veya ev alımına harcanmış olması tek başına iade yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Erkeğin iade borcundan kurtulabilmesi için, kadının bu ziynetleri geri istemeyecek şekilde, özgür iradesiyle verdiğini ispatlaması gerekir. Bu ispat çoğu zaman tanık beyanlarına dayanır; örneğin kadının "ziynetlerimden vazgeçiyorum, satıp evin kirasını ödeyelim" dediğini doğrudan duyan tanıkların beyanı bu sonucu doğurabilir.
6. Ziynetlerle ev alındıysa: Ziynet davası mı, mal rejimi davası mı?
Ziynetler bozdurularak ortak bir konutun alınmasında ya da kredi borcunun ödenmesinde kullanıldıysa, kadın bu katkıyı iki farklı yoldan talep edebilir: mal rejiminin tasfiyesi kapsamında bir alacak olarak ya da doğrudan ziynetlerin iadesi şeklinde.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 26.03.2025 tarihli, 2024/6598 E., 2025/3100 K. sayılı kararında, evin eşler adına yarı yarıya paylı olarak alındığı ve ziynetlerin kredi borcunun ödenmesi için bozdurulduğu bir olayda bölge adliye mahkemesi, talebin ancak mal rejimi tasfiyesinde tartışılabileceğini kabul ederek davayı reddetmişti. Yargıtay bu kararı bozmuş; kadının seçimlik hakkını ziynetlerin iadesi yönünde kullandığını, bu talebin kişisel malın iadesi niteliğinde olduğunu ve esasa girilerek karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Hangi yolun seçileceği; taşınmazın kimin adına kayıtlı olduğuna, katkının oranına ve ispat imkânlarına göre değişen stratejik bir karardır. Yanlış yolun seçilmesi, davanın uzamasına veya reddine yol açabilir.
7. Aynen iade mi, bedel mi?
Ziynet davalarında talep genellikle "aynen iade, bu mümkün olmazsa bedelinin ödenmesi" şeklinde kurulur. Altın fiyatlarındaki artış dikkate alındığında, hangi tarihteki bedelin esas alınacağı önemli bir meseledir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 14.04.2026 tarihli, 2025/8636 E., 2026/4113 K. sayılı kararına göre, ziynetlerin aynen iadesine karar verildiğinde iade mümkün olmazsa güncel değerin belirlenmesi infaz aşamasında dikkate alınabilir. Mahkemenin, talep aşılarak "aynen iade mümkün olmazsa dava tarihindeki bedelin ödenmesine" şeklinde hüküm kurması bozma nedeni sayılmıştır. Bu nedenle talep sonucunun dava dilekçesinde dikkatle yazılması, ileride değer kaybı yaşanmaması bakımından kritik önemdedir.
8. Zamanaşımı: Ziynet davası ne zamana kadar açılabilir?
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin yukarıda anılan 11.05.2022 tarihli kararına göre ziynet davası, niteliği itibarıyla bir istihkak davasıdır:
- Dava konusu ziynetlerin hâlen mevcut olduğu tespit edilirse uyuşmazlık mülkiyet hakkına dayandığından zamanaşımı söz konusu olmaz.
- Ziynetlerin mevcut olduğu tespit edilemezse talep tazminata dönüşür ve Türk Borçlar Kanunu m. 146'daki on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır.
- Türk Borçlar Kanunu m. 153/3 uyarınca evlilik devam ettiği sürece eşlerin birbirinden olan alacakları için zamanaşımı işlemez; süre ancak evliliğin sona ermesiyle işlemeye başlar.
Buna rağmen davanın beklemeden açılması önerilir; zaman geçtikçe tanıklara ulaşmak, fotoğraf ve görüntüleri bulmak zorlaşır.
9. Ziynet davasında hangi deliller önemlidir?
- Düğün fotoğraf ve videoları: Takıların cinsini, sayısını ve kime takıldığını gösteren en güçlü delildir. Yeni içtihat karşısında hangi takının hangi eşe takıldığının görüntülerden tespiti ayrıca önem kazanmıştır.
- Görgü tanıkları: Takıların erkek veya ailesi tarafından alındığını ya da bozdurulduğunu bizzat gören kişiler. Yalnızca kadından duyduklarını anlatan tanıkların beyanı yeterli görülmeyebilir.
- Yemin delili: Başka delil yetersiz kalırsa karşı tarafa yemin teklif edebilmek için dilekçede yemin deliline dayanılmalıdır.
- Kuyumcu kayıtları, banka hareketleri ve mesajlaşmalar: Bozdurma tarihini, tutarını ve paranın nereye aktarıldığını gösteren belgeler.
- Karşı tarafın dilekçelerindeki beyanlar: Erkeğin takıları bozdurduğunu kabul etmesi, ispat yükünü kendisine geçirebilir.
Uygulamaya dönük çıkarımlar
- Ziynet talebi, boşanma davasıyla birlikte veya ayrı bir dava olarak aile mahkemesinde ileri sürülebilir; talep sonucu "aynen iade, olmazsa bedel" şeklinde ve takıların cinsi, ayarı ve gramı belirtilerek kurulmalıdır.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin yeni ölçütleri karşısında, erkeğe takılan ve takı sandığına konulan değerler ayrıca belirlenmeli; talep yalnızca kadına ait takılarla sınırlandırılmalıdır.
- Delil listesinde fotoğraf ve video kayıtları, görgü tanıkları ve yemin deliline birlikte dayanılmalıdır.
- Erkek taraf için savunmanın odağı, takıların geri verilmemek üzere ve kadının özgür iradesiyle verildiğinin somut delillerle ispatıdır; "ortak ihtiyaca harcandı" savunması tek başına yeterli değildir.
- Ziynetlerle taşınmaz alınmışsa, ziynet iadesi ile mal rejimi tasfiyesi yolları karşılaştırılarak bilinçli bir seçim yapılmalıdır.
Aile hukukundaki diğer konular için Boşanma ve Aile Hukuku sayfamızı ve anlaşmalı boşanma sürecine ilişkin yazımızı inceleyebilirsiniz.
Not: Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve somut dosyanızdaki durumu değerlendirmez. Ziynet davalarında sonuç büyük ölçüde delillerin niteliğine ve talebin doğru kurulmasına bağlıdır; dava açmadan önce bir avukattan destek alınması önerilir.
