Bir yol kontrolünde aracınızda ya da üzerinizde az miktarda uyuşturucu madde bulunması, evde yapılan aramada bir miktar esrarın ele geçirilmesi… Bu tür olaylarda verilecek cezayı belirleyen asıl soru, maddenin ne amaçla bulundurulduğudur. Aynı miktar madde, bir dosyada "kullanmak için bulundurma" suçu olarak kabul edilip kamu davası açılmasının ertelenmesiyle sonuçlanabilirken, başka bir dosyada "uyuşturucu ticareti" sayılarak on yıldan az olmamak üzere hapis cezasına konu olabilir.

Bu yazıda, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 188. ve 191. maddeleri arasındaki bu kritik ayrımı; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun belirlediği ölçütleri ve Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2025–2026 yıllarında verdiği, bir kısmı bozma bir kısmı onama ile sonuçlanan kararları esas alarak aktarıyorum.

Özetle: Uyuşturucu madde bulundurmanın kullanma amacına mı yoksa ticarete mi yönelik olduğu belirlenirken Yargıtay üç temel ölçüte bakar: (1) maddenin başkasına satılması, devredilmesi veya tedarik edilmesine yönelik bir davranışın bulunup bulunmadığı, (2) maddenin bulundurulduğu yer ve biçimi (eşit tartılmış küçük paketler, hassas terazi, ambalaj malzemesi gibi), (3) maddenin çeşidi ve miktarı. Satış veya devre dair delil bulunmayan, kişisel kullanım sınırında kalan ve kullanıcılığı tıbbi tetkikle desteklenen olaylarda Yargıtay ticaret mahkûmiyetlerini bozmaktadır. Ancak maddenin saklanış biçimi, farklı türde maddelerin birlikte bulunması veya hassas terazi gibi unsurlarda dairede karşı oylar bulunduğu ve sonucun her dosyanın delillerine göre değiştiği görülmektedir.

İki suç arasındaki fark neden bu kadar önemli?

TCK m. 191/1'e göre kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden, bulunduran ya da kullanan kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Buna karşılık TCK m. 188/3'e göre uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Madde bir çocuğa verilmiş veya satılmışsa hapis cezası on beş yıldan az olamaz.

Ceza bazı hâllerde daha da artar: Maddenin eroin, kokain, morfin, bazmorfin, sentetik kannabinoid ve türevleri, sentetik katinon ve türevleri, sentetik opioid ve türevleri veya amfetamin ve türevleri olması ya da fiilin okul, yurt, hastane gibi yerlere iki yüz metreden yakın umumi yerlerde işlenmesi hâlinde ceza yarı oranında artırılır (TCK m. 188/4).

Dikkat edilirse "bulundurma" fiili her iki maddede de yer almaktadır. Ceza Genel Kurulunun ifadesiyle, bulundurma eyleminin hangi suçu oluşturduğunun tespitinde belirgin rol oynayan husus bulundurmanın amacıdır. Bu nedenle uygulamada savunmanın ağırlık merkezi çoğu zaman bu amacın ispatı üzerinde toplanır.

Kullanmak için bulundurma suçunda kamu davasının açılmasının ertelenmesi

TCK m. 191, kullanıcıya yönelik olarak cezalandırmadan çok tedavi ve denetim odaklı bir sistem kurmuştur:

  • Soruşturmada şüpheli hakkında, Ceza Muhakemesi Kanunu m. 171'deki şartlar aranmaksızın beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir (TCK m. 191/2).
  • Erteleme süresince şüpheli hakkında en az bir yıl denetimli serbestlik tedbiri uygulanır; bu süre altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Gerekirse kişi tedaviye tabi tutulur ve madde kullanıp kullanmadığının tespiti için yılda en az iki kez ilgili kuruma sevk edilir (TCK m. 191/3).
  • Kişi yükümlülüklere uymamakta ısrar eder, yeniden madde satın alır, bulundurur veya kullanırsa hakkında kamu davası açılır (TCK m. 191/4).
  • Erteleme süresi yükümlülüklere uygun geçirilirse kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir (TCK m. 191/7).
  • Kamu davası açıldıktan sonra suçun tekrar işlendiği iddiasıyla başlatılan soruşturmalarda yeniden erteleme kararı verilemez (TCK m. 191/6).

Önemli bir ayrıntı daha vardır: Uyuşturucu ticareti (TCK m. 188) veya kullanılmasını kolaylaştırma (TCK m. 190) iddiasıyla yürütülen kovuşturmada suçun münhasıran kullanmak için bulundurma kapsamında kaldığı anlaşılırsa, sanık hakkında bu madde çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir (TCK m. 191/8). Yani ticaret iddiasıyla yargılanan kişi için suç vasfının değişmesi, hem ceza aralığını hem de infaz sonuçlarını kökten değiştirir.

Yargıtay'ın ayrım ölçütleri

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.03.2023 tarihli, 2022/252 E., 2023/153 K. sayılı kararında, Kurulun 15.06.2004 tarihli ve 06.03.2012 tarihli kararlarına atıfla, öğreti ve uygulamada kabul görmüş ölçütler şöyle açıklanmıştır:

1. Satış, devir veya tedarik davranışı

İlk ölçüt, failin bulundurduğu maddeyi başkasına satma, devretme veya tedarik etme yönünde herhangi bir davranış içine girip girmediğidir. Alıcı beyanları, fotoğraf teşhisi, fiziki takip veya iletişim kayıtları bu ölçüt bakımından değerlendirilen deliller arasındadır.

2. Bulundurulduğu yer ve biçim

Kişisel kullanım için madde bulunduran kimse, bunu genellikle kolayca erişebileceği bir yerde, örneğin evinde veya iş yerinde tutar. Buna karşılık maddenin ev veya iş yerinden uzakta, çıkarılıp alınması güç depo, mağara, samanlık gibi yerlerde gizlenmesi kullanma dışında bir amaca işaret edebilir. Maddenin çok sayıda özenle hazırlanmış küçük paketçikler hâlinde olması, her pakete hassas tartımla aynı miktarın konulması, yakınında hassas terazi ve paketleme malzemesi bulunması da kullanım dışı amaç için önemli bir belirti olarak kabul edilir.

3. Maddenin çeşidi ve miktarı

Kullanıcı genellikle bir ya da benzer etki gösteren iki değişik madde bulundurur; farklı etkilere sahip eroin, kokain, esrar ve amfetamin içeren tabletlerin birlikte bulundurulması satış amacına işaret edebilir. Kişisel kullanım miktarı kişiye ve maddenin niteliğine göre değişmekle birlikte, kararda Adli Tıp Kurumu mütalaalarına göre esrar kullananların her defasında 1–1,5 gram olmak üzere günde üç kez tüketebildikleri ve birkaç aylık ihtiyaçlarını ihtiyaten bulundurabildikleri belirtilmiş; bu olağan süre içinde tüketilebilecek miktarın üzerindeki esrarın kişisel kullanım amacına yönelik olmadığının kabul edilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Ceza Genel Kurulu bu somut olayda, tanıkların soruşturma aşamasında maddeleri sanıktan satın aldıklarını söylemeleri, fotoğraf teşhisinin tutanak düzenleyicisi tarafından mahkemede doğrulanması ve sanığın evinde uyarıcı tabletlerin ele geçirilmesi karşısında, tanıkların sonradan beyanlarından dönmesine itibar etmeyerek ticaret mahkûmiyetini oy çokluğuyla onaylamıştır. Kararda dört üyenin karşı oyu bulunmaktadır. Bu karar, miktar küçük olsa bile satışa ilişkin başka deliller varsa eylemin ticaret sayılabileceğini göstermesi bakımından önemlidir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin güncel kararları

Ticaret mahkûmiyetinin bozulduğu kararlar

Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 25.02.2026 tarihli, 2025/10045 E., 2026/2713 K. sayılı kararında, ihbar veya istihbari bilgi olmaksızın yol kontrolünde durdurulan sanığın üzerinde fişeklenmiş, kişisel kullanım sınırında bir madde ve araçta amfetamin türevi haplar ele geçirilmişti. Daire; maddeleri satmak veya başkasına vermek gibi kullanma dışı bir amaçla bulundurduğuna dair delil bulunmadığını, maddelerin kişisel kullanım sınırında kaldığını belirterek eylemin kullanmak için bulundurma suçunu oluşturduğuna, ticaretten kurulan hükmün hukuka aykırı olduğuna oy birliğiyle karar vermiş ve sanığın tahliyesine hükmetmiştir.

Aynı Dairenin 06.01.2026 tarihli, 2024/26356 E., 2026/210 K. sayılı kararında ise istihbari bilgi üzerine sanığın evinde, odunluğunda ve aracında yapılan aramalarda bir kısmı toplu hâlde, bir kısmı paketlenmiş kenevir ile pregabalin içeren kapsüller ele geçirilmişti. Daire, satışa veya başkasına vermeye ilişkin delil elde edilemediğini ve maddelerin kişisel kullanım sınırında kaldığını belirterek ticaret mahkûmiyetini oy birliğiyle bozmuştur. Bu karar, istihbari bilgi bulunması ve maddenin bir kısmının paketli olmasının tek başına ticaret kabulü için yeterli görülmediğini göstermektedir.

Ticaret mahkûmiyetinin onandığı, karşı oylu kararlar

Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 12.03.2025 tarihli, 2024/3863 E., 2025/2014 K. sayılı kararında, önleme araması sırasında durdurulan yolcu otobüsünde sanığın beline streç filmle sarılı hâlde kubar esrar ve cebinde bir fişek esrar ele geçirilmişti. Daire çoğunluğu, maddenin saklandığı yeri ve sanığın hayatın olağan akışına aykırı bulunan savunmasını gözeterek ticaret mahkûmiyetini onamıştır. Karşı oyda ise ele geçen yaklaşık 81 gram esrarın kullanım sınırı içinde kaldığı, sanığın kanında esrar tespit edildiği, hassas terazi veya paketleme malzemesi bulunmadığı ve maddenin toplu hâlde ele geçirildiği belirtilerek eylemin kullanmak için bulundurma olduğu savunulmuştur.

Aynı Dairenin 27.11.2025 tarihli, 2024/20007 E., 2025/9461 K. sayılı kararında, kolluktan kaçarken yakalanan sanığın üzerinde metamfetamin kalıntılı hassas terazi ile az miktarda metamfetamin, esrar ve sentetik kannabinoid ele geçirilmişti. Daire çoğunluğu; yakalanış şekli, hassas terazi ve maddelerin çeşitliliği ile sanığın kanında ele geçen maddelerden yalnızca birine rastlandığı gerekçesiyle ticaret mahkûmiyetini onamıştır. Karşı oyda ise miktarların kullanım sınırında kaldığı, sanığın kanında amfetamin ve metamfetamin tespit edildiği ve hassas terazinin tek başına ticaret delili sayılamayacağı ileri sürülmüştür.

Kararların değerlendirmesi

Bu kararlar birlikte okunduğunda şu sonuçlara ulaşmak mümkündür:

  • Miktar tek başına belirleyici değildir. Küçük miktarlarda da satışa ilişkin tanık beyanı veya teşhis gibi deliller varsa ticaret kabul edilebilmektedir (Ceza Genel Kurulu, 2023/153 K.). Buna karşılık kişisel kullanım sınırında kalan ve satışa dair başka delil bulunmayan olaylarda Daire ticaret hükümlerini bozmaktadır.
  • Satış veya devir delilinin yokluğu güçlü bir savunma unsurudur. Bozma kararlarının ortak gerekçesi, maddeyi başkasına sattığına veya verdiğine dair delil elde edilememesidir.
  • Saklanış biçimi ve hassas terazi tartışmalıdır. Maddenin bedene sarılarak taşınması veya hassas terazi bulunması çoğunluk tarafından ticaret lehine yorumlanabilmekte; ancak karşı oylar bu unsurların tek başına yeterli olmadığını vurgulamaktadır.
  • Tıbbi tetkik sonuçları önem taşır. Kanda veya idrarda ele geçen maddeyle uyumlu bulguların bulunması kullanıcılık savunmasını desteklerken, tetkikte bulunmayan maddelerin ele geçirilmesi bu savunmayı zayıflatabilmektedir.

Uygulamaya dönük çıkarımlar

  • İlk ifade belirleyici olabilir. Maddenin kime ait olduğu, nereden ve ne amaçla edinildiği konusundaki ilk beyanlar dosyanın tamamını etkiler; ifadenin müdafi huzurunda ve dikkatle verilmesi önemlidir.
  • Kullanıcılığın tıbbi tespiti istenmelidir. Kan ve idrar tahlilinin zamanında yapılması ve sonuçların ele geçen maddeyle karşılaştırılması, kullanma amacının ispatında önemli bir rol oynar.
  • Arama ve ele geçirme tutanakları dikkatle incelenmelidir. Maddenin paketlenme biçimi, net miktarı, ele geçirildiği yer, hassas terazi ve ambalaj malzemesinin bulunup bulunmadığı tutanaklarda ve kriminal raporda açıkça yer almalıdır.
  • Telefon incelemesi ve iletişim kayıtları iki yönlü sonuç doğurur. Satışa ilişkin yazışmalar ticaret iddiasını güçlendirirken, incelemede suç deliline rastlanmaması savunma lehine değerlendirilebilmektedir.
  • Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı sonrasında yükümlülüklere uyun. Denetimli serbestlik ve tedavi yükümlülüklerinin ihlali ya da yeniden madde kullanımı kamu davası açılmasına yol açar ve ikinci kez erteleme imkânı tanınmaz.
  • Ticaret iddiasıyla yargılanıyorsanız suç vasfı tartışılmalıdır. Suçun münhasıran kullanmak için bulundurma kapsamında kaldığının anlaşılması, TCK m. 191/8 uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonucunu doğurur.

Ceza soruşturması ve kovuşturması süreçleriyle ilgili genel bilgi için ceza hukuku sayfamıza, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumundaki son değişiklikler için ise HAGB'ye ilişkin yazımıza bakabilirsiniz.

Not: Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve somut dosyanızdaki durumu değerlendirmez. Bir eylemin kullanmak için bulundurma mı yoksa uyuşturucu ticareti mi sayılacağı; ele geçen maddenin türü ve miktarına, ele geçirilme koşullarına, tıbbi tetkik sonuçlarına ve dosyadaki diğer delillere göre değişir. Savunma haklarınızı etkin biçimde kullanabilmek için dosyanıza özgü hukuki değerlendirme almanız yerinde olacaktır.