Bir akşam yemeğinde içilen bir iki kadeh içkinin ardından direksiyona geçen sürücülerin, trafik kontrolünde alkolmetreye üfledikten sonra en çok sorduğu soru şudur: "Bu yalnızca para cezası mı, yoksa hakkımda ceza davası da açılır mı?" Cevap, ölçülen promil değerine, kaza olup olmadığına ve kullanılan aracın türüne göre değişir. Aynı olayda hem trafik idari para cezası hem de ceza davası gündeme gelebilir.

Bu yazıda Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 48. maddesindeki promil sınırlarını, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 179. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu ve Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2023–2026 yıllarında verdiği kararları esas alarak alkollü araç kullanmanın hangi durumda suç sayıldığını aktarıyorum. 4 Haziran 2025'te yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'la bu suçun cezasının değiştiğini de özellikle belirtmek gerekir.

Özetle: Hususi otomobil sürücüsü için 0.50 promilin üzerinde alkollü araç kullanmak, kaza olmasa bile idari para cezası ve sürücü belgesinin geri alınması sonucunu doğurur (KTK m. 48/5). Ölçülen değer 1.00 promilin üzerindeyse ayrıca TCK m. 179/3'teki suç oluşur (KTK m. 48/6). Hususi otomobilde 0.50, diğer araçlarda 0.20 promilin üzerinde alkollüyken kazaya sebebiyet verilmesi hâlinde de ceza hükümleri uygulanır (KTK m. 48/7). Suçun cezası 7550 sayılı Kanun'la "altı aydan iki yıla kadar hapis" olarak yeniden belirlenmiştir. Kazada biri yaralanmışsa Yargıtay, kural olarak yalnızca taksirle yaralama suçundan ceza verilmesi gerektiğini kabul etmektedir.

Promil nedir, nasıl ölçülür?

Promil, kandaki alkol yoğunluğunu gösteren ölçü birimidir; "binde" anlamına gelir. Trafik kontrollerinde kolluk, alkol miktarını teknik cihazlarla (alkolmetre) tespit eder (KTK m. 48/2). Sürücünün yaralanmalı, ölümlü ya da kolluğun müdahil olduğu maddi hasarlı bir kazaya karışması hâlinde bu ölçüm zorunludur. Cihazla yapılan ölçüme itiraz eden veya ölçüm yapılmasına izin vermeyen sürücüler en yakın adli tıp kurumuna ya da sağlık kuruluşuna götürülür ve alkol tespiti için vücutlarından kan, tükürük veya idrar gibi örnekler alınır (KTK m. 48/3). Kazada sürücü üfleyemeyecek kadar yaralanmışsa da aynı yol izlenir (KTK m. 48/4).

Uygulamada sık karşılaşılan bir durum, ölçümün olaydan bir süre sonra hastanede yapılmasıdır. Kandaki alkol zamanla azaldığı için mahkemeler, ölçüm saati ile olay saati arasındaki farkı dikkate alarak olay anındaki değeri geriye doğru hesaplayabilmektedir. Aşağıda aktaracağım bir kararda Yargıtay, bu hesabı açıkça kabul etmiştir.

Kanundaki üç eşik: 0.50, 1.00 ve kaza hâli

KTK m. 48, alkollü araç kullanmayı birbirinden farklı sonuçlara bağlayan kademeli bir sistem öngörür:

DurumSonuçDayanak
Hususi otomobilde 0.50 promilin üzerinde alkollü araç kullanmaİdari para cezası ve sürücü belgesinin altı ay süreyle geri alınması (fiil ayrıca suç oluştursa bile)KTK m. 48/5
1.00 promilin üzerinde alkollü olduğunun tespitiAyrıca TCK m. 179/3 uygulanır; ceza soruşturması başlarKTK m. 48/6
Hususi otomobilde 0.50, diğer araçlarda 0.20 promilin üzerinde alkollüyken kazaya sebebiyet vermeAyrıca Türk Ceza Kanunu'nun ilgili hükümleri uygulanırKTK m. 48/7
Kolluğun ölçüm yapmasına izin vermemeAğır idari para cezası ve sürücü belgesinin beş yıl süreyle geri alınmasıKTK m. 48/9

İdari yaptırımlar, beş yıl içinde tekrarlanan ihlallerde ağırlaşır: ikinci ihlalde sürücü belgesi iki yıl, üçüncü ve sonraki ihlallerde her seferinde beş yıl süreyle geri alınır (KTK m. 48/5). Hususi otomobil dışındaki araçlarda (örneğin ticari taksi, otobüs, kamyon) promil sınırı çok daha düşüktür. Ölçüm yaptırmama hâlini düzenleyen dokuzuncu fıkra ise 12 Şubat 2026 tarihli 7574 sayılı Kanun'la yeniden düzenlenmiştir; "üflemezsem ceza almam" düşüncesi, mevcut düzenleme karşısında sürücü aleyhine sonuç doğurur.

Burada önemli bir ayrıma dikkat çekmek gerekir: idari para cezası ve sürücü belgesinin geri alınması, kolluk tarafından uygulanan idari yaptırımlardır. TCK m. 179/3'teki suç ise savcılık soruşturması ve asliye ceza mahkemesinde yargılama gerektirir. İki süreç birbirinden bağımsız yürür; birinde verilen karar diğerini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu ve 2025 değişikliği

TCK m. 179/3'ün güncel metni şöyledir: "Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."

Bu fıkra, 4 Haziran 2025 tarihli 7550 sayılı Kanun'un 12. maddesiyle değiştirilmiştir. Değişiklikten önce üçüncü fıkra, cezayı ikinci fıkraya yollama yaparak belirliyordu; o dönemde uygulanan ceza aralığı "üç aydan iki yıla kadar hapis" idi. Değişiklikle alt sınır altı aya yükseltilmiştir. Suçun işlendiği tarihte yürürlükte olan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanun farklıysa failin lehine olan kanun uygulanır (TCK m. 7/2). Bu nedenle 4 Haziran 2025'ten önce işlenmiş fiillerde, eski düzenlemenin daha lehe olup olmadığı somut olarak değerlendirilmelidir.

Suç bir "tehlike suçu"dur; yani bir kazanın meydana gelmesi veya birinin zarar görmesi gerekmez. Alkolün etkisiyle emniyetli araç kullanamayacak hâlde direksiyona geçilmesi yeterlidir. Kanun metni belirli bir promil eşiğinden söz etmez; eşikleri KTK m. 48'in altıncı ve yedinci fıkraları belirler. Uygulamada mahkemeler, 1.00 promilin üzerindeki değerlerde güvenli sürüş yeteneğinin bilimsel olarak ortadan kalktığını kabul etmekte ve ayrıca nörolojik muayene raporu aramamaktadır.

Hükmedilen ceza bir yıl veya daha az süreli ise "kısa süreli hapis cezası"dır (TCK m. 49/2) ve kanundaki koşullar varsa adli para cezası gibi seçenek yaptırımlara çevrilebilir (TCK m. 50/1). Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ise ayrı şartlara bağlıdır; bu kurumda 2026'da yapılan değişiklikleri HAGB değişikliğine ilişkin yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık.

Yargıtay'ın ölçütleri: Kararların değerlendirmesi

1. 1.00 promilin üzerindeki değer suçun oluşması için yeterlidir

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 26.02.2025 tarihli, 2024/4030 E., 2025/2081 K. sayılı kararına konu olayda sürücü, aşırı hızla ve tehlikeli biçimde araç kullanırken durdurulmuş, alkolmetre ölçümünü reddetmiş, hastanede yapılan muayenede 1,76 promil alkollü olduğu belirlenmişti. İlk derece mahkemesi, sanığın ikrarı dışında yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı vermiş, Daire'nin bozma kararına rağmen beraat kararında ısrar etmişti. Daire, KTK m. 48/6 uyarınca 1.00 promilin üzerinde alkol alındıktan sonra araç kullanılmasının suçun oluşması için yeterli olduğunu, doktor raporuyla tespit edilen 1,76 promil değeri karşısında suçun yasal unsurlarının oluştuğunu belirterek beraat kararını yeniden bozmuştur. Bu karar, ölçümü reddetmenin hastanede yapılan tespitle sonuç doğurmaya devam ettiğini de göstermektedir.

2. 1.00 promilin altında da kaza hâlinde suç oluşabilir

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 20.09.2023 tarihli, 2022/9864 E., 2023/3174 K. sayılı kararında sürücü, gece vakti direksiyon hâkimiyetini kaybederek bariyerlere çarpmış, tek taraflı kaza yapmış ve 0,84 promil alkollü olduğu tespit edilmişti. İlk derece mahkemesi, Adli Tıp Kurumu raporlarına dayanarak 1.00 promilin altındaki değerlerde denge ve refleks gibi nörolojik muayenelerin yapılması gerektiğini, bunlar yapılmadığı için suçun şüpheli kaldığını kabul etmiş ve beraat kararı vermişti. Yargıtay ise KTK m. 48/7 uyarınca hususi otomobilde 0.50 promilin üzerinde alkollüyken kazaya sebebiyet verilmesi hâlinde suçun yasal unsurlarının oluştuğunu belirterek beraat kararını bozmuştur.

Aynı yaklaşım, Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 08.03.2023 tarihli, 2022/3119 E., 2023/711 K. sayılı kararında da görülür. Kazadan sonra hastanede alınan kanda 0,651 promil alkol tespit edilen ve kazaya sebebiyet veren sürücü hakkında verilen beraat kararı, KTK m. 48/7 gerekçesiyle bozulmuştur.

3. Geç yapılan ölçümde geriye dönük hesap

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 08.02.2023 tarihli, 2022/8323 E., 2023/330 K. sayılı kararında sürücü, kavşakta kontrolsüz manevra yaparak maddi hasarlı kazaya sebebiyet vermişti. Kazadan 1 saat 39 dakika sonra düzenlenen doktor raporunda 0,44 promil alkol tespit edilmişti. Savunma, bu değerin 1.00 promilin altında olduğunu ileri sürerek beraat istemiştir. Daire, Adli Tıp uygulamalarına göre kişiden kişiye farklılık göstermekle birlikte kandaki alkolün saatte ortalama 0,15 promil azaldığının kabul edilmesi gerektiğini, buna göre sürücünün kaza anında yaklaşık 0,69 promil alkollü olduğunu ve KTK m. 48/7 kapsamında suçun oluştuğunu kabul etmiştir. Aynı kararda Daire, hükmedilen kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrildiğinin hüküm fıkrasında gösterilmemesini hukuka aykırı bulmuş ve hükmü bu yönden düzelterek onamıştır.

4. Kazada biri yaralanırsa hangi suçtan ceza verilir?

Alkollü sürücünün sebep olduğu kazada başkalarının yaralanması, uygulamada iki suçun birlikte gündeme gelmesine yol açar: trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve taksirle yaralama. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 14.11.2023 tarihli, 2023/4883 E., 2023/5002 K. sayılı kararında 1,61 promil alkollüyken önündeki araca arkadan çarparak dört kişinin yaralanmasına neden olan sürücü, ilk derece mahkemesince her iki suçtan cezalandırılmıştı. Daire, kanun yararına bozma istemi üzerine verdiği kararda, tehlikeli eylemin zarara yol açması hâlinde cezaların ağırlığının değil "zarar suçu–tehlike suçu" ölçütünün esas alınacağını belirtmiştir. Buna göre taksirle yaralama suçundan ceza verilebiliyorsa yalnızca bu suçtan ceza verilmeli, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan "hüküm kurulmasına yer olmadığına" karar verilmelidir. Şikâyetin bulunmaması, şikâyetten vazgeçilmesi veya uzlaşma nedeniyle taksirle yaralama suçundan ceza verilemiyorsa, bu kez TCK m. 179 uygulanır.

Bu ilkenin pratik sonucu şudur: Yaralanan kişinin şikâyetinden vazgeçmesi veya uzlaşma sağlanması, alkollü sürücü hakkındaki ceza davasını kendiliğinden sona erdirmez; dosya trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu yönünden devam eder.

5. Alkollü olmak kazada kendiliğinden kusur anlamına gelmez

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 02.03.2026 tarihli, 2024/1733 E., 2026/2020 K. sayılı kararı, sık yapılan bir varsayımı sınırlar. Olayda 1,31 promil alkollü sürücü kendi şeridinde ilerlerken, karşı yönden şeridine giren ehliyetsiz bir motosiklet sürücüsüyle çarpışmış, motosiklet sürücüsü ağır yaralanmıştı. Bölge adliye mahkemesi, sürücünün kazayı önlemeye yönelik alabileceği bir önlem bulunmadığını kabul ederek taksirle yaralama suçundan beraatine, 1,31 promil alkollü olması nedeniyle ise trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan hapis cezasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermişti. Yargıtay, katılanın beraat kararına yönelik temyizini oy çokluğuyla reddederek kararı onamıştır. Karşı oy yazısında ise 1,31 promil alkollü sürücünün güvenli sürüş yeteneğine sahip olmadığı, bu nedenle kazada kusurunun bulunduğu görüşü savunulmuştur. Bu karar, alkollü olmanın kazadaki kusuru otomatik olarak belirlemediğini; ancak kazada kusur bulunmasa bile alkollü araç kullanmanın ayrı bir suç olarak cezalandırılabildiğini göstermektedir. Konu Daire içinde tartışmalıdır.

Uygulamaya dönük çıkarımlar

  • Ölçüm belgelerini saklayın. Alkolmetre çıktısı, alkol tespit tutanağı ve varsa hastane raporu, hem idari para cezasına itirazda hem ceza davasında temel delildir. Ölçüm saati ile olay saati arasındaki fark özellikle önemlidir.
  • Ölçümü reddetmek koruma sağlamaz. Kazaya karışan sürücüden kan veya benzeri örnek alınabilir; ölçüm yaptırmamanın kendisi de ağır idari yaptırıma bağlanmıştır.
  • Promil değerinin hangi eşiğin üzerinde olduğu belirleyicidir. 1.00 promilin üzerindeki değerlerde Yargıtay suçun oluştuğunu kabul etmektedir. 0.50–1.00 arasında ise kaza olup olmadığı sonucu değiştirir.
  • Olay tarihini kontrol edin. 4 Haziran 2025'ten önce işlenen fiillerde, ceza aralığı bakımından lehe kanun karşılaştırması yapılmalıdır.
  • Yaralanmalı kazalarda iki suç birlikte cezalandırılmamalıdır. Taksirle yaralamadan ceza verilmişse, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan ayrıca mahkûmiyet kurulamayacağı Yargıtay'ın yerleşik görüşüdür.
  • Kusur ayrı incelenir. Alkollü olmak kazada kusuru tek başına ispatlamaz; bilirkişi raporu ve kaza tespit tutanağı ayrıca değerlendirilir.
  • İdari ve cezai süreçleri ayrı takip edin. İdari yaptırımlar ile ceza soruşturması ve kovuşturması birbirinden bağımsız yürür; her birinin kendi başvuru yolları ve süreleri vardır.

Ceza yargılamasının genel işleyişi ve büronun bu alandaki çalışmaları hakkında bilgi Ceza Hukuku sayfasında yer almaktadır.

Not: Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve somut dosyanızdaki durumu değerlendirmez. Alkollü araç kullanma dosyalarında sonuç; ölçüm yöntemine ve saatine, kaza olup olmadığına, aracın türüne, suç tarihine ve sürücünün geçmiş kayıtlarına göre değişir. Yazıda aktarılan kararlar, benzer görünen bir olayda aynı sonuca ulaşılacağı anlamına gelmez.