Anlaşmalı boşanma, eşlerin boşanmanın sonuçları üzerinde uzlaşarak çoğu zaman tek duruşmada boşanabildiği bir yoldur. Ancak protokol imzalandıktan, hatta mahkeme boşanma kararını verdikten sonra eşlerden biri pişman olabilir: Nafaka miktarının düşük kaldığını, velayet düzenlemesinin çocuğun yararına olmadığını ya da protokolü baskı altında imzaladığını düşünebilir. Bazen de eşler karardan sonra barışır ve boşanmak istemediklerine karar verir.

Bu durumda akla gelen soru şudur: "Anlaşmalı boşanma protokolünden dönülebilir mi?" Bu yazıda, Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin üçüncü fıkrasını, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin güncel kararlarını ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun Aralık 2025 tarihli kararını esas alarak bu sorunun cevabını aktarıyorum.

Özetle: Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre anlaşmalı boşanma kararı kesinleşinceye kadar eşlerin protokoldeki iradelerinden dönmesini engelleyen bir kanun hükmü yoktur. Eşlerden biri usulüne uygun biçimde döndüğünde anlaşmalı boşanma hükmü bütünüyle geçersiz hâle gelir ve dava çekişmeli boşanma davası olarak görülmeye devam eder. Karar kesinleştikten sonra ise protokolden tek taraflı dönmek mümkün değildir; protokoldeki yükümlülükler boşanma hükmünün parçası olur ve icra yoluyla istenebilir. Dönme iradesini açıklarken kullanılan dilekçenin ifadesi de çok önemlidir: Hukuk Genel Kurulu, karşı tarafın açıkça kabul ettiği "davadan vazgeçiyorum" beyanını davanın geri alınması saymış ve bu beyanın sonradan "aldatıldım" denilerek geri alınamayacağına karar vermiştir.

Anlaşmalı boşanma nedir, protokol neyi düzenler?

Anlaşmalı boşanmanın dayanağı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 166. maddesinin üçüncü fıkrasıdır. Bu hükme göre evlilik en az bir yıl sürmüşse, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin açtığı davayı kabul etmesi hâlinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Boşanma kararı verilebilmesi için iki şart daha aranır:

  • Hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi,
  • Boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hakkında tarafların kabul ettiği düzenlemeyi hâkimin uygun bulması.

Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatini gözeterek bu düzenlemede gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir; değişiklikler taraflarca da kabul edilirse boşanmaya karar verilir. Uygulamada "anlaşmalı boşanma protokolü" denilen belge, işte bu düzenlemenin yazılı hâlidir. Protokolde genellikle velayet, çocukla kişisel ilişki (görüş günleri), iştirak ve yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat, ziynet eşyaları, ev eşyaları ve mal paylaşımı gibi konular yer alır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 10.12.2025 tarihli kararında bu protokolleri "boşanmanın fer'î sonuçlarına ilişkin olan ve hâkimin onay şartına bağlanmış özel hukuk sözleşmeleri" olarak nitelendirmiştir. Yani protokol, eşlerin kendi aralarında imzaladıkları anda tam bir bağlayıcılık kazanmaz; hâkimin onayı ve boşanma kararının kesinleşmesiyle hukuki sonuç doğurur. Anlaşmalı boşanma sürecinin genel işleyişi için Anlaşmalı Boşanma Davası Ne Kadar Sürer? başlıklı yazıya da bakabilirsiniz.

Karar kesinleşmeden protokolden dönmek mümkün mü?

Evet. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin uzun süredir tekrarladığı ilkeye göre:

"Anlaşmalı boşanma yönünde oluşan karar kesinleşinceye kadar eşlerin bu yöndeki, diğer bir ifadeyle gerek boşanmanın mali sonuçları, gerekse çocukların durumu hususunda kabul edilen düzenlemeleri kapsayan irade beyanından dönmesini engelleyici yasal bir hüküm bulunmamaktadır."

Bu ilkenin pratik anlamı şudur: Protokol imzalanmış, duruşmada hâkime "boşanmak istiyorum, protokolü kabul ediyorum" denilmiş, hatta mahkeme boşanma kararı vermiş olsa bile, karar kesinleşmediği sürece eşlerden biri anlaşmadan dönebilir. Aktardığım kararlarda dönme için ayrıca haklı bir sebep gösterilmesi aranmamıştır.

Bir kararın "kesinleşmesi", kanun yollarının tükenmesi veya kanun yoluna başvuru süresinin geçmesiyle olur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 345. maddesine göre istinaf yoluna başvuru süresi iki haftadır ve bu süre gerekçeli kararın taraflardan her birine usulen tebliğiyle işlemeye başlar. Dolayısıyla duruşmadan çıkıldıktan sonra da gerekçeli karar tebliğ edilip kanun yolu süresi dolana kadar dönme imkânı vardır. Yargıtay kararlarında dönme iradesinin çoğu zaman kanun yolu başvurusuyla, yani kararın istinaf veya temyiz edilmesiyle ortaya konulduğu görülmektedir.

Dönülünce ne olur? Dava çekişmeli boşanmaya dönüşür

Dönme, boşanma davasını kendiliğinden sona erdirmez. Yargıtay'a göre bu durumda "anlaşmalı boşanma davasının çekişmeli boşanma (TMK md. 166/1-2) olarak görülmesi gerekir." Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 01.04.2026 tarihli kararında bu sonuç şöyle ifade edilmiştir: "Anlaşmanın bozulması ile anlaşmalı boşanma hükmü bütünüyle geçersiz hale gelir."

Yani protokolün yalnızca beğenilmeyen bir maddesinden dönülse bile, örneğin yalnızca nafaka miktarına itiraz edilse bile, anlaşma bir bütün olarak bozulmuş sayılır. Mahkeme bu durumda:

  • Taraflara iddia ve savunmalarını dayandırdıkları vakıaları sıra numarası altında açıkça yazmaları ve her vakıanın delilini göstermeleri için süre verir,
  • Dilekçelerin karşılıklı verilmesini sağlar, ön inceleme yapar ve tahkikata geçer,
  • Tanık, belge ve diğer delilleri toplayarak kusur, nafaka, tazminat ve velayet konularında yeniden karar verir.

Bunun önemli bir sonucu vardır: Çekişmeli boşanmada boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin temelinden sarsıldığının ispatı gerekir ve süreç anlaşmalı boşanmaya göre çok daha uzun sürer. Protokolden dönen eş, kendi lehine daha iyi bir sonuç elde edeceği beklentisiyle hareket ediyorsa, çekişmeli yargılamanın getireceği belirsizliği ve zamanı da hesaba katmalıdır.

Yargıtay kararları ne diyor?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 01.04.2026 tarihli, 2025/8428 E., 2026/3524 K.

Bu dosyada taraflar TMK 166/3 uyarınca boşanmış, karar önce nafakaların başlangıç tarihi ve protokoldeki mal paylaşımına ilişkin bir madde yönünden istinaf edilmiş, ardından kadın tarafından protokolün bir hükmünün kararda yer almaması gerekçesiyle temyiz edilmişti. Yargıtay, kesinleşmemiş anlaşmalı boşanma kararında eşlerin iradeden dönebileceği ilkesini tekrarlamış, anlaşmanın bozulmasıyla anlaşmalı boşanma hükmünün bütünüyle geçersiz hâle geldiğini belirtmiş ve davanın çekişmeli boşanma olarak görülmesi için hem Bölge Adliye Mahkemesi kararını kaldırmış hem de İlk Derece Mahkemesi kararını bozmuştur.

Bu karar, protokolün yalnızca bir maddesine yönelik itirazın bile anlaşmanın tamamını etkileyebileceğini göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Protokolün bir maddesinin karara yansıtılmasını isteyen taraf, sonuçta kendisini çekişmeli bir yargılamanın içinde bulabilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 21.09.2023 tarihli, 2023/6501 E., 2023/4142 K.

Bu dosyada kadın, önce çekişmeli boşanma davası açmış, yargılama sırasında anlaşmalı boşanma protokolü sunmuş; erkek de duruşmada anlaşmalı boşanmayı kabul etmişti. Mahkeme anlaşmalı boşanmaya karar verdi. Kadın vekili temyiz dilekçesinde protokolün baskı altında imzalandığını, karardan sonra tarafların barıştığını, 2020 yılında bir çocuklarının daha olduğunu ve ayrıca yeni bir çekişmeli boşanma davası açıldığını ileri sürdü.

Yargıtay, uyuşmazlığı "davacı kadının anlaşmalı boşanma iradesinden dönüp dönmediği" olarak tanımlamış ve kararı bozmuştur. Bozma gerekçesinde mahkemenin, kadın tarafından açıldığı belirtilen yeni çekişmeli boşanma davasıyla birlikte inceleme yapılmasını da değerlendirmesi gerektiği belirtilmiştir. Karar, kesinleşmemiş anlaşmalı boşanma hükmünden sonra yeniden barışan eşlerin durumunu göstermesi açısından önemlidir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 10.12.2025 tarihli, 2025/464 E., 2025/809 K.

Bu karar, protokolden dönme iradesinin hangi sözlerle açıklandığının ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Olayda taraflar 23.12.2021 tarihinde anlaşmalı olarak boşanmış, karar aynı gün tebliğ edilmişti. Kadın, istinaf süresi içinde verdiği dilekçede "açmış olduğum davamdan vazgeçiyorum" demiş; erkek de aynı tarihli dilekçesinde "eşimin açmış olduğu boşanma davasından vazgeçmeyi ben de kabul ediyorum" diye beyanda bulunmuştu. Mahkeme sonradan kesinleşme şerhini iptal ederek davanın açılmamış sayılmasına karar verdi.

Kadın ise bu dilekçeyi, kararın kesinleşmesi için "istinaftan feragat" dilekçesi olduğunu sanarak imzaladığını, eşi tarafından aldatıldığını ileri sürdü. Özel Daire irade bozukluğu iddiasının araştırılması gerektiğini düşünmüş; ancak Hukuk Genel Kurulu oy çokluğuyla farklı sonuca ulaşmıştır:

  • HMK'nın 123. maddesine göre davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızasıyla davasını geri alabilir ve bu durumda davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.
  • "Davadan vazgeçiyorum" beyanı, karşı tarafın açık kabulüyle birlikte davanın geri alınması olarak değerlendirilmiştir.
  • Davanın geri alınması ve buna verilen açık rıza taraf usul işlemidir; kanunda aksine hüküm yoksa usul işlemleri irade bozukluğu sebebiyle geri alınamaz. Kanun bu imkânı yalnızca feragat, kabul ve sulh için tanımıştır.

Karşı oy yazısında ise dilekçede "feragat" ve "vazgeçme" ifadelerinin birlikte kullanıldığı, "feragat" kelimesinin üzerinin çizildiği, hukukçu olmayan bir kişinin bu kelimelere aynı anlamı yükleyebileceği belirtilerek, hâkimin HMK'nın 31. maddesindeki aydınlatma ödevi çerçevesinde davacıya ne kastettiğini açıklatması gerektiği savunulmuştur. Kurul içinde bu görüşün de dile getirilmiş olması, konunun tartışmalı olduğunu gösteriyor.

Bu kararın uygulamadaki dersi açıktır: Boşanma kararından sonra imzalanan her dilekçenin içeriği dikkatle okunmalıdır. "İstinaf hakkımdan feragat ediyorum" ile "davamdan vazgeçiyorum" bambaşka sonuçlar doğurur. Birincisi kararın kesinleşmesini hızlandırırken, ikincisi davanın açılmamış sayılmasına, yani eşlerin hiç boşanmamış olmasına yol açabilir.

Karar kesinleştikten sonra protokolden dönülebilir mi?

Kural olarak hayır. Yargıtay'ın "karar kesinleşinceye kadar" dönme imkânı tanıyan içtihadı, kesinleşmeden sonra bu imkânın bulunmadığını da ortaya koymaktadır. Kesinleşmeyle birlikte boşanma gerçekleşmiş olur ve protokoldeki düzenlemeler boşanma hükmünün eki hâline gelir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 28.05.2024 tarihli, 2022/11197 E., 2024/3926 K. sayılı kararı bu noktayı iyi açıklıyor. Olayda erkek, anlaşmalı boşanma protokolünde iki ay içinde ortak çocuklar adına 400.000 TL değerini geçmemek üzere bir ev satın alacağını taahhüt etmiş, ancak bu yükümlülüğü yerine getirmemişti. Kadın icra takibi başlattı, erkek itiraz etti ve itirazın iptali davası açıldı. Bölge Adliye Mahkemesi şu tespitlerle davayı kabul etti:

  • Eşler protokolde boşanmanın fer'î sonuçlarının yanında mal paylaşımı, taşınmaz devri, para ödenmesi, hisse devri gibi pek çok konuyu düzenleyebilir.
  • Anlaşmalı boşanma hükmünün kesinleşmesiyle protokolde yüklenilen edimler, boşanmanın fer'î niteliğinde olup olmadığına bakılmaksızın boşanmanın ayrılmaz bir parçası hâline gelir.
  • Bu nedenle protokolden doğan uyuşmazlıklarda protokol hükümleri sıradan özel hukuk sözleşmeleri gibi yorumlanamaz.

Yargıtay, bu kararı usul ve kanuna uygun bularak onamıştır. Bu karar, kesinleşen protokolün sonradan "aslında böyle anlaşmamıştık" denilerek etkisiz bırakılamayacağını ve protokolde üstlenilen yükümlülüklerin hukuki yollarla istenebileceğini gösteriyor.

Kesinleşmeden sonra ortaya çıkan değişiklikler (örneğin tarafların gelir durumunun ciddi biçimde değişmesi) ayrı davalara konu olabilir; ancak bu, protokolden "dönmek" değil, kanunun öngördüğü şartlarla yeni bir talepte bulunmaktır. Böyle bir talebin şartları her olayın kendi koşullarına göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Protokolü baskı altında imzaladım, ne yapabilirim?

TMK 166/3, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesini şart koşar. Bu nedenle duruşmada hâkim size protokolü kendi isteğinizle imzalayıp imzalamadığınızı sorduğunda gerçeği söylemeniz, baskı veya tehdit varsa bunu açıkça belirtmeniz önemlidir.

Karar verilmiş ancak henüz kesinleşmemişse, yukarıda aktarılan içtihat gereği dönme iradesinin kanun yolu süresi içinde açıklanması gerekir. 2023 tarihli kararda da görüldüğü gibi, baskı iddiası ile barışma gibi olgular temyiz dilekçesinde ileri sürülmüş ve Yargıtay dönme iradesini esas alarak kararı bozmuştur. Kesinleşmeden sonra ise "baskı altında imzaladım" iddiasının hangi yolla ve hangi şartlarla ileri sürülebileceği ayrı ve teknik bir değerlendirme gerektirir; bu konuda sürelerin kaçırılmaması belirleyicidir.

Uygulamaya dönük çıkarımlar

  • Protokolü imzalamadan önce her maddeyi (özellikle nafaka, velayet, görüş günleri, ziynet ve mal paylaşımı) dikkatle okuyun. Dönme imkânı olsa da dönmek, çekişmeli ve uzun bir yargılamanın başlaması anlamına gelir.
  • Duruşmada hâkim iradenizi bizzat sorar. Baskı veya tereddüt varsa bunu o anda açıkça söyleyin.
  • Karar kesinleşinceye kadar dönme mümkündür. İstinaf süresi, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftadır (HMK m. 345). Bu süreyi kaçırmamak için tebligatları yakından takip edin.
  • Dönme bütün anlaşmayı etkiler. Protokolün tek bir maddesine itiraz bile anlaşmalı boşanma hükmünü bütünüyle geçersiz kılabilir ve dava çekişmeli boşanmaya dönüşür.
  • Dilekçelerin ifadesine dikkat edin. "İstinaftan feragat", "davadan vazgeçme", "davadan feragat" ve "davanın geri alınması" farklı sonuçlar doğurur. Hukuk Genel Kurulu'na göre karşı tarafın açıkça kabul ettiği geri alma beyanı, sonradan irade bozukluğu ileri sürülerek geri alınamaz.
  • Kesinleşmeden sonra protokoldeki yükümlülükler boşanma hükmünün parçasıdır; yerine getirilmezse icra takibi ve dava yoluyla istenebilir.
  • Barışma hâlinde ne yapılacağı, kararın kesinleşip kesinleşmediğine göre değişir. Kesinleşmiş bir boşanmada "barıştık" demek evliliği geri getirmez.

Aile hukukuna ilişkin diğer konular için Boşanma ve Aile Hukuku sayfamıza, çekişmeli boşanma davasının reddi hâlinde gündeme gelen bir yıllık fiili ayrılık kuralı için Boşanma Davası Reddedildi, Şimdi Ne Olacak? başlıklı yazıya bakabilirsiniz.

Not: Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve somut dosyanızdaki durumu değerlendirmez. Protokolden dönme, kanun yolu süreleri ve dilekçelerin hukuki niteliği her dosyanın kendi koşullarına göre farklı sonuçlar doğurabilir; karar vermeden önce dosyanızın ayrıntılı olarak incelenmesi gerekir.